İçeriğe geç

İhanet 101

Bölüm 5 · 3 dk okuma

İhanet 101

Bölüm 5

GECEYİ YAKAN KIVILCIM

Sileceklerin arasına sıkıştırılmış o siyah zarf, Elif’in arabasının camında adeta sinsi bir akrep gibi duruyordu. Dışarıdaki soğuk akşam rüzgârı sokak lambalarının ışığını titretirken, genç kadının damarlarındaki kanın buz kestiğini hissetti. Selim’in pes ettiğini sanmakla ne kadar büyük bir yanılgıya düştüğünü o an fark etmişti. Adam, köşeye sıkıştıkça daha da tehlikeli bir canavara dönüşüyordu.

Elif, parmakları hafifçe titreyerek zarfi çekti ve açtı. İçinden çıkan kalın karton kağıdın üzerinde, Selim’in o keskin, kendinden emin el yazısıyla yazılmış tek bir cümle vardı:

"Beni bu kadar kolay alt edebileceğini mi sandın, küçük meleğim? Oyun yeni başlıyor."

Gözlerinde öfkeden şimşekler çakan Elif, kartı buruşturarak çantasının derinliklerine fırlattı. Direksiyona geçip motoru çalıştırdığında, kalbi göğüs kafesini dövüyordu. Korku mu? Hayır, bu artık korku değil, kontrolden çıkmış saf bir öfkeydi. Selim onunla kedi fare oyunu oynadığını sanıyordu; ama o kedinin pençelerini ne zaman söküp alacağını henüz bilmiyordu.

Arabasını hızla otoparktan çıkarıp doğrudan Selim’in lüks rezidansına doğru sürdü. Şehrin neon ışıkları camdan hızla akıp geçerken zihnindeki planlar birbiri ardına çarpışıyordu. Merve’yi şirketten attırmış, Selim’in hesaplarına blokaj koydurmuştu ama bu adamın hala saklandığı delikler, yeraltındaki karanlık bağlantıları vardı. Onu tamamen bitirmek için, kendi elleriyle kazdığı o tuzağın tam ortasına inmesi gerekiyordu.

Yarım saat sonra rezidansın önüne geldiğinde, güvenlik görevlileri onu çoktan tanıdığı için geçmesine izin verdi. Asansör kabini en üst kata çıkarken, içindeki metalik sessizlik Elif’in kulaklarında uğulduyordu. Kapı açıldığında, Selim’in dairesinin dış kapısının aralık olduğunu gördü.

İçeriden hafif bir caz müziği sesi geliyordu.

Elif, nefesini tutarak yavaşça içeri adım attı. Salonun loş ışığında, Selim elinde viski kadehiyle balkon kapısının önünde duruyordu. Sırtı dönüktü; ama Elif’in içeri girdiğini sezmiş gibi hafifçe gülümseyerek başını çevirdi.

"Geleceğini biliyordum, Elif," dedi Selim, sesindeki o kadife ton odayı doldururken. Kadehini masaya bıraktı ve yavaşça ona doğru döndü. Üzerindeki beyaz gömleğin üst düğmeleri açıktı, yüzünde ise ne bir pişmanlık ne de bir panik izi vardı; aksine, gözlerinde tehlikeli bir hayranlık pırıltısı parlıyordu.

Elif, adımlarını kararlılıkla atarak salonun ortasında durdu. Çantasından çıkardığı o buruşuk notu Selim’in ayağının dibine fırlattı.

"Oyun bitti Selim," dedi sesi buz gibi bir kararlılıkla. "Hesapların donduruldu, şirketindeki ortakların seni tek tek sildi. Elinde ne param ne de saklanacak bir yerin kaldı. Daha neyin kafasını yaşıyorsun?"

Selim, gülümseyerek eğildi ve yerde duran kağıt parçasını aldı. Yavaşça Elif’e doğru yaklaşmaya başladı. Aralarındaki mesafe azaldıkça, Selim’in o ağır, baharatlı parfümü Elif’in nefesini tıkamaya başladı.

"Paranın, şirketlerin veya mülklerin bir önemi olduğunu mu sanıyorsun, Elif?" diye fısıldadı Selim, onun hemen önünde durarak. Gözlerini Elif’in gözlerinden bir an olsun ayırmıyordu. "Sen beni sadece finansal bir düşman olarak gördün. Oysa ben, senin o kalbinin en derinindeki karanlığı uyandırmak için buradayım."

Elif geri çekilmek istedi ama Selim’in eli ani bir hareketle belini kavradı ve onu kendine doğru çekti. Aralarındaki o nefes kesici yakınlık, Elif’in sinir sistemini altüst etti. Öfkesi ile içindeki o bastırılmış tutku birbirine karışırken, genç kadın ne yapacağını bilemez hâlde kaldı.

"Bırak beni!" diye tısladı Elif, ama sesi o kadar da kararlı çıkmamıştı.

Selim, diğer elini parmaklarının arasına dolayarak yüzüne yaklaştı. Gözlerinde okunamayan, karanlık bir ifade vardı. "Beni alt ettiğini sandığın an, aslında bana teslim oluyorsun Elif. İkimiz de aynı ateşin içindeyiz. Yakılmaktan korkuyorsan, neden hâlâ buradasın?"

O an, odadaki tüm gerilim yerini tehlikeli, yakıcı bir çekime bıraktı. Elif, kalbinin bu adama karşı duyduğu o hastalıklı nefretin, nasıl bir anda tutkuya dönüştüğünü dehşetle fark etti.

Ve tam o sırada, dış kapının kilidi tıkırdadı... Kapı yavaşça açıldı ve ieriye giren kişinin elindeki siluet, odadaki tüm havayı bir anda dondurdu.

Merve, elinde kanlı bir bıçakla, gözlerinde deli bir bakışla içeri girmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.