Sabah alarmım üçüncü kez çaldığında yastığımı yüzüme bastırdım.
“Beş dakika daha…”
Telefonumun ekranına uzanıp alarmı kapattım. Dün gece gördüğüm gönderi aklıma gelince gözlerimi açtım.
Lanet olsun.
Telefonumu elime alıp sosyal medyaya girdim. Skandal hâlâ gündemdeydi. Hatta gece boyunca daha da büyümüştü.
Erkek idolün hayran hesapları fotoğrafları inceleyip duruyordu. Bazıları kızın kim olduğunu bulmaya çalışıyor, bazılarıysa idole destek mesajları paylaşıyordu.
İç çektim.
“İnsanların hiç mi işi gücü yok?”
Telefonu yatağa bırakıp doğruldum. Bugünlük tek derdim provayı kazasız belasız bitirmekti. Başka hiçbir şey düşünmek istemiyordum.
Hızlıca hazırlandım. Saçlarımı düzelttim, çantamı topladım ve mutfağa geçtim.
Annem kahvaltıyı hazırlıyordu.
Cemil amca manavın önünde değildi. Fırından da henüz taze ekmek kokusu gelmiyordu. Mahalle yavaş yavaş uyanıyordu.
Bir süre sonra otobüse bindim. Cam kenarına oturup kulaklığımı taktım ama müziği açmadım.
Dün geceki fotoğraf aklıma tekrar geldi.
Acaba o kız kimdi?
Sonra kendi kendime güldüm.
“Lara, sana ne? Kendi derdine yan.”
Şirketin bulunduğu sokağa geldiğimde otobüsten indim. Binanın cam cephesi sabah ışığında parlıyordu. Girişte birkaç stajyer arkadaşımı gördüm.
Normalde onları uzaktan görsem el sallardım. Bugünse yaklaşırken konuşmalarının kesildiğini fark ettim.
Yuna beni görünce hemen elini kaldırdı.
“Lara!”
Yanlarına gittim.
“Günaydın. Ne konuşuyorsunuz?”
“Hiç,” dedi Yuna.
Yanındaki kız, Sera, ona kısa bir bakış attı.
İşte o bakış…
İnsanların bir şey sakladığını anlamak için bazen tek bir bakış yetiyordu.
“Ne oldu?” diye sordum.
“Bir şey olmadı,” dedi Sera. “Hadi, geç kalacağız.”
Birlikte binaya girdik.
Telefonunu bana uzattı.
Ekranda, dün geceki fotoğrafın daha net bir hâli vardı.
Bu kez görüntü biraz daha yakındı. Kızın yüzü hâlâ seçilmiyordu ama ceketin kolundaki dikiş ayrıntısı, belindeki zincir ve çantası görünüyordu.
Sera gözlerimin içine baktı.
“Lara… Dün bu kıyafetlerle mi geldin şirkete?”
Boğazım kurudu.
Bir süre cevap veremedim.
Sonra yavaşça başımı salladım.
“Evet. Ne olmuş?”
Sera dudaklarını birbirine bastırdı.
“Çünkü herkes senin o kız olduğunu düşünüyor.”
Koridordaki sesler bir anda uzaklaşmış gibi geldi.
“Ne?”
“Fotoğrafı gören biri seni şirkette görmüş. Kıyafetleri karşılaştırıp bir gruba atmış. Şimdi herkes konuşuyor "
Telefonu kendisine geri uzattım.
“Saçmalık bu. Fotoğraftaki kişinin ben olduğumu nereden biliyorlar?”
“Bilmiyorlar. Ama…”
“Aması ne, Sera?”
Sesim istemeden yükselmişti.
Sera irkildi. Hemen sesimi alçalttım.
“Özür dilerim. Sadece… Benim de kafam karıştı.”
Sera bir şey söylemeden yanımdan ayrıldı.
Ben ise prova salonunun kapısında öylece kaldım.
Dün gece yatağımda okuduğum yorumlar şimdi gerçek olmuştu. İnsanlar beni tanımadan, tek bir fotoğraftan yola çıkarak hakkımda konuşmaya başlamıştı.
Üstelik ben hiçbir şey yapmamıştım.
Henüz.
Telefonumu çıkardım. Bildirimler üst üste geliyordu. Tanımadığım hesaplardan gelen mesajlar, arkadaşlarımın soruları, stajyer grubundaki hareketlilik…
Tam ekranı kapatacaktım ki şirketin resmî stajyer grubuna yeni bir mesaj düştü.
Yönetim Ofisi: Lara, lütfen ilk provandan önce üçüncü kattaki toplantı odasına gel. Seninle görüşmemiz gerekiyor.
Mesajı iki kez okudum.
Sonra başımı kaldırıp koridorun sonundaki toplantı odasına baktım.
İçimde tek bir düşünce vardı:
Daha debut bile yapmadım. Kariyerim gerçekten başlamadan bitebilir mi?