Ya bir düşünsenize size biri bir şey yapıyor sonra onu yaptığını inkar ediyor. Ya da bu kadar çıt kırıldım olma diyorlar. Lan karşındaki insan huzur istiyor ruhundaki sessizliği beyninde sadece kalp atışlarının melodisini dinlemek istiyor. Sonra biri çıkıyor kız ya da erkek farketmez ruhundaki sessizliği huzuru çalıyor. Beynin çalan huzurlu melodiyi susturup hastalıklı ruhuyla bir virüs gibi yayıyor. O naptı sana ya naptı. İstese seni kırardı senin onu kırdığıdan daha fazla. Ama yediremiyor kendine işte ne diye üzerine gidiyorsunuz. Hangi hakla pis düşüncelerinizle çiçeklerle dolu hayallerini solduruyorsunuz. Cidden şu söz tam olarak size uyuyor: “ Hiç bir zaman bize gerçek hastalar gelmez, gerçek hastaların hasta ettikleri gelir.” Sessiz ruhları kirleterek psikolojisi bozuk psikopatlara çeviriyorsunuz. Aslında asıl hasta sizsiniz.
Yanlış mı düşünüyorum yani bir insanı kırmamak bu kadar zor mu? Tabii ki bu ülke de düşünce özgürlüğü var ancak birini kıracaksın pis düşüncelerini niye karşındakinin zihnine bir serum gibi enjekte ediyorsun ki ne gerek var? Kız ya da erkek fark etmez o kişi eve gidince ne düşünüyor hiç aklınıza gelmiyor. Ya da şey mi düşünüyorsunuz o insan değil duyguları yok dediklerimize alınmaz. Bir de şey diyorsunuz “Knk alınmadın dimi?” alındım kardeşim alındım ya.
Sakin ruhların katili sizsiniz. Birine bakıyorsunuz ve tek başına oturduğunu görünce ne kadar yalnız diye düşünüyorsunuz peki o kişi sizin saçma sapan düşüncelerinizden uzak durmaya çalışıyorsa. Ruhunu önemseyen insanların çoğu zaman arkadaşı olmaz. Kendi gibi insanlarla tanışmadığı sürece kendilerini dünyadan soyutlamaya başlarlar. Bazıları bunu şizofrenlik olarak adlandırabilir ancak ben ruhunu, zihnini savunma şekli diyorum. Herkes kendi ruhunun şövalyesidir.