İçeriğe geç

İçimizde Kalanlar

Bölüm 3 · 8 dk okuma

İçimizde Kalanlar

Bölüm 3

3.Bölüm: Koi Balığı

Her şey bittikten sonra Eslemle birlikte odamıza gelmiştik ve Eslem kendi yatağının üstünde bana gelen hediyeleri yorumluyordu.

“İnanamıyorum ben günlerdir bu allığı arıyorum Deniz ya” Eslem Rüya’nın aldığı allığımı eline alıp inceliyordu bir andan.” Eslem Hanım allığımı rahat bırakır mısınız lütfen?” dedim. Eslem eşyalarımı istediği gibi kullanabilirdi sadece ona sataşıyordum oda bunu bildiği için rahatça gülmüştü.

Açmadığım çok az hediye kalmıştı ve bunlardan birisi Kuzey’in aldığı hediyeydi. Açmak için kendimi yiyordum ama Eslem’in yanında açmak istememiştim. Eslem’den çekindiğim için değil ama tek başıma incelemek istiyordum. Saat on ikiye geliyordu ve yarın okul yoktu. Eslem Aras’la barışmıştı ve yarında okul olmadığı için çardakta buluşmak için hazırlanıyordu. Bende odanın içindeki hediye paketlerini topluyordum.

“Ben çıkıyorum canım sende bul artık bu gözler dörtlü date görsün” dedi ve odadan çıktı. Eslem gittikten sonra hemen yatağıma oturup Kuzey’in bana verdiği küçük kutuyu elime aldım. Kutunun içini açtığımda kutunun içinde çok zarif bir bileklik olduğunu gördüm. Bilekliği alıp incelemeye başladım. Bileklik gümüş bir zincirin üzerinde bir Koi balığı olan bir bileklikti.

Bilekliğin zincir kısmı sadece gümüş değil aralarında mavi ışıltılar da vardı. Koi balığı benim çok sevdiğim bir semboldü. Bilekliği alıp bir anda kendimi yatağın üstüne attım. Şu an mutluluktan havaya uçabilirdim. Bana en sevdiğim sembolle bir bileklik almıştı. Hemen bilekliği takmaya çalıştım ama üçüncü denemede anca takabilmiştim.

Telefonumu çıkarıp bileğimdeki bilekliğin bir fotoğrafını çektim. O sırada Aras bana aşağı inelim mi diye mesaj atmıştı. Birazdan geleceğimi söyledikten sonra ayağa kalkıp saçımı düzeltecekken bilekliği aldığım kutunun içinde bir kâğıt olduğunu fark ettim. Tabii bilekliği gördükten sonra başka bir şey umurumda olmamıştı. Kâğıdı elime aldım Kuzey’in el yazısıyla yazılmıştı.

“Hiç çıkarma kolyesine bir de bileklik eklemek istedim. İyi ki Doğdun.”

Ne.

Hiç çıkarmadığım gerçekten de bir kolyem vardı ve benim için çok değerliydi. Kuzey’in benimle ilgili bu kadar şeye değer vermesini fark etmemiştim. Şu an salak gibi sırıtıyordum ve bu sırıtış geçmiyordu. Daha fala beklemeden direk aşağıya inmeye başladım. Saçım falan umurumda değildi.

Aras’ın odasının olduğu kata indikten sonra onu buldum ve birlikte oturma alanlarının olduğu kısma gittik. Kuzey’in aldığı hediyeden dolayı hala sırıtıyordum. Aras bunu fark etmiş olacak ki “Deniz sen en son böyle güldüğünde biz bir yıl ağlamıştık” dedi. Bunu söyledikten sonra kahkaha attım.

En son ilişkim o kadar toksikti ki biz bitirme kararı aldıktan sonra bile ayrılamamıştık. En sonunda Eslem’in de yardımıyla ondan kurtulmuştum. Ayrıldıktan sonra bir süre kendime gelememiştim ve Aras bundan bahsediyordu.

“Sus ya hatırlatma hepimiz hata yapabiliriz bir kere” Aras bir anda sesini yükselterek “Deniz sen bir kere yapmıyorsun ki amk. Sen günde bir kere hata yapsan bile ben okulu üstüne yaparım.” Şu an abartıyordu. “Şimdi dökül”

Normalde biraz gizem katıp anlatmayı planlamıştım ama madem ki çok ısrar ediyor. “Ay Aras biliyor musun Kuzey bana hiç çıkarma bilekliği almış. Hem de Koi balıklı” tam Aras bir şey diyecekken “Bu arada bugün ne gördüm biliyor musun? Tabii ki bilmiyorsun salak okulda beni yanından kovmasaydın bilirdin. Dedim arada ona sataşarak.

Neyse Müdür yardımcısıyla şu şey vardı ya onuncu sınıflardan bir kıvırcık. Onları fizik laboratuvarında bastım. Bildiğin koskoca adam kızla yiyişiyordu. İnanabiliyor musun adam pedofiliymiş resmen?” Diyerek hızlı hızlı her şeyi anlattıktan sonra ne diyecek diye Aras’a bakmaya başladım.

“Oha amk, önceki hayatında taramalı tüfek falan mıydın? Arada nefes falan al boğulacaksın. Neye yorum yapacağımı şaşırdım amk.” Dedi. “Ya Aras başla işte birinden” Aras gülerek başını iki yana salladıktan sonra konuşmaya başladı.

“Öncelikle Deniz Kuzeyle olmaz. Hemen car car konuşma, adamın sevgilisi var.” Dedi ve çok ciddi bir şekilde konuşmuştu. Ben bunu anın heyecanıyla tamamen unutmuştum. O Melisa’yı zaten hiç sevmiyordum, şimdi iyice sevmemeye başlayacaktım. Şırfıntı. Aslında şırfıntı ne demek tam olarak bilmiyorum ama kötü bir şeyse kesin Melisaya uyar.

Aras haklı olduğu için sessizce başımı salladım yüzümdeki sırıtış solmuştu. Bir andan mükemmel ötesi olan bilekliğime bakıyordum. “Kalede kaleci var diye gol demi atmayacağız.” Diyerek Aras’ı şok etmiştim. Tabii ki öyle bir şeyi asla yapmazdım ama yine de Aras’ın yüzündeki o ifadeyi görmek kahkaha atmama sebep olmuştu.

“Denizcim ciddi soruyorum salak mısın acaba? Yüreğime iniyordu.” Dedi ve masadaki suyu bir anda tepesine dikti. “Sen bana ne cüretle salak dersin? Gidiyorum ben küstüm sana” dedikten sonra gerçekten masadan kalktım ve merdivenlere yöneldim. Aras bir anda gelip elini omzuma attı.

“Nereye gidiyorsun cüce, ayrıca müdür yardımcısı olayını konuşmadık bile daha” Dedi ve benimle birlikte yürümeye başladı. Aramızda gerçekten çok boy farkı vardı ama sanki hiç cüce dediğini duymamışım gibi davrandım.

“Aras hadi kazan dairesine inelim” dedim ve Arasa doğru döndüm. “Deniz inip ne yapacağız orada” Yalvarırcasına Aras’a bakmaya başladım.” Tamam Allah’ın cezası tamam hadi inelim” dedikten sonra birlikte aşağıya inmeye başladık.

Yurtta gitmediğim tek yer kazan dairesiydi ve orayı çok merak ediyordum. Tam kazan dairesinin olduğu kata gelmişti içeriden sesler geldiğini duydum. İki kişi bağırarak kavga ediyordu. Kaos en sevdiğim. Hemen Aras’ı tutup sessizce yürüyerek seslerin geldiği tarafa doğru ilerlemeye başladık. Etrafta bir sürü makine çalışıyordu ve çıkardıkları ses kavga edenlerin sesinin çoğunu yutuyordu.

En sonunda sesin geldiği yerin hemen önüne gidip kafamı uzattığımda gördüğüm kişiler karşısında şok oldum. Kuzey ve Melisa kavga ediyordu. Aslında daha çok Melisa bağırıyordu ama niye burada kavga ettiklerini anlamamıştım.

“Kuzey ne demek o kıza bileklik aldım! Ne saçmalıyorsun sen ya” diyerek bağırmaya başladı Melisa.

Benim hakkımda konuşuyorlardı. Hemen biraz daha yaklaşıp görünmemeye dikkat ederek dinlemeye başladım. Aras’a dönüp sessiz olmasını işaret ettikten sonra tekrar önüme döndüm.

“Kuzey cevap versene ne demek bileklik aldım! Sanane de sen hediye alıyorsun ya! Senin oraya gitmen bile hata” Melisa hala bağırıyordu ve yerinde durmadan yürüyordu. Bir süre ikisinden de ses gelmedi.

Kuzey en sonunda konuşmaya başarmıştı, açıkçası Kuzey’in vereceği cevabı çok merak ediyordum.

“Melisa sesini kıs biraz, Aras çağırdı diye gittim oraya yoksa Deniz’in doğum günü umurumda değil” dedi. Aşırı derecede sakin konuşuyordu. O an içimde ufak bir sızı hissettim. Melisa tekrar konuşmaya başladı.

“Madem umurunda değil neden hediye aldın o kaşara”

Melisa bana kaşar demişti. Onun saçını başını yolacağım o beklesin. Boşuna demedim şırfıntı diye. Benim hiçbir suçum yokken kimse bana böyle bir laf söyleyemezdi.

“Ben ona hediye falan almadım. Berkay salağı ayıp olur sende hediye ver dedi. Bende elime geçen ilk bilekliği aldım.” Dedikten sonra Melisa sakinleşmiş gibi sonunda hareket etmeyi bırakmıştı.

Kaşar Melisa değil Kuzeymiş.

Şansa bakın ki Kuzey’in eline aldığı ilk bilekli Koi balığı ve yine şansa bakın ki kutunun içine kendi kendine bir not giriyor. Yani ben o kadar aramama rağmen Koi balıklı bileklik bulamazken Kuzey’in eline aldığı ilk bileklik bu çıkıyor. Kaderin cilvesi. Aras daha fazla dayanamamış olacak ki kolumdan tutup beni merdivenlere doğru sürüklemeye başladı.

“Tamam Aras ya geliyorum çekmesene beni” dedim biraz daha çekerse kolum moraracaktı. “Deniz bir kere daha böyle şeyler yaşayamazsın inan bize biri yetti.” Dedi. Daha önceki ilişkimden dolayı böyle diyordu. Neden şu sıralar bu konu çok fazla açılmaya başladı ki.

“Ya erkek seçimlerim benim sorunum değil onlar beni buluyor.” Diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştım. “Sus Deniz Sus” dedikten sonra bende daha fazla bir şey söylememiştim. En sonunda tekrar oturma yerlerine geldik. Telefonumdan saate baktığımda saatin iki olduğunu gördüm. Yine de içerde birkaç kişi hala vardı.

“Aras benim uykum geldi gidelim artık” dedim. Gerçekten çok yorulmuştum ve uykum gelmişti. Yaşadıklarımı biraz sindirip Eslem’e anlatmam gerekirdi. “Tamam sen git benim ufak bir işim var” diyerek telefonunu çıkardı.

“Aras sakın saçma sapan bir şey yapma sende git yat işte” dedim. Kuzey’e bir şey yapacak diye gerilmiştim. Hem aynı takımda olduklarından dolayı birbirleriyle sürekli görüşmek zorundaydı. O yüzden aralarının benim yüzümden bozulmasını istemiyordum.

“Hadi Deniz hadi kış kış” diyerek beni kovmuştu resmen. “Eğer bir şey yaparsan bir daha senle konuşmam” Diyerek yanından ayrıldım ve direk odama geldim.

Eslem yatağın üstünde uzanıyordu ve benim içeri girdiğimi görünce direk yataktan fırladı. Ardayla yaşadıklarını anlatacağını biliyordum ama benim anlatacaklarım daha bombaydı. O yüzden Eslem konuşmaya başlamadan önce hemen ben oturup bugün olan her şeyi anlattım. Eslem ben anlatırken hiç susmamış her şeye yorum yapmıştı. Onunla konuşmayı bu yüzden çok seviyordum.

“Ya bu Kuzey ne kadar pislik bir insanmış, tamam Melisayla sevgili falan ama iyi biri sanıyordum.” Dedi. “Ayrıca Melisa salağı bu yalanı nasıl yemiş anlamıyorum” diyerek yatağının arkadaşına yaslanmıştı. “Of ya şimdi bu bilekliği de takamayacağım çok hoşuma gitmişti oysa” Diyerek işi espriye vurmaya çalışmıştım.

Aslında bugün yaşadığım olaylar benim için çok fazlaydı. Kuzey’in sevgilisi olduğunu biliyordum ama bana umut vermişti. Normalde böyle ufak şeylere umutlanmazdım ama Kuzey’den hoşlandığım için her şeyi iyiye vuruyordum. Kuzey’de diğerleri gibi popüler ve yakışıklı olduğu için tüm kızlara istediği gibi davranan bir pislikti.

Melisa’yı da bu yüzden sevmiyorduk, çünkü Kuzey’in onu sevmemesini bildiği halde kuyruğu gibi peşinden ayrılmıyordu. Bu olayda Melisa’nın hiçbir suçu yoktu ama yine de onu sevemiyordum. Üstümü değiştirip pijamalarımı giydim.

Yatmadan önce son kez telefonumu kontrol ettiğimde önce Eslem’in zorla çektirdiği fotoğraflarımızı paylaştım. Eslem ve Aras çoktan paylaşmıştı. Doğum günümü kutlayan diğer arkadaşlarıma da teşekkür edip onların paylaşımlarına yorum yaptım.

Eslem çok aktif instagram kullanıyordu ve neredeyse on bin takipçisi vardı. Bunu kesinlikle hak ediyordu çünkü neredeyse her gün onlarca paylaşım yapıyordu. Aynı zamanda ınfluencerlık da yapıyordu. Aras’ın da neredeyse Eslem kadar takipçisi vardı çünkü profesyonel basketbol oynuyordu. Çok aktif kullanmasa da yine de baya takipçisi vardı.

Benim ise üç bin takipçim vardı. Ben normal bir şekilde kullanıyordum ve genelde tanıdıklarım beni takip ediyordu. Son olarak Kuzey’in Instagram’ına girdiğimde yeni hiçbir şey paylaşmadığını gördüm. Kuzeyle takipleşiyorduk. Acaba takipten çıksam mı diye düşündüm ama bu kadarına gerek olmadığını düşünüp uygulamadan çıktım. Eslem çoktan uyumuştu. Bende tam telefonumu kapatıp yatacakken yeni bir bildirim geldi.

“Koi balığı kanla yıkanırsa hala şanslı sayılır mı?”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.