İçeriğe geç

İÇİMDEKİ LABİRENT

Bölüm 2 · 2 dk okuma

İÇİMDEKİ LABİRENT

Bölüm 2

BÖLÜM II - Yansımadaki İhanet

“Zaman, her sırrı gün yüzüne çıkarır. Çünkü gerçek, en derin mezardan bile kalkar.” Kitabın sayfası kıvrıldığında, ışık göz alıcı şekilde soldu.Bu bir gün batımı gibi yerleşti zihnine: sıcak ama ağır.O günkü kırılmayı hatırlıyordu.Sevgilisi kapıyı çaldığında, elinde bir demet çiçek vardı. “Küçük bir kaçamak yapalım mı?” demişti. "Bir şeyler yeriz. Sadece sen ve ben.” Vera önce şaşırmıştı.İçinde belirsiz bir burukluk vardı o günlerde. Günlerdir içi sıkılıyordu.Bir şeyler yerli yerine oturmuyordu ama adı konmamıştı.Ama onun sesinde yine o eski tınıyı duyunca, kabul etti.Akşam vakti bir kafede oturdular.Bir şeyler söylediler. Gülüştüler.Vera bir an için gerçekten kendini iyi hissetti. Belki de her şey sadece onun kuruntusuydu.Yemekleri bitirdiklerinde, sevgilisi cüzdanına uzanacak gibi yaptı.Sonra durdu. “Cüzdanımı arabada unutmuşum,” dedi adam.“Hemen geliyorum, sen şimdilik bak menüye.” Ceketini alıp çıktı.Telefonuysa, masada kalmıştı.Ekranı karanlıktı.Vera gözlerini kaçırdı.Ama...Bir ses geldi."Tık."Ekran yanıp söndü.Bir bildirim düştü. 💬 “Hâlâ aklımda o geceki bakışın… ben senin yanında kendim oluyorum.”— İsim yoktu. Sadece bir 💫 emojisi. Vera'nın kalbi bir an durdu.Gözlerini kaçırmak istedi.Ama yapamadı.Ekran yeniden karardı.Adam geri döndüğünde, Vera hâlâ aynı şekilde oturuyordu.Gülümsedi. “Ne oldu, düşündün mü ne yiyeceğini?” Vera başını kaldırdı.Sesi sakindi: “Evet. Sanırım artık biliyorum.” Aynadaki görüntü silinip gittiğinde, kitap bir başka sayfasını açtı Vera’nın zihninde.Etraflarında, bir balo salonunun loş görüntüsü şekillendi.Altın rengi ışıklar mor kadifeyle örtülü tavanlardan yansıyor, zemin ışıltılı cam gibi parlıyordu.Kalabalık vardı, ama Vera kimseyi duymuyordu.Sesler sanki pamukla sarılmış gibiydi.Yalnızca kalbinin yavaş, ağır vuruşlarını hissediyordu. “Burası… mezuniyet gecesi.” dedi fısıltıyla. Rüya yanında yürüyordu ama başı eğikti.Sanki gölgeler onun ayak ucundan çekiliyordu artık.Vera kalabalığın arasından süzüldü.Duvarın yanındaki o büyük aynaya yaklaştı.İlk başta sadece kendini gördü:Kendine ait, genç, mutlu bir yüz.Ama aynanın derinliği titredi.Görüntü değişti.Aynanın ardı artık bir yansıma değil, bir anı odasıydı.Karanlık bir koridor, yan yana kapılar…Ve bir tanesi açıktı.O kapıdan sızan ışık, Vera’nın dikkatini çekti.Yaklaştı.Ayna hâlâ önündeydi, ama bir pencere gibiydi artık.Gördüğü şey... içini deldi.Odada iki kişi vardı.Rüya.Ve Vera’nın sevgilisi Deniz...Deniz'in elleri arkasında, heyecanlı ama tedirgin.Rüya’nın gözlerinin içine bakıyordu.Sesi, Vera’nın yüreğinde yankılandı: “Sana bir şey aldım… Mezuniyet hediyesi. Hep sende kalsın istedim. Çünkü ben de... Sende kalmak istiyorum” Eline küçük, kadife bir kutu uzattı.Rüya, şaşkınlıkla baktı.Açtı.İçinde gümüş bir kolye vardı.Zinciri ince, ucunda cam gibi saydam bir taş.Rüya’nın dudakları titredi. “Bu… çok güzel.”“Ama… Vera… ben ona yalan söylemek istemiyorum…” Deniz sustu.Bir adım yaklaştı.Parmaklarıyla Rüya'nın çenesini tuttu. “Biz ne olduğunu biliyoruz. Önemli olan bu. Geri kalan her şey… zamanla unutulur.” Rüya başını eğdi.Ama kolyeyi boynuna taktı.Ve gülümsedi.Vera, aynanın önünde taş kesilmiş gibiydi. Çünkü o kolyeyi biliyordu.Rüya o kolyeyi ertesi gün boynuna takmıştı.Ve Vera hayran hayran sorduğunda: “Kim aldı? Çok güzelmiş.” Rüya ise gülümseyip şöyle demişti: “Annemler aldı. Mezuniyet hediyesi.” Vera o gülümsemeye inanmıştı.O zamana kadar hiç sorgulamamıştı.Ama şimdi o gülüş, sadece bir yalanın makyajıydı. Kitabın içindeki Rüya yere çökmüştü.Gerçekleri izlemek, onları yapmaktan bile daha ağırdı bazen.Vera sessizdi.Bir adım geri çekildi aynadan.Aralarındaki her anı, her çocukluk kahkahası, aynı koridorda çatlayarak dökülüyordu şimdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.