Rüya demiştim değil mi… Rüya, babamı kaybettikten sonra hayatıma girdi. Hayatın aslında bitmediğini, acının içinden bile yaşamaya devam eden bir anlam çıkabileceğini bana hatırlatan biriydi. Benim için sıradan bir insan değil, karanlık bir gecede ansızın parlayan bir yıldız gibiydi. Bir hazine kadar kıymetliydi. Oysa bir zamanlar hayatım daha düz, daha anlaşılırdı. Okul hayatımın büyük bir kısmı başarılarla geçmişti. Ortaokulu ve liseyi birincilikle bitirmiştim. İnsanlar önümde uzun ve parlak bir yol olduğunu söylüyordu. Üniversite de o yolun doğal bir devamı gibi görünüyordu. Ama insan bazen planlarla değil, kayıplarla büyüyor. Bir gün her şey yerli yerindeyken, ertesi gün içindeki boşlukla baş başa kalabiliyorsun. İşte o boşluğun ortasında Rüya çıktı karşıma. Ve ben o zaman anladım: İnsan bazen en çok kaybolduğu anda birini buluyor. Belki de bazı insanlar hayatımıza tam da bu yüzden giriyor; bizi kurtarmak için değil, içimizde hâlâ sönmemiş olan ışığı hatırlatmak için.
Bölüm 2
Işık
