Lizzie's pov
Sabah Büyük Salon her zamanki kadar gürültülüydü.
Lizzie, Ginny'yle konuşarak kahvaltısını yapıyordu.
"Bugün Hogsmeade'e gidecek misin?"
"Sanırım evet."
Ginny hemen sırıttı.
"Peter'la mı?"
Lizzie gözlerini devirdi.
"Belki."
Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
"Lizzie."
Lizzie döndüğünde Peter'ı gördü.
Yüzünde o tanıdık gülümseme vardı.
"Merhaba."
"Merhaba."
Peter boş sandalyeyi gösterdi.
"Oturabilir miyim?"
Lizzie başını salladı.
"Tabii."
Peter yanına oturdu.
Bir süre eski günlerden konuştular. Peter'ın anlattığı bir şeye Lizzie istemsizce güldü.
Tam o sırada Lizzie'nin gözleri salonun diğer tarafına kaydı.
Mattheo.
Onu izliyordu.
Ama yalnızca bir saniyeliğine.
Mattheo hemen Blaise'e dönüp konuşmaya devam etti.
Lizzie kaşlarını hafifçe çattı.
Ginny bunu fark etti.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Mattheo'ya mı bakıyordun?"
Lizzie hemen ona döndü.
"Hayır."
Ginny güldü.
"Ben bir şey demedim ki."
Lizzie cevap vermedi.
---
Mattheo's pov
Mattheo kahvaltısını yapıyordu.
En azından öyle görünüyordu.
Çünkü karşısındaki Blaise yaklaşık iki dakikadır bir şeyler anlatmasına rağmen Mattheo'nun aklında tek bir cümle bile kalmamıştı.
Gözleri istemsizce Gryffindor masasına gidiyordu.
Peter.
Lizzie'nin yanında oturuyordu.
Mattheo bakışlarını hemen çevirdi.
Theo bunu fark etti.
"Bir şey mi gördün?"
"Hayır."
"Öyleyse neden üç kere aynı yere baktın?"
"Bakmadım."
Theo gülümsedi.
"Tamam."
Mattheo ona ters ters baktı.
"Ne?"
"Hiçbir şey."
Mattheo birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Peter'ın burada ne işi var?"
Theo omuz silkti.
"Okuyor."
"Onu sormadım."
"Eski sevgilisiyle konuşuyor."
Mattheo'nun yüzü değişmedi.
"Umurumda değil."
Theo başını salladı.
"Tabii."
Mattheo sandalyesini geriye itti.
"Ben derse gidiyorum."
"İlk ders kırk dakika sonra."
"Erken giderim."
Theo arkasından bakıp güldü.
---
Lizzie's pov
Ders çıkışında Peter koridorda Lizzie'yi yakaladı.
"Hogsmeade?"
Lizzie gülümsedi.
"Olabilir."
"Eskiden de böyle cevap verirdin."
"Çünkü sen her şeyi kesinleştirmeye çalışırdın."
Peter güldü.
"Çünkü seni tanıyordum."
Lizzie'nin gülümsemesi biraz azaldı.
"Eskiden."
Peter bir an sustu.
"Belki hâlâ tanıyorumdur."
Lizzie cevap veremeden koridorun diğer tarafından Mattheo ve Theo göründü.
Mattheo'nun bakışları bir anlığına onlara kaydı.
Peter bunu fark etmiş gibi Lizzie'ye biraz daha yaklaştı.
"Bugün akşam da konuşabilir miyiz?"
Lizzie başını salladı.
"Olur."
Mattheo yanlarından geçerken Lizzie ona baktı.
"Mattheo."
Mattheo durdu.
"Ne?"
"Birlikte derse gitmek ister misin?"
Mattheo kısa bir süre Peter'a baktı.
Sonra tekrar Lizzie'ye döndü.
"Olur."
Sesi tamamen sakindi.
Sanki Peter orada bile değilmiş gibi.
Ama Lizzie, Mattheo'nun yanına geçtiğinde onun normalden biraz daha hızlı yürüdüğünü fark etti.
"Yavaşla."
Mattheo durdu.
"Sen yavaşsın."
Lizzie güldü.
"Hayır, sen hızlısın."
"Ben her zaman böyle yürüyorum."
"Yalan."
Mattheo ona baktı.
"Benim yürüyüşümü mü takip ediyorsun?"
Lizzie bir an sustu.
"Hayır."
Mattheo hafifçe gülümsedi.
"İyi."
---
Mattheo's pov
Ders boyunca Mattheo'nun aklı başka yerdeydi.
Peter.
Lizzie.
İkisinin yan yana olması.
Bunların hiçbirini düşünmek istemiyordu.
Ama ne zaman düşünmemeye çalışsa daha çok düşünüyordu.
Öğretmen bir soru sordu.
"Riddle?"
Mattheo başını kaldırdı.
"Efendim?"
"Soruyu cevaplayabilir misin?"
Mattheo hiç tereddüt etmeden cevapladı.
Sınıf sessizleşti.
Öğretmen başını salladı.
"Doğru."
Theo ona baktı.
"Senin kafanın başka yerde olduğunu sanıyordum."
Mattheo ona döndü.
"Yanlış düşünmüşsün."
Theo gülümsedi.
"Tabii."
---
Lizzie's pov
Akşam ortak salonda Lizzie kitabını okurken Peter yanına geldi.
"Buradasın."
"Evet."
Peter koltuğun kenarına oturdu.
"Bugün seni çok göremedim."
"Dersler yoğundu."
Peter gülümsedi.
"Mattheo'yla mıydın?"
Lizzie başını kaldırdı.
"Biraz."
"Anladım."
Lizzie onun ses tonundaki değişikliği fark etti.
"Ne oldu?"
"Hiç."
Peter birkaç saniye sustu.
"Onunla çok yakınsınız."
Lizzie omuz silkti.
"Çocukluktan beri arkadaşız."
Peter başını salladı.
"Hatırlıyorum."
Tam o sırada karşıdaki koltukta oturan Mattheo kitabını kapattı.
Ayağa kalktı.
Lizzie ona baktı.
"Nereye?"
Mattheo omuz silkti.
"Yukarı."
"Şimdi mi?"
"Evet."
Mattheo merdivenlere yöneldi.
Lizzie arkasından baktı.
Peter sessizce konuştu.
"Sanırım rahatsız ettik."
Lizzie hemen ona döndü.
"Hayır."
Ama gözleri hâlâ merdivenlerdeydi.
---
Mattheo's pov
Mattheo merdivenlerden çıkarken arkasından Lizzie'nin sesini duymayı bekledi.
Duymadı.
Durdu.
Bir an geri dönmeyi düşündü.
Sonra kendine kızıp yürümeye devam etti.
Peter'ın onunla konuşması neden umurundaydı?
Lizzie'nin onun yanında gülmesi neden canını sıkıyordu?
Ve en kötüsü...
Lizzie biraz önce onunla birlikte derse gitmek istediğinde neden içi garip bir şekilde rahatlamıştı?
Mattheo yatağına uzandı.
Tavana baktı.
"Saçmalıyorsun."
Ama bunu söylerken yüzünde istemsiz bir gülümseme vardı.
---
Mattheo's pov
Gece herkes yatmaya hazırlanırken Lizzie merdivenlerin başında Mattheo'yu gördü.
"Mattheo."
Mattheo döndü.
"Ne?"
"Bugün gariptin."
"Ben mi?"
"Evet."
Mattheo hafifçe güldü.
"Belki sen garipsindir."
Lizzie gözlerini devirdi.
"Her
şeyi inkâr ediyorsun."
"Çünkü ortada inkâr edilecek bir şey yok."
Lizzie ona birkaç saniye baktı.
Sonra gülümsedi.
"Tamam."
Mattheo da ona baktı.
"İyi geceler, Lizzie."
"İyi geceler."
Lizzie odasına doğru yürüdü.
Mattheo ise arkasından baktı.
Peter hâlâ aklındaydı.
Ama bunu Lizzie'ye söylemeyecekti.
Henüz değil.
Çünkü bazı şeyler söylenmeden önce...
**fazlasıyla uzun süre saklanmalıydı.**