Asena telefonunda kaydırırken karşısına çıkan gönderiyi görünce bir anda doğruldu.
“Topkapı Sarayı Gece Gezisi — Tarihin Karanlık Koridorlarını Keşfetmeye Hazır Mısın?”
Gönderinin altındaki siyah koridor fotoğrafına uzun uzun baktı. Nemli taş duvarlar, karanlık geçitler ve eski demir kapılar… Tam hayal ettiği gibiydi. Küçüklüğünden beri gizemli yerleri araştırmayı severdi ama Topkapı Sarayı onun için farklıydı. Özellikle geceleri hakkında anlatılan hikâyeler…
Bir an bile düşünmeden okul grubuna yazdı.
“Asena: BEN KESİNLİKLE GELİYORUM.”
Mesajı attıktan sonra yatağından fırlayıp salona koştu.
“Anneee!”
Annesi mutfakta çay koyuyordu. Daha Asena konuşmadan gözlerini kıstı.
“Ne istiyorsun?”
“Okul gezisi var… Ama böyle normal değil. Topkapı Sarayı’na gidiyoruz. Hem gece gezisi gibi olacakmış. Öğretmenler falan da olacak.”
“Gece mi?”
“Aslında akşam gibi… Ama çok güvenliymiş.”
Annesi hiç düşünmeden başını salladı.
“Hayır.”
Asena’nın heyecanı bir anda söndü.
“Ama neden?”
“İstanbul çok uzak. Hem o saatte olmaz.”
“Anne lütfen ya! Herkes gidiyor!”
“Hayır dedim Asena.”
Asena dişlerini sıktı. Kalbi sinirden hızlanıyordu.
“Bir kere de izin ver!”
“Sesini yükseltme.”
Asena cevap vermeden odasına geçti ve kapıyı sertçe kapattı.
Yatağına oturup telefonu eline aldı. Grup konuşması mesajlarla doluydu.
“Gece zindan kısmına da giriliyormuş.” “Orada hayalet gören olmuş diyorlar.” “Ben korkudan bayılırım.”
Asena dudaklarını ısırdı. Gitmek zorundaydı.
Çünkü onun asıl amacı gezi değildi.
O gece Topkapı Sarayı’nda gizlice kalacaktı.
Herkes çıktıktan sonra bir yere saklanacak, gece sarayın içinde tek başına dolaşacaktı. Belki anlatılan sesleri duyacaktı. Belki gerçekten yasak koridorları görecekti.
Belki de yıllardır anlatılan şeylerin gerçek olup olmadığını öğrenecekti.
Ertesi sabah annesi markete gitmek için hazırlanırken çantasını masanın üstünde bıraktı.
“Asena ben çıkıyorum. Evden ayrılma.”
“Tamam…”
Kapı kapanır kapanmaz ev sessizliğe gömüldü.
Asena yavaşça salona çıktı. Kalbi öyle hızlı atıyordu ki kendi nefesini duyabiliyordu.
Masanın üstündeki çantaya baktı.
“Bir kerelik…” diye fısıldadı kendi kendine.
Titreyen elleriyle fermuarı açtı. Cüzdanı görünce birkaç saniye durdu. İçindeki ses bunun kötü bir fikir olduğunu söylüyordu ama heyecanı korkusunu bastırıyordu.
Cüzdandan birkaç banknot çekip cebine koydu.
Tam o sırada apartmandan gelen bir ses yüzünden irkildi. Hızla çantayı kapatıp geri bıraktı.
Nefes nefese kalmıştı.
“Tamam… Tamam…”
Hemen odasına koşup siyah çantasını hazırladı. İçine telefonunu, şarj aletini, küçük el fenerini ve kapüşonlu üstünü koydu.
Aynada kendine baktığında gözlerinde garip bir heyecan vardı.
Korkuyordu.
Ama bu korku hoşuna gidiyordu.
Öğlene doğru otobüse bindiğinde dışarıdaki gökyüzü griydi. Cam kenarına oturdu. Yol boyunca aklında sadece Topkapı Sarayı vardı.

Karanlık koridorlar… Sessiz taş odalar… Ve geceleri anlatılan o ürkütücü hikâyeler…
Saatler sonra İstanbul’a vardığında hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı.
Otobüsten indiği anda uzakta görünen Topkapı Sarayı’nın siluetine baktı.
Saray, akşamın karanlığında dev bir gölge gibi görünüyordu.
Asena derin bir nefes aldı.
“Bu gece her şeyi göreceğim…”