İçeriğe geç

Hükümdar

Bölüm 2 · 11 dk okuma

Hükümdar

Bölüm 2

Hayatlar ve gerçekler

...

Gözlerimi büyük bir sarsılma nedeniyle açtığımda dışarıdaki güneş gözümü alıyordu.

Kaç saattir uyuyor olduğumu merak etsem de şuan bunun vakti olmadığının farkındayım.

Neredeyim?

Saraydan çıktığımda öğlendi. Şuan saat tahminen 09.00 gibi bir şey olmalıydı. Neredeyse 1 gündür uyuyordum.

Gözlerimi güneşten dolayı zorlukla açtığımda büyük bir sarayın önünde olduğumuzu fark ettim. Sanırım babamın bahsettiği o saraya gelmiştik.

Saray oldukça büyük gözüküyordu. Göz kamaştırma konusunda güneşle yarışırdı.

"Sarayla bakışman bittiyse saraya gitmemiz gerekiyor."

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde babamın beni emanet ettiği şövalyeyi gördüm.

Sözünü ikiletmeden at arabasından indim. Saraya doğru ilerlemeye başladı. Mor elbisemin eteğinden tutup onu takip etmeye başladım.

Saraya yaklaştığımızda kapıya doğru giden tek ikilinin biz olmadığımızı fark ettim. Yaklaşık 15 ikiliyle aynı anda saraya gidiyorduk.

Sarayın kapısına geldiğimizde şövalye bana doğru döndü ve " bundan sonrasında yanında ben olmayacağım. O yüzden bu anlattıklarımı pür dikkat dinlemeni istiyorum," başımı olumlu anlamda salladım.

"Şimdi, ilk önce kapının sağ tarafına doğu uzun bir koridor var. O koridora gir. Koridor bitmeden sol tarafta bir kapı göreceksin o kapıdan içeriye gir. Karşında uzun bir merdiven göreceksin. Merdivenden çıktığında sağ tarafa dön. Sağ tarafta uzun bir sıra göreceksin. O sıraya gir. Sıra bittikten sonra babanın tuttuğu genç bir yardımcı göreceksin. Sen görmesen bile o senin yanına gelir merak etme."

Anlattıkları o kadar karışıktı ki neredeyse sağımı solumu unutuyordum.

Ben yolu aklımda tutmaya çalışırken şövalye çoktan gitmişti.

Dediklerini yavaş yavaş yapmaya başladım. İlk önce saray kapısından girip sağ taraftaki koridora yöneldim. Koridor bitmeden hemen önce sol taraftaki kapıdan içeri girdim. Tahmin ettiğimden daha büyük ve ışıltılı merdivenden çıkmaya başladım. Merdiven bittiğinde sağ tarafa baktığımda şövalyenin dedği gibi uzun bir sıra gördüm. Ben de o sıranın bir parçası olmak üzere en arka kısma geçtim.

Yaklaşık 2 dakika sonra merdivenlerden kızıl saçlı bir prenses çıkmaya başladı. Arkama doğru yerleştiğinde kızıl saçlı prenses yavaşça süzdüm.

Gözleri daha önce hiç görmediğim bir renkteydi. Mavi ve yeşil karışımı gözleri vardı. Saçları gibi kıpkırmızı bir elbise giymişti. Büyüleyici güzelliğiyle ortama ışık saçıyordu.

Normalde insanlarla tanışmayı ya da arkadaş olmayı pek sevmem fakat kızıl prensesle tanışıp arkadaş olmak isterdim. Sıra çok hızlı ilerliyordu. Önümde yaklaşık 5 kişi vardı.

Sıra bana geldiğinde şövalye bana bir soru yöneltti.

"İsminiz ve soy isminizi alabilirmiyim prenses."

"Elli Klaris."

Elinde tuttuğu deftere göz atıp bana döndü.

"İçeriye geçebilirsiniz."

Çekilmesiyle beraber kapıdan içeri girdim. İçeriye kısaca göz attığımda her yer doluydu. Konferans gibi bir yere gelmiştim. Heryer de koltuk vardı. Boş bir yer ararken omzumda hissettiğim sertlikle sendeledim.

"Özür dilerim, korkuttum mu?"

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde benden neredeyse 5 yaş büyük genç bir kızla karşılaştım.

"Ben Nadia. Seni getiren şövalye benden bahsetmiştir. Burada geçireceğin zamanlarda ben sana yardım edeceğim."

Şövalyenin bahsettiği yardımcım bu kadın olmalıydı.

Hafif kırmızı saçları vardı. Hafif kırmızı diyorum çünkü kırmızı ve turuncu karışık bir saçı vardı. Ela rengi gözleriyle saçları çok uyumluydu. Üzerinde beyaz sade bir elbise vardı.

"İstersen yavaştan yerlerimize geçelim."

Acaba Nadia kızıl saçlı prensesin kim olduğunu biliyor mudur?

"Bir soru sorabilir miyim?"

"Tabii ki."

"Şuradaki kızıl saçlı prensesi tanıyor musun?" Elimle gösterdiğim kızıl saçlı prensese gözleri kısık bir şeyde baktı.

Sonra gülümseyip konuşmaya başladı.

"Bu saray tüm prens ve prenseslerle tanışma fırsatın olacak merak etme. Birazdan yapılacak olan konuşmada soruların çözülmüş olacağından emin olabilirsin" dedi.

"Şimdi daha fazla vakit kaybetmeden yerimize geçmemiz gerekiyor."

Cümlesi bittikten sonra bir koltuğun yanına doğru ilerlemeye başladı. Bende arkasından geliyordum. Boş bir koltuğa oturdu bende hemen yanına oturdum.

...

Yaklaşık 5 dakika sonra yaşlı bir adam sahneye çıktı.

"Sevgili geleceğin hükümdarları, bugün burada sizlerin geleceği için toplanmaktayız," dedi yaşlı adam.

"Sizlere özel olarak ayarlamış olduğumuz yardımcılarınız sizlere eğitim verecekler. Bu süreçte sarayın sol tarafında bulunan odalarda kalacaksınız. Ayrıca odalarda 2 şer şer kalacaksınız. Yardımcılarınız sizlere oda numaranızı söyleyecektir."

Yaşlı adam konuşmasını yaptıktan sonra sahneden inmeye başladı.

Ardından tüm eğitmenler yavaşça ayaklandı.

"Ellia, 327 numaralı odada kalacaksın. Yarın kahvaltıdan sonra ilk antrenmanımız var. Erken kalkmanın tavsiye ederim. Görüşmek üzere," dedi ve yanımdan ayrıldı.

Sanırım sarayın diğer tarafına geçmem gerekiyordu. Salondan çıktığımda koridorlar çok kalabalıktı. Herkes tek bir yöne doğru ilerliyordu. Ben de onların arkasından gitmeye başladım.

Uzun süren bir yürüyüş sonunda 327 numaralı odaya ulaşmıştım. Yavaşça kapıyı açtığımda içeride oda arkadaşım olduğunu düşündüğünüz bir prenses vardı. Prenses arkasına döndüğünde göz göze geldik. Bu o kızdı! Kızıl saçlı prenses.

Ufak bir tebessüm sunup yanıma gelmeye başladı. Hafif eğilip selam verdi.

"Ayesha Lerona. Orinn krallığı."

"Ellia Klaris. Etris krallığı," dedim aynı şekilde eğilirken.

Gülümseyip arkasına döndü.

"Sanırım yatak ve dolap paylaşımı yapmamız gerekecek," dedi.

...

...

Gözlerimi büyük bir sarsılma nedeniyle açtığımda dışarıdaki güneş gözümü alıyordu.

Kaç saattir uyuyor olduğumu merak etsem de şuan bunun vakti olmadığının farkındayım.

Neredeyim?

Saraydan çıktığımda öğlendi. Şuan saat tahminen 09.00 gibi bir şey olmalıydı. Neredeyse 1 gündür uyuyordum.

Gözlerimi güneşten dolayı zorlukla açtığımda büyük bir sarayın önünde olduğumuzu fark ettim. Sanırım babamın bahsettiği o saraya gelmiştik.

Saray oldukça büyük gözüküyordu. Göz kamaştırma konusunda güneşle yarışırdı.

"Sarayla bakışman bittiyse saraya gitmemiz gerekiyor."

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde babamın beni emanet ettiği şövalyeyi gördüm.

Sözünü ikiletmeden at arabasından indim. Saraya doğru ilerlemeye başladı. Mor elbisemin eteğinden tutup onu takip etmeye başladım.

Saraya yaklaştığımızda kapıya doğru giden tek ikilinin biz olmadığımızı fark ettim. Yaklaşık 15 ikiliyle aynı anda saraya gidiyorduk.

Sarayın kapısına geldiğimizde şövalye bana doğru döndü ve " bundan sonrasında yanında ben olmayacağım. O yüzden bu anlattıklarımı pür dikkat dinlemeni istiyorum," başımı olumlu anlamda salladım.

"Şimdi, ilk önce kapının sağ tarafına doğu uzun bir koridor var. O koridora gir. Koridor bitmeden sol tarafta bir kapı göreceksin o kapıdan içeriye gir. Karşında uzun bir merdiven göreceksin. Merdivenden çıktığında sağ tarafa dön. Sağ tarafta uzun bir sıra göreceksin. O sıraya gir. Sıra bittikten sonra babanın tuttuğu genç bir yardımcı göreceksin. Sen görmesen bile o senin yanına gelir merak etme."

Anlattıkları o kadar karışıktı ki neredeyse sağımı solumu unutuyordum.

Ben yolu aklımda tutmaya çalışırken şövalye çoktan gitmişti.

Dediklerini yavaş yavaş yapmaya başladım. İlk önce saray kapısından girip sağ taraftaki koridora yöneldim. Koridor bitmeden hemen önce sol taraftaki kapıdan içeri girdim. Tahmin ettiğimden daha büyük ve ışıltılı merdivenden çıkmaya başladım. Merdiven bittiğinde sağ tarafa baktığımda şövalyenin dedği gibi uzun bir sıra gördüm. Ben de o sıranın bir parçası olmak üzere en arka kısma geçtim.

Yaklaşık 2 dakika sonra merdivenlerden kızıl saçlı bir prenses çıkmaya başladı. Arkama doğru yerleştiğinde kızıl saçlı prenses yavaşça süzdüm.

Gözleri daha önce hiç görmediğim bir renkteydi. Mavi ve yeşil karışımı gözleri vardı. Saçları gibi kıpkırmızı bir elbise giymişti. Büyüleyici güzelliğiyle ortama ışık saçıyordu.

Normalde insanlarla tanışmayı ya da arkadaş olmayı pek sevmem fakat kızıl prensesle tanışıp arkadaş olmak isterdim. Sıra çok hızlı ilerliyordu. Önümde yaklaşık 5 kişi vardı.

Sıra bana geldiğinde şövalye bana bir soru yöneltti.

"İsminiz ve soy isminizi alabilirmiyim prenses."

"Elli Klaris."

Elinde tuttuğu deftere göz atıp bana döndü.

"İçeriye geçebilirsiniz."

Çekilmesiyle beraber kapıdan içeri girdim. İçeriye kısaca göz attığımda her yer doluydu. Konferans gibi bir yere gelmiştim. Heryer de koltuk vardı. Boş bir yer ararken omzumda hissettiğim sertlikle sendeledim.

"Özür dilerim, korkuttum mu?"

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde benden neredeyse 5 yaş büyük genç bir kızla karşılaştım.

"Ben Nadia. Seni getiren şövalye benden bahsetmiştir. Burada geçireceğin zamanlarda ben sana yardım edeceğim."

Şövalyenin bahsettiği yardımcım bu kadın olmalıydı.

Hafif kırmızı saçları vardı. Hafif kırmızı diyorum çünkü kırmızı ve turuncu karışık bir saçı vardı. Ela rengi gözleriyle saçları çok uyumluydu. Üzerinde beyaz sade bir elbise vardı.

"İstersen yavaştan yerlerimize geçelim."

Acaba Nadia kızıl saçlı prensesin kim olduğunu biliyor mudur?

"Bir soru sorabilir miyim?"

"Tabii ki."

"Şuradaki kızıl saçlı prensesi tanıyor musun?" Elimle gösterdiğim kızıl saçlı prensese gözleri kısık bir şeyde baktı.

Sonra gülümseyip konuşmaya başladı.

"Bu saray tüm prens ve prenseslerle tanışma fırsatın olacak merak etme. Birazdan yapılacak olan konuşmada soruların çözülmüş olacağından emin olabilirsin" dedi.

"Şimdi daha fazla vakit kaybetmeden yerimize geçmemiz gerekiyor."

Cümlesi bittikten sonra bir koltuğun yanına doğru ilerlemeye başladı. Bende arkasından geliyordum. Boş bir koltuğa oturdu bende hemen yanına oturdum.

...

Yaklaşık 5 dakika sonra yaşlı bir adam sahneye çıktı.

"Sevgili geleceğin hükümdarları, bugün burada sizlerin geleceği için toplanmaktayız," dedi yaşlı adam.

"Sizlere özel olarak ayarlamış olduğumuz yardımcılarınız sizlere eğitim verecekler. Bu süreçte sarayın sol tarafında bulunan odalarda kalacaksınız. Ayrıca odalarda 2 şer şer kalacaksınız. Yardımcılarınız sizlere oda numaranızı söyleyecektir."

Yaşlı adam konuşmasını yaptıktan sonra sahneden inmeye başladı.

Ardından tüm eğitmenler yavaşça ayaklandı.

"Ellia, 327 numaralı odada kalacaksın. Yarın kahvaltıdan sonra ilk antrenmanımız var. Erken kalkmanın tavsiye ederim. Görüşmek üzere," dedi ve yanımdan ayrıldı.

Sanırım sarayın diğer tarafına geçmem gerekiyordu. Salondan çıktığımda koridorlar çok kalabalıktı. Herkes tek bir yöne doğru ilerliyordu. Ben de onların arkasından gitmeye başladım.

Uzun süren bir yürüyüş sonunda 327 numaralı odaya ulaşmıştım. Yavaşça kapıyı açtığımda içeride oda arkadaşım olduğunu düşündüğünüz bir prenses vardı. Prenses arkasına döndüğünde göz göze geldik. Bu o kızdı! Kızıl saçlı prenses.

Ufak bir tebessüm sunup yanıma gelmeye başladı. Hafif eğilip selam verdi.

"Ayesha Lerona. Orinn krallığı."

"Ellia Klaris. Etris krallığı," dedim aynı şekilde eğilirken.

Gülümseyip arkasına döndü.

"Sanırım yatak ve dolap paylaşımı yapmamız gerekecek," dedi.

...

...

Gözlerimi büyük bir sarsılma nedeniyle açtığımda dışarıdaki güneş gözümü alıyordu.

Kaç saattir uyuyor olduğumu merak etsem de şuan bunun vakti olmadığının farkındayım.

Neredeyim?

Saraydan çıktığımda öğlendi. Şuan saat tahminen 09.00 gibi bir şey olmalıydı. Neredeyse 1 gündür uyuyordum.

Gözlerimi güneşten dolayı zorlukla açtığımda büyük bir sarayın önünde olduğumuzu fark ettim. Sanırım babamın bahsettiği o saraya gelmiştik.

Saray oldukça büyük gözüküyordu. Göz kamaştırma konusunda güneşle yarışırdı.

"Sarayla bakışman bittiyse saraya gitmemiz gerekiyor."

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde babamın beni emanet ettiği şövalyeyi gördüm.

Sözünü ikiletmeden at arabasından indim. Saraya doğru ilerlemeye başladı. Mor elbisemin eteğinden tutup onu takip etmeye başladım.

Saraya yaklaştığımızda kapıya doğru giden tek ikilinin biz olmadığımızı fark ettim. Yaklaşık 15 ikiliyle aynı anda saraya gidiyorduk.

Sarayın kapısına geldiğimizde şövalye bana doğru döndü ve " bundan sonrasında yanında ben olmayacağım. O yüzden bu anlattıklarımı pür dikkat dinlemeni istiyorum," başımı olumlu anlamda salladım.

"Şimdi, ilk önce kapının sağ tarafına doğu uzun bir koridor var. O koridora gir. Koridor bitmeden sol tarafta bir kapı göreceksin o kapıdan içeriye gir. Karşında uzun bir merdiven göreceksin. Merdivenden çıktığında sağ tarafa dön. Sağ tarafta uzun bir sıra göreceksin. O sıraya gir. Sıra bittikten sonra babanın tuttuğu genç bir yardımcı göreceksin. Sen görmesen bile o senin yanına gelir merak etme."

Anlattıkları o kadar karışıktı ki neredeyse sağımı solumu unutuyordum.

Ben yolu aklımda tutmaya çalışırken şövalye çoktan gitmişti.

Dediklerini yavaş yavaş yapmaya başladım. İlk önce saray kapısından girip sağ taraftaki koridora yöneldim. Koridor bitmeden hemen önce sol taraftaki kapıdan içeri girdim. Tahmin ettiğimden daha büyük ve ışıltılı merdivenden çıkmaya başladım. Merdiven bittiğinde sağ tarafa baktığımda şövalyenin dedği gibi uzun bir sıra gördüm. Ben de o sıranın bir parçası olmak üzere en arka kısma geçtim.

Yaklaşık 2 dakika sonra merdivenlerden kızıl saçlı bir prenses çıkmaya başladı. Arkama doğru yerleştiğinde kızıl saçlı prenses yavaşça süzdüm.

Gözleri daha önce hiç görmediğim bir renkteydi. Mavi ve yeşil karışımı gözleri vardı. Saçları gibi kıpkırmızı bir elbise giymişti. Büyüleyici güzelliğiyle ortama ışık saçıyordu.

Normalde insanlarla tanışmayı ya da arkadaş olmayı pek sevmem fakat kızıl prensesle tanışıp arkadaş olmak isterdim. Sıra çok hızlı ilerliyordu. Önümde yaklaşık 5 kişi vardı.

Sıra bana geldiğinde şövalye bana bir soru yöneltti.

"İsminiz ve soy isminizi alabilirmiyim prenses."

"Elli Klaris."

Elinde tuttuğu deftere göz atıp bana döndü.

"İçeriye geçebilirsiniz."

Çekilmesiyle beraber kapıdan içeri girdim. İçeriye kısaca göz attığımda her yer doluydu. Konferans gibi bir yere gelmiştim. Heryer de koltuk vardı. Boş bir yer ararken omzumda hissettiğim sertlikle sendeledim.

"Özür dilerim, korkuttum mu?"

Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde benden neredeyse 5 yaş büyük genç bir kızla karşılaştım.

"Ben Nadia. Seni getiren şövalye benden bahsetmiştir. Burada geçireceğin zamanlarda ben sana yardım edeceğim."

Şövalyenin bahsettiği yardımcım bu kadın olmalıydı.

Hafif kırmızı saçları vardı. Hafif kırmızı diyorum çünkü kırmızı ve turuncu karışık bir saçı vardı. Ela rengi gözleriyle saçları çok uyumluydu. Üzerinde beyaz sade bir elbise vardı.

"İstersen yavaştan yerlerimize geçelim."

Acaba Nadia kızıl saçlı prensesin kim olduğunu biliyor mudur?

"Bir soru sorabilir miyim?"

"Tabii ki."

"Şuradaki kızıl saçlı prensesi tanıyor musun?" Elimle gösterdiğim kızıl saçlı prensese gözleri kısık bir şeyde baktı.

Sonra gülümseyip konuşmaya başladı.

"Bu saray tüm prens ve prenseslerle tanışma fırsatın olacak merak etme. Birazdan yapılacak olan konuşmada soruların çözülmüş olacağından emin olabilirsin" dedi.

"Şimdi daha fazla vakit kaybetmeden yerimize geçmemiz gerekiyor."

Cümlesi bittikten sonra bir koltuğun yanına doğru ilerlemeye başladı. Bende arkasından geliyordum. Boş bir koltuğa oturdu bende hemen yanına oturdum.

...

Yaklaşık 5 dakika sonra yaşlı bir adam sahneye çıktı.

"Sevgili geleceğin hükümdarları, bugün burada sizlerin geleceği için toplanmaktayız," dedi yaşlı adam.

"Sizlere özel olarak ayarlamış olduğumuz yardımcılarınız sizlere eğitim verecekler. Bu süreçte sarayın sol tarafında bulunan odalarda kalacaksınız. Ayrıca odalarda 2 şer şer kalacaksınız. Yardımcılarınız sizlere oda numaranızı söyleyecektir."

Yaşlı adam konuşmasını yaptıktan sonra sahneden inmeye başladı.

Ardından tüm eğitmenler yavaşça ayaklandı.

"Ellia, 327 numaralı odada kalacaksın. Yarın kahvaltıdan sonra ilk antrenmanımız var. Erken kalkmanın tavsiye ederim. Görüşmek üzere," dedi ve yanımdan ayrıldı.

Sanırım sarayın diğer tarafına geçmem gerekiyordu. Salondan çıktığımda koridorlar çok kalabalıktı. Herkes tek bir yöne doğru ilerliyordu. Ben de onların arkasından gitmeye başladım.

Uzun süren bir yürüyüş sonunda 327 numaralı odaya ulaşmıştım. Yavaşça kapıyı açtığımda içeride oda arkadaşım olduğunu düşündüğünüz bir prenses vardı. Prenses arkasına döndüğünde göz göze geldik. Bu o kızdı! Kızıl saçlı prenses.

Ufak bir tebessüm sunup yanıma gelmeye başladı. Hafif eğilip selam verdi.

"Ayesha Lerona. Orinn krallığı."

"Ellia Klaris. Etris krallığı," dedim aynı şekilde eğilirken.

Gülümseyip arkasına döndü.

"Sanırım yatak ve dolap paylaşımı yapmamız gerekecek," dedi.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.