Dışarıda yağmur yağmasına rahmen güneş göz kamaştırıyordu.
Sanırım size kendimi tanıtmam gerekiyor. Ben Ellia Klaris. Etris krallığının prensesiyim. 18 yaşındayım. Babam Archie Klaris ve annem Collins Klaris. Ve tabiki erkek kardeşim Ateş Klaris. Size ailemi tanıttığıma göre artık hayatıma geçebilirim.
Kendimi bildim bileli eğitim alıyorum. Eğitimden kastım eğitmenim Easton bana dövüşmeyi öğretiyor. Size tanıtmam gereken bir daha var.
Easton Novel. Easton bana yaklaşık 10 yıldır eğitim veriyor. 36 yaşında. Boyu yaklaşık 1.96. Aslında onun hakkında size pek bir bilgi veremem. Ne kadar 20 yıl boyunca bana eğitim vermiş olsada onun özel hayatıyla alakalı pek bir bilgim yok. Tek bildiğim evli olmaması.
Ben düşüncelere dalmışken kapık tıklatıldı.
"Gir" diye kapıya seslendim.
İçeriye Vale girdi. Sanırım size birini daha tanıtmam gerekecek. Vale. Soyadını bilmiyorum. Tek bildiğim 32 yaşında olduğu. Vale de aynı Easton gibi kendimi bildim bileli yanımdadır. Ama onun yeri benim için çok ayrı...
Vale benim olmayan ablam olmuştu. Ne zaman bir kıyafet seçimi yapmak zorunda kalsam hemen onu çağırırım. Vale'nin simsiyah saçları vardı. Yaşına göre çok genç gözüküyordu.
Vale'yi düşünmeyi bırakıp ona bur soru yönelttim.
"Acil bir durum mu oldu?"
"Yok efendim, babanız kahvaltıya çağırıyor."
Dediğiyle tek kaşım havaya kalktı. Normalde kahvaltıya Easton'la antrenman yaptığım için katılamazdım. Bugünün ne özelliği vardır?
"Haber verdiğin için teşekkür ederim Vale."
Minik bir tebessüm sünüp odadan çıktı. Yataktan ayrıldıktan sonra dolabıma doğru yöneldim.
Dolaptan mor şık bir elbise aldıktan sonra ayakkabı aramaya başladım. Aynı elbisem gibi mor bir topuklu ayakkabı seçtim.
Kıyafetleri giydikten sonra saçımı tarayıp odadan çıktım.
Merdivenlere doğru yöneldiğimde aşağıdan Ateş'in sesi geliyordu. Yukarıda olduğum için ne dediğini duyamıyordum. Merdivenlerden inmeye başladığımda topuklu ayakkabımı çıkardığı sesten dolayı masadakilrr bana döndü. Masadakiler diyorum çünkü annemin yanında Easton da vardı. Masanın yanına geldiğimde kardeşim Ateş'in yanına oturdum. Acaba babam neden bugün beni kahvaltıya çağırmıştı?
Bugün özel bir günüydü?
Ben kafamdaki sorularla boğuşurken babam konuşmaya başladı:
"Bugün bu masada toplanmamızın sebebi hepimizin hayatını değiştirecek bir haberin kesinleştiği içindir," dedi babam herzamanki ciddiyetini koruyarak.
"Ellia," dedi babam. "Bu haberim konusu sensin."
Kafamdaki sorular her bir kelimesinde artıyordu.
"Yıllardır neden eğitim aldığını öğrenmek ister misin?"
Anın şokuyla hızlıca başımı olumlu anlamda salladım.
"Güzel kızım, senin doğduğun yıl bizlere bir mektup geldi. Bu mektupta 1738 yılında doğan prens ve prenseslerim 18 yaşlarına geldiğinde bir sarayda toplanıp çeşitli seçmeler yapacaklarını anlatıyordu. Ve çeşitli şartlar vardı. 10 yıl boyunca bir şövalye gibi dövüşmeyi öğrenmeniz gerekiyordu. Sonuca gelecek olursak bugün yarım saat sonra saray gitmek üzere yola çıkıyorsun."
Nasıl da kolay söylemişti yılların emeğini. Nasıl da kolay söylemişti bu saraydan hemen gitmemi.
"Vale şuan yukarıda çantanı hazırlıyor. İstersen yardıma gidebilirsin."
Olayın şokuyle hiçbir şey demeden masadan kalkıp merdivenlerden yöneldim.
Hızlıca merdivenlerden çıkıp odama doğru yürümeye başladım. Oda ma girdiğimde Vale özenle elbiselerimi katlıyordu. Girdiğimi görünce gözlerini gözlerime çevirdi. Gözlerinde tek bir ifade vardı. Şiddetli yağmur sesleriyle uyandığımda dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu.
Gurur…
Yıllardır beni öz kardeşiymiş gibi seven birinde nasıl bu kadar çabuk ayrılacaktım? Ben bu saraydan nasıl ayrılacaktım?
"Prensesim izninizle size bir şey vermek istiyorum."
"İzin senindir," ne vereceğini merak ettiğim için direkt izin vermiştim.
Cebinde küçük bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içinde bit kolye olduğunu gördüm. Bana doğru birkaç adım atıp kolyeyi bana verdi. Kolyeyi incelediğimde üzerine ateş, su, toprak ve hava desenleri vardı. Yani elementlerin.
"Orayı gidince bunu neden verdiğimi anlayacaksın. Şimdilik bunu benden küçük bir hatıra gibi saklamanın istiyorum senden."
Başımla onayladım.
"Teşekkür ederim."
"Çantanı hazır," dedi ve bana sıkıca sarıldı. "Yeni hayatında iyi şanslar."
Küçük bir gülümseme sundum ve çantayı alıp odadan çıktım.
Merdivenlerden indiğimde kapıda annem, babam ve Ateş vardı. Sırayla onlara sarıldım.
"Muhafız sana saraya kadar göz kulak olucak," dedi babam.
Muhafızı yanına gittiğimde onu kısaca süzdüm. Sarayda daha önce böyle bir muhafız gördüğümü hatırlamıyordum.
Muhafız büyük kapıdan çıkıp ata arabasına yöneldi.
Atın üstüne bindiğinde gözleriyle arkasındaki odaya benzer kısmı işaret etti.
Odaya benzer kısma girdiğimde içi gerçekten odaya benziyordu. Fakat tek sorun sadece koltuk vardı.
Zaten ne bekliyordum ki?
Son kez saraya baktığımda içimde garip bir his vardı.
Bu hissin yeni hayatımla alakalı olduğuna emindim...
Dışarıda yağmur yağmasına rahmen güneş göz kamaştırıyordu.
Sanırım size kendimi tanıtmam gerekiyor. Ben Ellia Klaris. Etris krallığının prensesiyim. 18 yaşındayım. Babam Archie Klaris ve annem Collins Klaris. Ve tabiki erkek kardeşim Ateş Klaris. Size ailemi tanıttığıma göre artık hayatıma geçebilirim.
Kendimi bildim bileli eğitim alıyorum. Eğitimden kastım eğitmenim Easton bana dövüşmeyi öğretiyor. Size tanıtmam gereken bir daha var.
Easton Novel. Easton bana yaklaşık 10 yıldır eğitim veriyor. 36 yaşında. Boyu yaklaşık 1.96. Aslında onun hakkında size pek bir bilgi veremem. Ne kadar 20 yıl boyunca bana eğitim vermiş olsada onun özel hayatıyla alakalı pek bir bilgim yok. Tek bildiğim evli olmaması.
Ben düşüncelere dalmışken kapık tıklatıldı.
"Gir" diye kapıya seslendim.
İçeriye Vale girdi. Sanırım size birini daha tanıtmam gerekecek. Vale. Soyadını bilmiyorum. Tek bildiğim 32 yaşında olduğu. Vale de aynı Easton gibi kendimi bildim bileli yanımdadır. Ama onun yeri benim için çok ayrı...
Vale benim olmayan ablam olmuştu. Ne zaman bir kıyafet seçimi yapmak zorunda kalsam hemen onu çağırırım. Vale'nin simsiyah saçları vardı. Yaşına göre çok genç gözüküyordu.
Vale'yi düşünmeyi bırakıp ona bur soru yönelttim.
"Acil bir durum mu oldu?"
"Yok efendim, babanız kahvaltıya çağırıyor."
Dediğiyle tek kaşım havaya kalktı. Normalde kahvaltıya Easton'la antrenman yaptığım için katılamazdım. Bugünün ne özelliği vardır?
"Haber verdiğin için teşekkür ederim Vale."
Minik bir tebessüm sünüp odadan çıktı. Yataktan ayrıldıktan sonra dolabıma doğru yöneldim.
Dolaptan mor şık bir elbise aldıktan sonra ayakkabı aramaya başladım. Aynı elbisem gibi mor bir topuklu ayakkabı seçtim.
Kıyafetleri giydikten sonra saçımı tarayıp odadan çıktım.
Merdivenlere doğru yöneldiğimde aşağıdan Ateş'in sesi geliyordu. Yukarıda olduğum için ne dediğini duyamıyordum. Merdivenlerden inmeye başladığımda topuklu ayakkabımı çıkardığı sesten dolayı masadakilrr bana döndü. Masadakiler diyorum çünkü annemin yanında Easton da vardı. Masanın yanına geldiğimde kardeşim Ateş'in yanına oturdum. Acaba babam neden bugün beni kahvaltıya çağırmıştı?
Bugün özel bir günüydü?
Ben kafamdaki sorularla boğuşurken babam konuşmaya başladı:
"Bugün bu masada toplanmamızın sebebi hepimizin hayatını değiştirecek bir haberin kesinleştiği içindir," dedi babam herzamanki ciddiyetini koruyarak.
"Ellia," dedi babam. "Bu haberim konusu sensin."
Kafamdaki sorular her bir kelimesinde artıyordu.
"Yıllardır neden eğitim aldığını öğrenmek ister misin?"
Anın şokuyla hızlıca başımı olumlu anlamda salladım.
"Güzel kızım, senin doğduğun yıl bizlere bir mektup geldi. Bu mektupta 1738 yılında doğan prens ve prenseslerim 18 yaşlarına geldiğinde bir sarayda toplanıp çeşitli seçmeler yapacaklarını anlatıyordu. Ve çeşitli şartlar vardı. 10 yıl boyunca bir şövalye gibi dövüşmeyi öğrenmeniz gerekiyordu. Sonuca gelecek olursak bugün yarım saat sonra saray gitmek üzere yola çıkıyorsun."
Nasıl da kolay söylemişti yılların emeğini. Nasıl da kolay söylemişti bu saraydan hemen gitmemi.
"Vale şuan yukarıda çantanı hazırlıyor. İstersen yardıma gidebilirsin."
Olayın şokuyle hiçbir şey demeden masadan kalkıp merdivenlerden yöneldim.
Hızlıca merdivenlerden çıkıp odama doğru yürümeye başladım. Oda ma girdiğimde Vale özenle elbiselerimi katlıyordu. Girdiğimi görünce gözlerini gözlerime çevirdi. Gözlerinde tek bir ifade vardı. Şiddetli yağmur sesleriyle uyandığımda dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu.
Gurur…
Yıllardır beni öz kardeşiymiş gibi seven birinde nasıl bu kadar çabuk ayrılacaktım? Ben bu saraydan nasıl ayrılacaktım?
"Prensesim izninizle size bir şey vermek istiyorum."
"İzin senindir," ne vereceğini merak ettiğim için direkt izin vermiştim.
Cebinde küçük bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içinde bit kolye olduğunu gördüm. Bana doğru birkaç adım atıp kolyeyi bana verdi. Kolyeyi incelediğimde üzerine ateş, su, toprak ve hava desenleri vardı. Yani elementlerin.
"Orayı gidince bunu neden verdiğimi anlayacaksın. Şimdilik bunu benden küçük bir hatıra gibi saklamanın istiyorum senden."
Başımla onayladım.
"Teşekkür ederim."
"Çantanı hazır," dedi ve bana sıkıca sarıldı. "Yeni hayatında iyi şanslar."
Küçük bir gülümseme sundum ve çantayı alıp odadan çıktım.
Merdivenlerden indiğimde kapıda annem, babam ve Ateş vardı. Sırayla onlara sarıldım.
"Muhafız sana saraya kadar göz kulak olucak," dedi babam.
Muhafızı yanına gittiğimde onu kısaca süzdüm. Sarayda daha önce böyle bir muhafız gördüğümü hatırlamıyordum.
Muhafız büyük kapıdan çıkıp ata arabasına yöneldi.
Atın üstüne bindiğinde gözleriyle arkasındaki odaya benzer kısmı işaret etti.
Odaya benzer kısma girdiğimde içi gerçekten odaya benziyordu. Fakat tek sorun sadece koltuk vardı.
Zaten ne bekliyordum ki?
Son kez saraya baktığımda içimde garip bir his vardı.
Bu hissin yeni hayatımla alakalı olduğuna emindim...
Dışarıda yağmur yağmasına rahmen güneş göz kamaştırıyordu.
Sanırım size kendimi tanıtmam gerekiyor.
Ben Ellia Klaris. Etris krallığının prensesiyim. 18 yaşındayım. Babam Archie Klaris ve annem Collins Klaris. Ve tabiki erkek kardeşim Ateş Klaris. Size ailemi tanıttığıma göre artık hayatıma geçebilirim.
Kendimi bildim bileli eğitim alıyorum. Eğitimden kastım eğitmenim Easton bana dövüşmeyi öğretiyor. Size tanıtmam gereken bir daha var.
Easton Novel. Easton bana yaklaşık 10 yıldır eğitim veriyor. 36 yaşında. Boyu yaklaşık 1.96. Aslında onun hakkında size pek bir bilgi veremem. Ne kadar 20 yıl boyunca bana eğitim vermiş olsada onun özel hayatıyla alakalı pek bir bilgim yok. Tek bildiğim evli olmaması.
Ben düşüncelere dalmışken kapık tıklatıldı.
"Gir" diye kapıya seslendim.
İçeriye Vale girdi. Sanırım size birini daha tanıtmam gerekecek. Vale. Soyadını bilmiyorum. Tek bildiğim 32 yaşında olduğu. Vale de aynı Easton gibi kendimi bildim bileli yanımdadır. Ama onun yeri benim için çok ayrı...
Vale benim olmayan ablam olmuştu. Ne zaman bir kıyafet seçimi yapmak zorunda kalsam hemen onu çağırırım. Vale'nin simsiyah saçları vardı. Yaşına göre çok genç gözüküyordu.
Vale'yi düşünmeyi bırakıp ona bur soru yönelttim.
"Acil bir durum mu oldu?"
"Yok efendim, babanız kahvaltıya çağırıyor."
Dediğiyle tek kaşım havaya kalktı. Normalde kahvaltıya Easton'la antrenman yaptığım için katılamazdım. Bugünün ne özelliği vardır?
"Haber verdiğin için teşekkür ederim Vale."
Minik bir tebessüm sünüp odadan çıktı. Yataktan ayrıldıktan sonra dolabıma doğru yöneldim.
Dolaptan mor şık bir elbise aldıktan sonra ayakkabı aramaya başladım. Aynı elbisem gibi mor bir topuklu ayakkabı seçtim.
Kıyafetleri giydikten sonra saçımı tarayıp odadan çıktım.
Merdivenlere doğru yöneldiğimde aşağıdan Ateş'in sesi geliyordu. Yukarıda olduğum için ne dediğini duyamıyordum. Merdivenlerden inmeye başladığımda topuklu ayakkabımı çıkardığı sesten dolayı masadakilrr bana döndü. Masadakiler diyorum çünkü annemin yanında Easton da vardı. Masanın yanına geldiğimde kardeşim Ateş'in yanına oturdum. Acaba babam neden bugün beni kahvaltıya çağırmıştı?
Bugün özel bir günüydü?
Ben kafamdaki sorularla boğuşurken babam konuşmaya başladı:
"Bugün bu masada toplanmamızın sebebi hepimizin hayatını değiştirecek bir haberin kesinleştiği içindir," dedi babam herzamanki ciddiyetini koruyarak.
"Ellia," dedi babam. "Bu haberim konusu sensin."
Kafamdaki sorular her bir kelimesinde artıyordu.
"Yıllardır neden eğitim aldığını öğrenmek ister misin?"
Anın şokuyla hızlıca başımı olumlu anlamda salladım.
"Güzel kızım, senin doğduğun yıl bizlere bir mektup geldi. Bu mektupta 1738 yılında doğan prens ve prenseslerim 18 yaşlarına geldiğinde bir sarayda toplanıp çeşitli seçmeler yapacaklarını anlatıyordu. Ve çeşitli şartlar vardı. 10 yıl boyunca bir şövalye gibi dövüşmeyi öğrenmeniz gerekiyordu. Sonuca gelecek olursak bugün yarım saat sonra saray gitmek üzere yola çıkıyorsun."
Nasıl da kolay söylemişti yılların emeğini. Nasıl da kolay söylemişti bu saraydan hemen gitmemi.
"Vale şuan yukarıda çantanı hazırlıyor. İstersen yardıma gidebilirsin."
Olayın şokuyle hiçbir şey demeden masadan kalkıp merdivenlerden yöneldim.
Hızlıca merdivenlerden çıkıp odama doğru yürümeye başladım. Oda ma girdiğimde Vale özenle elbiselerimi katlıyordu. Girdiğimi görünce gözlerini gözlerime çevirdi. Gözlerinde tek bir ifade vardı. Şiddetli yağmur sesleriyle uyandığımda dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu.
Gurur…
Yıllardır beni öz kardeşiymiş gibi seven birinde nasıl bu kadar çabuk ayrılacaktım? Ben bu saraydan nasıl ayrılacaktım?
"Prensesim izninizle size bir şey vermek istiyorum."
"İzin senindir," ne vereceğini merak ettiğim için direkt izin vermiştim.
Cebinde küçük bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içinde bit kolye olduğunu gördüm. Bana doğru birkaç adım atıp kolyeyi bana verdi. Kolyeyi incelediğimde üzerine ateş, su, toprak ve hava desenleri vardı. Yani elementlerin.
"Orayı gidince bunu neden verdiğimi anlayacaksın. Şimdilik bunu benden küçük bir hatıra gibi saklamanın istiyorum senden."
Başımla onayladım.
"Teşekkür ederim."
"Çantanı hazır," dedi ve bana sıkıca sarıldı. "Yeni hayatında iyi şanslar."
Küçük bir gülümseme sundum ve çantayı alıp odadan çıktım.
Merdivenlerden indiğimde kapıda annem, babam ve Ateş vardı. Sırayla onlara sarıldım.
"Muhafız sana saraya kadar göz kulak olucak," dedi babam.
Muhafızı yanına gittiğimde onu kısaca süzdüm. Sarayda daha önce böyle bir muhafız gördüğümü hatırlamıyordum.
Muhafız büyük kapıdan çıkıp ata arabasına yöneldi.
Atın üstüne bindiğinde gözleriyle arkasındaki odaya benzer kısmı işaret etti.
Odaya benzer kısma girdiğimde içi gerçekten odaya benziyordu. Fakat tek sorun sadece koltuk vardı.
Zaten ne bekliyordum ki?
Son kez saraya baktığımda içimde garip bir his vardı.
Bu hissin yeni hayatımla alakalı olduğuna emindim...
Dışarıda yağmur yağmasına rahmen güneş göz kamaştırıyordu.
Sanırım size kendimi tanıtmam gerekiyor.
Ben Ellia Klaris. Etris krallığının prensesiyim. 18 yaşındayım. Babam Archie Klaris ve annem Collins Klaris. Ve tabiki erkek kardeşim Ateş Klaris. Size ailemi tanıttığıma göre artık hayatıma geçebilirim.
Kendimi bildim bileli eğitim alıyorum.
Eğitimden kastım eğitmenim Easton bana dövüşmeyi öğretiyor. Size tanıtmam gereken bir daha var.
Easton Novel. Easton bana yaklaşık 10 yıldır eğitim veriyor. 36 yaşında. Boyu yaklaşık 1.96. Aslında onun hakkında size pek bir bilgi veremem. Ne kadar 20 yıl boyunca bana eğitim vermiş olsada onun özel hayatıyla alakalı pek bir bilgim yok. Tek bildiğim evli olmaması.
Ben düşüncelere dalmışken kapık tıklatıldı.
"Gir" diye kapıya seslendim.
İçeriye Vale girdi. Sanırım size birini daha tanıtmam gerekecek. Vale. Soyadını bilmiyorum. Tek bildiğim 32 yaşında olduğu. Vale de aynı Easton gibi kendimi bildim bileli yanımdadır. Ama onun yeri benim için çok ayrı...
Vale benim olmayan ablam olmuştu. Ne zaman bir kıyafet seçimi yapmak zorunda kalsam hemen onu çağırırım. Vale'nin simsiyah saçları vardı. Yaşına göre çok genç gözüküyordu.
Vale'yi düşünmeyi bırakıp ona bur soru yönelttim.
"Acil bir durum mu oldu?"
"Yok efendim, babanız kahvaltıya çağırıyor."
Dediğiyle tek kaşım havaya kalktı. Normalde kahvaltıya Easton'la antrenman yaptığım için katılamazdım. Bugünün ne özelliği vardır?
"Haber verdiğin için teşekkür ederim Vale."
Minik bir tebessüm sünüp odadan çıktı. Yataktan ayrıldıktan sonra dolabıma doğru yöneldim.
Dolaptan mor şık bir elbise aldıktan sonra ayakkabı aramaya başladım. Aynı elbisem gibi mor bir topuklu ayakkabı seçtim.
Kıyafetleri giydikten sonra saçımı tarayıp odadan çıktım.
Merdivenlere doğru yöneldiğimde aşağıdan Ateş'in sesi geliyordu. Yukarıda olduğum için ne dediğini duyamıyordum. Merdivenlerden inmeye başladığımda topuklu ayakkabımı çıkardığı sesten dolayı masadakilrr bana döndü. Masadakiler diyorum çünkü annemin yanında Easton da vardı. Masanın yanına geldiğimde kardeşim Ateş'in yanına oturdum. Acaba babam neden bugün beni kahvaltıya çağırmıştı?
Bugün özel bir günüydü?
Ben kafamdaki sorularla boğuşurken babam konuşmaya başladı:
"Bugün bu masada toplanmamızın sebebi hepimizin hayatını değiştirecek bir haberin kesinleştiği içindir," dedi babam herzamanki ciddiyetini koruyarak.
"Ellia," dedi babam. "Bu haberim konusu sensin."
Kafamdaki sorular her bir kelimesinde artıyordu.
"Yıllardır neden eğitim aldığını öğrenmek ister misin?"
Anın şokuyla hızlıca başımı olumlu anlamda salladım.
"Güzel kızım, senin doğduğun yıl bizlere bir mektup geldi. Bu mektupta 1738 yılında doğan prens ve prenseslerim 18 yaşlarına geldiğinde bir sarayda toplanıp çeşitli seçmeler yapacaklarını anlatıyordu. Ve çeşitli şartlar vardı. 10 yıl boyunca bir şövalye gibi dövüşmeyi öğrenmeniz gerekiyordu. Sonuca gelecek olursak bugün yarım saat sonra saray gitmek üzere yola çıkıyorsun."
Nasıl da kolay söylemişti yılların emeğini. Nasıl da kolay söylemişti bu saraydan hemen gitmemi.
"Vale şuan yukarıda çantanı hazırlıyor. İstersen yardıma gidebilirsin."
Olayın şokuyle hiçbir şey demeden masadan kalkıp merdivenlerden yöneldim.
Hızlıca merdivenlerden çıkıp odama doğru yürümeye başladım. Oda ma girdiğimde Vale özenle elbiselerimi katlıyordu. Girdiğimi görünce gözlerini gözlerime çevirdi. Gözlerinde tek bir ifade vardı. Şiddetli yağmur sesleriyle uyandığımda dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu.
Gurur…
Yıllardır beni öz kardeşiymiş gibi seven birinde nasıl bu kadar çabuk ayrılacaktım? Ben bu saraydan nasıl ayrılacaktım?
"Prensesim izninizle size bir şey vermek istiyorum."
"İzin senindir," ne vereceğini merak ettiğim için direkt izin vermiştim.
Cebinde küçük bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içinde bit kolye olduğunu gördüm. Bana doğru birkaç adım atıp kolyeyi bana verdi. Kolyeyi incelediğimde üzerine ateş, su, toprak ve hava desenleri vardı. Yani elementlerin.
"Orayı gidince bunu neden verdiğimi anlayacaksın. Şimdilik bunu benden küçük bir hatıra gibi saklamanın istiyorum senden."
Başımla onayladım.
"Teşekkür ederim."
"Çantanı hazır," dedi ve bana sıkıca sarıldı. "Yeni hayatında iyi şanslar."
Küçük bir gülümseme sundum ve çantayı alıp odadan çıktım.
Merdivenlerden indiğimde kapıda annem, babam ve Ateş vardı. Sırayla onlara sarıldım.
"Muhafız sana saraya kadar göz kulak olucak," dedi babam.
Muhafızı yanına gittiğimde onu kısaca süzdüm. Sarayda daha önce böyle bir muhafız gördüğümü hatırlamıyordum.
Muhafız büyük kapıdan çıkıp ata arabasına yöneldi.
Atın üstüne bindiğinde gözleriyle arkasındaki odaya benzer kısmı işaret etti.
Odaya benzer kısma girdiğimde içi gerçekten odaya benziyordu. Fakat tek sorun sadece koltuk vardı.
Zaten ne bekliyordum ki?
Son kez saraya baktığımda içimde garip bir his vardı.
Bu hissin yeni hayatımla alakalı olduğuna emindim...