İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 8 · 11 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 8

6. BÖLÜM

Bölüm Müziği:

KUŞ OLDUM UÇTUM GÖKYÜZÜNE - BARO

ENGİN NUŞANİ - TALATRO - GİZLİ GİZLİ

KANER' DEN

Gece geç saatlere kadar oturduk, konuştuk ama hiçbir şey olmadı ne yüreğimdeki sızı dindi nede sönmek bilmeyen ateş söndü, içim sıkılırken nefesim daralıyordu elini tutmaya kıyamadığım kadın artık başkasının karısı olmuştu, sabah dini nikâhı kıymışlardı öğlen ise resmi nikâhı kıymışlardı, Allah verede sevdiğime kötü davranmasaydı düğün oldu bitti diye elimi üstlerinden çekeceğimi sanmasınlar sakın ola' ki öğle bir hataya düşmesinler, gerekirse her hafta misafirliğe birilerini gönderir kontrol ettirirdim amma velakin

Aliz' i onlara yem etmezdim, eziyet etmelerini köle gibi davranmalarını müsaade etmeyeceğim gibi geçit' de vermeyecektim, benim hüküm sürdüğüm topraklarda, benim sevdiğime cehennemi yaşatmasına izin vermeyecektim.

Saatler gece yarısını gösterirken herkes odasına çekildi Yaver benim için hazırlattığı oda geniş ve ferah olsa' da dört duvar üstüme üstüme yürüyordu, Aliz' in nasıl olduğunu bilmeden duramıyordum hele' ki onca kişi arkamdan bıçaklamışken yaşananları sindirip oturamıyordum, odanın içinde ne kadar turlasam' da olmuyordu beynimin içindeki sesleri susturamıyordum, daha fazla bu dört duvar arasında durmadan bahçeye çıkıp Mardin' in ışıklarını, sessizliğin hâkim olduğu sokakları seyretmeye başladım, yavaş yavaş gün doğarken Yaver' in akşamdan çıkardığı içkiyi bardağa doldurup bir dikişte içtim.

Hayatım boyunca çok içmişimdir ama ilk defa bir yudum içki boğazımda takılmıştı, boğazımdan geçerken yakmıştı içimi, boğazımı kavurmuştu beynimi, duygularımı uyuşturması gerekirken daha da harlıyordu, acılar her yudumda daha' da katlanıp tüm gerçekliğiyle yüzüme çarpıyordu.

Acıya meydan okurcasına bile isteye, kalbimi, boğazımı yakmak için içtim, dolmasıyla boşalan bardakların sıraları birbirlerine karışırken hiçbir etkisi yoktu içmek için doldurduğum bardağı tam içecekken gözümün önüne Aliz' in gelinlikli hali gelirken elimdeki bardağı yere doğru fırlatıp param parça olmasını izledim, aynı benim olduğum gibi.

Gün doğmaya başlarken yüzümü sıvazlayıp balkondaki sedire oturup telefona bakmak için eğilip masadan telefonu elime aldığımda babamın yirmi beş kere aradığını gördüm, bu durumu garipsemiştim, normalde bu kadar aramayacaklarını bildiğim için bir şeyin olduğu belliydi hele ki bu saatten sonra beni nerede olduğumu yada nasıl olduğumu sormak için arayamazlardı, babama dönüş sağladığımda nefes alış veriş' i değişmesiyle sanki bir hüzün çökmüştü sesine.

"Oğul"

"Kime ne oldu baba?" Babam ilk başta söyleyecek gibi olurken durup yutkunmuştu ve arkadan bağrış sesleri geliyordu

"A-Aliz canına kıymış"

Duyduklarımdan sonra oturduğum yerden kalkarak kelimeler boğazıma düğümlense' de konuşmaya devam ettim.

"Ne-ne diyorsun sen baba?"

"Düğün gecesi kıymış canına elinde not bulmuşlar kan davası' nı ben bitirdim evlenirken' de ben bitirdim canıma kıyarak ta..."

Duyduklarımı kabullenmek istemezsem' de dünyam başıma yıkılmıştı, sevdiğimin canına bir şey olmasın diye vaz geçtiğim kadın kendi canından vaz geçmişti.

Duyduklarımdan sonra gözümden bir yaş düşmesiyle telefon elimden kayıp düşmesi bir oldu ben sevdiğimi Şerzat' tan koruma planı yaparken sevdiğim canına kıymıştı, artık nefes almıyordu, o âşık olduğum gözler, bana bakarken parlayan gözler, şimdi ilelebet solmuştu, babamın verdiği ölüm haberi beynimin içinde yankı eder dururdu, kulaklarımı sağır eden çınlamayla dengem alt üst olurken ellerimle kulaklarımı kapatıp deli gibi bastırmıştım, bastırdım' ki bu haberi duymayayım, geleni' de gelecek haberi' de duymayayım diye, dizlerimin üstüne çökerek tüm Midyat' ı inletircesine bağırdım, bağırdım' ki kuşlar uçsun, uçsun' ki Aliz' im gibi özgür olsunlar, haykırdım, haykırdım' ki biri beni bu kâbustan kurtarsın diye, yerleri dövercesine yumrukladım elim kanaya kanaya durmadan yumrukladım, yumrukladım' ki elimin acısı yüzüme çarpan gerçekleri bastırsın diye ama hiçbir şey olmadı, ne uyandığım vardı nede aklımdan çıkıyordu, sadece kuşlar uçmuştu

Aliz' im gibi özgürce uçuyorlardı.

Koskoca dünya başıma yıkılmıştı ve ben altında hiç bir şey yapmadan duruyordum, yapamıyordum karşımda duran camlar parlarken benim ışıklarım sönmüştü, dünyam dönmeyi bırakmış ve beni içinde unutmuştu.

FIRAT' TAN

Duyduğum sesle yataktan fırlayıp Oda' dan çıkıp sesin nerden geldiğini anlamaya çalışırken Yaver' de merdivenlerden koşar adımlarla indi birbirimize bakmamızla abimin odasına koştuk kapıyı hızla açtık ama bomboştu, Yaveri arkamda bırakıp odadan çıkarken Yaverde arkamdan çıkmıştı ve birlikte hızla merdivenleri inmemizle bahçeye koşmamız bir oldu, abim yere çökmüş bir şekilde ağlarken görünce içime bir ateş düşmüştü, kalbim ağzımda atarken, yaverle bakışlarımız kesişmişti

Yaver' inde gözlerine düşen korkuyla ikimizde aynı hızla yanına koştuk abimin, hizasına diz çökerken abim yıkılmıştı adeta

"Abi ne oldu.?"

"Kaner!, ne oldu.?"

"Abiiii!"

Abimin elinden akan kanların haddi hesabı yokken hiç umursamadan yeri yumrukluyordu kendinden geçmiş gibi ne bizi duyuyordu nede duruyordu, dişlerini sıkarak yutkunduktan sonra konuşmaya karar vermişti.

"Aliz, sevdiğim kadın canına kıymış yanında' da not bulmuşlar"

Abim yutkunup tekrar konuşmak için dudaklarını aralasa' da olmamıştı ağzından, boğazından kelam dökülmüyordu zar zor tekrar konuşmaya yeltenirken

"Kan Davası' nı bitirdim diye." Söylemişti.

Bakışlarım Yavere kayarken Yaver şok olmuşçasına gözleri sonuna kadar açılmıştı, Evin yengem ise ağzını kapatarak kapının yanında kalakalmıştı Yaverle birbirimize bakıp Kaner'e döndüğümde ikimizin elinden' de bir şey gelmiyordu, ne diyebilirdik?, ne yapabilirdik' ki?, o gün belki kararı bozabilseydik, oy çokluğu bizden yana olsaydı işte bu yaşananlar olmayacaktı, Yakup iti geberip giderdi ama en azından sonunu bildiği halde yaptı, öldürdü derdik ama şimdi kardeşi, Aliz' in arkasına saklanmış kızı kendine siper etmişti, düğün günü Şerzat' ın evine gelinliğiyle giren Aliz şimdi kefeniyle çıkıyordu, arkasında büyük yıkıntılar bırakarak gitmişti, herkesin içine bu dünyadan hiç sönmeyen bir ateş atmıştı daha doğrusu Kaner'e, sevdiği adama bırakıp gitmişti.

"Abi yalvarırım dur" sesim titreyerek çıkarken bir yandan' da abimi tutmaya çalışıyorduk ama ne durmaya niyeti vardı nede kendine geliyordu, Yaverle zorda olsa abimi yerden kaldırıp hızla araçlara binerken yolumuzu düğün daha doğrusu cenaze evine çevirmiştik, Yaver gaza yüklenirken abimin içi yanıyordu, bir müddet sonra araba etraftaki kalabalıktan gitmez olurken abim araçtan inip etraftaki kimseleri umursamadan kalabalığı yara yara Aliz' ine gidiyordu, herkesin gözünde yaş akarken sokaklar' da ağıtlar yükseliyordu, ama artık bu ağıtların bir önemi yoktu bunu kendileri yapmışlardı bu cinayeti el birliğiyle onlar işlemişlerdi, abim Şerzatların konağına varınca kapıdaki korumaları hızla itip merdivenleri ikişerli çıkıyordu bizde arkasından giderken abim sonunda bir kapı eşiğinde durmuş içeriye bakıyordu, abim öfkeyle içeriye girerken bizde arkasından girmiştik içeriye, Aliz' in başında Yakup vardı kardeşine sarılmış ağlıyordu ama Kaner onu umursamadan Yakup' un yakasına yapışıp ayağa kaldırıp onu yumruk atarak Aliz' in başından uzaklaştırmış ve öfkeyle bağırmıştı.

"Sakın Aliz' e elini süreyim deme, bir daha o elini yerinde bulamazsın"

Kaner' in öfkesinden nasiplenmemek için kimse bir şey yapmadan bir kenarda ağlıyorlardı Yakup' ta aldığı darbeyle yere düşmüştü ama o ayağa bile kalkmadan duvarın kenarına sinip ağlamaya devam ediyordu, abim ise korka korka sevdiğinin başına gidip kucağına almıştı

"Uyan be yavrum ne olursun uyan" abimin sözleriyle herkes daha beter olurken yere çökmüş elimi abimin omzuna koymuştum ama abim elimi hızla iterek sevdiği kadına tekrar dönmüştü "Yapma, beni yalnız bırakma" abimin sesi her defasında daha gür çıkarken bir yandan' da

Aliz' in yarasını tutuyordu en sonunda elindeki kana aldırış etmeden göz yaşlarını silip Alizi kucaklayıp herkesi arkasında bırakarak sevdiği kadın ile oradan çıkmıştı, abim Aliz' in kıyamadığı saçlar savrulurken Aliz' in bir eli' de boşluğa düşmüştü, abim çok uğraşmıştı bu meseleden' de el ele çıkmak içi ama olmadı, bunu abime yaptırmamışlardı, şimdi ise abim kucağında Aliz' in cansız bedeniyle çıkıyordu ele ele çıkmak varken bu yakışmamıştı ikisine' de, buradaki insanlar abim ve

Aliz' e bu sonu reva görmüştü ama bu olmamalıydı, Mardin Midyat sokaklarını el ele yürümek varken Aliz' in cansız bedeni abimin kucağında olmamalıydı.

Düğün sabahı cenazeyi evden alıp araçlara binilmişti Kaner, cenazeye ne Şerzat' ın aşiretinden birini nede Aliz' in aşiretinden birini sokmuştu her tarafa adamlar yığmış kimseyi yaklaştırmıyordu, hele ki Yakup, Hamit ağa ve Şerzat' ı, asla, "Biz ailesiyiz Kaner ağa!" cümlesini duymamızla omzumuzda Aliz'in tabutuyla olduğumuz yerde kalırken kargaşa sesleri yükselemeye başlamıştı, yerimizi kendi adamlarımıza verirken hızla arkaya döndüğümüzde Aliz'in sözde ailesi gelmişlerdi ama abimin adamlarını geçmeyi bırak bir adım dahil atamamışlardı, abim gördüğü manzara sonrası hızla onlara doğru ilerlerken baştan aşağıya öfke doluyordu ve en sonunda ise Hamit ağanın yanına gitmesiyle yakasından tutup kendine çekmişti

"Sen öldürdüğün kızın babasısın benim Aliz'imin değil"

"Bana müsaade et Kaner ağa" Aliz'in annesi Hamidiye hanım kimseyi dinlemeden bir adım öne atılırken abimin önüne geçmesiyle olduğu yerde kalmıştı

"Sakın Hamidiye hanım sakın! kızınızı sever gibi yapmayın, ona yaklaşmayı o kanlı ellerinizi kızınızın temiz toprağına süreyim demeyesin"

"Kaner ağa yalvarırım ben onun anasıyım" Hamidiye hanım ağlarken hızla yere çökmesiyle abimin ayaklarına kapanmıştı

"Sen kızını hazırladın, sen kendi ellerinle gitmesine müsaade ettin Hamidiye hanım, kendi ellerinle kızını o odaya çıkardın, kızının göz yaşlarına göz yumdun, sakın benden medet umma"

Abim bir adım geriye gitmesiyle ayağını hızla çekerek Hamidiye hanımdan kurtarırken adamlardan biri Hamidiye hanımı yerden kaldırmış geriye çekmişti

"Ben böyle olsun ister miydim Kaner ağa?" Hamit ağa abimin yumruğuyla geriye doğru savrulurken abim bu sefer işaret parmağını tehdit vari sallayarak bağırmıştı "Kes sesini, sakın bana Aliz'i düşüyormuş gibi yapma, sakın!" abim son cümlesini dişlerinin arasından söylerken herkesi arkasında bırakarak sevdiği kadına son görevini yerine getirmek için , son kez vedalaşmak için gitmişti.

Düğün günü sokaklara sığmayan kişiler şimdi hiç biri yoktu aslında onlar cenazeyi çoktan çıkarmışlardı sadece gören yoktu ama şimdi herkes görmüşlerdi, abim elinden gelse Şerzat' ı oracıkta bir kaşık suda boğacaktı ama Aliz' e saygısından durdu ama şimdilik, Aliz defnedildikten sonra abim herkesin önünde intikam yemini etti ve bir daha hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacaktı, ne abim nede herkes, Kaner ortada gezen alev topu gibiydi kim dokunursa yakıp geçiyordu.

Babam abim' in yanına gelerek cebinden bir mektup ve Aliz' in canına kıydığı silahı çıkardı ve tereddüt etse' de sonunda vermeye karar vermişti, buda babama düşmüştü son eşyalarını vermek, babam ağabeyimin omzuna dokunarak "Bunu Aliz sana yazmış oğlum" babam bakışlarını silaha çevirirken "Buda Aliz' in silahı" diyerek abime uzattı.

Abim kızarmış gözlerle babama bakıp tekrar gözlerini mektuba ve silaha çevirdi titreyen eliyle mektuba uzanırken boğazından bir hıçkırık koptu, mektubu alıp iki eliyle hiç bırakmayacak gibi sıkıca' na kavradı, mektubun arkasını çevirdiğinde ise

'' İLK VE SON SEVDİĞİM ADAMA ''

Yazıyordu, yazının üstüne bir çift gözyaşı düşmüştü sevdiği kızın gözyaşının üstüne, son kez bir araya gelmişti gözyaşları.

Ağabeyim babam' dan silahı' da alarak baktığında ilk önce koklamış daha sonra beline koymuştu, mektubu ise abim kalbinin üzerine, cebine koymuştu, abim son kez Aliz' in mezarının başına giderken cebinden de sevdiği kadının tülbentini çıkarmıştı herkesin bakışları yerle buluşurken abimin sadece tek baktığı yer vardı oda elindeki tülbentti, abim tülbenti Aliz'in isminin yazdığı tahtaya bağlayıp ayaklarının üzerine oturarak son kez Aliz'in toprağını okşamıştı.

"Sana bu sonu reva görenlerden bir bir intikamını alacağım!"

KANER' DEN

Zaman intikam alma vaktiydi onlar hiç düşünmedi ne olacağını bende bu saatten sonra düşünmeyecektim önceden herkese Saygı' da kusur etmezdim ama artık yok, onlara saygının s' sini bile göstermeyecektim nasıl o gün beni ezip geçtiler, Aliz ile Şerzat' ın düğününü yüzüme baka baka karar verdilerse bende onları bu Mardin' den silecektim.

Hamit Ağa' dan da intikamımı alacam şerefsiz oğlunun hayatını kurtarmak için Alizi gözden çıkarmıştı o zaman bizde kıyamadığı oğlunu onun gözünden bırak herkesin gözünden düşürmek farz oldu, gerekirse gece gündüz açığını bulmak için çalışacağım ama intikamımı almadan asla durmayacağım.

Bu olanların hesabını herkesten tek tek soracaktım gece gözüme tek bir uyku girmediği için sabaha kadar oturdum aklımda her şeyin planını yapıp herkesin görevlerini ayarladım sabaha kadar telefon trafiği sürse' de buna değmişti.

Benim için her şeyin bitişi ama herkes için her şeyin başlangıcı olan

cenaze' nin ertesi sabahı Erken kalkıp hazırlandım daha ortada kimseler olmadığı için kahvaltıda yoktu olsa bile yiyecek iştah yoktu.

Kimseye haber vermeden direk konaktan ayrılırken kapıdaki adamlara' da işaret vererek yanıma birkaç adam alıp şirkete geçtim, artık her şeyin eskisi gibi olmayacağını, benim eski Kaner olmadığımı herkes görecekti ve buna ilk önce şirketten başlayacaktım arabayı çalıştırdığımda teyp' den

Aliz' imin şarkısı açılmıştı, ister istemez kulaklarıma Aliz' in sesi dolarken, burnumun kemeri sızlamıştı teybi kapatıp yola çıktım Aliz' in sesi kulaklarımda yankılanırken ve daha intikamı alınmadan o müziği dinlemeyecektim her bir aşiret ağasından intikamımı aldığım zaman dinleyecektim, aklımdaki düşüncelerle çoktan şirkete gelmiştim bile araçtan inip ceketimi düzeltip anahtarı valeye verirken adamlara bakmıştım ve hepsi benim onayımı bekliyorlardı şirkete girdiğimizde çalışanlarda yavaş yavaş geliyorlardı.

Arkamdan küçük çaplı ordu gelirken şirkettekilerde bu kalabalığa anlam verememiş gözlerle bir bana birde adamlara bakıyorlardı bir sorun çıkmasından tedirgin oluyorlardı ama kimin ne hissettiği umurumda değil, verdiğim işaretle adamlar şirketin dört bir yanına dağılırken ne yapacaklarını gayet iyi biliyorlardı onlar yapılması gerekeni yaparken bende odama çıkıp bugünkü tüm görüşmeleri iptal ettirip toplantıları 'da diğer günlere erteleyip şirketin lobisine tekrar indim, mesai çoktan başlamış ve herkes işine dönmüşlerdi ama bazıları hariç!.

Kafeteryadan kahvemi alarak lobide şirkete teşvik etmeyenleri beklemeye başladım mesai başladığı andan itibaren benimle gelen adamlardan ikisini kapıya koyup geç gelen çalışanları tek tek tutuyorlardı.

Dirseğimi lobiye koyarken bir ayağımı da diğer ayağımın önüne koyup geç gelenlere bakıyordum, gözlerimi kısarak başımı yan yatırırken kahvemi yudumladım ve en sonunda elimdeki kahveyi resepsiyona koyup doğrulup elimi pantolonun cebine sokarken çalışanlardan biri konuşmaya tenezzül etmişti.

"Kaner bey burada beklememizin sebebi nedir?"

Tek kaşımı kaldırarak çalışanı dinlesem' de pişkince konuşmaya devam ediyordu.

"Ben size nasıl taviz göstermiş olurumda siz bu saatte işe geliyorsunuz?"

"Kaner bey ben ee-"

Elimi kaldırdığımda çalışan daha fazla söz söyleme cüretinde bulunmayarak susmuştu.

"Ben soru sormuyorum' ki cevap veriyorsun" lobide sessizlik hâkim olurken tekrar konuşmama devam ettim.

"Kovuldunuz, şimdi çıkışınızı alın öğlen olmadan' da şirketi terk edin"

Sakin konuşmuştum çünkü bu saatten sonra onlar neler olacağını düşünecekti ben değil.

İşe geç kalanların hepsini mazeretlerini dinlemeden tek tek kovup çıkış işlemlerini yaptırmaları için muhasebeye gönderip önüme dönmüştüm, sorumsuzca davrananlarla benim işim olamazdı hele ki bu saatten sonra asla!.

Şirkette bağrış ve yakarış sesleri yükselirken çalışanlar ve müşteriler lobiye doğru korku dolu gözlerle koşuyorlardı.

************************************

İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

Bölüm sonu

3 yorum