İzem elinde tuttuğu güvercinle bana bakarken başımı yavaşça eğmiş birşey demesini bekliyordum!
"Birşey demiyecekmisin?"
"Birinci kural sorgulama"
"Ahaha" kahkaha atmamla sırtımı duvara yaslarken başımı'da yaslamıştım!
"Sen bu deyilsin!" Dudaklarımdan kaçan cümleyle gözümün ucuyla İzem'e bakarken İzemin yüzünde beliren memnuniyetle dudaklarını aşağıya doğru büzmüş kaşlarını havalandırmıştı!
"Allahala neymişim ben?"
"Asi, sürekli inkar eden, memnuniyetsiz!"
"Ahahahaa!" Bu sefer kahkaha atan İzem olurken elindeki kuşla birlikte ayağa kalkıp yanıma gelmişti
"Başka kaldımı?"
İzem yanıma oturmasıyla güvercini bana verirken ikiletmeden almıştım, avucumun içinde atan güvercinin kalbi ve zeytin gözleriyle bana bakarken dudağımın kenarına oturan tebessümle İzem'e bakmıştım, İzem'de ışıldayan gözlerle bana bakarken güvercine tekrardan bakmış ve dudağımın kenarıyla cıklamıştım!
"Evet ben bu deyilim ama derdini başka bir zaman anlatmassın bana!"
"Çünkü yangılarsın!"
"Neden?"
"Acımasızım!"
"Öylesin!" İzem'in cümlesiyle omzumun üstünden bakarken yavaşça başımı aşağı yukarı sallayarak bakışlarımı kaydırmıştım!
"Daha bugün af için elime kapanan küçücük çocuğu geri çevirdim!"
İzem cümlemle sessiz kalırken birşey demesini beklemiyordum, bekleyemezdim öyle bir hakkım yoktu!, çünkü yaptıklarımın, acımasızlığımın bir izahı olamazdı!
"Ama açık bir kapı bıraktım gelebilsinler diye!" Cümlemi bitirmemle İzem'e bakarken İzemin bakışları yüzümde geziniyordu
"Gelebileceklermi peki?, o kapıdan geçebileceklermi?" Başımı iki yana sallayarak "Bilmiyorum!" demiştim!
"Bilmiyorum ama tek bildiğim birşey var oda kendileri ve aileleri için dediğimi yapmak zorundalar!"
"Onlar istediğini yapacaklar ve sende intikamını alabileceksin böylelikle!" İzem'in cümlesiyle herşeyi öğrendi endişesiyle korkuyla gözlerine bakmıştım, İzem'in adamları Mardin'de cirit atarken ben herşeyi açık konuşarak taviz vermiştim, peki ya gerçekten herşeyi öğrendiyse?
"İntikamlarının sebebi her ne bilmiyorum ama dikkat et!"
"Olur ederim!" Başımı yavaşça aşağı yukarı sallayarak rahatlamanın verdiği huzurla yutkunmuştum!
"Ama etmiyeceğini biliyorum!" İzem hem dikkat et diyordu hemde ona verdiğim cevabı çürütüyordu ama beni iyi tanıyordu!
"O zaman neden söylüyorsun?"
İzem omzunu kendine çekmesiyle arkasına yaslanırken gök yüzüne bakmıştı
"Senden başka kimsem yok!" İzem'in ne kadar sesi titresede asla belli etmemeye çalışıyordu, belkide buğulanan gözlerini görmemem için kaçırmıştı benden!, sonsuzluğa ve her şeye tanık olan gökyüzüne!
"Bana inanıyorsun değilmi?" Bu soruyu sormuştum çünkü bana inanan insanlara daha doğrusu bana inanan İzem'e ihtiyacım vardı!, çünkü onun değil benim ondan başka kimsem yoktu!
"Ne konuda?"
"Her konuda!'
"Yani!, bazen!" İzem gülerek konuşurken birazda olsa bedenimi ona doğru çevirip bakmıştım, asi olduğu kadarda neşe doluydu her şeyden eğlenecek birşey bulabiliyordu!
"Babanın katilide ben değilim!" Az önce gülümseyen yüz yavaşça düşerken bakışları zifiri gözlerimde eylenmiş ardından elimdeki güvercine kaymıştı!
"Boşver!" İzem yutkunmasıyla soğuk bir ses tonuyla konuşurken buz kesen elleri elime değmişti, bakışlarım elime kaymasıyla İzem güvercini alırken yavaşça aralamıştım ellerimi!
"Ne olursa olsun o senin baban!"
"İnandığım herşeyi yerle bir eden babam!" İzem kızaran gözlerle bana bakmasıyla ellerini hızla kaldırarak güvercini serbest bırakırken güvercin uçmuştu ama çok fazla uzaklaşmazken İzem ayağa kalkmış terasın ucuna gitmişti!, bana ise sadece arkasında bakmak kalırken oturduğum yerden kalkıp arkasından ilerlemiş ve yanına gidip ellerimi arkamda birleştirerek Mardin'e bakmıştım
"Senin'de benden bir farkın yok!"
Cümlemle İzem bana sorgularcasına bakarken ben kana susayan Mardin'e bakmıştım
"Sende benim gibi acımasızsın!"
"O yüzden'mi sürekli zarar görüyorum?"
İzem cevabıma karşılık soru sorarken bu hikayede yanan olduğunu dile getiriyordu ama yanan kişilerin yaktığını göz ardı ediyordu!
"Yanan kişi etrafını yakar İzem!" İzem etrafa ardından bana bakarken gözlerı kısılmıştı
"Hani ben yanan birini görmüyorum?, genellikle yanan sensin Kaner!, sen kendi ateşini başkasının ateşi sanıyorsun!"
"Yakmadığın haldemi bizimkileri kapı dışarı ediyorsun?"
Bu sefer soru soran ben olurken İzem'den bir cevap yoktu, nasıl olsunki oda gerçekleri çok iyi biliyordu!, ne kadar kabul etmese'de dışardan her şey çok net gözüküyordu
"Olabilir" İzem sinirle nefes vermesiyle devam etti "Ayrıca babamın gerçek yüzünü gösteren sensin Kaner!, sen bırakmadın yalanlarla yaşamamı, sen istedinki dayanağım olmasın!, dallarım kırılsınki ayağa kalkamayayım!"
"Evet ama -"
"Sen söylesene ya neden geldin benim yanıma?" İzem öfkeyle bağırmış ve cümlemi tamamlamama dahi müsaade etmezken kaşlarını havalandırarak benden bir cevap bekliyordu!, aslında onun yanına gelme nedenim ona güvendiğimdendi ama ona ne diyecektim?
"Seni dinliyorum geldin ve saçma sapan babamın konusunu açtın, neden?"
"Bana güven diye!"
"İhtiyacın yok buna Kaner!, sen kendin kendine yetersin, benim varlığım seni ne kalkındırır nede düşürür bunun farkındayım!"
"Bence değilsin!" İzem susarken sadece bakıyordu
"İhtiyacım var çünkü tek yanımda olan sensin!"
"Ailen var!"
"Ailem?" İzem'in cümlesini yadırgarcasına söylerken dudaklarım aralanmış gözlerim kısılmıştı
"Seni seven, her koşulda olan kardeşlerin var!"
"Üvey!" Cümlemin üzerine vurgu yapmamla İzem gözlerini kaçırırken yarım kalan cümleme devam ettim
"Bugün yerimi bildiren bir kardeşim var!"
"Babanın gözünde olman gereken yeri hatırlatan kardeşin!"
"Ahh" dudaklarımdan kaçan nefesle karışık belli belirsiz konuşurken dudağımın kenarıyla cıklamıştım
"Artık hiçbirşey bilmiyorum!"
"Sen bilmiyorsun ama Fırat senin için babanın şerefini ayaklar altına almana müsaade etti, senin anlayacağın kendi babasının, annesinin sevdi adamın şerefini kendi elleriyle sana sundu!, sırf ona karşı düşmanlığında galip gel diye!"
"Daralıyorum artık, koskoca topraklar nefes aldırmıyor bana!"
"O zaman git buradan, gidelim!"
"Yaşatmazlar seni!" İzem'in cümlesine karşılık düşünmeden bağırırken elimi korkuluğa vurmuş İzem'e bakmıştım
"Ne demek yaşatmazlar?" İzem kısık konuşurken dediğim cümleyi anlamaya çalışıyordu daha doğrusu kafasında oturtmaya!, ama bunun düşünecek bir yanı yoktu beni yıkmak için her zaman canımdan vuracaklardı!
"Benim yok ama senin kaybedeceklerin var, canın var, annen, kardeşin var, benim gitmem herkesin ölümü demek!"
"Yapamazlar!, sen gittin diye kimseye birşey yapamazlar!"
"Hadi onlara birşey yapmadılar ya sen?, seni yaşatırlarmı?"
İzem gözlerini gözlerimden çekmesiyle bakışları düşerken gözlerindeki umutlarda yerle bir olmuştu, belkide bir an olsa bile gidebileceğini düşünmüştü ama öyle birşey yoktu, Cografya kaderdi, gerçi coğrafya olmasa bile alnımıza yazılan kaderin ötesi yoktu!, bu Mardin Midyat herkesin olduğu gibi bizim içinde çıkış ölüm demekti!
Bencil davranarak arkamıza bakmadan çekip gidebilirdik ama bedelini herkes öderdi!, eğer biz göz yaşı akıtmamak için kaçarsak bizim yerimize başkaları akıtacaktı, bize ise sadece mezarlarına gitmek yada sırt ovalamak kalırdı ama onu bile hangi yüzle yapacaktık, hangi haysiyetle insanların karşısına el ele çıkabilecektik, bebelerine, evde bekleyen analara, eşlere ne diyecektim, siz olunca ağalık, töre ama ben olunca bedel ödemeye korktum'mu diyecektim ne diyecektim heleki daha alınması gereken intikamlar varken asla olmayacaktı böyle birşey!
YADE KAMİROĞULLARI
"Tık!, tık!" Kapının tıklatılmasıyla bakışlarımı hastanın röntgeninden kaldırıp kapıya bakmıştım
"Gel!" Kapı aralanmasıyla içeriye elinde çicekle bir adam girmişti, kaşlarım çatılmasıyla oturduğum yerden doğrulmuş ve arkama yaslanmıştım
"Yade Kamiroğulları!"
"Evet buyrun!" Adamın odama gelişi bilinçli olurken adam başıyla onay vermiş ve benden izin dahi istemeden elindeki çiçeği masaya koymuştu
"Bunlar size!"
"Ben bırakın dedimmi beyefendi?" Kuryeci arkasına dahi bakmadan çekip giderken kapıyı arkasından kapatmıştı, çicekle baş başa kalırken oturduğum yerden kalkmış ve masa'nın etrafında dönerek çiçeğin başına gitmiştim, çiçeğin içinde zarf olurken daha fazla oyalanmadan alıp açmıştım
"GECE KOKUSU!
Bilirmisin bilmem ama gözlerin gecenin karanlığı kadar derin kokun bu çicek gibi eşsiz! "
Gönderenin ismi olmazken bakışlarımı zarftan çekmiş ve bir kaç dakika durmuştum!
"Sen ne kadar tanımasan'da ben seni tanıyorum!"
Sebepsizce kulaklarımda günler önce söylenen söz çınlarken çiçeğe yeniden bakmıştım, İsmini ne kadar yazmasada aklıma bir fikir geliyordu, hatta fikir bile değil göndereni biliyordum!, verdiğim derin bir nefesle masaya eğilmemle telefonu alıp doğrulmuştum!
Telefonu almıştım almasına ama kimi arayacaktımki, adamın daha numarası bile olmazken nasıl arayıp hesap soracaktım?
"Tık, tık!" Kapı tekrardan çalmasıyla açılması bir olurken kapıya tekrardan bakmıştım, bu sefer gelen bir kadın olurken girmek için izin istiyormuşcasına durmuş gözlerime bakmıştı
"Buyrun!"
"Yade hanım!" Kadın ismimi bilirken hızla içeri girmiş ve elime sarılmıştı
"Yeri geldi ta evimize geldin bizlere bakmak için sayısız iyiliğin dokundu , Allah için bize yine yardım et!"
"Ben anlamadım!" Elimi tutan ellere ardından benden yardım isteyen gözlere bakarken kadın ağlamaktan kızaran gözlerle bakıyordu gözlerime!
"Kaner ağam kızgın, kırgın bize ama evimizden atıyorlar bizi!"
"Kim atıyor?"
"Mirşad Zindar!"
"Ne?" Dudaklarımdan kaçan cümleyle sesim normalinden fazla çıkmıştı, ne demek atıyordu?
"Hangi hakla?"
"Evlerin tapularını almışlar!" Ellerimi kadının elleri arasından çekmiş ve hızla karşısından giderken üstümdeki önlüğü çıkartıp sandalyeye atmış ve çantamı almamla Kadının yanına gelmiştim
"Gidelim!"
"Allah razı olsun!" Kadın her defasında minnetini sıralarken kapıyı aralamıştım, kadın önümden geçmesiyle bakışlarım çiçeğe takılırken yutkunmuştum, çiçek gönderecek nezaketi gösteren Mirşad efendi kadın, çocuk demeden evden atacak kadar Zalim olabilmişti!
Kapıdan çıkmamla kapıyı arkamdan kapatmış ve hastane koridorunda ilerlemiştim, kapımda bekleyen hastalar bana endişeyle bakarken karşıdan gelen meslektaşımı hızla durdurmuştum
"Adem!"
"Efendim Yade?"
"Benim gitmem lazım sen benim hastalarada bakabilirmisin?" Adem bana ardından yanımdaki kadına bakmasıyla başıyla onay verirken yüzüme yerleşen mahçubiyet dolu tebessümle sessiz bir şekilde teşekkür ettiğimde hızla yanından gitmiştim!
Dışarıya çıkmamızla çantamdan anahtarı alırken araca doğru ilerlemiştim
"Bana adresi tarif edersin değil'mi?"
"Hıhı, evet!"
"Tamam gel!"
Araca binmemizle direksiyonu kırmış ve yola koyulmuştum, nasıl olurda Mirşad bunu yapma cesareti buluyordu, nasıl oluyorda abim bu olanlara müsaade edebiliyordu, koskoca Mardin aşiretinin hakimiyeti olduğu topraklarda başkaları nasıl zulme yeltenebiliyordu!, her şey bi o kadar saçmaydıki insan bırak kabullenmeyi anlayamıyordu bile!
"Sağdan!" Direksiyonu kadının dediği yöne çevirmemle gaza biraz daha yüklenmiştim.
-
Kadının geldik demesine gerek kalmadan manzara kendini belli ederken ani fren yapmış ve araçtan inmiştim, gözlerime inanamazken çeşitli evlerden dışarıya eşyalar atılıyordu!, eşyaların dışarıya atıldığı sokaklarda ilerlesemde manzara, canilik değişmiyordu!, çocuklar, bebekler dışarıda annelerinin kucaklarında zapdelilmeye çalışırken bazı evin erkekleri adamları durdurmaya çalışıyordu ama sonuç değişmezken karşı koymanın bedeli yere diz çöktürülüp başlarına silah dayamaktı, ama gözlerdeki korku ve nefret asla değişmiyordu!, kadının dediği doğrumuydu cidden bu işin arkasında Mirşad ve ağabeyim'mi vardı?, nefesim her gördüklerimden sonra biraz daha daralmasına neden olurken kulaklarımda abimin düğününde dediği "Evimden çıkın!" sözleri yankılanırken adımlarımı amcamın evine çevirmiştim gerçekten bakalım zalimliği sadece masum ve garibanlaramı yoksa herkesemiydi?, sokaklar'da yol boyunca bir an bile ağıt ve bağrış sesleri eksilmezken girdiğim çıkmaz sokağın başındaki konağa doğru gitmiştim ama orda da dışarıya atılan eşyalar olurken yeni eşyalar taşınıyordu!, olduğum yerde durmamla bir adım dahi atmazken gözlerimi kapatmış ve arkama bakmadan uzaklaşmıştım dağılmamın sebebi yıkıntıya yada beklentimin boşa çıktığından değildi çünü onu tanımıyordum bile ama ağabeyimin bu caniliğe göz yumması kalbimi yakmıştı!
"Nolursunuz yapmayın!"
"Çekil!" adam ondan minnet etmesi için yalvaran kadını iteklemesiyle kadın yere düşerken adımlarımı hızlandırmış ve adamın yakasından tuttuğum gibi kenara çekerek savurup bırakmıştım, adam beni görmesiyle hiçbirşey yapmazken "Çekil!" diye bağırmıştım, intikam yada nefret umurumda bile değildi, yanlarında yada karşılarında durmazdım ama hiçbir kadına yapılmaması gerekenler yapılıyorsa, el kalktıysa karşılarında duracaktım!
"Ne yaptığını zannediyorsunuz siz?"
"Yade hanım!"
"Kes!, caniliğinizi karşımda el pençe durarark örtbas edebileceğinimi sanıyorsun sen?"
Adam ellerini önünde birleştirmesiyle bakışlarını benden kaçırmış yere ardından etrafa çevirmişti
"Hangi hakla yaparsınız bunu?, kim müsade etti'de Kamiroğulları toprağında bu zalimliği yapabileceğinizi düşündünüz!"
"BEN DEDİM!" Adamlardan bir cevap beklerken asıl cevap kendisinden gelmişti!, Sesin geldiği yöne bakmak için arkamı dönerken Mirşad ellerini cebine sokmuş bana bakıyordu!
"Kimsin sen ya ne demek ben dedim?"
"Tanıştığımızı sanıyordum ama sanırsam yanılmışım"
"Bencede çünkü ben senin gibi bir zalimle asla tanışmam!"
Cümlelerimi bir bir sıralarken Mirşad'ın karşısında onun gibi dimdik durarak cevap veriyordum!
"Ben Mirşad Zindar!" Mirşad cebinden çıkarttığı elini bana uzatırken gözümün ucuyla ele ardından Mirşad'ın gözlerine bakmıştım
"Senin gibi birinin elini sıkacağımı'mı sanıyorsun!"
"Anlıyorum öfkelisin ama yanlış kişiye öfkelisin!"
"Öylemi?" Sorumla birlikte Mirşad'a bir adım daha yaklaşırken başımı hafif yan çevirip bakışlarımı yavaşça yüzün'de ardından gözlerinde gezdirmiştim
"Öyle çünkü bunlar cenazeye alkış tutan zalimler, hani bana diyorsunya zalim diye-" Mirşad cümlesini yarıda kesmesiyle dudağının kenarıyla cıklamış ardından tekrar konuşmuştu
"Asıl gözleri kan bürümüş, zalim bunlar!"
"Bunların bir suçu yok!"
"Bunların suçu başlarında o şerefsizi tutmak!" Mirşad bana karşılık her cümlesinde sesini biraz daha artırırken bir adım yaklaşmıştı
"Eğer harcanmak istiyorsan bir bıçak olabilirsin ama eğer harcamak yani zulme engel olmak istiyorsan o bıçağı bileyen olacaksın, olacaksınki yok olmayasın!"
"Benim senden farkım tamda bu biliyormusun?, ben ne bileyen nede bilenen bıçak olurum!"
"Tercih meselesi tabi!" Mirşad cümlesiyle dudağının kenarıyla gülümserken dudaklarını birbirine bastırarak kaşlarını havalandırmıştı
"Ama tabi pek ihtiyacında olmayacak!" Ne demekti bu şimdi?, hiçbir şey anlamazken kaşlarım çatılmıştı
"Anlamadım?" Mirşad kulağıma eğilmesiyle derin bir nefes vermiş ve gülmüştü "Çünkü ben varım!" Mirşad'ın cümlesiyle afalallayıp kalırken hiçbirşey diyememiş, hiçbir karşılık verememiştim, bana sadece bakmak kalırken Mirşad benden uzaklaşmış ve yanımdan geçip gitmişti, omzumun üzerinden arkama bakmamla Mirşad arkasına bile bakmadan yeni konağına gidiyordu!
"Yade hanım sizi evinize bırakalım!"
"İhtiyacım yok size!" Hırsımı adamlardan çıkartırken evden atılanlar bir umutla bakıyordu bana ama benim elimden hiç birşey gelmezken yutkunmuş ve aklıma gelen fikirle tekrar bakmıştım
"Bu insanlara mühlet vereceksiniz!"
"Böyle birşey mümkün değil!"
"Sizmi karar veriyorsunuz buna?"
İşaret parmağımı tehdit vari sallamamla telefonum çalarken bakışlarım çantamdaki telefona kaymıştı, vakit kaybetmeden telefonu alıp kimin aradığına bakmamla bilmediğim bir numara olurken cevaplamıştım
"Efendim!"
"Yade!, yade!" Mirşad'ın sesi kulaklarıma dolarken Mirşadın verdiği nefes duyulmuştu
"Ahh!, tamam senin dediğin gibi olsun ama sadece iki günleri var!" Mirşad cümlesini bitirmesiyle karşımdaki adamlara mesaj gelmiş ve herkes telefonuna bakmıştı, adamlar aynı anda birbirlerine bakmalarıyla sözü geçen adamların işaretleriyle herkes gitmeye başlamışlardı!
Mirşad'a hiç birşey demezken telefonu kapatmış ve başarmanın verdiği mutlulukla rahat bir nefes vermiştim!
"Allah razı olsun Yade kızım!"
"Teşekkürler kızım!" Kadınlar bir bir teşekkür ederken herkes beni tanıyordu ama ben tanımazken sadece gülümsemiştim, yardımımızın dokunması için tanımaya da gerek yoktu, bugün tanımadığım onca insana yardımım dokunurken belkide yarın bir gün onların da yardımı bana dokunacaktı!
Herkes evlatlarına sarılırken araca gitmiş ve daha fazla oyalanmadan binmiştim
"Seni senden daha iyi tanıyorum!"
Güya beni tanıdığını sanıyordu ama hiç bir halt bilmezken tamamen adamları sayesinde beni tekrardan aramış ve adamlarını çekmişti, kazanmıştım ama sadece bir kaç gün!
Elimdeki telefonu yan koltuğa fırlatıp atarken aracı çalıştırıp gaza yüklenmiş ve yola çıkmıştım!
Bir ağa olmayabilirim ama bende buranın kızıyım, kanımda akan kan Kamiroğulları aşiretin kanı olurken dik başlılığım kimseye baş eğmeyişimdi!
Yönümü konağa çerirken biraz daha gaza yüklenmiştim, gözümün önünde sokağa atılan insanlar bir an bile gitmezken abim sıcak evinde nasıl oturabiliyordu!
-
Konağa gelmemle araçtan hızla inmiş konağın kapısını hızla açarak bırakmıştım!
"Abii!"
"Ne oluyor yine!" Babam bağırarak balkona çıkarken bakışlarımı abimin odasına sabitlemiştim
"Abiii!"
"Destur!" Abimin sesi duyulmasıyla bakışlarım odanın kapısından çekmiş ve sesin geldiği tarafa terasın merdivenlerine bakmıştım
"Yavaş gel hele!"
"Yavaş geleyim öyle!, masum insanlar sokaktayken ben yavaş geleyim öylemi!"
"Sokaktalarsa bir sebepleri var!"
"Neymiş o sebep söylesene?" Abimin arkasında İzem belirirken merakla bana ve kocasına bakıyordu!
"Ne zaman başlarındaki kalleşi indirirler o zaman geçerler evlerine!"
"Bu kadar kolay indirmek öylemi?" Cümlemi yarıda kesmemle abim karşıma gelirken bir adım daha atmıştım
"O kadar kolaysa neden sen onca zaman uğraşıyorsun!"
"Kes sesini!" Abim işaret parmağını gözlerimin önünde sallarken dişlerini deli gibi sıkıyordu!
"Kesmiycem abi!, senin bir tarafin varsa benimde var, sen zulmün yanında dururken ben karşısındayım!"
"Öylemi?, zulmün karşısındasın?" Abim kolumdan tutmasıyla kapıya doğru hamle yaparken "Kaner!" İzem'in bağrışı duyulmuştu
"Abi bırak!"
"Hesap soruyorsun öylemi?" Abim delirmiş gibi davranırken çekiştirerek konaktan çıkmış ve kapının önünde hazır bekleyen benim arabaya doğru gidmemizle abim kolumu öne savurup bırakmıştı!
"Bin!"
"Nereye?"
"Bin dedim!" Abim araca elini vurmasıyla bağırırken kızaran gözleri gözlerime değmişti!
Daha fazla abimi delirtmemek için kapıyı açmış ve binmiştim, korkuyordum ama korkumun nedeni bana birşey yapması değildi, asıl nedeni gözünün dönmüş ve bu hale gelmiş olmasıydı!, abim aracın önünden dolanmasıyla yan tarafa geçip binerken çarparak kapatmıştı kapıyı!
"Kaner!" Annem konaktan çıkmasıyla aracın önüne geçerken abimin durma gibi bir niyeti asla yoktu!
"Oğlum dur!"
"Kaner!" İzem benim tarafıma yeltenmesiyle abim kapıları kilitlerken İzem kapıyı açmaya yeltenmişti, abim İzem'i tanırken ben kendi ağabeyimi artık tanıyamıyordum!
"Öfkeden gözün döndü!" Arkama yaslanmamla konuşurken gözümün ucuyla yan tarafıma bakmıştım bakmasına ama abim hiç birşey demezken geri geri gidiyordu!
"Sokağa attığın masum insanlarlamı yüzleşeceksin yoksa?"
"Kes sesini Yade!" Abim elini açmasıyla bağırırken kendini sıktığı sesinden, bakışlarından her halinden belliydi!
"Bak kötü olacak sus!"
Gözlerimin dolmasına engel olamazken sadece susmuş önüme dönmüştüm, başka ne yapabilirimki susmayıp ya daha fazla canımı yakacaktım yada olacakları bekleyecektim!
-
Abim ani fren yapmasıyla sağa savrulurken az ileri de olan MEZARLIK yazısı kendini göstermişti, hayır bunu yapamazdı, hesap sormamın bedeli bu olamazdı, akmayı bekleyen göz yaşlarıma engel olamazken ağabeyime bakmıştım ama o bana bakmazken hızla mezarlığa girmişti
"Abi!" Boğazımdan kaçan sessiz cümleler duyulurken abim ani fren yapmasıyla durmuş ve el frenini çekip hızla arabadan inmişti, abim bu sefer kapıyı kapatmazken benim tarafıma gelmişti!
Kapıyı tutma umuduyla refleske uzansamda geç kalmıştım, abim kapıyı açmasıyla bırakması bir olurken başımı iki yana sallamıştım ama duymuyordu, görmüyordu beni!
"Çık dışarı!" Abimin titreyen sesi mezarlıkta yankılanırken hızla kolumdan tutup çıkartmıştı!
"Yeter artık dur!" Abime artık yalvarırken abimin gözü öfkeden, sinirden başka birşey görmüyordu, bedeni sanki ele geçirilmiş gibiydi!, ne baktığım gözler abimin gözlerine benziyordu nede bana duyduğu duydu şefkat duygusuydu!
Abim kolumdan tutarak ilerlesekte çok sürmemişti!, çünkü Aliz'in mezarlığı yakında olurken abim son bir kez daha çekmiş ve hızla beni savurarak bırakmıştı!, dengemin alt üst olmasıyla yere kapaklanırken Aliz'in tam yanına düşmüştüm, elimin acısı gözlerimi kapatmama neden olsada gözlerimden akan yaş dinmemişti!
"Ben sorduğun hesaba cevap veririm Yade!, asıl sen nasıl af dileyeceksin onu düşün?"
Başımı abime çevirmemle bakarken abim bana bakmıyordu
"Bakalım öyle bir şanşın olacakmı?" Abim az öncekine istinaden sessiz konuşurken belliydi onunda özür dileyemediği şeyler vardı!, belkide abimle aynı hatayı yapmıştım ama hatamın bedelini en ağır şekilde ödeyecektim!, abim arkasını dönmesiyle giderken boğazımdan kaçan hıçkırağa engel olamamış ve ağlayarak önüme dönmüştüm!
Elimden ne gelirdiki daha abim affetiremezken ben nasıl affettirebilirdim heleki Alizi buraya koyanların yanında olanları kurtarmışken affedermiydi beni?
Mezar taşına bakmamla abimin ve Aliz'in yüzükleri sallanırken burada asılan bir hikaye vardı ve ben ona ihanet etmiştim!
Affetmek ne demekti?,
Yada nasıl bur duyguydu!
Daha affetmek ne demek onu bilmezken şimdi af diliyordum, belkide Hayat buydu!
Affetmeyi bilmeden Af dilemeyi öğrenmekti!
🕊🕊
FIRAT KAMİROĞULLARI
"Tamam ararım!"
"Krizantem!" Seslenmemle İrem arkasını hızla dönerken elindeki telefonu kapatmasıyla kenara bırakmış yüzü gülmüştü
"Sevdiğim!" İrem bana doğru gelmesiyle kollarımı iki yana açmış ve beklemiştim, bu anın hayalini çok kurmuştum, çok beklemiştim, sonradan tekrar İrem'e kavuşmam büyük bir mucizeyken benden İrem'mimi almaya çalışıyorlardı ama buna müsaade vermeyecektim, İrem sarılmasıyla kollarını boynuma dolarken sarıp sarmalamıştım
"Çok özledim seni!"
"Bende!" Gözlerimi kapatmamla İrem'in kokusunu içime çekmiştim!
"Nerdeydin sen?" İrem kendini geri çekmesiyle sitem ederken ellerimi belinden bir an bile ayırmamıştım
"Nezarathanedeydim!"
"Nee?" İrem bağırmasıyla tek gözümü kırıp başımı yana yatırmıştım
"Ne saçmalıyorsun Fırat?"
"Boşver!" İrem'i geçiştirmeye çalışsam'da hepsi boş bir çabadan ibaret olduğunun farkındaydım!
"Anlatsana şunu doğru düzgün!"
"Ama çıkar çıkmaz sana geldim!"
"Hmm!"
"Hmm ya çünkü ben senin yanındayken özgürüm, nefes alıyorum!"
"Bende senin yanında huzur buluyorum!" Yüzüme yerleşen koca bir tebessümle bakarken İrem dudağını yana bükmüş birşey düşünüyordu ama birşey demezken yavaşça bana doğru hamle yapmasıyla gözlerim kırılırken hareketlerini izlemiştim, İrem gözlerini kapatmasıyla dudağı yanağıma değerken bu anda kaybolmak istercesine gözlerimi kapattım.
İrem çekilmesiyle gözlerimi yavaşça aralamış zeytin gözlere bakmıştım
"Hem sen söyle bakalım sen ne güzel silah kullanıyordun öyle!"
"Sen çok fenasın!" İrem alayla göz aktararak konuştuğunda İrem ile uğraşmak için anlamamış gibi devam ettim.
"Nereden çıkardın"
"Bırak allahını hemen konuyu değiştiriyorsun anlamadım sanki"
İrem kaşlarını havalandırarak söylediği cümleyle gülümserken elinden tutup Mardin kalesinin ucuna doğru gidip yere oturduk!
"Birdaha eline alma olurmu?" İrem hiç birşey demezken neyi kast ettiğimi gayet iyi anlamıştı!
"Ben herzaman yanında olacam!"
"Biliyorum ama unuttunmu benim abim polis ve sevdiğim adam silahlarla dolu bir hayat'da yaşıyor!"
"Allahalla" evde onca olanlardan sonra İrem yüzümü güldürmeyi başarırken bakışlarımı gök yüzüne çevirdiğimde omzumda hissettiğim temasla omzuma bakmıştım, İrem omzuma koyduğu başıyla birlikte bana bakarken yüzüme bir tebessüm yerleştirmiş tekrardan gök yüzüne bakmıştım
"Biliyorum birşey anlatmak istemiyorsun ama senin için endişeleniyorum!"
Başımı İrem'in başına yaslamamla "Neden?" diyebilmiştim sadece
"Yolunuz çok tehlikeli Fırat heleki Helimin ağabeyinden sonra!"
"Ne olmuş Helimin ağabeyine?"
Başımı kaldırmamla İrem'de kalkarken omzunun üstünden bana bakmıştı
"Cidden soruyormusun?" İrem ne kadar benden bir cevap beklesede hiç birşey dememiş sadece susmustum
"Tüm Mardin çalkalanıyor!, Aliz'in intikamı için başkasıyla evlenecek kızı Jiyan'la evlendirdiler düğün günü'de bedel olarak Cahid'i verdiler diye!"
"Allahalla onlar nereden biliyorlarmış?"
Sorumla birlikte İrem derin bir nefes verirken gözlerini aktarmıştı
"Sürekli esmek yerine biraz etrafı dinleseniz sizde duyarsınız!"
"Çok yorgunum!" Cümlemi söylememle yere uzanırken başımı İrem'in bacaklarına koymuştum.
İremimin yüzüyle gök yüzü ilk defa bu kadar eşsizdi, merak ediyordum ben ne yapmış olabilirimde İrem benim olmuştu, yüzüme düşen güneşle gözlerim kırılırken İrem Mardin'e bakıyordu gerçi bende Mardin'e bakıyordum Mardinime!
Mardin kadar derindi ve bir o kadar kavuşulması zor ama kavuşmuştum, İrem artık benim yanımdayken elleri ellerimdeydi, nasıl Mardin'den çıkış yoktu İrem'de aynı öyleydi!, eşsiz ve bir o kadar zordu ama bir o kadarda kopulması imkansız kara sevda!
"Bundan sonra ne yapacaksınız?" Bilmem der gibi omzumu silktiğimde dudağımı bükerken İrem başımı eğmiş gözlerime bakıyordu, İrem elini havalandırmasıyla dururken yüzüme düşen güneşi engellemişti
"Sevdiğimle evlenirim belki!"
"Ortalık bu haldeyken'mi?"
"Neden olmasın belki herkesi barıştıracak bir düğün fena olmaz!' Yüzümde beliren gülümsemeyle göz kırpmıştım
"O zaman bu intikamlar dururmu?, bu savaş, ölümler bitermi?"
İrem'in sorusu beni şaşırtırken başımı iki yana sallamıştım çünkü intikamların bitmesi demek herkesin sonunun gelmesi demekti! ve kimsede kabullenip beklemeyecekti, herkes karşılık verirken zararda görecektik!
"Sen boşver bunları, söyle bakalım sen kiminle konuşuyordun?" Aklıma gelen soruyu vakit kaybetmeden direk sorarken İrem dediklerimle affallamıştı
"Anlamadım!"
"Ben gelirken telefonla konuşuyordun ya onu diyorum!"
"Hm, evet, teyzemle konuşuyordum!"
"Teyzen!" İrem başını sallamasıyla tek gözümü kırmıştım
"Senin teyzen ölmedimi?"
"Sen nereden biliyorsun?"
"Sence?" İrem sorumla birlikte gözleri gökyüzü ve yerde gezinmişti
"Araştırdın!"
Hiçbir tepki vermezken İrem yüzünü sarkıtmış ve zorla yılımsamıştı, yüzündeki bu ifade mutluluk ifadesi olmazken yavaş yavaş sinirleniyordu
"Ne oldu?"
"Araştırma yapman hoşuma gitmedi!" İrem'in cümlesiyle kaşlarım çatılırken yattığım yerden doğrulmuştum
"Nedenmiş o?, sevdiğimi araştıramam'mı heleki evleneceğim kadını!"
"Güvenmiyorsan evet ama güveniyorsan hayır!" İrem cümlelerini sesli söylerken tepkisi her halinden belliydi
"Birincisi sana güvenim tam, ikincisi siz gitmiş olsanızda haberleriniz hep geldi!"
"Geldi öylemi?, peki neden sen gelmedin?"
"Şuan lafı değiştiriyorsun!"
Bakışlarımla İrem'i gösterirken İrem sorgularcasına bakıyordu, anlamıyordum şuan ne olmuştu'da İrem bu kadar sinirlenmişti,
"Sadece bir soru sordum İrem!, ayrıca sen benim karım olacaksın ve seninle ilgili her şeyi bilmeye hakkım var!"
"Ama benim yok!"
"Ne demek o?" İrem derin nefes vermesiyle gözlerini kapatmış birkaç dakika beklemişti
"Cidden merak ediyormusun?" İrem gözlerini aralamasıyla bana bakarken sanki bakışları donuklaşmıştı!
"Seni bulamıyorum Fırat!, benden gizli işler yapıyorsun, birşey söylemiyorsun!, ben seni arayıp bulamıyorum ama sen buluyorsun!"
"Ne sakladım'da senden beni aramaya ihtiyacın var söylesene?"
"Ne söyledin?, mesela bugün olacakları söyledin'mi?"
"Bugün ne olmuş?" Sürekli soru soran taraf ben olurken asıl hesap soran İrem'di
"Mesele sırf Sadri ağayı devre dışı bırakabilmek için evden atılan insanları!"
"Benim bile buraya gelirken haberim oldu!, nereden çıkardın bizim yaptığımızı?"
İrem gözlerime bakarken dediklerimin doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyordu ama başka bir cevap olma ihtimali bile olmazken yüzü düşmüştü
"Allah için sen söylesene bana!, bu yaşananlar ne zaman aramızda sorun oldu!"
"Sen birşeyleri saklayana kadar Fırat!"
"Ne sakladım senden?, herhalde bilmediklerimi sana söyleyemem deyil!"
"Sadece Sadri ağanın mevzusu deyil , Helimin ağabeyi, Diyarbakır'a adamların peşine gittiğinizi!, sayıyımmı daha?"
"Ya havle!" Derin nefes vermemle gök yüzüne bakarken başımı yan çevirip yere eğmiştim yüzümü
"Sen niye bu kadar merak ediyorsun?"
İrem diyeceği cümleyi ararken sadece susmuştu, cidden aklımı kaçıracaktım az önce en mutlu insan bizken şimdi tartışıyorduk!
"Olayları değil seni merak ediyorum!"
"Bende seni merak ettiğim için soruyorum kim diye?"
"Buradan gönderildiğimiz zaman bize yardım eden bir teyze bende onu öz teyzemden ayırmadım!, oldumu?"
"Oldu!" İreme karşılık sitemle cevap vermiş ve önüme dönmüştüm
"Bak Fırat seni çok seviyorum ve çok korkuyorum!"
"Ne için?" Sorumla birlikte İrem'in gözlerinin içine bakmamla İremin gözünden bir damla yaş düşmüştü
"Bu yaşanan olaylar yüzünden bizim rüya olmamızdan korkuyorum!"
"Anlamıyorum!"
"Bizim bir araya gelmemiz rüya görecek kadar güzel ve imkansız olmasından korkuyorum"
"Evet güzel ama bir farkla!, gerçek hayatta olacak ve bunun için ne gerekiyorsa yapacam!" Sürekli İrem'in aklını kurcalayan birşey olurken söylemek yerine içinde tututuyordu.
"Bak tamam bir daha sana birşey olduğu zaman haber ederim ama artık yeter!, şu saçma sapan düşünceler aklını bulandırmasın!"
"Aklımı bulandıran birşey yok, ama sadece senden tek bir isteğim var oda benden birşey saklama!"
"Asla!" İrem'in yüzünü avuçlarımın içine almamla konuşmuş ve yavaşça eğilerek alnından öpmüştüm!
"Senden asla vaz geçmiycem!"
Geri çekilmemle İremin gözlerine bakmıştım
"Birşey demiyecekmisin?" Kaşlarım çatılmasıyla İrem'e bakarken İrem soğuk gözlerle bakmıştı
"Bende!"
İZEM KAMİROĞULLARI
"Hadi aç şunu!" Kulağıma dolan sadece telefon çalma sesi olurken asla cevaplanmıyordu, odada ne kadar tur attığımı bilmezken artık yorulmuş ve yatağın kenarına oturdum
""Allah kahretsin!" Telefon kapanmasıyla kulağımdan çekmiş ve yatağa atmıştım, bu öfkeyle nerde olabilirdi?, nerete gidebilirdi?
"Gelin hanım!" Bakışlarım kapıya kaymasıyla kapı tıklatılırken gelene bakmıştım
"Gel!"
Kapının diğer tarafında Berfin gözükmesiyle başımla gel diye işaret etmiştim
"Ne oldu?"
"Gelin hanım haber vermek için geldim, Şehnaz hanımlar ve biz gidiyoruz"
"Nereye?"
"Benden duymayın ama Sadri ağalara yardıma gidiyoruz!"
Berfin'in cümlesiyle kapıya yönelirken Berfin kenara çekilmiş ve odadan çıkmıştım, merdivenlerden aşağıya bakmamla herkes avluda hazırlık yapıyorlardı
"Hayrola biryeremi Şehnaz hanım!"
Sedirde oturan Şehnaz hanım ve Haşir ağa bana bakarlarken merdivenleri inmiş karşılarına
geçmiştim
"Sana hesapmı verecez?"
Şehnaz hanım herzamanki öfkeyle konuşurken ben alayla konuşmuştum
"Oğlunuzun kuyusunu kazmayamı yoksa!"
"Hadsiz!" Haşir ağa kalkmasıyla bana doğru gelirken yanımdan geçen erzaklara bakmıştım
"Yada Sadri ağayı, aaa pardon!" Yüzümü buruşturmamla başımı iki yana sallarken yüzümde koca bir tebessüm belirmişti
"Sadri'yemi gidiyorsunuz!"
"Sen kim oluyorsunda böyle çapın yetmeyecek kelamlar kullanıyorsun?"
Derin bir nefes vermemle göz aktarmıştım çünkü ben cevabını vermekten sıkılırken bunlar sormaktan bıkmıyordu
"Oğlunuzun karısı!"
"Karısıymış!" Şehnaz hanım ağzının kenarıyla konuşurken arkamda karaltı hissetmemle omzumun üstümden bakmıştım, Ayşe hanım ve Berfin gelmiş sessizce arkamda beklerlerken başımı gök yüzüne çevirmiştim
"Demek baya durum ciddi!" Kendi dediğime kendim onay verirken aklıma gelen düşünceyle bakmıştım öfke saçan gözlere!
"Evden hiçbirşey götüremessiniz!"
"Ne demek o?" Haşir ağa'nın soruları anladığımdan deyidi, nedeni sadece baba haddimi bildirmek ve bu konaktaki konumunu göstermekti, ama kaçırdığı birşey vardı yada kaçırmak istediği!
Benim konumum ondan bile üstteydi!
"Eğer Kaner'in haberinin olmasını istemiyorsanız ve bu konağı sitede dar etmesini istemiyorsanız hiçbirşey çıkmayacak konaktan!"
"Benim malımı senmi hesap ediyorsun ne olacağını?"
"Hayır!" Başımı iki yana sallamamla tekrardan konuştum
"Benim hesabım sizin malınız dyil benim hesabım buranın helali haram olmaması için!
Son cümlemi söylememle arkamı dönüp uzaklaşırken kimin ne düşündüğü umurumda bile deyildi ama buradan hiçbirşey çıkmayacağını gayet iyi açıklamıştım!
"Bey Kaner duymasın!"
Merdivenleri çıkmamla Şehnaz hanımın sesi avluda yakılanırken beli belirsiz omzumun üstünden bakmıştım ve tamda olması gereken olmuştu, Haşir ağa başıyla onay vermesiyle arkasını dönerken Şehnaz hanım'da arkasından gitmişti
Önüme dönmemle tekrardan merdivenleri çıkarken Şehnaz hanım ve Sadri ağa konaktan çıkmış ve herkes araçlarına binip gitmişlerdi!
Sanırsam koca konakta bir başıma kalmıştım!
"Kanerr!"
Sürekli bağrışların ve kavgaların koptuğu konak şimdi sessizliğe teslim olurken bir kez daha Kaner'in ismi zikredilmişti!!!
*****🕊🕊*******
KURŞUNLU ZİNCİR ADLI 2. KİTABIMIZA'DA ŞANS VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM.🤍🪻
Yine güzel bir bölümün sonuna geldik
Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.
İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 😍🤭
NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🥀🥀
İYİ GECELERR🩶🤍🖤
