İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 45 · 22 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 45

40. BÖLÜM

Enkaz sadece toprak parçasımıydı!, peki

içimizde ölü olan insanlar'ın enkaz yığınından farkı neydi?,

ölmeleri ama onlara dair bir eser kalmamasımıydı tek farkı!,

lakin ruhumuzda kalan izler ve yaralar onların enkazı değilmiydi...

"Yalvarırım dur!" Başımı yan çevirmemle Kaner'in yüzune yüzümü yaslamış ve yavaşça kulağına fısıldamıştım ama ne kadar beni duyuyor yada ne kadar dinliyordu bilmiyordum, tenime değen Kaner'in yüzü gereğinden fazla sıcak olurken gözlerimi yavaşça aralamamla Kaner kollarımın arasından kaymıştı!

Kendimi çekmemle Kaner'in başı omzuma düşerken üstüm kan olmuştu!

"Kaner!" Sesimdeki korkuyla bağırmamla omuzlarından tutup kendimden uzaklaştırdığımda başı arkaya düşerken gözleri kapalıydı

"Kaner!" Kaner'i ne kadar sallasamda asla beni duymazken kendimden biraz daha uzaklaştırıp hızla yere yatırmıştım

"Hay-, Hayır!" Dudaklarımdan belli belirsiz kelimeler dökülmesiyle kalbim deli gibi atıyordu hatta nefesim beni unuturken Kaner'in suratını ellerimim arasına almış kendine gelir umuduyla bir elimle vurarak sesleniyordum

"Kaner nolursun bana bak!, Kaner!"

Hayır bu böyle olmayacaktı, Kaner her saniye daha fazla ateşlenirken ben burada uyanmasını bekleyemezdim!

Kaner'den uzaklaşmamla ayağa kalkmış ve hızla kapıya koşmuştum, onca olanlardan sonra bu yaptığımı Kaner onaylarmıydı yada istermiydi bilmiyorum ama yapmak zorundaydım, onun iyiliği için onu yıkanlardan yardım istemem lazımdı!

Koşmamla hızla kapıyı açarken dışarıya çıkmış "Yardım edin!" Diye bağırmıştım, az önce avluda her iki oğlunuda darma duman eden Haşir ağa şimdi sedirde otururken benim bağırmamla hızla bana bakmıştı!

"Kaner!" oğlunun ismini zikretmemle Haşir ağa kurulduğu sedirden kalkarken tekrar konuşmuştum!

"Bayıldı!" Gözlerimin buğulanmasına engel olamazken Haşir ağa merdivenlere koşarken Şehnaz hanım mutfaktan elinde kahveyle çıkmıştı

"Bey ne oluyor!"

"Aaa!"

Şehnaz hanım'ın cümlesiyle birşey demek için elimle odayı göstermemle Şehnaz hanım üstümdeki kanı görmüş ve bağırmasıyla elindeki kahveyi düşürmüştü, az önce bağrışların koptuğu konakta şimdi korku dolu sesler yükselirken Haşir ağa koşarak yanımdan geçmişti!

"Ali!" Haşir ağa bağırmasıyla odadan geri çıkarken merdivenlerden bakarak bir kez daha bağırmıştı

"Mahmut!" Konağın kapısı açılmasıyla içeriye iki koruma koşarak gelirken Şehnaz hanım merdivenleri çıkmış odaya girmişti, Haşir ağa eliyle gelin işareti yapmasıyla korumalar koşarken Haşir ağa bir kez daha odaya girmişti, Haşir ağanın arkasından girmemle korumalar kapıda belirirken hızla Kaner'e doğru hamle yapmışlardı

"Tut tut!"

Korumalar Kaner'in her iki yanına geçmeleriyle kollarından tutmışlardı!

"Ne yaptın sen!" Haşir ağa'nın cümlesiyle afallarken zorda olsa bakışlarımı Kaner'den çekmiş karşımda bana öfkeyle bakan Haşir ağa'ya bakıyordum!

"A-anlamadım!" Haşir ağanın yavaşça bana doğru attığı adımları korkmama yeterken sadece bir adım geri gidebilmiştim!

Haşir ağa boynumdan tutmasıyla canım yanarken hızla bir kaç adım ittirmiş ve duvara çarpmıştı!, sırtımın ve başımın acısını düşünecek fırsatım bile olmazken nefes alamıyordum

"Ne yaptın dedim sana!"

"Bı-bırak!" Haşir ağa her çırpınışımda biraz daha boğazımı sıkarken elini ittirmeye çalışıyordum ama hiçbir etki etmezken gözümden akan yaşa engel olamamıştım!

"Oğlunuzun-, bu hale gelmesinin sebebi sizsiniz!" Zorda olsa dişlerimin arasından konuşurken yüzümü buruşturmuştum

"Yıkıntınızın eseri!"

"Hadsiz!" Haşir ağa cümlemi duymasıyla adeta delirirken öfkeyle bağırmış ve bırakmasıyla tokat atmıştı!"

Tokatla birlikte yere kapaklanmam bir olurken ağzıma dolan kan tadıyla yutkunup başımda duran Haşir ağa'ya bakmıştım!, Haşir ağanın gözü üstümde gezinirken değişen hiç bir şey yoktu!, acımasızlık aynı, kişi aynıydı ne bekliyordumki!

Haşir ağa arkasını dönüp odadan çıkmasıyla birazda olsa doğrulmuş elimi reflesle acıyan dudağıma götürüp kanlı elime bakmıştım!

Gerçi yadırgamamak lazımdı sonuçta oğluna acımayan banamı acıyacaktı!

Korumalar Kaner'i yatağa yatırmalarıyla içlerinden biri hızla telefona sarılmış Kaner'e bakarak bekliyordu!

"Oğlum hadi aç gözünü Kaner'im!"

Şehnaz hanım onun gerçek annesi değildi ama Kaner'e karşı sevgisi anne sevgisiydi bilmiyorum Kaner'de de aynı sevgi varmıydı ama Şehnaz hanım oğlunun kılına zarar gelmesini istemiyordu

"Doktor bey Kamiroğulları konağına acil gelmeniz lazım!" koruma telefonu kapatmasıyla Şehnaz hanım'a başıyla onay vermiş ve geri çekilmişti onlarda elinden gelenin fazlasını yapmışlardı! yavaşça yerden kalkmış dudağımdaki kanı silerek Kaner'e doğru ilerlemiştim, Şehnaz hanım bana bakmasıyla gözleri öfke dolarken gözünün ucuyla Kaner'e bakmıştı, Şehnaz hanım ayağa kalkmasıyla tekrardan bana bakarken hiçbirşey demeden odadan çıkıp gitmişti!, korumalarda Şehnaz hanımla birlikte odadan çıkarlarken tek başıma kalmıştım!, sanki uyanacak korkusuyla her adımlarımı yavaşça atarken banyoya gitmiş ve su testisini almıştım, çeşmeyi açmamla soğuk su akarken istemeden olsada aynadan kendime bakmıştım, kendine saygısı olan ardına bakmadan çeker giderdi, ama ben öyle yapmamıştım gitmek yerine kalmayı seçmiştim!, gurum yokmuydu peki?, benim kendime saygım, inancım yokmuydu vardı ama onca olanlardan sonra ve isimlendirmekte zorlandığım kambimdeki duyguya yenik düşüyorken nasıl gidebilirdimki!, dudağımdaki sızıyla canım yanarken elime değen suyla irkilmiştim, bakışlarım suya kaymasıyla çeşmeyi kapatırken kenardan'da temiz havlu alıp odaya geçmiştim, Kaner hala kendinde olmazken belli belirsiz sayıklıyordu ama ne dediği anlaşılmazken yanına gidip yere çökmüştüm!

Havluyu suyun içine koymuştum koymasına ama Kaner bu vaziyetteyken soğuk su hiç birşey yapmazdı!

Oturduğum yerden doğrulmamla ayağa kalkarken Kaner'e doğru eğilmiş ve omuzlarından tutup birazda olsa çevirmiştim!

"Kaner!" Kaneri bırak kaldırmayı yerinden bile oynatamıyordum!

"Al-" Kaner sayıklamasıyla başını yana çevirmişti

"Ne?" Kaner'e biraz daha yaklaşmamla ne dediğini duymaya çalışsam'da hiç birşey anlaşılmıyordu!

"Hadi yardımcı ol biraz!" Kaner'i son bir kez daha diğer tarafa doğru çevirmemle yan gelirken üstündeki ceketi çıkartmıştım ama sadece bir kolunu çıkartabilirken Kaner'i tekrardan yatırarak diğer tarafa geçmiştim!

En ufak sese dahi uyanan ve asla uykusunda sayıklamayan Kaner ağa şimdi tam tersiydi, ama anlamadığım bir şey vardı neden Kaner bu kadar salmıştı kendini üstü başı ıslak olurken kendisi yanıyordu!, Kaner'in yanına oturmamla yüzüne bakarken yüzüne düşen saçları geriye itmiştim, önceden yüzüne bakmak istemediğim adamın yüzüne şimdi kendi isteğimle bakarken diğer kolundaki çeketide çıkartıp kenara koymuştum!, su testisini yerden almamla yatağın başındaki komidine koyup havluyu ıslatmıştım, suyun soğukluğu bile içimin ürpermesin sebep olurken bezi yavaşça Kaner'in alnına koymuştum, Kaner havlunun değmesiyle refleksle başını hızla yana çevirmesiyle havlunun kaymasına sebep olurken bu tavrına gülmeden edemedim havluyu yeniden Kaner'in alnına koyarken bu kez düşmemesi için elimi alnında tutmuştum!, havludan akan sular şakağına doğru kayarken göğsü hızla kalkıp iniyordu, biliyorum canı yanıyordu ama elimdende birşey gelmezken gömleğinin düğmelerini yavaşça çözmüş ve getirdiğim ikinci havluyu kanayan yarasına bastırmıştım, kim diye bilirdiki Kanerle böyle olacağımızı yada kim inanırdı, ama olmuştu şimdi ikimizde hiç bilmediğimiz bir yolda bir araya gelmiş ve bocalıyorduk!

Kapının açılmasıyla gelene bakarken önde bir adam ve arkasında Şehnaz hanım ile korumalar duruyordu, belliydi adam Şehnaz hanım'ın çağırdığı doktor olurken adam bir an bile beklemeden içeriye girmiş Kaner'e bakarak yanımıza gelmişti, yataktan kalkıp kenara çekilmemle adam otururken hızla yarasına bakmış ardından bana bakmıştı

"Kim dağladı?" Doktor bey benden bir cevap beklerken ne isim vereceğimi bile bilememiş sadece susmuştum

"Kim yaptı bilmiyorum ama kurşunu çıkartmışsınız!" Doktora sadece başımla onay verirken gözümün ucuyla Şehnaz hanıma ardından Kaner'e bakmıştım

"Dikiş atacam ve sende bana yardım edeceksin!" Doktor cümlesinin ardından bir cevap gelmezken omzunun üstünden bana bakmış ve kaşlarını kaldırarak bir cevap bekliyordu!

"Tamam!"

"Şimdi herkes çıksın!" Doktor üstümden çektiği bakışlarla önüne dönerken yerdeki çantasını almış ve yatağa koymasıyla açarken Şehnaz hanım ve adamları odadan çıkmış kapıyı arkalarından kapatmışlardı

"Ne yapacağım ben?"

"Ben ellerimi yıkayacam sizde Kaner ağa'nın üstünü çıkartın!" Doktor tek kelime dahi söylememe müsaade etmeden yataktan kalkıp banyoya doğru gitmişti!

Bakışlarım Kaner'i bulmasıyla alnındaki havlu çoktan yana düşmüştü, tekrardan Kaner'in yanına gitmemle yatağa tek dizimi koyup Kaner'e eğilmiş ve elimi yavaşça boynunun altından geçirerek kendime doğru kaldırmıştım!

Kaner bilinçsiz bir şekilde yatarken başını zar zor omzuma yasladığımda bir elimi Kaner'in sırtına koyarak geri düşmesini engellerken diğer elimle de gömleği omuzlarından sıyırmış ve kolundan çıkartmıştım, Kaner'in sırtında birden fazla yara izleri olurken elimin altında varlıklarını belli ediyorlardı bakışlarım istemsizce yaralara kayarken bir kere daha aynı soru dönmüştü beynimde, bunlarda neydi böyle?, nelerin iziydi?, banyo kapısı açılmasıyla bakışlarım içerden çıkan doktora kayarken diğer kolundaki gömleğide çıkartmış yavaşça yatağa yatırmıştım, Kaner'i kaldırdığımdan dolayı gögsünden akan kan karnına doğru akarken bezi tekrardan yaranın üzerine bastırmıştım!

"İzem hanım siz geçin bu tarafa" doktorun cümlesine başımla onay verip kalkarken doktor bey oturmuş ve çantasını kendine doğru çekip eldivenlerini giymişti!

"Merak etmeyin!, ağrı kesici yapacam birşey hissetmez"

"Tamam!" Sesimi ben bile zar zor duyarken doktorun nasıl duymasını bekerdimki!

"Ben ne yapıyım?" Doktor bana bakmasıyla başını olumsuz anlamda sallamış ardından iğneyi hazırlarken gülümseyerek devam etti "Birşey yapmanıza gerek yok İzem hanım ben halledecem" başımla onayladığımda doktor hazırladığı ağrı kesiciyi alarak Kaner'in yarasına uygularken olurda hisseder diye elini tutmuştum.

....

"Geçmiş olsun" doktor çantasını toplamasıyla kanlı eldivenini çıkartmış Kaner'in ateşini düşürmek için getirdiğim testiye atmıştı!

"Teşekkürler!" Doktor bey eşyalarını toplamasıyla ayaklanırken pikeyi azda olsa çekip Kaner'in üstünü kapatmıştım, doktor bey'i uğurlamak için bende ayaklanırken doktor beklemeden kapıya yönelmişti!

Doktorun arkasında giderken doktor bey odadan çıkmasıyla kapı önünde bekleyen Haşir ağa ve Şehnaz hanım'ın bakışları içerde gezinirken karşılarında durmamızla kapıyı kapatmıştım!, her zamanki gibi Haşir ağa'nın öfkeli bakışları üstümde gezinsede bu sefer birşey dememişti!

"Kaner nasıl doktor bey?"

Haşir ağa sanki oğlunun bu hale gelmesinin sebebi değilmiş gibi yüsssüzce konuşurken ağzım açık dinliyordum resmen, bir insan nasıl olurda bu kadar rahat yada pişkin olabiliyordu anlamış değilim!

"Kanaması çok olmuş-"

"Siz nasıl sorabiliyorsunuz ya?"

Doktorun cümlesini yarıda kesmemle konuşurken Haşir ağa bakışlarını bana çevirmiş her geçen saniye öfke dolan gözleriyle bakmıştı gözlerimin içine!

"Ne saçmalıyorsun sen?"

"Ben değil asıl saçmalayan sizlersiniz, bir kere bile neyin var demedin oğluna!"

"Kes sesini!"

"Kesmiycem!" Haşir ağa bir adım bana atmasıyla doktor arada kalırken tereddütle bir bana bir Haşir ağa'ya bakıyordu!

"Müsadenizle ben gidiyim!" doktor'un cümlesiyle Haşir ağa bakışlarını benden çekerken sadece doktorun arkasından baka kalmıştı

"Ulan hadsiz!" Haşir ağa bana bakmasıyla elini kaldırırken hızla geri adım atmıştım ama asla karşısından'da çekilmezken ondan korkmadığımı göstermiştim

"Sakın ne bana vurun nede suçu bende arayın, siz ilk önce dönünde kendinize bakın!"

"Sen kim oluyorsun gelin hanımda bize posta koyar oldun!"

"Ben oğlunuzun karısıyım!" aslında onlarda bu evdeki sıfatımın ne olduğunu gayet iyi biliyorlardı ama işlerine gelmedikleri için bilmemezlikten geliyorlardı, tıpkı Kaner'inde onların oğlu ve bir ağa olduğunu unuttukları gibi!, Haşir ağa'nın kendi kanından oğlu olduğunu bırakıp sevmeyi unuttuğu gibi!

Gitmeye yeltenmemle dururken tekrardan bakmıştım

"Kocamla da ben ilgilenirim!"

"Terbiyesiz!" Arkamı dönmemle giderken her zamanki gibi hakaret ediyorlardı!, ama artık umurumda bile olmazken kimin ne düşündüğünü salmıştım!

Kapıyı açmamla içeriye girerken arkamdan'da kapıyı kapatmıştım, Kaner üstündeki pikeyi kafasına kadar çekmesiyle büllenirken gözlerimi aktararak yavaş adımlarla ilerlemiş ve dolaptan ince bir sweet alıp Kaner'e tekrar gitmişim, Kaner'in yanına oturmamla pikeyi yavaşça çekerken Kaner elinden kaçırmıştı bir kere!

Dizlerime koyduğum sweet'i alıp hazırlamıştım, sweti Kaner'in başından geçirmemle burnunu'da kurtarmış ve dudağımın kenarıyla gülümsemiştim, çocuk gibiydi, heleki nazlanınca bambaşka biri oluyordu, normal hayatın'da da nazlı ve agrasif biri olurken şimdi'de nazlıydı ama bir farkla tam anlamıyla çekilmezdi!

Kaner'in başından kıyafeti geçirmemle geri yatırmış kolunu'da geçirmiştim ve asıl şimdi başlıyorduk, canını yakmadan nasıl geçirecektim diğer kolunu?

Kaner'in başının altından elimi geçirmemle destek sağlarken yavaşça kaldırmış ve kendime yaslamıştım, vakit kaybetmeden diğer kolunudu geçirmemle kiyafeti omzularından geçirip giydirmiştim, Kaner başını başıma yaslamasıyla kokusu ciğerlerime dolarken istemsizce gözlerimi kapatmıştım!

Daha bu cehennemde kendi başıma yaşamayı öğrenemeden kalbimde Kaner'in sevgisiyle yaşamayı öğreniyordum!, öğrenmeye çalışıyordum!, Mardin'de!, bu konakta!, olurmu bilmiyorum ama birşeyleri oldurmaya çalışıyordum!

Kaner'den uzaklaşmamla yatırmış ve yandaki testiyi alıp ayağa kalkmıştım, banyoya gidip kanlı bez ve eldivenleri çöpe atarken testiyi suyun altına tutmuş ve kanların suyla birlikte akıp gidişini seyretmiştim!

Başıma saplanan ağrıyla gözlerimi kapatıp sessizliği daha doğrusu kendimi dinlemiştim "Off!" Boğazımdan kaçan iniltiyle birlikte akan suyun şarıltısı kulaklarıma dolarken hiç açmak istemesemde gözlerimi aralamış ve suyu kapatmıştım, testiyi ve temiz bir bez alıp geri odaya geçmiş Kaner'in yanına oturmuştum!, testiyi komidinin üzerine koymamla elimi alnına koyup ateşine bakmıştım, ateşi yüksek olmasada yine vardı!, bezi alıp vakit kaybetmeden testinin içindeki soğuk suya baktırdığımda bir taraftanda bakışlarım Kanerdeydi, ıslattığım bezi Kaner'in alnına koymamla yatağın kenarına oturmuş ve kolumu yatağın kenarına koyup başımı yaslamıştım, diğer elimi'de Kaner'in alnından çekmiştim ama asla indirmezken göğsünde takılı kalmıştı elim!, kendime yalan söyliyecek yada kandıracak'da değildim Kaner'i ilk vurduğum gün deli gibi ölmesini istemiştim ama şimdi öyle değil ona birşey olacak diye ödüm koparken ben bile anlamamıştım ne ara sevdiğimi yada aşık olduğumu, heleki bana yaşattııklarından sonra nasıl sevebilirdimki? ama sevmiştim!, bakışlarım karşı duvara kaymasıyla Kaner'in bana ilk gecemizde verdiği gecelik ve duvara sindiğim gelirken gözlerimi yavaşça kapatmış ve tekrardan aralamıştım, o gün zorla yanına yatmış ve teni tenime değmişti ama bugün bile isteye elimi çekmiyordum onu vurduğum göğsünden!

"Bu kadar endişelenme!" Duyduğum kısık sesle yasladığım başımı kaldırmış Kaner'e bakmıştım

"Nasılsın?"

"Cidden nasıl olduğumu'mu soruyorsun yoksa-" Kaner cümlesini söylemesiyle alnındaki bezi almış ve gözleri önünde tutup indirmişti elini!

"Yoksa'sı yok!" Cümlemi kısık söylerken başımı iki yana sallamıştım, cidden Kaner aptaldı!, sanki hislerimi dile getirmemişim gibi davranırken saçmalıyordu!

"Benim canım kimin umurundaki!"

"Benim!" Cümlemin ardından Kaner derin bir nefes almasıyla bakışları tavanda gezinmeye başlamıştı!

"Bence değmem!, Annem gözünü kırpmadan babam için kendine kıydı, oğlum ne yapar bensiz demeden çekip gitti, babam ise yeni karısı ve evlatlarıyla mutlu! ve bu çerçeve içinde ben yokum!"

"Sende kendine yeni bir çerceve inşa et!"

"Kiminle, seninle mi?"

"Yanında yürüyenlerle!" Cümlemi söylememla ayağa kalkarken Kaner'in elinde tuttuğu bezi alıp testinin içine atmıştım, bence yeteri kadar kendine gelmişti bile!

"Yemek getirecem sana"

"İstemiyorum"

"İstiyormusun demedim!" Kaner'e bakmadan konuşurken kapıya doğru gitmiştim

"İzem!" Kaner'i dinlemeden odadan çıkmış ve kapıyı arkamdan kapatmıştım, merdivenleri yavaş adımlarla inerken avluda oturan Haşir ağa ve misafirleri olurken Haşir ağa her hareketimi izliyordu!

"Ayşe hanım!" Mutfağa girmemle Ayşe hanım bana bakmış ne diyeceğimi beklerken Berfin'de arkamdan gelmişti

"Buyurun gelin hanım!"

"Kaner'e çorba hazırlarmısınız?"

"Tabiki" Ayşe hanım dolaptan çıkarttığı çorbalığa ocaktaki çorbayı koyarken Berfin'de tepsiye kaşık ve peçete koymuştu, Ayşe hanım çorbayı koymasıyla tepsiyi almış ve bana doğru gelmişti, bakışlarından belliydi bana yine kızgındı sırf Şehnaz hanımla kavgalıyız diye bana karşı cephe alırken Berfin öyle deyildi, son derece sıcak kanlı olurken sürekli bana karşı gülümsüyordu

"Buyurun gelin hanım!"

"Teşekkürler!" Tepsiyi almamla kapıya yönelirken tekrardan Haşir ağayla karşılaşmamak için önümden başka bir yere bakmıyordum, mutfaktan çıkmamla hızla merdivenlere yönelsemde avluda en ufak ses dahi yoktu!, merakım aklımın önüne geçerken gözümün ucuyla az önce Haşir ağa'nın gerilerek oturduğu yere bakmıştım ama orada olmazken tekrardan önüme dönmüş merdivenleri çıkmıştım, aslında olmaması benim için daha hayırlıydı sonuçta yadırgayan yada sürekli hata yapmamı bekleyen biri yoktu!

Merdivenleri çıkmamla odanın kapısını açıp içeriye girmiş ve hızla Kaner'e bakmıştım, uyuyan Kaner'i görmemle afallarken kapıyı arkamdan sessizce kapatmış ve yavaş adımlarla yürümüştüm!

"Ahh" verdiğim derin nefesle birlikte elimdeki tepsiyi masanın üzerine koymuş Kaner'in ateşine bakmak için yatağa geri oturduğumda Kaner'in düzenle nefes alış verişleriyle göğsü kalkıp inerken elimi alnına koymuştum

Ateşi olmazken gülümseyerek derin nefes verip yandaki yastığa başımı koyduğumda Kaner'in kokusu daha yoğun gelmişti, başımı kaldırmadan yastığa baktığımda Kaner'in benim yerimde ben ise onun tarafina yattığımı yeni fark etmiştim, sebepsizce yüzümdeki gülümseme büyürken gözlerimi yorgunlukla kapatmıştım.

KANER KAMİROĞULLARI

"Kaner ağa!" ismim zihredilmesiyle gözlerimi hızla aralarken baş ucumda bekleyen İzem'de korkarak sıçramıştı yerinden

"Ne oluyor?" İzem sorumla bana bakarken sadece başını iki yana sallamış ve yatağın yanından geçip pencereden dışarıya bakmıştı!

"Bilmiyorum yani tanımıyorum!" İzem'in cümlesiyle gözümün önüne Mahmutun geldiği gün gelirken o günde Mahmut kapıya aynı böyle dayanmış ve hayatım kararmıştı, şimdi ise ne zaman, yada nasıl kayacaktı bilmiyorum ama tıpkı o günkü gibi bu günde gerçeklerle yüzleşecektim, üstümdeki pikeyi açmamla yana savurup bırakmış ve hızla yataktan kalkmıştım!

"Kaner ne yapıyorsun?" İzem endişesini saklamadan gün yüzüne çıkartarak beni durdurmaya çalışıyordu ama unuttuğu birşey vardı benim içimdeki sıkıntı gün yüzüne çıkamazdı ve çıkamadığı gibide

sadece benim yüzleşmem lazımdı, dolaptan aldığım takım elbiseyi yatağa atmamla ne zaman giydiğimi bilmediğim üstümdeki tişörtü hızla çıkarmıştım, dikişlerim acısa'da şimdi bunu düşünecek vaziyette değildim, heleki bana düşünme, yada durma fırsatı vermezlerken daima yüzleşmek zorundaydım!

"Kaner dikişlerin açılacak!" İzem'i duymamazlıktan gelirken sweteri bırakmamla yataktan gömleği alırken vakit kaybetmeden kollarımdan geçirmiş omuzlarıma çıkartıp önünü iliklemeye başlamıştım, hazırlanmamın nedeni ağa olduğum için değildi onlara karşı yıkılmak gibi bir lüksum olmadığı için hazırlanıyorum, çünkü bu hayatta baban, ailen bile sana tekme atıp düşmene sebep oluyorsa emin ol herkes senin yok olman için uğraşıyordur, pantolunu almamla İzem'in yanından geçip banyoya gidip vakit kaybetmeden üstümü değiştirmiş ve banyodan çıkmıştım!

İzem kapının önüne geçmesiyle odadan çıkmamı kendince engellerken komidindeki silahı alıp İzem'e doğru gitmiştim!

"Hayır!"

İzem başını iki yana sallarken başımı hafif yan yatırmış kendi rızasıyla çekilmesini beklemiştim!, ama İzem asla öyle bir düşüncede bile olmazken diğer elimle omzundan tutup kenara çekmiştim

"Çekil!"

"Yapma!"

İzem istemsizce kenara çekilmesiyle son kez konuşurken kapıyı açmamla sürgüyü çekmiştim merdivenlerin başına geldiğimde avluda bana bakan Sadri'yi görmemle olduğum yerde kalırken belli belirsiz adım atmıştım!

Şaşırmıştım çünkü gelen Sadri ağaydı Aliz'in hükmü için herkesi bir araya getiren!, toplantıya baş ağalık yapan! ve utanmadan , sıkılmadan sırf bana boyun eğdirtebilmek için son sözü bana bırakan Sadri ağaydı ama bugün!, yalvar yakar kapımdaydı!

"Bu dengesizilikte ne Sadri ağa ?" O günkünün aksine Merdivenleri yavaş adımlarla inerken başım dik bir şekilde gözlerinin içine bakıyordum!

Aynı o günde Mahmut böyle feryat figan oğlu'nun akan kanı için bağırırken gözlerindeki duygu aynıydı acı ve isyan duygusu! Ama bir farkla o kalbimi sökmeden kapımdaydı, Sadri ağa ise yaptığı rezilliğe rağmen kapımda köpek olmuştu!

"Kaner ağa!" Sadri ağa sadece ismimi zikrederken son basamağı inmiş ve tam karşısına geçmiştim

"Ne oldu da kapıma geldin?" Sadri ağa öfkeyle gözlerime bakarken bakışları elimdeki silaha kaymıştı, silahı belime sokmak yerine elimde yenilerken daha sıkı kavramıştım!

"Allah için yardım et" Sadri ağa'nın sesi titremesiyle hızla ayaklarımı kapanırken afallamış ve geri adım atmıştım ama Sadri sadece başını eğmiş ve önümde diz çökerken sessizce ağlıyordu, dudaklarından kopan hıçkırık gerçekleri saklamazken Mahmut'da böyle ayaklarıma kapanmıştı ama sonrasında benden bir can almıştı, sanki paralel evrendeydik de o gün benden canımı alanlar bugün yalvarıyordu!

"Evimizden barkımızdan atıyorlar bizi!, şanım serefim ayaklar altında!" Şan ve şeref ne önemli ikili ama değilmi?, bu ikisi için gerekirse adam bile öldürülürdü ama şimdi Sadri ağa'nın yaptığı haysiyetini ayaklar altına alıyordu hemde bir başkası değil!, kendi ayaklarıyla ezip geçiyordu!

"Neyden bahsediyorsun?" Herşeye rağmen derdini sormuştun çünkü ben onlar gibi acımasız değildim, karşımda benden yardım bekleyen kimseyi çevirmezdim!

"Nasıl oldu bilmiyorum ama benim konağımla birlikte Mardinde bazı evlerin tapularını almışlar!" Buda ne demekti şimdi?, kim nasıl olurda Sadri ağanın altındaki evi alabilirdi!

"Neler oluyor burada?" Avluda Haşir ağanın sesi yükselmesiyle Sadri ağa'nın cümlesi kesilirken arkama bile bakmamıştım!, Sadri başını kaldırmasıyla yukarıya baksada diz çöktüğü yerden kalkmamıştı çünkü onun yeri karşım deyildi onun yeri şimdi olduğu yerdi!

Derin bir nefes vermemle bakışlarım kapı önünde bekleyen korumalara bakmış ve başımla araçları hazırlamaları için onay vermiştim, korumalar aldıkları emirle hızla dağılırlarken merdivenlere yönelmiştim, silahı belime yerleştirerek çıkarken merdivenlerin baş ucunda endişeyle bekleyen İzem'e bakmıştım!

İzem'in yanından geçmemle odaya girmiş ve yatağın üzerindeki ceketi alıp tekrardan çıkmıştım bakalım hayatın bize ne gibi oyunları vardı!

Ceketi giymemle yakalarını düzeltirken beni bekleyen diğer bir sürprizde babamdı! ne bekliyordu ki sende gel dememi felanmı?, asla!, bu saatten sonra benden öyle bir cümle duyamazdı ne bundan önce nede bundan sonra!

Babamın yanından geçmemle aşağıya inerken Sadri ağa ayağa kalkmış bana bakıyordu ama benden yana Sadri ağa'ya bir cevap çıkmazken yanından geçip kapıya yönelmiştim

"Anlatasın hele Sadri ağa!" babam benden başka herkesin sorununu dinlerken bana böyle bir fırsat vermiyordu ondan böyle birşeyde isteyecek'de değildim ama keşke başkalarından ziyade kendi evlatlarına böyle davransaydı!

"Kim bilmiyorum ama Mardinde bazı evlerin tapularını almışlar herkesi evlerinden atıyorlar Haşir ağa!"

"Haşir bey!" omzumun üstünden bakmamla bağırırken babam ve Sadri ağa cümlem ile bana bkmışlardı!, yavaşça arkamı dönmemle ikisinede tek tek bakmış ve cümlemi yenilemiştim

"Ağanı bil ve ona göre hesap ver" Sadri ağa ne diyeceğini bilmez bir şekilde "Haşir ağa" demesiyle yaramı umursamadan tüm gücümle bağırdım

"Değil!, önceden babamda bir ağa olduğu için susuyordum ama artık öyle değil!, ağalık düştü ve Kamiroğuları aşiretin tek bir ağası var oda benim!"

Babam cümlem üzerine hiçbirşey diyemezken arkamı dönüp konaktan çıkmış ve kapıda hazır bekleyen araca binmiştim!, kapıyı kapatmamla gözlerimi kapatıp derin bir nefes vermiştim, artık son olanlardan sonra, herkesin duracağı bir yeri vardı, nasıl bana yerim ve konumum hatırlatıldıysa bu saatten sonra herkes kendi yerlerini, kim olduklarını unutmayacaklardı!

Gözlerimi aralamamla yan aynadan arkaya bakmıştım ve tabikide şaşırmıyordum, Sadri ağa ve babam arka araca binerlerken onları beklemeden yola koyulmuştum!

Sadri ağa'nin köyüne gelmemle ev ev kapı önlerinde insanlar dışarda ağlarken içerden takım elbiseli adamlar bir bir eşyaları çıkartıp dışarı atıyorardı, bazıları engel olmaya çalışsalarda adamlar her şeye hazırlıklıydılar, kapı önlerinde onlar için bekleyen adamlar sanki et'den bir set çekmişlerdi, bırak geçmeyi kıramıyorlardı bile!, hızımı azaltarak yavasça ilerlerken evler değişiyor ama ağıtlar ve yaşananlar değişmiyordu!, aracın önüne bir çocuk geçmesiyle hızla fren'e basmamla zorda olsa dursam'da çarpmama ramak kalmıştı!

Kalbim yerinden deli gibi çıkmak için atarken hızla araçtan inmiştim

"İyimisin?"

"Yardım edin ağam!" Çocuk elime sarılmasıyla ağlarken

Bakışlarım çocuğun ağlamaktan kızaran gözlerinin içinde kaybolurken gözünden kan yaşlar yüzüne iz yapmıştı!

"Sen kanatlarını esirgeme bizden ağam!"

"Hayır- Hayır!" ne kadar yüksek

konuştum yada ne kadar kısık konuştum bilemezken başımı yavaşça iki yana sallamış çocuğa doğru hızla eğilerek ellerinden tutmuştum

"Ne demek o?"

"Affedin ağam!" başka bir sesin duyulmasıyla bakışlarım çocuktan kayıp arkasına bakmıştım, ama çocuğun arkasında birden fazla adam olurken

hepsi bana yalvarırcasına bakıyorlardı

"Biz ettik sen etme!" diğer bir başkası konuşmasıyla bakışlarım ona kayarken sadece yutkunmuştum ne demek istemişlerdi anlamış değildim?, konunun benimle ne alakası vardı onuda bilmiyordum!, son konuşan adam başını eğmesiyle bakışları yerde gezinirken

gözlerini kapatıp yere diz çökmüştü ve onunla birlikte herkes diz çökerken sadece bir adım geri gitmiştim, geri gitmemin sebebi korkaklığım değildi nedeni sadece kudretimin bu masum insanlara zarar vermesidi!, ne olmuştu'da bunlar benden af dileyebilirki!, herkes başlarını eğerken kadınlar kenarda eşlerine. çocuklarına bakamıyorlardı bile, onların bu hale düşmesi kadınları yaralamaktan

başka birşey yapmazken neye yanacaklarını bilemiyorlardı bile, bu hale düşmelerinemi yansınlar yoksa evlerinden olduklarınamı yada şereflerinin, kendilerine olan haysiyetlerini ayaklar altına

aldıklarınamı yansınlar!

Yerdeki adamların arkasında yürüyen biri belirmesiyle bakışlarım ona kayarken bu caniliğin baş mimarına bakmıştım!, karşıdan gelen kişi siyah takım elbiseli olurken bakışlarım yüzüne kayması zaman almamıştı ama!

Bu olamazdı!

Benden af dileyenlerin sebebi benim kendi ellerimle Mardin'e sırf amcamlara zulüm olsun diye getirdiğim Mirşad benim topraklarımda yaşam sürenlere zulüm oluyordu!, Mirşad yüzündeki soğuk ifadeyle başı dik bir şekilde yürürken gözlerinde en ufak bir pişmanlık dahi yoktu!

"Bunlar ne demek oluyor Mirşad!"

Sesim tok bir şekilde çıkarken Mirşad diz çöktürdüğü adamların arkasında ben ise önlerinde duruyordum!, hayat ne garip değilmi? sanki Mirşad efendileri gibi arkalarında dururken ben seçilen efendileriydim!, sanki ortadaki insanlar köleydi ve kendilerine yeni bir baş seçiyorları!, ama öyle birşey

yoktu sadece acımasız ve acıyanlar vardı şu hayatta!

"İyi bak Kaner!" Mirşad elini iki yana açmasıyla konuşurken gözünün ucuyla yerdeki insanlara bakıyordu!

"Bunlar sana acımadılar Kaner sen acıyacakmısın?"

"Ne diyorsun?" Başımı belli bilirsiz yana çevirmemle yutkunurken Mirşad dudağının kenarıyla acıyla gülmüştü!

"Sen sevdiğin kadını korumaya çalışırken bunlar onun cenazesine gidip halay çekenler Kaner!"

"Ne!" Bu sefer boğazımdan kopan acı bir iniltiden başka birşey olmazken bir kez daha yerdeki adamlara bakmıştım ama bir farkla az önce onlara acıyarak bakarken sanki şimdi kalbim taş kesilmişti?

Nasıl yani önceden benim ölmeden ölmemi isteyenler şimdi benden acımamı istiyorlardı?, içimde koca bir boşluk oluşurken Mirşad tekrardan konuşmuştu

"Ben boşuna senin ekmeğini yemedim Kaner ağa!, sen beni boşuna buraya getirmedin!"

Haklıydı Mirşad buraya boşuna gelmemişti ama benim için bu kadarınıda yapmasını beklemiyordum, ben Mirşad'ın elinden bir çıkar için tutmamıştım ama Mirşad emeğimi unutmamıştı belkide ben bu

günleri düşünmedim ama Mirşad düşünmüş ve bunun için yaşamıştı!, peki benim ne yapmam lazımdı?, acımammı yoksa onlara yüz çevirmemmi lazımdı!.

Kalbimi sökenlerin kalbinimi sökmem lazımdı yoksa onlar gibi olmamammı lazımdı?, gerçi şimdiye kadar onlar gibi olmamıştım da ne geçmişti elime?

Sevdiğimin cenazesinden başka hiçbirşey! o gün herkes önceden duyulan selaya kulağını kapatmış ve kendi hayatlarına bakarlarken ben o günün sonunda Aliz'in cenazesiyle yürümüştüm Mardin sokaklarını!, bu insanların gülerek, süslenip püslenip geçtiği sokaklarda kucağımda Alizle geçmiştim, kalbime oturan koca bir yumrukla arkamı dönerken gözümden akan yaşla dişlerimi deli gibi sıkarken hızla düşen goz yaşımı silmiştim

"Ağam" arkamda seslenen çocuğa bakmazken başımı iki yana sallayarak arkama bile bakmadan ilerliyordum, çünki eğer baksaydım kendime saygımı unuturdum!

Kaşımda Haşir ağa ve Sadri ağa dururken ilk ayağıma kapanan Sadri ağaydı ve sonrasında el birliğiyle bu cinayeti işleyenler diz çökmüştü!

"Bunların hepsi senin planınmıydı?" Sadri ağa soğuk sesiyle konuşurken gözleri gözlerimde takılı kalmıştı!.

Hayır benim planım değildi ama geri durupda engel olmayacaktım Mirşad'a!, gözlerim derdimi anlatsa'da belli belirsiz boğazımı temizlemiştim!

"Aksine ben birşey yapmadım Sadri ağa!, ama şimdiye kadar iyiliğimin karşılığı sadece bir toprak, mezarlık oldu!"

"Bizmi yaptık Kaner!, her şeyi Şerzat yapmadı'mı, her şeyin sorumlusu Yakup deyilmi?"

"Değil!" Deli gibi bağırmamla herkes susarken yanan gözlerime rağmen nir an bile gözlerimi kerpmemiştim!

"Değil!" Sesim az öncekine rağmen kısık konuşurken buğulanan gözlerim akmayı bekliyordu ama ağlamayacaktım, bu kansızların karşısında güçsüz gözükmeyecektim!

"Nasıl değil!"

"Eğer siz arkamda dursaydınız onlar Alizi alamazlardı benden!, ama siz onlara karşı olacağınız yerde benim karşımda durdunuz!, geçilmez duvarı bana karşı siz ördünüz!"

.

.

.

Koca sokakta tek bir çıt bile çıkmazken bir kez daha konuşmuştum!

"Sizin sayenizde ona bile artık gidemez oldum!, sevdiğimi toprağa koyduğunuz yetmezmiş gibi toprağınıda bana haram kıldınız!"

"Gözünü bu kadarmı kin bürüdü Kaner ağa!"

"Benim değil sizin gözünüzü kan bürümüş!, bunlar şimdiye kadar akıttığınız kanların bedeli!"

"Babanı ağalıktan indirdin!, bize bunu yaptın!, sen de hele ne zaman duracaksın Kaner!"

"Ağa!" Az önceki sesimin aksine daha gür konuşmuştum, işaret parmağımı Sadrinin gözleri önünde sallayarak azda olsa yaklaşırken dişlerimin arasından kaçan cümlelere engel olmamıştım!

"Haddini bil önce Sadri!, ben ağayım ama sen?, siz?" Sözlerim babam içinde geçerli olurken bakışlarım onun gözlerinde'de gezinmişti

"Değil!, bir kapıya köpek olan ağa olamaz, eğer köpeklik ağaysa ben değilim!"

"Ne?"

"Neler diyor?"

Arkadan sesler eksilmezken başımı dikleştrimiştim!

"Ha ilk soruna gelecek olursak hepinizi Alizin olduğu yerden daha beter hale getirene kadar durmayacağım!"

Elimi indirmemle omzumun üzerinden arkama bir kez daha bakmıştım

"Çocuklar ve kadınlar benim namusum, şerefimdir onlar endişelenmesin ama diğerleri için aynı şey geçerli değil!"

"Sen sadece kendine bir suçlu arıyorsun Kaner ağa!"

"Yooo!" Başımı hafif yan çevirip dudağımın kenarıyla gülümserken tek kaşımı kaldırmıştım

"Suçlular zaten belli, gizli saklı değil, sadece vebal günleri belli deyil!" Cümlemle birlikte Sadri yutkunurken arkama dönüp yere diz çökenlere bakmıştım

"Sadece tek bir affetme şartım var!"

"Nedir ağam!"

"Sadri ağa'yı başınızdan indireceksiniz!"

"Ne dersin Kaner ağa sen?"

"Duydunuz!"

"Biz nasıl edelim, kimiz biz!" Adam ağlayarak konuşurken kadınlara ardından boşaltılan evlere bakmıştım

"Eğer olurda indirmesseniz!" Cümlemi kesmemle diz çöken celladın yaverlerine bakmıştım

"İndirmesseniz benim ateşimde yanacak birer zalimsiniz!"

Son cümlemi söylememle herkesi arkamda bırakarak Mirşad'a doğru ilerlemiştim, Mirşad gözlerimde bir cevap ararken gözlerini gözlerimden asla ayırmamıştı ama benden yana birşey çıkmazdı!

Mirşad'ın yanına gelmemle sadece omzuna omzumla vurmuş ve yanından geçip gitmiştim, gideceğim yer belliydi tek sırdaşım olan kişinin yanı!

-

"Ben geldim!" Sanki incinmemesi için cümlemi kısık söylemiş ve yavaşça oturmuştum!

"Sanırsam içimdeki ateş hiçbir zaman sönmeyecek!" Yerde gezinen bakışlarıma göz yaşlarım şahitlik ederken sözler boğazımda düğümleniyordu!

"İntikamlar, güç savaşları her zaman olduğu gibi yine can alıyor, Dağılan hayatlar'ın, ağıtlar'ın karşılarında dimdik duramıyorum!, heleki o göz yaşlarının sebebi sen ise, o hayatı sen dağıttıysan işte o zaman daha katlanılmaz oluyor!"

kuşların kanat çırpışı kulaklarımda yankılanırken bakışlarım yavaşça doğrulmuş ve kuşlarla ilgilenen İzem'e bakmıştım!

Celladı olduğumuz kalbimizdeki insanlar'ın cesetleri nerede?

***************🕊🕊*****************

KURŞUNLU ZİNCİR ADLI 2. KİTABIMIZA'DA ŞANS VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM.🤍🪻

Yine güzel bir bölümün sonuna geldik

Bölümü nasıl buldunuz merak ediyorum yorumlarda buluşalım.

İNSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 😍🤭

NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum🥀🥀

Bölüm sonu

1 yorum