İçeriğe geç

HÜKÜM

Bölüm 23 · 29 dk okuma

HÜKÜM

Bölüm 23

Bölüm 23: 21. BÖLÜM

Üstümü değiştirmemle banyodan çıkarken az önce odada olan annem yoktu, hızla yatağın üzerine attığım silahı almak için yatağa doğru gitmiş ve tek hamlede eğilip alırken dişlerimi sıkarak silahı belime takmıştım, istemeden olsa da yavaş yavaş olmak istemediğim kişiliğe dönerken derin bir nefes alıp odadan çıkmıştım, daha dün akşam bu konaktan sıra gecesi için çıkarken bu gün hastaneye gitmek için çıkıyordum, merdivenleri inerken avluda oturan babam gili es geçip kapıya yönelsem' de babam konuşmaktan geri durmamıştı

"Yine almışsın beline silahı?"

"Sırası değil!" hızımı bile yavaşlatmadan babama sesimi duyurabilmek için bağırırken konağın kapısını açmamla tam karşımda bana bakan Tan'ı görmüştüm, elleri ceplerinde bana dik dik baksa' da hiç bir tepki vermeden yanından geçip gitmemle arkamdan ismim zikredilmişti

"Hayrola Kaner ağa" Tan'ın konuşmasıyla gözlerimi aktararak dururken omzumun üstünden arkama bakmamla korumalar' da hareketlenmişti korumaları elimle durdurup karşımda şuursuzca duran Tan'a doğru yürüdüm.

"Hayırdır Tan?"

"Hayır' mı şer' mi sen diyeceksin Kaner ağa!" Tan ağa kelimesini ellerini arkasında birleştirip ve öne doğru eğilmesiyle üstüne bastırarak söylemişti

"Sen de hele'de ben karar veririm orasına!"

"Kız sende nasıl etki bıraktıysa-" Tan'a başımı hafif yan çevirip anlamayan gözlerle bakarken Tan gülerek bakıyordu

"Gelin hanımın evinden çıkmaz olmuşsun"

"Ne diyorsun lan sen?" Cümlemi söylememle Tan'ın yakasına yapışmış karşı duvara yaslamıştım

"Sen nasıl konuşuyorsun?"

"Nasıl konuşacağımı sana mı soracağım?"

Tan'ın yakasındaki elimi çekip boğazıyla birlikte çenesini tutup sıkarken az önce ağzını açarak konuşan Tan'dan eser yoktu ve olmadığı gibi dişlerini sıkarak susuyordu

"Senin o sesini keserim, anladın' mı lan beni?" Tan'a yönelttiğim soru karşılıksız kalırken bizimkiler evden çıkmasıyla dışarısı bir anda kalabalıklaşmasıyla Tan çenesindeki kolumu tutup çekmeye çalışıyordu ama nafile

"Bırak Kaner ağa, fena olur!"

"Ne olacak lan ha, neee!"

"Kaner!" Babamın bağırmasıyla korumalar beni tutup uzaklaştırmaya çalışsalar' da sonunda Tan'ı ittirerek bırakmıştım

"Sıra gecesinden sonra soluğu kızın evinde alan sensin Kaner ağa şimdi ne cellaleniyorsun?"

"Haddini aşma, Tan!"

"Ne o umduğunu bulamadın mı, girmedi mi koynuna?" Herkes Tan'ın sözleriyle şok olurken ellerinden sıyrılıp koşar adımlarla ilerleyip yumruk atmamla Tan yere serilmesiyle çığlıklar kopmuştu

"Düzgün konuş lan yeminim olsun seni buradan sağ çıkarmam" bir yandan öfke kusarken bir yandan da yere boylu boyunca uzanan Tan'a tekrar eğilip yumruk atarken bizimkiler bir kez daha tutmaya çalışmışlardı, Tan'ın kanı elime bulaşmasını umursamazken kanlı yüzünü son bir kez daha tutup gözlerime bakmasını sağlamıştım.

"Sen nasıl benim evleneceğim kadının namusu hakkında söz edebilirsin, ha!" dişlerimin arasından konuşurken Tan yutkunarak bana bakıyordu

"İzem'in isminin senin pis ağzında zikredilmesine müsaade etmem, bırak isminin zikredilmesini ona tek bir söz değsin yakarım!"

"Seni vuran kız için, seni yok sayan biri için, öylemi?" Tan kanlı dişlerinin arasından konuşmasına devam ederken son bir kez daha durmuş ve gözlerini kısarak bakmıştı

"Yoksa senin evlenme sebebin kızın hamile olması mı Kaner?" Tan'ın son cümlesiyle boğazını sıkarken Tan nefes alamamaya başlamış ve kanlı dişleriyle yüzünü kırıştırmıştı, Tan her defasında daha fazla nefessiz kalırken babamlar beni Tan'ın üstünden almaya çalışıyorlardı ama nafileydi babamların bu gereksiz çabaları asla başarılı olamazken Tan'ın gözleri kaymaya başlamış yavaşça bilincini kaybediyordu, asla yüzümde bir pişmanlık dahil yokken gözlerimdeki öfke hakimiyetini kalbime kuruyordu

"Kaner ölecek!"

"Kaner!" seslerin yükseldiği bu zamanda bende tıpkı bir zamanlar herkes gibi sağırlaşmıştım ve asla dedikleri kelamlar umurumda olmazken Tan eceline gelmişti, ve dediklerinin bedelini canıyla ödüyordu,

"Tan!" Bu sefer ismimden farklı bir isim zikredilirken ses Ahmet ağaya aitti ve oğlunu celladının elinden almaya gelmişti

"Oğlumu bırak Kaner ağa!" Ahmet ayağa ya vereceğim bir cevap ve onu dinleyeceğim bir durum olmazken bu sefer avluda farklı çığlıklar kopmuştu, gözümün ucuyla bakmamla Ahmet ağa Yade'ye silah çekmiş bir şekilde bana bakarken Yade korkudan titriyordu

"Abi!"

"Bırak yoksa kardeşini vururum!"

"Yadee!"

Gördüklerimle kan beynime sıçraması bir olurken Tan'ın iniltileri kesilmesiyle Tan'ın gözleri kapanmış ve başı yan düşmüştü, Ahmet ağa korkuyla oğluna bakarken bu sefer üstüne çıktığım ve yerde baygın yatan Tan'a bakmıştım, ölmesini benden daha fazla kimse isteyemezken bugün ölemezdi, Tan'ın boğazındaki elim gevşerken bakışlarım sadece silah ve Yade arasında gidiyordu

"Bırak lan kardeşimi!" Tan'ın üstünden doğrulurken tehdit vari bir şekilde elimi Ahmet ağa'ya sallayarak ayaklanmıştım

"Eğer birşey yaparsan bırak yaşatmayı seni insan gibi ölmene bile müsaade etmem!" Dişlerimin arasından konuşurken kalbim deli gibi çarpıyordu, yüreğim ağzımda bir Yadeye birde ona silah çeken Ahmet ayağa bakarken Ahmet ağa'nın sadece tek bir baktığı nokta vardı oda yerden yatan oğluydu, Ahmet ağa bana bakmasıyla silahın horozunu çekerken birkez daha bağırmamla belimdeki silahı çıkartmış ve Ahmet ağa'ya doğrultmuştum

"Seni kurşuna dizerim Ahmet ağa!"

Cümlemi söylememle Tan öksürmeye başlamıştı, gözümün ucuyla yerde zorla nefes alan Tan'a bakıp tekrar Ahmet ayağa bakarken hareketlenmiştim ve Yade'nin kolundan tutup çekerken Ahmet ağa oğluna koşmuştu

"Oğlum!"

"Yade!" Her iki aile koşarken bende derin bir nefes almış ve silahı yavaşça indirmiştim

Eğer Tan ölümüne gelmeseydi bunların hiç biri olmayacaktı, kardeşime silah hiç çekilmeyecekti, arkama dönmemle elimdeki silahla birlikte Yade'nin yüzünü avuçlarımın arasına alarak bakmıştım

"İyi misin?" Yade sadece başını sallarken korkuyla bakıyordu, ellerimi yüzünden çekmemle omuzundan tutup hızla kendime çekerken sıkıcana sarılmıştım

"Tamam geçti!" Ahmet ağaya çıkan sesimden eser yokken canımdan parça olan kardeşim kollarımda titriyordu

"Bunun hesabını vereceksin!" Ahmet ağa kendi yaptıklarının hatalarına bakmadan hala bende suçu bulurken hiçbir şey demeden kollarımda ki Yade'yi kendimden uzaklaştırıp gözlerine bakmıştım "Her şey geçti merak etme" Yade'nin omuzlarından tutup konağa götürürken anneme'de başımla işaret ederek konağa sokmuş ve kapıyı kapatmıştım, artık dışarda baş başa kalırken elimdeki silahı belime yerleştirerek başımı dikleştirdim, kapattığım kapıya bakarken dişlerimi sıkarak arkamı dönmemle Ahmet ağanın yakasına yapışmış ve karşı duvara yapıştırmıştım

"Sen ne hakla benim kardeşime silah çekersin" bu sefer Ahmet ağayı elimden alacak kimse yoktu ve olmadığı gibide bedelini ödeyecekti, Ahmet ağanın kardeşime silah doğruttuğu elini hızla tutarken ters çevirip Ahmet ağayı duvara yasladığımda dişlerimin arasından adeta fısıldayarak konuşmuştum

"Oğlun gelecek evleneceğim kadın hakkında ileri geri konuşacak, sonra sen geleceksin benim kardeşime silah çekeceksin ve hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gideceksiniz, öylemi," Ahmet ağa canının yanmasıyla yüzünü kırıştırırken bu sefer yere serdiğim Tan zorla doğrularak bağırıyordu

"Kaner bırak babamı!" Tan'a gözümün ucuyla bakıp Ahmet ağaya bakarken bu sefer babası için telaşlanan Tan olmuştu ve bu sefer de babam gil Ahmet ağayı elimden almaya çalışıyorlardı, ama kimse umurumda olmazken sadece tek odak noktam Ahmet ağaydı, Ahmet ağa sadece burnundan nefes alıp verirken dişlerini deli gibi sıkıyordu Ahmet ağanın elini biraz daha kavrarken beynine daha fazla sokmak maksadıyla cümlemi bir kere daha tekrarladım

"Sonra'da benim kardeşime silah çekeceksin öylemi!" Ahmet ağaya son kez yaklaşırken "Buna izin verir miyim lan ben?" diye bağırmış ve ters çevirdiğim elini hızla kırmıştım, Ahmet ağa acıyla kıvranırken ben yandan eserime bakarak gülüyordum çünkü o bunu fazlasıyla hak etmişti, Ahmet ağa kırılan elini zorla tutarken bağırarak duvarın dibine sinerek oturmuştu, "Siz dua edin tek bir kurşunla bir it gibi ölmediniz" Tan ve babası şok içinde bana bakarlarken ben tek kaşımı kaldırarak son kez acıyarak onlara bakıp yanlarından geçip evime girmiştim.

İZEM'DEN

*

Güzel bir akşam yemeğinde annemle baş başa kalmıştık ne annem ağzına yemek sürüyor nede ben, zorda olsa önümdeki tabaktan bir iki çatal almıştım ama boğazımdan inmiyordu gürültüyle çalan kapıyla bakışlarım ilk önce anneme daha sonra salonun kapısına dönmüştü, annem elindeki bıçakla bana bakarken bende elimdeki çatalı, bıçağı hızla bırakıp kapıya koştum, kapıyı açtığımda ise Aytekin bir elinde silah bir elinde ise kan vardı, üstü ise kanlar içindeydi ağzım açık kalırken bakışlarım sadece Aytekin' in elindeki silahla üstündeki kan arasında gidip geliyordu, Aytekin ilk başta tökezleyerek içeriye adım atıp girmişti, direk salona giderken bende arkasından gitmeye yeltensem' de arkasından gelen adamları görmemle kalakalmıştım, kardeşimi koruyabilmem için, kapıyı hemen kapatmak için yeltenmiştim ama karanlığın içinden gelen adam ayağını kapının arasına sokarak engellemişti ve hızla kapıyı iterken bende duvara çarpıp yere düşmüştüm, hemen ayağa kalkarak gelen kişilere engel olmaya, onları evimden, yuvamdan çıkartmaya çalışsam' da olmuyordu, kimselere engel olamıyordum, gelenlerin gözlerinde sadece zifiri bir karanlık vardı, adamların içeriye girmeleriyle hedefleri salon olurken "Hayır! hayır!" bağırarak hızla düştüğüm yerden kalkıp arkalarından solona doğru gittiğimde kardeşim, Aytekin anneme sarılmıştı, annem ağlayarak oğluna sarıldığında Aytekin' in elindeki silah gürültüyle yere düşmesiyle aniden silahlar patlamıştı, bir, iki, üç sesler sırayla yankılanırken sadece nefes alabilmiştim ama verememiştim, karşımda annemle kardeşim kanlar içinde yere diz çökerken ayağımı sürükleyerek adım atmıştım ama daha fazla gidemeden "Ha- Hayır!" diye bağırarak dizlerimin üzerine sert bir şekilde çökmüştüm, Aytekin ise yardım istermişçesine elini uzatmıştı annem ise oğlunu yanında gözlerini kapatmıştı direk, ne kadar Aytekin' in elini tutmak için yeltensem' de olmamıştı en sonunda ise Aytekin ile birlikte gelen karanlık adamlar Aytekin' nin başına gidip son bir kez daha ateşlemişlerdi, o son yankılanan silah sesinden sonra bana uzanan el düşmüştü, uzanamadığım, tutamadığım, yardım edemediğim el bu sefer tamamen gitmişti.

"Aytekinn!"

*

Aynı hızla bağırarak başımı kaldırdığımda korkuyla etrafa baktım ama hepsi kabustu elimi boğazıma götürerek yakamı sağa sola çekiştirerek nefes almaya çalışsam da olmuyordu, kabus yerini korkuya bırakırken ben üstümdeki pikeyi açıp hızla yataktan fırlayıp kalkmış ve odadan koşarak çıkmıştım, merdivenlerden bile nasıl indiğimi bilmezken hızla annemin odasının kapısını açarken içeriye girmiştim, bomboş odayı görmemle olduğum yerde kalırken sadece boş yatağa bakmıştım, aklıma gördüğüm kabusun gelmesiyle nefes almayı unutmuş ve hızla odadan çıkıp salona koşmuştum, salona gelmemle ayaklarım durmuştu, ve yavaşça kapı pervazından salona bakarken sadece yere bakmıştım, yerde duran cam kırıklarını görmemle kulaklarımda bir kere daha silah sesi yankılanmıştı, kalbim deli gibi atarken ben hiç bir şey yapmıyordum, bakışlarım yerde ilerlerken en sonunda kanepede babamın resmiyle yatan annemi görmemle rahatlamış ve yavaşça salonun kapı pervazında yere çöküp oturmuştum, anneme bir kez daha bakıp uyuduğuna emin olurken bu sefer gülümsemiştim, annemin bu haline bile sevinecek durumu gelmiştim, getirilmiştim, çöktüğüm kapı pervazına sırtımı yaslarken onca zamandan sonra bana yabancı olan sakinliğe bırakmıştım kendimi ve sadece oturup düşündüm ama beynimin içi o kadar yorgun, o kadar tükenmişti ki düşünemiyordum bile sanki bana düşünmeyi bile yasaklamışlardı' da onlara itaat ediyordum, kendime çektiğim dizlerime dirseklerimi dayayıp yüzümü sıvazlarken sıkıntıyla içimde tuttuğum nefesimi verdim

"Offf" içten bir of çekmiştim çünkü artık daralıyordum, boğuluyordum bu çıkmazın içinde kayboldum ve ben artık yolumu bulamıyorum, yolum yok, yolumu kazıdılar, elimi kolumu bağladılar sanki.

Bu günün tarihi 07. 01. 2023 tam bir hafta sonra her şey ama her şey değişecekti, zaten değişmişti ama biraz' da olsa kendi hayatım vardı ve artık oda olmayacaktı her şeyimi kaybediyordum, hayatımı, kendi düşüncelerimi, akla gelebilecek her şeyi kaybediyordum, peki ben ne yapıyordum bunları kaybederken? hiçbir şey, sadece izliyordum.

Kaner' i vurduğum gün hayatımın yok oluş günüydü, kabusların başladığı, temiz, güzel günlerin beni unuttuğu zamanlar başlamıştı artık, ne Kaner ne ben bu girdiğimiz savaşta yok olacağımızı bildiğimiz halde asla vazgeçmeyecektik, ne ben nede o geri adım atmazken daima ileri adımlayacaktık peki nasıl' mı?, kesinlikle hayatımızı alt üst edeceğimiz şekilde!

KANER'DEN

Konağa girmemle annem eli kalbinde avluda oturmuş kendini sakinleştiriyordu ama etrafta Yadeyi göremezken yukardan hızla bir kapı çarparak kapanmıştı, anlamayan bakışlarla sadece yukarıya baksam da çatılan kaşlarımla hızla merdivenleri yönelmiş ikişerli çıkıyordum merdivenleri

"Kaner nereye?" Annemin korkuyla sorduğu soruyu cevapsız bırakırken hızla az önce çarparak kapanan kapıyı açmıştım, kapının açılmasıyla Yade oturduğu yerden bana bakıyordu

"Ne oluyor Yade?"

"Nemi ne oluyor, ne olmuyor abi?" Yade bana karşılık vermesiyle oturduğu yerden kalkarken soruma soruyla karşılık verirken tam karşımda bana bakıyordu.

"Daha az önce bana o İzem denilen kadın için silah çekildi!"

Yade sonunda olanları söylerken cümlesini vurgulayarak ve bağırarak söylemişti, eliminin tersiyle açık olan kapıyı hızla kapatırken Yade'ye doğru gitmiş ve dişlerimin arasından konuşmuştum

"Bende az önce sana kalkan eli kırdım" Yade verdiğim cevapla şaşırırken ben işaret parmağımla Yade'yi göstererek tekrar konuştum

"Senin için her şeyi yaparım Yade, ama bana sakın İzem için seni görmezden geliyorum deme benim için İzem bir hiç ama İzem'in namusuna da laf ettirmem"

"Öylemi?, beni görmezden gelmiyorsun!" Yade ağlarken dudağının kenarıyla gülmüştü

"O yüzden mi konak tarandığı zaman benim, ailenin yanına gelmedin?"

Yade hiç düşünmeden onları umursamadığımı söylerken tek bir cümlesi yetmişti beni kırmaya, kırılan bakışlarımla ona bakarken hiçbir şey demeden kapıya yönelmiş ve kapıyı açmıştım ama adım atamazken omuzumun üstünden arkamda kalan canımın yarısına baktım

"Sen ve Fırat benim her şeyimsiniz, benim ailemsiniz ama korkuyorum!" Sesim titrerken yanan gözlerimle Yadeye bakmıştım

"Herkes bana düşmanken herkesin gözüne sokarcasına ben nasıl senin üzerine titreyeyim, hem katil evimizdeyken, katiller dört bir etrafımızdayken nasıl seni yüreğime basayım, ya senide alırlarsa benden, Aliz gibi" son cümlemle Yade hıçkırıklar eşliğinde yere çökmüş ağlarken bende zorda olsa yutkunmuş sadece Yade'ye bakıyordum ve hiçbir şey diyemeden odadan çıkarken kapıyı arkamdan hızla çarparak kapatmıştım, elim kapı kulpunda kalırken sadece yapabildiğim gözlerimi kapatıp nefes almak olmuştu, birazda olsa bu zamandan kurtulmak istesem de olmuyordu Yade'nin benim onu umursamadığım cümleleri kulağımda çınlarken bizimkilere karşı öfkem büyüyordu, gözlerimi aralamamla dişlerimi deli gibi sıkıyordum, kapı kulpundaki elimi hızla kapı kulpuna vurmamla giderken hızla salona gitmiştim, babam sanki hiçbir şey olmamış gibi salonun baş köşesinde otururken kahvesini yudumluyordu ama bana aldığım nefes haram oluyorsa ona da içtiği kahve haram olacaktı

"Bu sefer Ahmet ağanın elini kırdım amma velakin bir dahaki sefere meydanda öldürürüm"

Babamın kahveye uzanan eli havada kalırken yavaşça bana bakmıştı

"Sen ilk önce yaptığının hesabını nasıl vereceğini düşün Kaner ağa!" Babam hiç düşünmeden ve olanları çoktan sineye çekerken benim hesap vereceğimi sanıyordu ama yanılıyordu, masaya doğru eğilmemle elimin tersiyle kahveyi dökmüştüm

"Ben hesap vermem!, oldu da gaflete düştüler hesap sormaya kalktılar canlarıyla öderler"

Babam öfkeyle ayağa kalkarken bende doğrulmuş ve tam karşısında durmuştum

"İlk önce Tan'ı boğ sonra babası silah çekti diye elini-"

Babam caniliğini daha da ileriye taşırken hızla sözünü keserek bağırdım

"Sen aileni öldürmeye alışmışsın! ama senin karşında ben varım, bırak öldürmeyi saçının tek bir tellerinin kopmasına izin vermem!"

"Sen iyicene hadsizliği eline almışsın!"

"Hak edene hak ettiği gibi cevap veriyorum"

"Öylemi kendine nasıl cevap veriyorsun?" Babama sorgularcasına bakarken babam yüzünü kırıştırarak devam etmişti

"Sevmiyorum diyordun ama şimdi dillere destan bir şekilde evleniyorsun, birine kefen diğerine gelinlik giydirdin Kaner ağa"

"Kess!, o kefeni siz, sen giydirdin!" Babamla aramızda sevgi kalmazken artık saygıda kalmamıştı, cümlemi bitirmemle yanda duran masayı tekmelemiştim, masa üstünde dökülen kahveyle devrilirken her yer batmıştı

"Herkes yavaş yavaş bedel öderken sen nasıl rahat duruyorsun hiç düşündün mü?" Babam dediklerimle bir şey demeden sadece bakarken ben sinirden gülmüş ve ardından tekrardan bağırarak konuştum

"Asıl bedelin büyüğünü sen ödeyeceksin baba!" Karşımdaki kişiye baba demeye bin şahit aransa da demiştim ama sadece dilimle, dediklerimi ne kalbim ne aklım hiç bir zerrem kabul etmezken deli gibi inkar ediyorlardı, ama ben ne yapacağımı gayet iyi biliyordum, babam için asıl önemli olan sözüydü ve o sözünü her defasında yerlere çalacaktım, hem de herkesin gözüne sokarcasına yapacaktım bunu!

İZEM'DEN

Telefonun çalmasıyla kanepeye yasladığım başımı kaldırırken gözümün ucuyla telefona bakmıştım ve tabi ki de arayan Kaner'di, en son konuşmamız olaylı geçerken üzerine silahlar patlamıştı, bomboş telefon ekranına baksam da sonunda almış ve cevaplamıştım

"Efendim!"

"Yarın sabaha için biletleriniz alındı" Kaner'in net sesine karşılık benim sesim kısık ve belli belirsiz çıkmıştı

"Ne için?"

"Düğün cumartesi günü olacak" Kanerin söylediği cümle karşısında şok içinde kalırken Kaner bir kez daha konuşmuştu

"Yani iki gün sonra karım oluyorsun!" Kaner imalı sözleri karşısında dilim lal kalbim ateş olurken başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü, Kaner bu kadar acele etmesinin sebebini anlayamazken bir kez daha konuşmuştum ama bu sefer bağırarak konuştum

"Ne diyorsun sen Kaner, dediğini sen kendin duyuyor musun?:

"Birincisi o sesini bana sakın yükseltme ikincisi sana hesap verecek yada senin keyfini soracak değilim"

"Neden öne çektin Kaner, sevmediğin bir insanla evlenmek için bu acelen de ne böyle!" Sesim korkarak çıkarken bir o kadarda deli gibi korkuyordum

"Sana ne İzem, sana ne!" Kaner hiçbir açıklama yapmadan telefonu suratıma kapatmıştı, kapanan telefona şok içinde bakakalmıştım, ama ben ne yapacağımı iyi biliyordum madem o beni umursamıyor o zaman bende istediğimi yapardım, bu sefer ekranına boş boş baktığım telefonun rehberinden Cansu'yu bulup aramamla telefon ikinci çalmaya kalmadan açılmıştı

"Efendim bir tanem?"

"Elinde be iş yapıyorsan bırak yada neredeysen direk çık ve eve gidip hazırlan"

"Niçin hazırlanıyorum?, kızım şunu baştan düzgün anlat"

Cansu durarak ve kesik kesik konuşurken dediklerimden hiçbir şey anlamamıştı

"Hazırlan yarım saate seni alıp gidiyoruz"

Cansu'nun hiçbir şey demesine bile müsaade etmeden telefonu kapatırken aklıma Kaner'inde benim yüzüme kapattığı gelmişti, sanırsam yavaş yavaş Kaner'e benziyordum, elimde sıkı sıkıya tuttuğum telefonla hızla odaya çıkarken dolabı açıp kıyafetlere bakmıştım ve ne giyeceğimi ilk bakışta bulurken hızla alıp bakmıştım ve tabi ki de bunu giyecektim, banyoya gidip giyinmemle odaya gelirken boy aynanın karşısına geçip kendime bakmıştım, kıyafet vücuduma efsane bir şekilde yakışırken yüzüme istemsizce gülümseme yayılmıştı, kıyafet diz üstü olurken taşlı ve püsküllü bir kıyafetti ve dantelli bir şekilde göğüs dekoltesi ayrı bir hava katıyordu, altına düz, siyah yüksek topuklu ayakkabıyı da giymiş ve tam anlamıyla hazırdım, çantamı ve yatağın üzerinden telefonumu alıp odadan çıkarken Cansu'yu aramıştım, telefonun çalmasına bile müsaade etmeden hızla açılırken hiç düşünmeden konuştum,

"Beş dakikaya geliyorum"

"Tamam" Cansu bu sefer itiraz etmezken evden çıkmış ve aracıma gidip binmiştim, direksiyon başına geçip çantamı yana korken saçlarımı da savurup tek omzumun üstüne almıştım ve işte şimdi tamamdı

-

Cansuyla yan yana durmuş gece kulübüne bakarken Cansu birden sitemle ve biraz yüksek sesle "Sen ciddi misin İzem!" diye bağırmasıyla gülümseyerek yanımda bana şok içinde bakan Cansu'ya bakmıştım

"Hem de hiç olmadığım kadar!"

Cansu'yu arkamda bırakarak güvenliklerden geçerken Cansu'da arkamdan gelmek zorunda kalmıştı, içeriye girmemizle birbirinden renkli ışıklar ve yüksek seste müzik bizi karşılarken müthiş bir ortam vardı ve Boshret kheir müziği bangır bangır bize ulaşmasıyla otuz iki diş gülüp kapıda "Vayyyy!" diye çığlık atmama engel olamamıştım.

Zaman kaybetmeden kalabalığın arasına karışıp içime dolan neşeyle ellerimi yukarıya kaldırıp belimi bir sağa bir sola kıvırtarak ilerlerken yanda duran boş masalardan birine geçmiş ve elimdeki küçük çantayı masaya atarak dans etmeye başlamıştım, Cansu ne kadar bana yadırgalarcasına baksa da elinden tutup yanıma çekmemle daha fazla kayıtsız kalamayarak oda benimle beraber dans etmeye başlamıştı,

garson elinde tepsiyle yanımızdan geçerken hızla durdurup bir bardak almamla bir dikişte bitirirken ağzıma yayılan mayhoşu tat ve daha sonradasın da keskin bir acının yayılmasıyla yüzümü kırıştırsam da daha sonrasın da yüzüme eğlenen bir gülümseme yayılarak gözlerim adeta parlamıştı "Oooo!, fenaymış!" Müzik den dolayı avazım çıktığı kadar bağırdığımda "Sen daha fenasın bebek" denmesi bir olmuştu, etrafıma rast gele bir bakış atsam da umursamamıştım, aynısından bir kere daha alıp bu kez bardağı yukarı kaldırıp başımın üzerinde çevirerek hızla bir dikişte içtim.

"Um nada alsa ldy

ubna bukir bursa

ldy Usha babli

skandalan milat

ma dila mitrigal

wanahagy masuhagy

wilminawy wilsinay

Wil maha willy miah

miah uino balgumal"

Boş bardağı yanımdaki masaya fırlatırcasına atarken müziğin en eğlenceli kısmında etrafımda deli gibi sıfır çizmeye başladım, etrafımdaki kişiler dans ederek alkış tutarlarken benim her dönmem ile elbisenin boncukları da benim etrafımda ikinci bir katman olmuştu, buraya gelmek için bukle yaptığım saçlarımda özgür kalarak onlarda dört bir yana savrulmuşlardı, kaç tur döndüğümü sayamazken döndükçe döndüm ben döndükçe boğazımdan kaçan kahkahaların haddi hesabı olmazken etrafımdaki kişiler bana küçük bir çember açmış herkes bana bakarak gülüp dans ediyorlardı, dj ci ÇALKALA müziğine geçiş yapmış ve bir kez daha müziği vurgulayıp sesini açmıştı, müziğin değişmesiyle dönmeyi bırakıp elimi havaya kaldırarak belimi en cezbedici şekilde kıvıra kıvıra dans ettim

"Eller havaya bir sağa

bir sola çalkala çalkala

bir sağa bir sola çalkala

çalkala"

Müziğin ritmine uyarken daha içten kıvırmıştım "Bir ileri iki geri yürü hadi göster bana o eşsiz dansını" müziğe ayak uydurmak için bir ileri iki geri giderken bağırarak söylüyor ve dans ediyordum, müziğin fonu son ses devam ederken ayağımın ucuyla yere vururken sallanıyordum,

her sallanmamda kıyafetin püskülleri eşlik ederken bu gece barın parlayanı bendim, Cansu'nun elini tutarak biraz uzaklaşıp birbirimize öpücükler atarak yere kıvıra kıvıra eğilip aynı şekilde kalkarken Cansu kahkaha attığında bende gülüp Cansuya dans ederek cilve yaptım "Ayy yeter yoruldum" Cansu kenarda kalan masamıza beni de tutarak giderken elinden fırlayarak yönümü sahneye çevirmiştim "İzem çıldırdın mı?" Cansu'yu umursamazken aynı zamanda da cevap vermemiştim, kendisi istediği kadar dinlenebilirdi ama ben asla!, bu gün benimdi sadece benim sahneye çıkıp yönünü dj ye çevirdiğimde oda beni fark etmiş olacak ki ellerini bana doğru açmıştı, hiç düşünmeden elini tuttuğumda beni müzik aletiyle kendi arasına çekip elini elimin üzerine koyarak müzik ayarlarken ben başımı iki yana sallayarak saçlarımı savurup "Daha deminki!" Diye bağırdım "Hay hay güzellik" dedikten sonra bir kez daha barda BOSHRET KHEİR müziği yankılanmaya başlamıştı.

"Um nada alsa ldy

ubna bukir bursa

ldy Usha babli

skandalan milat

ma dila mitrigal

wanahagy masuhagy

wilminawy wilsinay

Wil maha willy miah

miah uino balgumal"

Dj ciden ayrılıp sahnenin başına geçtiğimde elimi havaya kaldırarak zıplamaya başladıktan sonra ara sıra elimin arkasını alnıma sürüp bükerek uzaklaştırdığımda bir taraftan da kalçamı kıvırarak bir ileri iki geri yapıyordum, sahnenin önünden garsonun geçmesiyle hızla durdurup beğendiğim içkiyi alırken sahnenin ortasında içikiyi başımın etrafında gezdirerek bardağı elimde çevirdiğimde kimileri ıslık bile çalmıştı, sahneden inip Cansu nun yanına ilerlerken yolda her kez bana dönüp dönüp bakıyorlardı ama kimseler umurumda bile değildi

Garsonla göz göze gelmemizle beni anlamış gibi elinde tepsiyle gelirken bu kez tepside hepsi benim istediğim içkiden vardı, Garsona bir baş selamı vererek iki bardak aldığımda, garson başını hafif eğerek yılımsarken elimdeki iki bardağı bir dikişte peş peşe içmiştim, Cansu'da artık bana uyarken oda bir bardak almış ve bana bakarak gülümserken içmişti, çalan müziğe bağırarak eşlik ederken bir yandan da belimi kıvırtarak ritim tutuyordum, açık bıraktığım saçlarımı elimle savurup dansıma devam ederken az önce içki aldığım garson tekrar yanımıza gelmiş ve bu sefer elinde tek bir kadeh vardı, garsona hayırdır der gibi tek gözümü kırpıp bakmamla garson bakışlarıyla karşı masayı göstermişti ve tabi ki de kendini bilmeyen biri jest yapmak için göndermişti, ama bilmiyordu ki ben onun tanıdığı insanlardan biri değildim, gönderen kişiye bakıp garsona tekrar bakarken tek kaşımı kaldırarak "Kalsın" demiştim, garson başıyla onaylayıp giderken son kez karşı masaya bakmamla adamın yüzü düşmüştü

"Ne oldu!, niye almadın içkiyi!" kulağıma Cansu nun sesi gelmesiyle bakışlarımı Cansu ya çevirdiğimde benim az önce baktığım yere bakıyordu, olayı anlamış olacak ki Cansu inanamayarak hayret dolu sesiyle konuşmuştu "Yok artık!"

"Var artık" diyerek kahkaha attığımda ikimizde önümüze dönmüş birbirimize bakıyorduk, Cansu ya gülümserken başımı iki yana sallayarak etrafımda dans eden kişilere baktım, bir anda içime düşen sıkıntı başıma ağrılara neden oluyorken içtiğim içki miğdemden ağzıma tekrardan geliyordu, sabaha bilmediğim bir şehre gidecek ve hayatım değişecekti ama ben burada sırf Kaner'in tersine gitmek için, sırf ona itaat etmemek için son özgür günümde istediğimi yapıyordum, normal şartlarda bu yaptığım sıradan olurdu ama şimdi tam bir delilikti, birde üstüne üstlük bambaşka biri bana içki gönderiyordu, bu halime koca bir kahkaha attığımda Cansu bana delirmişim gibi bakıyordu, Cansu nun daha fazla dikkatini çekmemek için öpücük atıp olduğum yerde vücudumu kıvırtmıştım, Cansu bana bakıp "Deli ya" diyerek gülmesiyle eski neşemi geri kazanıp hemen toparlanırken dans etmeye geri döndüğümde çoktan başka müziğe geçiş yapılmıştı.

"Gelemem kendime yar

Gelemem kolay kolay

O zaman gel yanımda kal

Gel de bu gece yıkılsın

Yoluna kul köle gönül kapılmış ağlarına"

müziği ayak uydurmak için bir ileri iki geri giderken bağırarak söylüyor ve dans ediyordum,

" Beni tanırsın bir kere sevdim yanarım aşkım adına ve bu gece yıkılsın" son cünlemi söylerken daha içten söylediğimde gerçekten aradığım cümlenin bu olduğunu anlamıştım

"Yoluna kul köle

gönül kapılmış ağlarına

Başım önde kapına geldim

Yalanı da gör arada acı kuluna"

Müzik tüm çılgınlığıyla devam ederken bağırarak Cansu'nun ellerini tutarak ileri geri giderken garson tekrar yanımıza gelmişti, bu sefer Cansuyla birlikte bakarken tepside kırmızı şarap ve yanında birde not vardı, Cansu bana şaşırarak bakarken bu sefer gülümsemiştim, yüzüme kondurduğum mennuniyetle kadehi parmaklarımın arasına alırken tepsideki notuda almıştım

"Tanışmak istemezmisin!" Notu okumamla yavaşça masaya bakarken az önce reddettiğim adamdı, beni görmesiyle başıyla selam verirken yanını göstermişti, elimdeki kadehe bakıp daha fazla gülümsemiş bana gösterilen koltuğa doğru giderken Cansu arkamdan sesleniyordu, adamın yanına gitmemle tam karşısında dururken adam oturduğu yerden kaykışırken iğrenç bakışlarıyla bakıyordu.

"Güzelim" gözlerimi yavaşça kapatıp açarken yüzümdeki gülümseme silinirken adam'da başını hafif yan çevirip baştan aşağıya salyalarını akıtarak vücuduma bakıyordu, adama bir adım daha yaklaşıp elimdeki kadehi adamın üstüne serpmemle etrafındaki kişilet hızla ayaklanmışlar ve şok içinde bakarlarken adam ellerini iki yana açarak oturduğu yerde kalmıştı

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" Adam şok içinde bağırırken bu sefer baştan aşağıya bakan bendim

"Böyle daha güzel yakıştı" adam tam konuşmaya yeltenmesiyle gözlerini kapatıp çenesini oynatırken adamın yanında oturanlardan bir adam hızla bana doğru gelmesiyle masadaki şişeyi alıp gelişi güzel vurmuştum, şişe tuzla buz olurken içkide yerle buluşmuştu

"Sürtük!" Duyduğum cümleyle önüme bakarken içkiyi üstüne boca ettiğim adam yerinden kalkmış bana doğru geldiğini görmemle benim tarafımda bir el boğazına yapışmıştı, adam olduğu yerde kalırken kızarmış ve büyüyen gözlerle bakıyordu adamın boğazındaki elin sahibine bakmamla Kaner'in gerilen yüzünü görmüş ve şok olmuştum, Kanerin tüm dikkati adamdayken hızla yanımdan geçerek adamı az önce kalktığı kanepeye itmişti, adam serbest kalmasıyla öksürürken bu sefer diğer adam

harekete geçmişti, Kaner'in elini tutmasıyla Kaner'in yönünü kendine çekerken yumruk atmaya yeltenmesiyle Kaner'in yumruğundan kaçamamıştı, adam yere düşmesiyle bu sefer diğer müşteriler çığlığı basmışlardı, Kaner tiksintiyle yerdekine bakıp ardından bakışlarını kanepedekine çevirmişti, Kaner'in bakışları hiç normal değilken yavaş ve emin adımlarla yürüyordu, Kaner bir kez daha adamın boğazına yapışmasıyla adam korkuyla bakıyordu

KANER'DEN

Adam'ın tepesine bir kez daha çökmemle dişlerimin arasından öfke kusmuştum

"Sen kimsin lan ha!" adam elimin altında kıvranırken bir kez daha arkamdaki İzem' e bakmıştı ama bu bakış onun son bakışıydı

İzem'e bakmasıyla yumruğu yüzüne yemiş ve bayılmıştı, önümdeki itin başı kanlar içinde düşerken arkamı dönüp İzem'e bakmıştım bu sefer, ama İzem hanım ayakta zor dururken masaya dayanarak duruyordu, arkamdaki kargaşayı bırakıp hızla İzem'e gitmemle kolundan tutup çekerken çıkışa doğru gidiyorduk, herkes kenara çekilirken yollar bir bir açılıyordu, çıkıştaki kişileri umursamadan ilerde duran arabanın yanına gidip İzem' i önüme çekip bırakırken öfkeyle bağırdım

''Ne yaptığını zannediyorsun!?"

İzem lafımın üzerine dalga geçer gibi karşımda belini kıvırtarak dans etmeye başlarken sinirden elimden bir kaza çıkmadan arabanın ön kısmına vurarak sinirimi arabadan çıkardım İzem'in omuzları korkudan hafif yukarı havalanınca eteği de inadına iki üç milim yukarı çıkmıştı İzem'e sinirle bakarken hanım efendi sonunda konuşmuştu

''Eğlenmek istedim ve eğleniyorum''

''Başlatma lan eğlenmekten, senin eğlence anlayışın gece kulübümü?''

İzem başını evet diye sallayınca elimi hızla İzem'in yanından aracın üst kenarına vurmuştum

"Sen hareketlerine dikkat edeceğine neler yapıyorsun"

"Sana hesap mı vereceğim diyen birisine ben niye hesap veriyorum"

"Benim soyadımı alacak biri bunları yapamaz!"

İzem öfkeyle söylediği her bir sözünde biraz daha yaklaşıyordu

"Sen benim katilimden başka hiç bir şeyim olamazsın, senin ellerinde kan varken bizden birşey olmaz!"

İzem dişlerinin arasından konuşurken başınıda dikleştirmişti, İzem her defasında aramızdaki öfkeye yıkılmaz bir duvar örüyordu ama yanlış kişiye yanlış şekilde örmeye çalışıyordu

"Sadece benim'mi elimde kan var!, sanırsam kendi caniliğini unutuyorsun" İzem'e bir bir yaptıklarını söylerken en sonunda tek kaşımı kaldırarak bakmıştım

"Hem bırak bizden birşey olmayı düşüncesini bile öldürürüm, o yüzden sende ölmek istemiyorsan sesini kes ve razı gel yaptığın hataların bedeline!"

İzemin dudakları aralanırken hafifte olsa gülmüştü

"Öldürsene sen beni ya!" İzem gözünün ucuyla bakarken kaşlarını kaldırarak bana bakmıştı

"Soyadını almaktansa ölmek şeref benim için"

İzem'in cümlesiyle kahkaha atsamda hemen ciddileşerek İzem'i araçla aramda sıkıştırdım "Unuttun'mu senin kendine saygın kalmayacak dedim, kendinden utanacaksın, her isminin sonunda soyadım söylenirken kocanın soy ismi senin için dağ olacak"

"En ağırı'da buya katil'in soyadını soyadım yapacağım!" İzem son cümlesiyle gözünden bir damla düşerken yanımdan geçip gitmişti, omuzumun üstünden bakmamla İzem tekrardan gece kulübüne giderken gözlerimi kapatıp dişlerimi sıkıp hızla İzem'in kolundan tutup çekmiştim, İzem çekmemle bana çarparken biraz daha yaklaşmış ve

''Bin!'' diye bağırmıştım, İzem boş gözlerle bakarken az önce yakaladığım kolunu bırakmadan peşimden sürükleyerken kapıyı açıp İzem'i hızla araca bindirmiş ardından' da kapıyı hızla çarparak kapatıp aracın önünden dolaşırken elimi hızla kaportaya vurup şoför koltuğuna geçip oturdum, yanda oturan İzem'e baktığımda utanmadan yüzünü buruşturarak gözlerini kapatmış derin derin nefes alıyordu, kendi kendime çektiğim sabırla önüme dönerken aniden aracı çalıştırıp direksoyonu kırarak yola çıkmış ve hızımı arttırmıştım

''Yavaşla biraz'' İzem'in sesini duymamla bakışlarımı İzem'e çevirip baksam'da tabi' ki İzem'in sözünü dinleyecek değildim.

''Kötüyüm zaten yavaşla'' İzem'in cevabıyla aniden firene basıp durunca İzem torpido' ya çarpacakken taktığı emniyet kemeri buna engel olmuştu, İzem kendini toparlayıp başını arkaya yaslayınca yol değiştirerek devam ettim.

İZEM'DEN

Başıma giren ağrıyla gözlerimi aralarken başımı cama yasladığımdan dolayı boynum tutulmuştu, ister istemez yüzümü buruştururken gözlerimi kapatıp acısını bir nebze hafifletmek ümidiyla boynumu yavaşça ovaladığım da yolda olduğumu far etmem ile gözlerimi yavaş yavaş açarken elim boynumda kalmıştı, önümdeki uzun yolu bir bir geçerken yanıma bakmam ile Kaner'in gergin suratıyla karşılaşmıştım, gözlerimi aktararak önüme dönerken elimi başıma götürmemle Kaner bana bakmış ve az önce gergin duran suratından eser kalmazken öfkeyle bana bakıyordu

"Sonunda uyanabildin!" Kaner'in sesi beynimin içinde beş kat daha artarken Kaner umursamadan her cümlesinde daha fazla bağırıyordu, alnımı sıvazlarken Kaner bir kez daha bağırmış ve direksiyona elini vurarak bağırmıştı

"Senin ne işin var İzem?"

gözümün ucuyla Kaner'e bakarken hiçbir şey demeden önüme dönmüş başıma mesaj yapmamla Kaner bir kez daha ismimi zikretmişti

"Cevap ver!"

yollar yabancı gelmesiyle Kaner'in sorusunu es geçip camdan dışarıya bakmış ve tabelalardan nerede olduğumu anlamak uzun sürmezken Kaner direksiyonu Mardin sokaklarına kırmış hızla ilerliyorduk

"İzem!"

"Bağırıp durma!" Kaner'e aynı tonda karşılık verirken Kaner yolu unutmuş bir şekilde tüm öfkesiyle bana bakıyordu

"Ne işimiz var Mardin'de?" Sorumu sormama sormuştum lakin bir cevap gelmezken Kaner direksiyonu başka bir sokağa kırarken aniden fren'e basıp durmuştu, Kaner araçtan çıktığında sadece ben arkasından baka kalmıştım, Kaner aracın önünden dolanmasıyka benim tarafıma gelmiş ve kapıyı sert bir şekilde açmıştı

"İn aşağıya!" Kaner konuşmasıyla harekete geçerken kolumdan hızla tutarak dışarıya çıkartmıştı

"Ne yapıyorsun Kaner?" Kaner beni araçtan indirmesiyle elimden tutarken hızla önünde durduğumuz tarihi Mardin konak oteline doğru sürüklüyordu.

"Kaner bırak" Kaner ne beni nede etrafımızdaki insanları umursamazken hızla resepsiyona doğru ilerlerken "Anahtarı ver!" Diye adeta kükremişti, resepsiyondaki kız anahtarı uzatmasıyla Kaner acımadan kızın elinden çekip alırken birkez daha kolumu kurtarmaya çalışmıştım, başarılı olamazken hızla merdivenleri çıkmış ve odanın olduğu kata gelmiştik, Kaner kapıyı açarken elimi kurtarmaya çalışsamda asla olmuyordu bırak kurtarmayı her defasında daha fazla sıkıyordu

"Canımı acıtıyorsun!"

"Kes sesini!' Kaner verdiğim cevaba karşılık acımasızca cevap verirken kapıyı açmış ve hızla beni içeriye sokarken savurup bırakmıştı

"Senin bundan sonra göreceğin tek bir gün yüzü yok, iki gün burada kalda aklın başına gelsin"

Kaner tam arkasını dönüp gidecekken içimdeki öfkeyle bağırmıştım

"Sen beni burada tutamassın, anladın mı beni?"

"Çıkabiliyorsan çık!" Kaner omzunun üstünden tekrardan bana bakarken baştan aşağıya bana bakmış daha sonra gözelerime bakmıştı

"Ama çıktıktan sonra gideceğin bir cenazeniz olur haberin olsun!" Kaner cümlesini bitirmesiyle çıkıp giderken ben duyduklarımla baş başa kalmış ve olduğum yere, dizlerimin üzerine çökerek oturmuştum, işte şimdi bitmişti Kaner artık beni zapt etmeye çalışırken ailemi kullanmaya başlayarak elimi kolumu görünmez bir iple bağlamıştı

DÜĞÜN GÜNÜ

İşte ölümüne korktuğum ve sonunda gelecek olan gün gelmişti bugün düğünümüz vardı, Kaner düğünü kendi memleketinde yaparken İzmit'te bir şey yapılmayacaktı, çünkü bizde sonu ölüm olan bir şey kutlanmazdı ama Kaner ağa bu ölüm törenine düğün diyordu, ama asıl benim anlamadığım şey Kaner sonuna kadar benden nefret ederken evleneceğini kutlamasıydı, bu düğüne en başta ailesi karşı olurken tüm memleketi istemiyordu ve tüm memleketi benim ölmem için bir araya gelmişti ama bu gün ise düğünümüze şahitlik etmek için geleceklerdi, Mardin'de, otelde bir başıma kalmış oturuyordum oturduğum koltukta başımı arkaya atıp tavanı izlemeye devam etsem de zaman geçmek bilmiyordu gerçi geçmesini' de istemiyorum, çünkü zaman ne kadar çabuk ilerlerse o kadar Kaner'in yanına çabuk gidecektim ve ben bunu istemiyorum, tüm gece gözüme girmeyen uyku yavaş yavaş kendini hatırlatmaya başlasa' da bu saatten sonra ben uyuyamazdım, kapının çalmasıyla hızla başımı kaldırıp oturduğum yerden ilerideki kapıya bakmıştım içime düşen korkuyla oturduğum yerden kalkıp kapıya gidip delikten baksam da kimseler yoktu, kapıdan ayrılıp verdiğim nefesle kapıyı açmıştım, Cansu bana yaslandığı kapı pervazından bakarken ben derin bir nefes verip omuzlarımı düşürürken sadece içeriyi göstermiş ve kenara çekilmiştim, Cansu içeriye girmiş ve elindeki çantayı atarken elindeki kutuyu' da yere koymuştu ve sıkıca bana sarılmasıyla göz pınarlarımda akmayı bekleyen göz yaşım artık durmamıştı ve kendine bir yol çizerken bende Cansu' ya sarılmıştım

"Sen kendine ne yaptın İzem?" Cansu'nun her bir cümlesinde yüreğim dağlanırken yaptıklarım üzerime bir karabasan gibi çökmüş ve beni içinde bırakmıştı, göz yaşlarım her bir cümlesinde hoyratça akarken bir cevap vermem gerekiyordu ama bende yoktu, Cansu aslında ilk ben buraya geldiğim zaman gelecekti yanıma ama Kaner buna asla müsaade etmemiş ve beni yalnız, bir başıma bırakmıştı, tıpkı bundan sonra burada bir başıma kalacağım gibi, zorda olsa gözlerimi açıp tavana bakarken dişlerimi sıkmış ve kendimi sakinleştirmiştim, Cansu'yu kendimden uzaklaştırırken yanan ve kızaran gözlerime rağmen yüzüme kondurduğum tebessümle kısık sesimle "Kahve!" diye söylerken Cansu'nun da gözünden bir damla yaş akmıştı çünkü kahve bizim vazgeçilmezimizdi, her güzel günümüzde içerdik ama şimdi bu zamanda ve bu halde içeceğimizi hayal edemezdik

Cansu ağlarken zorakiyle başını sallamış ve kısık bir şekilde "Olur" demişti, Cansu' yu arkamda bırakarak mutfağa gidip kettele suyu korken arkamdan gelen sesle hafif dönüp bakarken Cansu mutfaktaki sandalyeyi çekip oturmuştu, Cansu göz yaşını silerken "Acı olsun" demişti

"Üzgünüm" Cansu'nun imasına karşılık yandan bakarken bardağa süt tozunu atıp kahveyi doldurarak atmıştım

"Üzgünüm bu otelde cezve yok tatlım" bardağa ısıttığım suyu döküp kettle' yi yerine koyarken derin bir nefes vermiş ve kahveleri alıp Cansu'nun yanına, masaya gittim

"Benim gibi fincanın' da bu otelde yeri yok ama bir fark var aramızda..."

Sandalyeyi çekip otururken cümleme devam ettim "Oda benim olmamam gereken yerde olmam"

"Sen evlenmeden Kaner bu kadar sana yükleniyorsa evlendiğinde ne olacak?"

Karşımda bana korkuyla bakan Cansu'ya bakıp dudaklarımı birbirine bastırırken omuzlarımı silkmiş ve bakışlarımı elimdeki kahve bardağına çevirmiştim

"Bilmiyorum Cansu, bilmiyorum"

Cümle mi söylerken başımı kaldırmadan konuşmuş ve elimde tuttuğum kahve bardağın sıcak olduğunu umursamazken elimi iki yanına bastırarak tutmuştum.

"Kaner zaten benimle bir savaş içinde ama belli' ki artık ailesine karşı' da savaşı başlayacak"

Cansu dudaklarını büzerken ben yüzüme buruk bir gülümseme yerleştirerek bakmıştım

"Ona karşı attığım her hamlemin bedelini bana ödetebilmek için beni kendine eş olarak alıyor ve bunu beni cellatlarımın arasına koyarak yapıyor"

Kahve elimi yakarken ben sadece dişlerimi biraz daha birbirine bastırmıştım ama asla elimi çekmemiştim

" Girdiğimiz bu savaşın kanunda bir yeri olmazken ben haklı olduğum savaşta haksız görülüyorum ve bana karşı güdülen bir kin var"

Her bir cümlemde göz yaşım düşerken elimin tersiyle düşen gözyaşımı silip konuşmama devam ettim

"Sanki onlar benim ocağıma ateş düşürmemişler gibi benden hesap soruyorlar!" son cümlemi söylemle boğazımdan kopan hıçkırığa engel olamamıştım.

"Benim yaptığım hatanın sonucu aileme ödetilmemesi, aileme pranga olmaması için kendi ellerimle ben ayaklarıma taktım prangaları, ne kadar canımı acıtsa' da yaptım, aklımı kalbimi düşünceleri susturmaya çalıştım gerçi bana fikrim sorulmadı ama razı geldim artık, düşünceleri öldürebilsem de kalbim susmuyor, acıyor, kanıyor!" Sesim her cümlemde çıkması daha güç bir hal alırken alt dudağıma dişlerimi bastırmış ve deli gibi göz yaşım akıp gidiyordu ne kadar kendimi sıkmak istesem de olmuyordu,

"Daha geçen gün beni kardeşimle tehdit etti!" Refleksle elimle kapıyı gösterirken elim deli gibi titriyordu, Cansu elime bakmasıyla gözünden bir damla yaş düşerken yüzüklü eliyle elimi tutmuştu

"Aklıma Kaner'in sözleri geldikçe deliriyorum Cansu" elimde tuttuğum kahveyi masaya vurarak söylerken sıcak kahve elime dökülmüştü "Deliriyorum!" ne dökülen kahve nede yanan elim umurumda değilken Cansu korkarak bağırmış ve masadaki peçeteyi alıp elime bastırmıştı.

"İzem!"

Cansu'nun cümlesiyle birlikte yüzüme kondurduğum acı tebessümle Cansu'ya bakıp elimi çekerken Cansu'da ellerinin arasından kayıp giden elimi yavaşça bakmıştı, benim ayaklanmamla Cansuda ayaklanmıştı, çünkü artık kefen'imi giymem gerekiyordu, gelinlik her kızın hayalidir, kefen ise herkesin korktuğu ailelerin ağzına almak istemedikleri cümle peki gelinliğin kefen olması işte bu daha acı, çocukluktan hayalini kurduğun şey sana kefen olarak geliyor, Cansu olduğu yerde kalırken ben odaya gelmiş ve dünden beri açmadığım kapıyı açarak burnuma acı bir koku dolmuştu, dişlerimi sıkıp zorda olsa yutkunup odaya girerken yatağın üzerinde serili olan gelinlik beni bekliyordu, gelinlikten gözlerimi bir an bile ayırmadan yavaşça giderken ayaklarım güçsüzleşti ve hızla yere, gelinliğin önüne diz çökerken tuttuğum göz yaşlarımı ve hıçkırıklarımı serbest bırakmıştım

"Allah kahretsin!, kahretsin!" Başımı gelinliğe yaslayıp ağlarken bir yandan' da gelinliğe vurarak ağlıyordum, bu sefer Kaner olmasa da ikinci kez ona karşı diz çöküyordum, benim yaptıklarım onu ırgalamazken onun yaptıkları beni sarsıyor ve her defasında yerden yere vuruyordu, son kez göz yaşlarımın gelinliğe düşmesiyle başımı kaldırmıştım

"Sana yeminim olsun Kaner ağa bundan sonra benim için bir hiçsin, sen bana ne yaparsan yap iki misli karşılığını vereceğim ve bu sana karşı son diz çöküşüm!"

************************************

İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.