Bölüm Müziği:
JOKER BGM SONG (BASS BOOSTED)
Yürüyorum Dikenlerin üstünde
Nihat İlhan - Kalpte duran Kalpçe Üzen
Arkadaş - Gripin
Ölümle Yaşam Arasında - Mavi Gri
KANER' DEN
Ben önden Fırat arkadan yazlıktan İzem'i alıp çıktım ama tabiki' de kolay olmayacaktı ve olmadı' da karşıdan gelen siyah jeep tozu dumanı arkasında bırakarak gelirken direk bizim önümüze kırmasıyla bende ani firen yapmamla direksiyonu kırıp durmuştum, etrafin tozu dumanı ayağa kalkarken her yer karışmıştı tıpkı az sonra olacak karşılaşma gibi, karşımızda meydan okuyan aracın sahibi çıkarken aracın kapısını kapatmadan öfkeyle bana bakıyordu, babam' ın arkasından gelen diğer araçlarda yollara çaprazlı bir şekilde park edip babamın arkasında yerlerini almışlardı.
Babam aracın önünde, elinde silahla beklerken bende babamın üzerinden gözlerimi ayırmadan torpido gözünden silahımı alıp indim ama babamın tersi olarak aracın kapısını büyük bir gürültüyle kapatmıştım ve aracın önüne geçip otuz yıllık dayanağım ama dört aydır olduğu gibi şimdi de düşmanıma bakıyordum.
Bakışlarımız meydan okurken babamın bakışları arkamdaki, araçtaki İzem'e dönmüştü.
"Gerekeni yapacaksın değil' mi oğul?"
"Gereken ne baba?" Sorumu gayet sakin sormuştum ama beni her hariküla'de zorluyorlardı, hele'ki onlara karşı öfkem hala kor gibi yanarken onların bana suyla gelmeleri gereken yerde ateşle geliyorlardı, ateşime bir yenisini daha ekliyorlar ve sönülmez yapıyorlardı
"Gözünü bile kırpmadan seni vuran birini koruyup kollamayacaksın değil' mi?, hak ettiği her ne ise onu yerine getireceksin!" babam her bir sözünde bir adım daha yaklaşırken bende bir adım daha atıp aracın yanında ve babam' ın tam karşısında durmuştum
"Önünüze geleni öldüremezsiniz değil' mi baba?, belliki alışmışsınız " babama yandan bakarken tek kaşımı kaldırarak uyarı niyetinde tekrar konuştum "Ama bu sefer olmaz, ilk önce beni çiğnemeniz gerek"
"Ama o, bir an gözünü bile kırpmadan seni vurdu!" Babam' ın sözlerinin her zerresinde öfke vardı ve asla bu öfke ateşiyle yakmaya'da çekinmiyordu, babamın arkasındaki adamlarda hareketlenince belimdeki silahı çıkartıp aracın kaportasına sert bir şekilde koyup bakışlarımı yavaşça silahın üzerinden çekerken yine bizimkileri bulmuştu.
"Şimdi kimse bir şey yapmayacak, bende bunu kullanmak zorunda kalmayacağım"
Babam sözümden geri adım atmayacağımı ve sözümün arkasında duracağımı'da bildiği için elini kaldırıp adamları durdurmuştu ama kendisi gözümün içine baka baka yanımdan geçip İzem'in oturduğu tarafa doğru yürüdü.
Babam İzeme giderken ben gözlerimi kırıp derin bir nefes almıştım ve sadece omzumun üstünden baktım
"Eline ne geçecek baba İzem'i alınca?"
"İntikam"
Babamın intikam kelimesinden sonra önüme dönerken alaylı bir tavırla güldüm, babam tam İzem'i indirmek için kapıyı açmıştı' ki aynı hızla kapı kapanmıştı, daha demin beni geçip zafer kazanan adam'dan eser kalmazken tereddütle ve öfkeyle yandan bana bakıyordu, az önce ona dur dediğimde durmamıştı ve şimdi ona karşı gelmeme şaşırıyordu kapıdaki elime ardından tekrar bana bakarken tek kaşımı kaldırıp yavaşça ve her cümlemi vurgulayarak tekrar konuşmama devam ettim
"Bir baba ve oğulun karşı karşıya gelmesi ne kadar' da kötü bir şey değil' mi baba?, ama hayat, sürprizlerle doludur, bir zamanlar bizi birleştiren hayat şimdi ayırıyor"
Sözlerimi söylememle derin bir nefes alıp üstten bakarken babam bana nefretle bakıyordu ama otuz yıldır hayatın bana öğrettiği bir şey vardı oda bana yapılanı unutmamaktı ve asla' da unutmayacaktım, elim kapıdayken biraz daha yaklaşıp
"İstersen intikama Alizin intikamından başlayalım' mı?"
Sözlemi söylerken hafif babama doğru eğilmiştim ve bakışlarımla arkadaki adamlara bakıp tekrar babama dönmüştüm
"Alınması gereken bir intikam var unuttun' mu?" demiştim, babam hiç bir şey diyememişti çünkü diyecek bir sözü yoktu.
"Hala ortada olmayan bir intikamımı güdüyorsun?!" Babamın bağırmasıyla doğrulurken bana sorgularcasına bakıyordu
"Kime göre olmayan bir intikam baba, sana göre' mi, kızını kurban eden Hamit ağa' ya göre' mi, yoksa o şerefsiz Şerzat' a göre' mi, kime göre!?"
"Sana bin kez dedim, kanı akıtan Aliz'in kendisi"
"Yeter!" babamın cevabıyla kimseyi umursamadan bağırırken babam öfkeyle bakıyordu ve hiç bir şey demeden gözlerimin içine zifiri gözlerle bakarak arkasını dönüp gitmişti, az önce tozu dumana katan babam o tozun arkasında bizi bırakarak gidiyordu, Aliz'den sonra babama karşı ilk savaşımı kazanmıştım ve ona yenilmez olmadığını göstermiştim, bu yapacaklarımın daha başlangıcıyken camdan İzem'e baktığımda ise İzem dimdik yola bakıyordu yüzü buz gibi ifadesizdi, sanki ifadelerini aldırmıştı, önüme dönüp derin bir nefes verip şoför koltuğuna geçerken gözümün ucuyla İzem'i son kez kontrol edip önüme dönerken İzem yol boyu ilk defa konuşmuştu
"Ne dedin' de gitti?"
Göz ucuyla bakıp arabayı çalıştırırken teyibi açıp "Seni alakadar etmez" demiştim çünkü onu benim yaptığım hiç bir şey ilgilendirmezdi, o sadece hayatını kurtardığım ve benim
sayem' de babasının cenazesine gidebildiğine şükretsin, eğer ben olmasaydım yada benim önceden yaşadıklarım olmasaydı belki bu yaptığımı yapmazdım, ama hayat her şeyi yaptırıyor ve her şeyle' de karşılaştırıyordu, gerçi İzem'in peşinden onu kurtarmak için çıkmasaydım' da İzem kimseyi dinlemeden tek başına İzmit' e, babasının cenazesine gitmek için elinden geleni yapacaktı ne kadar onu bağlasalar' da bir yol bulacaktı ve ne ben, nede babam ona engel olamazdık çünkü böyle bir hakkımız yoktu, tek başına' da gönderemezdim çünkü o zaman' da İzem'i tek buldukları zaman anında hükmünü verirlerdi.
İzem bizimkilerin gazabına uğramadan bir şey yapmam lazımdı gerekirse bir daha ailemle, aşiretimle karşı karşıya gelecektim ama bir günahsızı daha bu canilere kurban edemezdim, ama bu sefer galip ben gelecektim çünkü beni çiğneyip geçecek cesareti herkesin elinden almıştım bir kere, ve ben Mardin' e gitmeden babam aşiret ağalarını toplayamazdı.
İzem beni vurduğu zaman demiştim sonunda kavuşuyorum sevdiğime ama olmadı demek' ki hayatın hala bana çektireceği bitmemişti, hayat bana hala küstü eğer küs yada dargın olmasa beni her sevdiğime kavuşacağım zaman ayırmazdı.
"Nasıl gideceksin?" İzem gözlerini yoldan ayırıp beni bulurken "Nereye?" Demişti, cidden sinirleniyordum bir lafımı sürekli bana tekrarlattırıyorlardı, adamlar değişiyordu ama yaptıkları şey asla değişmiyordu, gözlerimi kapatıp sıktığım dişlerimin arasından "Cenazeye gideceksin' ya İzem" demiştim yaptıkları her şey artık daha fazla diken gibi batar olmuştu, göğsümdeki ağrı her defasında kendini hatırlatmaktan geri durmazken benim işlerimi' de kolaylaştıran kimse yoktu.
Yolda ani fren yaparak durunca İzem ister istemez küçük bir çığlık eşliğinde öne savrulmuştu, İzem torpidoya doğru savrulurken elleriyle' de kendini korumayı başarmıştı, aracın durmasıyla İzem arkaya doğru yaslanmış ve önüne düşen saçlarını geri atıp "Ne yapıyorsun ya, düzgün kullansana" diye sitemde bulunurken İzem'in ne dediğini umursamayarak araçtan inmiştim ve tam' da tahmin ettiğim gibi İzem'de inmişti, aracın önünde ortak noktada karşılaşırken konuşmasına bile müsaade etmeden aracın anahtarını ona doğru fırlatıp "Vurmayı biliyorsun madem aracı' da kullan" deyip yan koltuğa geçtim.
İzem havada yakaladığı anahtarla kala kalırken ben çoktan koltuğumda yerimi almış ve hanım efendi' yi beklemeye başladım, İzem camdan bana bakarken ben gözlerimle şoför koltuğunu işaret ederken arkama yaslanıp gözlerimi kapatıp yattım.
İzem araca bindiğinde sert bir şekilde kapıyı kapatmasıyla, gözümün ucuyla baktığımda anahtarı kontağa takıp aracı çalıştırmıştı, istifimi bozmadan tekrar gözümü kapatıp yattım, onca yaşanan olaylar gözümün önünden bir bir şerit gibi geçip gidiyordu, daha alacağım intikamlar var derken bide bu olay çıkmıştı, hiç bir olay peşimi bırakmazken felaketler silsilesi etrafımda dört dönüyordu resmen, yaşananlar beynimin içinden geçerken ağrım daha' da fazlalaşıyordu ama kalbimin acısı daha büyüktü.
Telefonun sesiyle bitmek bilmeyen düşünceler son bulurken çalan telefonla gözlerimi aralayıp yandan telefona bakmamla Emre ismiyle karşılaşmıştım, bakışlarım telefondan İzem'e dönerken İzem telefondaki ismi görünce tereddüt etse' de aramayı cevaplayıp hoparlöre aldı, karşıdaki kişinin ne diyeceğini umursamadan benimle paylaşırken şeffaf davranıyordu ama ona zerre güvenmiyordum sonuçta beni vuran birisine nasıl güvenebilirim?
"Neredesin sen İzem?
"Buradayım işte" İzem'in umursamaz, sakin tavrına göz devirmemek elde değildi
"Beni delirtme İzem, babanın cenazesi defnedilecek, Aytekin bile yurt dışından geldi ama sen yoksun, telefonlarına bile ulaşılamıyor, sen neredesin şuan?, ne yapıyorsun İzem?, hiçbir şey bilmiyorum!"
Aytekin ismini duymamla kaşlarım daha fazla çatılmış İzem'e sorgularcasına bakıyordum. İzem ise göz pınarlarında her an akmayı bekleyen yaş, telefonun ucunda olan kişinin bağırmasıyla yanaklarından dökülürken İzem titreyen sesiyle "Vurdum onu Emre" demişti. Sesi titrerken ağlıyordu ama sesi buz gibi soğuktu, ağlıyordu ama beni vurduğu için değil, sesi titriyordu ama koktuğu içinde değil sadece babasının cenazesine giden olduğu için yıkılmıştı.
Karşıdaki kişinin sesi biraz kesilse' de sonunda cevap geldi.
"Ne yaptın sen, ne yaptın?" Bakışlarım telefonla İzem arasında yol çizerken İzem yavaş yavaş içine dolan öfkeyle sesini yükseltiyordu
"Onu vurdum"
"Kimi?"
"Babamın katilini"
"Ne diyorsun sen İzem , yaşıyor mu peki?"
"Sen bunumu merak ettin ha!"
"Manyak mısın kızım sen kim onlar biliyor' musun?, hesap sorarlar senin, sevdiklerinin yanına bırakırlar' mı sanıyorsun?"
İzem Emre'nin dedikleriyle hızla telefona bakarken "Sen asıl meseleye gelsene ha, sen beni değil kendin için korktun değil' mi?" İzem dişlerinin arasından öfke kusarken karşı taraf' ın telefonu kapatmasıyla adeta çıldırmıştı.
İzem gittikçe hızını attırırken ağlaması' da şiddetleniyordu ve en sonunda beklediğim olmuştu, İzem avazı çıktığı kadar bağırırken elini deli gibi direksiyona vuruyordu, belki' de en güvendiği kişiydi o, onunda İzem'i yarı yolda bırakmasıyla İzem delirmişti, her dakika her bağırmasında öfke doluyordu ve en ağırı' da suçlu gördüğü kişiyle babasının cenazesine gidiyordu bu düşünce onu yiyip bitirirken İzem savaşıyordu. İzem azda olsa durulurken bu sefer ben konuşmuştum.
"Önce vurup sonrada neden kan verdin bana?"
İzem yola bakmayı bırakıp burnundan solurken sadece bana bakıyordu
"Bu kadar kolay kurtulamazsın Kaner ağa!, ölüm senin için kurtuluş, yaşayacaksın ve bende senin Azrail' in olacağım"
İzem yutkunarak bakışlarını yola çevirip soğuk sesiyle devam etti.
"Ben buraya gelirken tek bir gaye için geldim oda senin bu hayattan babam gibi gitmen içindi anlıyormusun, ama sana bu ölüm kurtuluş olacağı için vaz geçtim"
İzem nefes almadan konuşurken sözlerini bir bir hiç çekinmeden sıralıyor ve her sözlerinde daha' da hızlanıyordu.
"Yeter, babanı ben öldürmedim diyorum sana neden anlamıyorsun?"
İzem hiçbir şey demeden yola odaklanmış arabayı kullanırken beni duyduğuna emin bile değildim, duysa' da umursamamıştı bile, cenaze bugün defnedileceği için uçakla gittik yolculuk boyunca ağzından tek bir kelime çıkmayan İzem sessiz sedasız ağlarken sonunda İzmit havalimanına indik.
İzem'in Hakan denen arkadaşı İzem'i orada bir başına bıraktığı için pişman olsa' da merak ettiği için bizzat havalimanına kendisi' de gelmişti ama asla arabadan dahi inmemişti, havalimanında bizi karşılayan adam Hakan' nın aracını gösterirken sadece İzem'e bakıyordu
"Buyurun İzem hanım"
İzem hiç bir şey demeden mavi elbisesi arkasında sürüklenerek Hakan' ın olduğu araca yönelince ben arkasından gitmemiştim, ne kadar onun peşinden buralara kadar gelsem' de bu kadar uzun boylu değillerdi, Hakan denen adam araçtan inerek İzem'in yanına gelip biraz konuşurlarken arada bana bakıp tekrar devam ediyordu konuşmasına ama İzem hariç indiğimizden beri hatta uçağa bindiğimizden beri bir kere bile bakmamıştı yüzüme, ne kadar uzun sürse' de bende tam karşılarında duran araca doğru gidip kaportasına yaslandım, adamlar beni izlerken hiçbirini umursamayıp bakışlarımı gökyüzüne çevirip bulutları izledim, bulutların rengi İzem'in kıyafetinin yanında açık kalmışlardı ben ise tam tersi zifiri siyah, aynı içinde olduğum hayat gibi.
Hakan araç' dan bir poşet verince İzem bir şey demeden hediye poşetini alıp havalimanına girerken bir yandan' da aceleci tavırlarla saçlarını açmaya çalışıyordu, İzem gözden kaybolmasıyla herkesin bakışları beni bulurken bende meydan okurcasına sadece liderlerine, Hakan'a bakıyordum.
Beş dakika sonunda kapıdan İzem gözüktüğünde siyah tayt siyah uzun tişört giymiş saçlarını ise gelişi güzel toplamıştı.
Hakan' nın araç hareketlenerek yola çıktığında İzem sadece arabanın arkasından baka kalmıştı ve en sonunda benim yaslandığım araca doğru gelerek hiç bir şey demeden yanımdan geçip arka koltuğa oturmuştu, bende istifimi bozmadan doğrulup diğer tarafa geçtim, adamlarda binerlerken tam anlamıyla herkes yola çıkmak için hazırlardı, son kez birbirlerine sinyal vererek havaalanın 'dan dört ayrı araç yola çıktık, yolda giderken Hakan ve bir araç başka yola sapınca İzem meraklı gözlerle arkasını dönüp camdan bakarken bir yanda' da "Hakan nereye gidiyor?" diye şoföre sormuştu, şoför dikiz aynasından İzem'e daha sonra bana bakmıştı
"Olası bir sorunla karşılaşmamak için yukarı yoldan gidiyor efendim, hem bizim yolumuzu koruyacak hem' de yukarı yolun kontrolünü sağlayacak"
Bir buçuk saatin ardından İzem'in evine geldiğimizde evin önü kalabalıktı, araçtan indiğimizde ise yükselen ağıt sesleri etrafta yankılanıyordu, gözümün önüne Aliz'in cenazesindeki sessizlik gelirken imrenmedim desem yalan olurdu, bir insan cenazedeki ağıtlara imrenir' mi hiç?, meğersem imreniyormuş, insanın arkasında sevdiklerini onun için ağladığını bilmek güzel bir duyguymuş meğer ama benim Aliz'im bunu bilmeden gitti ve ağlayanı olmayacağını bilerek gitmişti.
İzem araçtan inmesiyle herkes İzem'e baş sağlığı dilerken çevredeki insanların odak noktaları ben olmuştum ben ise sadece İzem'in ailesine bakıyordum, yaşadığı yere, çevresindekilere, hepsi bizim araştırmalarımızdan farklıydıki bambaşka bir hayat vardı gözlerimin önünde.
İzem'in baktığı tek bir yer vardı oda ağlayarak karşıda duran bir kadınla bir genç delikanlıydı, İzem giderek onlara sarılınca hemen genç delikanlı İzem'i kolları arasına almış sımsıkı sarmalamıştı, belli bunlar annesi ve kardeşi oluyordu, içimde tuttuğum nefesimi verirken nasıl bir şeyin arasına düştüğüme anlam veremiyordum.
Genç delikanlı İzem'i kendinden uzaklaştırarak ''Yukarı oda' da Uğur var'' demişti İzem anlamsız bakışlarla bakıyordu sadece
"Uğur' mu?" İzem'in Uğur denen adamı beklemediği her halinden belliyken üstündeki şaşkınlığı hızla atarak yukarıya bakmıştı
"Evet, Her şeye rağmen kalktı geldi sabahın köründe, ama iyi' ki geldi"
İzem genç delikanlıyı arkasında bırakarak eve yönelirken daha demin konuştuğu gencin görüş alanına ben girmiştim .
"Başınız sağ olsun" İzem benim dediği mı duymasıyla olduğu yerde durup gelecek cevabı beklerken karşımdaki delikanlı başını önehafif olarak eğip cevap verdi
"Dostlar sağ olsun" İzem kardeşinin dediği şeyi duyması ile arkasını dönerek bir adımda benim yanıma gelmişti ve kulağıma yaklaşıp "Bir bilse dost değil' de Katil olduğunu, o zaman ne der acaba?" dedikten sonra cevap beklemeden arkasını dönüp yukarıya çıkmıştı, İzem beni arkasında bırakıp giderken nasıl bir şeyin içine düştüğümü bir kez daha düşündüm.
Bu kadar karışık bir işin içinden nasıl çıkacaktım, en önemlisi' de İzem'i bu aileyi bu işten nasıl çıkaracaktım, gözünü kırpmadan herkesin içinde beni vuracak kadar gözünü karartmıştı.
Yaver' i arayıp daha düzgün bir araştırma yapmasını söyleyecektim' ki telefonumun olmadığını fark ettim, telefonum konakta kalmıştı, üstümü değiştirmek için odaya çıktığımda bırakmıştım sonra ise İzem'in bağırışlarını duyunca her şeyi bırakıp aşağıya inmiştim, şimdi ise İzmit' te İzem'in evindeydim, kim olursa olsun sonucu ne olursa olsun asla biri için kalkıp buralara kadar gelmezdim ama Fırat bana hastanede yaşanan her şeyi anlatmıştı, babam nasıl olurdu' da bir kıza silah çekebilirdi, yıllarca kan dökülmesin diye bütün mücadeleri vermemişim gibi, sırf bu dava için sevdiğim kadından vaz geçmemişim gibi nasıl olurda babam babam olayın aslını soruşturmadan işin aslını, anlamadan etmeden bir kıza silah çekmişti, sonradan ise İzem'in arkasından gelen kişiler ise tam bir muammaydı, anneme, kardeşime silah çektikleri için sinirlensem' de İzem'i babamın gazabından kurtardığı içinde sorun etmemiştim, bu işte bir terslik vardı ama nasıl bir terslik bilmiyorum, bulamıyordum daha fazla dönülmeyecek yola girmeden bunu çözmem lazımdı.
İzem bundan bir saat önce yukarıya çıkmıştı ama geri aşağıya inmemişti adamların yanından kalkarken başımla müsaade isteyip salon' dan çıktım, İzem yukarıya çıktığı için bende yukarıya çıkmak için adım atmamla göğsüme ağrı saplanmıştı belli belirsiz elimi yaranın üzerine götürürken gözlerimi kapatıp yüzüm gerilirken burnumdan solumuştum, merdivenlerde biraz zorlansam' da aldırış etmeden çıktım, bu ağrı zorluyordu ama beni yolumdan alı koyamazdı, gerçekleri öğrenmem lazımdı hem' de en acilinden, bir odada İzem ve yanına otuz yaşlarında genç biri oturmuş konuşuyorlardı, bu kişi Uğur olmalıydı, kapıyı tıklatınca ikisinin' de bakışları beni buldu kapıdan içeriye girerken İzem kısılan gözleriyle bana bakıp konuşmaya başladı.
"Ne işin var senin burada?"
"Konuşmamız gerek"
"Benim katil olan biriyle konuşacak bir şeyim yok"
"Benim var, ben konuşacağım sen dinleyeceksin"
"Ne anlatacaksın ne? babamı nasıl öldürdüğünü' mü anlatacaksın?"
"Anlamıyor' musun sen?, ben öldürmedim diyorum sana, sorun' mu var sende, aynı şeyi tekrarlayıp duruyorsun"
"Hakan her şeyi söyledi"
"Hakan' da Hakan, Hakan kim oluyorda sana saçma sapan şeyleri söylüyor?"
Bizi dinleyen Uğur sonunda konuşmaya karar vermişti.
"Hakan benim erkek kardeşim olur Kaner"
"O zaman kardeşine söyle ortada olan yanlışlığı düzeltsin"
"Hakanı Nevzat Bey aramış, yardım et bana Kanerin adamları peşimde, buldular beni demiş ve ne hikmetse tam konuşurken vurularak vefat etti, bunların hepsi telefonda konuşurken oldu, biz başkasının dediğiyle hareket etmeyiz Kaner bey"
"Saçmalık, biz bir buçuk aya yakındır ulaşamıyoruz, her yerde arıyoruz adamı zaten"
"Ulaşmışsınız işte babama, sonrada öldürmüşsünüz"
"Yeter İzem! bu saçmalığı en erken zamanda çözeceğim böyle bir şey olmadığını sende göreceksin, ama ondan önce bir sorunumuz daha var, ilk önce onu halledeceğiz"
İzem alayla "Neymiş o ilk halledeceğimiz saçmalık acaba?" dese' de bu kez konuyu dağıtmasına müsaade etmeyecektim
"Beni vurman"
"Ölmedin' ya yaşıyorsun işte, bir şey olmaz" İzem'in verdiği bu saçma cevabından sonra istemsizce kaşlarım çatılmıştı, sanki vurduğu adam sıradan adamdı, sıradan olsa bile polisler bırakmazdı peşini, gerçi şimdide bizim aşiret bırakmayacaktı.
"Bunu senin yanına bırakmazlar İzem, ne babam nede aşiret, bırakmaz!" İzem'e öfkeyle bağırırken İzem benden farksız bir şekilde ifadesizdi
"Peki, Kaner Bey aklınızda muhteşem bir fikir var' mı acaba?"
"Düşünüyorum ama istersen biraz' da sen düşün, kendini kurtarmak için"
Kapıya gelen adamlarla İzem'le tartışmamız son bulurken diğerlerinden biraz uzun boylu adam söze girdi.
"Uğur bey aşağıda arbede çıktı, Kaner beyin adamları ve babası gelmiş kendileri silahlılar, Kaner'i ve İzem hanımı istiyorlar ne yapmamızı emredersiniz."
"Uğur beye lüzum yok, ben giderim."
Kimseye söz hakkı tanımadan ben söze atlamıştım bu benim ve İzem'in meselesiydi, kimseye söz düşmezdi, Uğur denen adamın bir sözü bile geçerli değildi ve' de olmayacaktı, Arkamda duran İzem ve Uğura dönerek
"Ne olursa olsun sakın dışarıya çıkmıyorsun İzem, anladın mı?" Bakışlarım Uğura dönerken "Uğur İzem'i aşağıya indirmiyorsun, sakın, ne olursa olsun." Onun' da ne yapması gerektiğini söylememle arkamı dönüp giderken kolumu tutan elle olduğum yerde kalmıştım, ilk başta ele ve ardından elin sahibine öfkeyle bakarken Uğur bana bir adım daha yaklaşmıştı
"İzem'e zarar gelirse seni yaşatmam Kaner bunu sakın unutma."
"O kadar düşmanımın arasına birde sen eklensen bir şey olmaz Uğur, ama merak etme kimseye bir şey olmayacak" son sözümle birlikte kolumu tutan eli tutup hızla geriye savururken odadan çıkıp hızlıca merdivenler' den aşağıya inerek dışarı çıktım.
Dışarıdaki kişilerin bakışları bana dönerken aldırış etmeden kalabalığın arasından geçerek babamın karşısına geçmiştim.
"Ne işiniz var burada baba?"
"Seni vuran kızımı koruyorsun Kaner, ne zamandan beri düşmanını korur oldun.?"
Babamın sözünden sonra etrafta bulunanlar şaşırarak kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı bile
"Bu mesele benim meselem baba, kimse karışmayacak, karışırsanız eğer beni bulursunuz karşınızda, bu sefer müsaade etmem, bu sefer suçsuz günahsız birine kıymanıza müsaade etmem."
Babam karşımda adeta patlayacak bomba gibi dururken ben her bir kelime' nin üstüne bastıra bastıra, bağırarak söyledim, babam öfkesinden karşısında kim olursa olsun yıkar geçerdi ama ne pahasına olursa olsun karşısında duracaktım.
Babam bakışlarını benden ayırıp ateş saçan bakışlarıyla arkama bakınca içimden küfrederek gelene bakmamla İzem ve Uğur' u görmem bir oldu
"Ne dedim size!.?"
"Senin esirin değiliz biz Kaner, kendi özgür irademle geldim, sana hesap verecek değilim."
Babam İzem'in sözünden sonra bana bakıp alayla gülümserken bakışlarıyla arkamı göstermişti
"Bunumu koruyorsun Kaner, daha sana bile itimat etmiyor."
"Baba yeter!."
Etrafta sesler yükselirken babamın İzem'e silah çekmesiyle çığlıkların kopması bir oldu, babamın hamlesiyle hızla İzem'in önüne geçerek namlunun ucundaki hedefi kendimi yaparken babamın gözlerinin içine bakıyordum.
"Baba indir o silahı, bu benim meselem, ben halledeceğim, siz karışmayacaksınız."
"Bu senin meselenden çıkalı çok oldu oğul, artık bu mesele şeref meselesi, artık bu mesele aşiretimizin meselesi"
"Ne şeref meselesinden bahsediyorsun baba?"
"Sanırsam unuttun buraya nereden geldiğini oğul, dur ben hatırlatıyım sana hastane'den geldin"
"Bir kez daha diyorum, aşiret karışmayacak!"
Haşir ağa çatık kaşlarla ve öfke saçan gözleriyle yılımsayarak
"Bilmez gibi konuşuyorsun, çoktan karıştılar bile, ben gelmezsem onlar geliyorlardı, ben geliyorum diye durdular, eğer onlar gelseydi nasıl durduracaktın Kaner Ağa!"
Babam etraftaki kalabalığa ardından tekrar bana bakmıştı.
"İki günün var Kaner, bu olayı çözdün çözdün yoksa ben alakadar olurum."
Babam son sözünden sonra adamlara işaret vererek arabaya binip gitmişlerdi ama hala son sözü beynimin içinde tekrar edip duruyordu, iki gün içinde nasıl halledecektim, İzem'i babamın ve aşiretin gazabından nasıl kurtaracaktım, İzem'i nereye kaçırsam aşiret bulurdu en fazla bir hafta içinde eliyle koydukları gibi bulurlardı.
Arkamı dönüp İzem'e öfkeli gözlerle baktıktan sonra evden çıkıp gittim.
Yoldan geçen taksiyi durdurup biraz kafamı dinlemek için denizin kenarına gittiğimde denizin huzur veren sesine karşı oturdum, babamın söyledikleri aklımda bir bir yankılanıyordu, İzem'ide Aliz gibi suçsuz yere aşirete kurban edeceklerdi buna ne izin verirdim nede göz yumabilirdim, iki günahsız kızın günahlarına daha fazla giremezdim.
Ağrımın olduğunu umursamayıp akşama kadar babamın sözleriyle birlikte denize karşı oturdum ama asla bir çıkış yolu yoktu, her bir dalganın kayaya vuruşuyla gözümün önüne İzem'in beni vurduğu kulaklarımda ise babamın sözleri çınlıyordu, adeta bütün yollar kapanmışçasına kalakaldım, daha fazla burada zaman kaybetmeyerek bizim buradaki otele gitmek için yola koyuldum.
-
Otele geldiğim zaman kapıdaki vale beni görünce endişelense' de yanından geçerken "Parayı ödeyin" deyip geçtim, resepsiyon' a geldiğimde ise çalışanlar korku dolu gözlerle ayağa kalkarak
"Efendim yaralısınız"
Sözünden sonra gömleğime bakarak oda ayarlamalarını söyleyip anahtarı almak için bekledim, elleri dolaşsalar' da iki dakika sonunda beş yüz iki numaralı, deniz manzaralı, süit Oda'nın anahtarını verdikten sonra tam gidecekken tekrar dönüp omzumun üstünden baktım
"Bir şişe rakı getirin odaya bir daha da kimse beni rahatsız etmesin"
"Emredersiniz efendim"
Meraklı ve korku dolu gözleri aldırış etmeden odaya çıktım. Odaya girip arkamda kalan kapıyı kapattıktan sonra sırt üstü yatarak bir çıkış yolu aramaya devam etsem' de olmadı, beş dakika sonra kapı tıklatılmasıyla dirseklerimin üzerine doğrulurken acının'da vermiş olduğu öfkeyle bağırdım
"Gel"
"İçeceğinizi getirdim efendim."
"Tamam çıkabilirsin"
Çalışan odadan çıktıktan sonra rakıyı bardağa doldurup camın önünde duran siyah deri koltuğa oturdum, ayaklarımın altında duran gece ışıklarıyla muazzam gözüken İzmit' i seyretmeye başladım, yarama baktığımda ise giydiğim beyaz gömlek baya kan olmuş ve aşağıya doğru gittikçe kan akmaya devam ediyordu, yarayı umursamayıp dışarıyı seyretmeye başladım, yarım saat sonra oda' nın kapısı tekrar açılınca bu sefer öfkeme hâkim olamayarak bağırmaya başladım.
"Ben kime diyorum, kimse rahatsız etmesin diye kime dedim, kime!?"
Karşıdan cevap gelmeyince koltuktan kalkarak arkama bakmamla İzem' i odanın içinde tüm asilliğiyle, cüretkâr duruşuyla karşımda durmuş bana bakıyordu. Sabahkinin aksine üstünde gömlek ve kalem etek vardı ve her haliyle asil duruyordu, yüzüm gerginleşirken bir iki adım atıp elimdeki bardağı masaya koyup ellerimi cebime soktum ve cevap vermesini bekledim hiç bir şey demeden sadece bekledim, biliyorum konuşacaktı, konuşmalıydı çünkü sonunda kendi canı vardı
"Bana demedin."
"Ne işin var burada?"
"Evden çıkarken gömleğindeki kanı gördüm aradım ama açmadın."
Camdan dışarıya bakıp tekrar İzem'e döndüm
"Telefonum, sayende Mardin 'de kaldı ondandır, ayrıyeten' de nerden biliyorsun numaramı?"
Sorularımın ardından İzem göz devirerek duruşunu yeniledi
"Hakan buldu." Cevabından sonra başımı yana çevirmiştim ne varsa Hakan' da vardı zaten, bazen doğruyu gösteriyordu ama büyük hatalar yaparak doğruları yapıyordu ve bu hatalar sevdiği kişiyi, İzem'i ondan alacaktı ama beyefendinin haberi bile yok.
Gözlerimi kapatıp sakin kalmaya özen gösteriyordum ama aklıma gelen soruyla tekrar İzem'e baktığımda aklıma ilk geleni sordum
"Nasıl aldılar seni buraya?" İzem oflayarak bana bakıp konuştu
"Kolay olmadı."
"Ne işin var burada?"
"Dedim ya göm-"
"Babanın katili olarak gördüğün adama' mı yardıma geldin!, cidden oyunculuğun kötü İzem, ne istiyorsun?"
İzem birden ciddileşerek konuştu
"Cezanı çekmeden ölmeni istemiyorum"
Anlam veremez bakışlarla karşımdaki kadına bakarken tek dediğim "Ne?" olmuştu
"Duydun işte, cezanı çekmeden kan kaybından ölmeni istemedim ve benim yaşadıklarımın mislini yaşayacaksın "
Gerçekten değişik birisiydi, bu saatte bu haldeyken buraya gelmenin sebebi benim ceza çekmem' miydi, gözlerini bana dikerek devam etti
"Hem bir ilki' de tatmış olacaksın böylelikle"
Sinirden hafif gülerek camdan dışarıya bakıp sonra yine karşımda duran kadına baktım
"Neymiş o ilk?"
"Öldürdüğün adamın kızının kanını taşımak, nasıl bir tat olduğunu tadacaksın"
İzem'in anlamaz tavrı artık gerçekten çok sıkmaya başlamıştı, karşımda gözünü ayırmadan bana bakan kızın kolunu hızla tutup kendime doğru çekerken bir adım daha yaklaştım.
"Sana kaç kere diyeceğim, ben zaten babanı bulamadım, bulabilmek için her yere haber gönderttirdim ama babana elimi dâhil sürmedim"
İzem benim kendisini çektiğimden daha' da yanıma yaklaşıp bal rengi gözlerini benim gözlerime dikmişti ne kadar' da korkusuz gözükse' de gözleri titriyordu, ama yakınımda durmaktan' da çekinmiyordu, belki' de kendisi' de bir şeyler' den şüphe duyuyordu' ki buralara kadar geldi, ama kendisi intikam' ın peşinde geldiğini söylüyordu, tekrar nefes verirken konuşmama devam ettim
"Bu arada merak etme, yeteri kadar acıya doydum, yenisini ne yaşamak istiyorum nede yaşatmak istiyorum, asıl sen bu içinde olduğumuz işi nasıl çözeceğimizi bul"
"Bana ne be?" diye çıkıştığında anlamayan gözlerle İzem'e bakarken İzem tek kaşını kaldırarak bana bakıyordu, şuan yaptığı şey cesurluk yada korkusuzluk değildi bu yaptığının sadece bir açıklaması vardı oda aptallıktı, ellerimi pantolonun cebine sokarak yüzümü cama döndüğümde
"Yarın benimle Mardin' e geleceksin" demiştim çünkü gelmeliydi, acilen aşiretin alacağı karara karşı gelmeliydim yoksa ikinci bir kişinin hakkına giremezdim, yeteri kadar Aliz' den dolayı azap duyuyordum, birde İzem olamazdı, onun kanında boğulurdum, ikinci bir intikam temizleyemezdi bunu.
Sırtımı İzem'e dönerken manzaraya dönmüştüm ve İzem sinirle gülümseyerek "Sen öyle san" demişti alaylı tavrı cama yansıdığı için görebiliyordum, tabi görmemeyi yeğlerdim, her sorumsuz hareketi beni delirtiyordu İzem üstümdeki bakışlarını yenilerken tekrar konuşmuştu
"İlk önce şu yaranı bir temizleyelim, ölmeni istemem sonuçta daha nasıl bir tat olduğunu bana söyleyeceksin"
İzem'in cevabıyla gözlerimi kapatıp iç çekerken sakin kalmak için sabır dilesemde İzem hala aynı şeyi söylüyordu ve her defasında bir umutla kendisin' den mantıklı cümle çıkmasını beklerken asla çıkmıyordu.
"Sen gömleğini çıkar bende ilk yardım çantasını alıp geliyorum."
İzem hiçbir şey demeden sanki çantanın yerini biliyormuş gibi banyoya gidip iki dakika sonra elindeki çantayla geri içeri gelmişti, bende pantolonumdaki gömleğin uçlarını çıkartırken İzem kapının eşiğinde elindeki kutuyla bana bakıyordu, gömleğin düğmelerini çözüp üstümden' de çıkartıp gömleği yatağa doğru atarken koltuğa oturup arkama yaslandım, vücuduma yayılan ağrıyla birlikte yüzüm gerilirken gözlerimi kapatıp derin bir nefes vermiştim, İzem elinde kutuyla yanıma gelip kutuyu masaya hızlı bir şekilde koyarken çıkan sesle gözlerimi aralayıp ilk olarak masadaki ilk yardım kurtusuna daha sonrada İzem'e baktım, İzem parmaklarının ucuyla sargı bezini açarken gözleri yarayla buluşmuştu, yarayı görmesiyle yüzünü buruştursa' da pamuğa tentürdiyot döküp yarayı temizlemişti, pamuğu basmasıyla vücudum acı içinde kalırken ister istemez nefes alışverişlerimin değişmişti dişlerimi sıkmamla yüzüm gerilirken derin nefesler verip biran önce bitmesi için umut ediyordum ama sanki İzem'in bitirme gibi bir niyeti yoktu, gözlerimi İzem'in yüzünden ayırmadan hızla İzem'in elini tutup çekmiştim, İzem ilk önce afallasa' da sonradan pamuğu elime tutuşturup ayağa kalkarken sinirli ve sitemli ses tonuyla "Al kendin yap o zaman" demişti, göz ucuyla İzem'e bakarken hiç bir cevap vermeyip kendi yaramı kendim temizlemeye başladım, İzem ise masanın üzerine koyduğu kabanını ve çantasını alarak gitmek için arkasını dönüp kapıya yöneldiğinde elimdeki pamuğu masanın üzerine fırlatıp attım ve koltuktan kalkmadan "Geç oldu burada kal" diye seslenmiştim, onu düşündüğümden değil, sadece yine onunla uğraşmamak için söylemiştim, bu olayı halledene kadar başına bir iş gelmemeliydi
İzem dediğime şaşırmış olacak' ki olduğu yerde dururken hiçbir cevap yada hiçbir harekette bulunmamıştı ve kısa süre sessizliğin ardından kapının açılmasıyla "Gerek yok ben giderim kendim."demişti.
Ve yine tabi' ki karşı gelmişti, cidden bundan yeteri kadar sıkılmıştım her dediğim söze karşı geliyordu, şimdiye kadar tek bir mantıklı bir şey konuştuğunu görmemiştim, oturduğum koltuktan kalkarak yüzümü İzem'e dönüp baktım
"Saat kaç olduğunun farkında' mısın İzem?"
İzem'den cevap gelmezken devam ettim
"Saat gecenin üçü, seni bu saatte yalnız göndermem, ya ben götürürüm yâda burada kalırsın." İzem ben konuşurken yönünü bana çevirip alayla bakıyordu
"Tamam anne bir daha olmaz affet lütfen" dediğinde sanki diyen kendisi değilmiş gibi dudaklarından alay dolu bir kahkaha çıkmıştı, İzem göz devirerek baştan aşağıya bana bakarken gözleri tekrar gözlerimi bulmuştu "Burada ikimiz için kalacak yer yok, sende yat zıbar" son dediği kelimeyle yüzüm seğirirken üzerine doğru yürüdüm "Ne dedin sen" İzem dediği kelimeyi tekrar diyecek gibi olsada cümlesini yutmuştu, göz devirerek gözlerini kapatıp derin bir nefes verdikten sonra yeniden öfkeli bakışlarının hedefi olmuştum "Dinlen, ben kendim giderim"
"Sen yatakta yatarsın, ben koltukta yatarım"
İzem'e konuşma fırsatı vermeden yatakta duran yastıklardan bir tane alarak koltuğa atıp dolaptan' da yeni bir gömlek giyip yattım, İzem'de kapıyı kapatıp içeriye, odaya girmişti.
Gözlerimi tavana dikip aklımdaki düşüncelerle baş başa kalmıştım biryandan' da gözümün ucuyla
İzem'in ne yaptığını izliyordum, İzem bir kaç dakika tepemde bana bakarken en sonunda ışığı kapatıp yatmıştı.
Gece boyunca sıkıntıdan uyuyamayıp sağa sola dönüp durdum, sonunda aklıma bir fikir gelmişti ama bu her iki taraf içinde fedakarlıktı, peki bunu yapabilecek' miydik?
Emin değildim ne kendim' den nede İzem'den, gece geç saatlerine kadar düşündüm başka yollar aradım, her defasında bulduğum fikirden kaçtım, ama her yol beni aynı yola çıkartıyordu peki sonrası ne?
Bilinmeyen bir boşluk, yol yok, belki sonu bir uçurum belki' de tepe, ama ilerisi sisli bir yol, başımı yastığa biraz daha bastırarak derin bir nefes aldım ama vermedim, sanki boğazımda düğüm olmuştu, gözlerimi kapatıp dişlerimi sıkarken yavaş yavaş nefes vermiştim, kapının tıklatılmasıyla koltuktan kalkarken İzem'e bakmıştım ama o hala uyuyordu daha fazla oylanmadan koltuktan kalkıp kapıya giderken kapı son bir kez daha tıklatılmıştı, kapıyı açıp baktığımda ise otelin valesi elindeki tekefonu bana uzatmış bakıyordu, valeden telefonu alırken başımla onay vermemle vale arkasını dönüp gitmişti, kapıyı arkamdan kapatıp içeriye girerken uyuyan İzem'i görmemle kapı eşiğinde kalkmıştım sadece baktım, baktım, düşündüm, durdum, ama yok hiç bir çıkış yolu yoktu.
Kapı pervazına yaslanıp yere çöktüğümde bir ayağımı uzatıp diğer ayağımı dik koyarken kolumuda üstüne koyup elimi sarkıtmıştım, diğer telefonlu elimi ise uzattığım bacağımın üzerine koydum, kaşlarım çatılırken yüzüm gerilmiş duruyorum zaman ilerlemiyordu, sanki dünya dönmeyi durdurmuştu bana göre saatler geçiyordu ama aslında on beş dakika anca geçiyordu, İzem'i kurtarmanın tek yolu onunla evlenmemdi o zaman ağanın eşi olduğundan kimse ona ellemeye cesaret edemezdi, peki bunu ben nasıl yapacaktım nasıl olurda Aliz' e ihanet edecektim, onu nasıl nikahıma alabilirdim, düşüncesi bile kalbimi ağrıtıyordu, burnumun direği sızlıyor, gözlerim yanıyordu, nasıl olurda
İzem'i karım olması için ben o deftere imza atabilirdim alt dudağımı dişlerimle ezerken gözlerim yana yana karşımda herşeyden habersiz ve bir o kadar korunaksız İzem'i izliyordum, gözümden bir damla yaş akıp yolunu bulurken sadece tekrardan gözlerimi kapatıp başımı kapı pervazına yaslayıp durdum, ya bu kızı kaderine terk edip arkamı dönüp gidecektim, yada bir el uzatacaktım, belki' de tutmayacaktı ama ilk önce bunu benim kabul etmem lazımdı' ki herkese karşı dik durabileyim, gerçi durabilir' miyim onu bile biliyorumdum, beni hiç düşünmeden Aliz' den vuracaklardı, bu yaptığımı her defasında yüzüme çarpacaklardı ama kendime sağlam bir duvar örmem gerekiyordu yoksa yıkılırdım.
Gecenin sessizliğini çalan telefonum bölerken yaslandığım kapı pervazından başımı doğrultup elimdeki telefona baktım kimin aradığını görmemle hemen cevaplamıştım.
"Efendim Fırat?"
"Abi kusura bakma biraz geç oldu ama"
Fırat' ın sözleriyle gözlerimi kısarak kulağımdan telefonu çekip ekrana bakmıştım ve Fırat' ın biraz geç oldu dediği saat gece' nin dördüydü telefonu tekrar kulağıma götürerek "Sen söyle, ne oldu?" demiştim.
"Abi senin şu şirketten ayıkladığın adamlar vardı' ya onlardan konuşmayanlar vardı, onları konuşturduk" İşte bu duyduğum en güzel cevaplardan bir tanesiydi, hemen yerden kalkıp balkona çıkmıştım, aynı zamanda iki duygu, aslında ne kadar kötü bir his üzülsen üzülemiyorsun, sevinsen sevinemiyorsun, ama benim için ilk önemli olan şey köstebeklerin sahipleriydi.
Başta konuşanlar söylemişlerdi kimin adamları olduklarını ama sadece onlar bir maşaydı beni yanıltmak için bir maşa, ama geriye kalanlar, o kadar şanslı değillerdi, Beni salak yerine koymalarına ilk başta sinirlensem' de sinirlenmeyecektim çünkü asıl sahiplerini şimdi bulmuştum ve buda onların sonu olacaktı.
"Kim var?"
Telefonun diğer bir ucunda ses gelmezken bende derin bir nefes alarak bekledim
"Abi bunu demek istemezdim ama"
Ben burada kalpten gidecekken Fırat hala uzatıyordu ne kadar sakin kalmaya çalışsam' da olmamıştı, elimi balkonun demirlerine vurarak
"Aması ne!?" diye bağırmıştım Fırat son kez nefes vererek
"Bütün aşiretlerden adamlar var abi, herkes birbirlerini bir bir ele veriyor"
Aslında beklediğim cevap gelmişti her zaman en büyüğünü yemeye çalışan itler olurdu ama benim adım' da Kaner Kamiroğulları ise bunu burunlarından fitil fitil getirecektim, öyle bir sürtecektim' ki burunlarını, sadece ağalar değil sonrasında yerlerine gelecek kişilerde cesaret dahil edemeyeceklerdi
"Herkesin yanına bir adam sok Fırat, tüm açıklarını, ayıplarını, pisliklerini istiyorum, birde sana verdiğim zarflardan çoğalt, gitmeyen
yerlere' de gönder" demiştim çünkü herkesin tutuşmasını istiyordum, aslında tüm ağaların yanlarına yerleştirdiğim adamlarım vardı ama onları kendi silahlarıyla kendi yöntemleriyle vuracaktım
Bir kere gözüm dönmüştü, ne bunu aydınlığa çevirmeye niyetim vardı nede çevirebilecek bir güç, ciddi anlamda gerisini onlar düşüneceklerdi.
Işıkların aydınlattığı ama karanlığın tüm hakimiyetini koruyan denize karşı bakarken tekrar konuştum
"Gerekirse hataya sürüklenecekler ama yapacakları o hata, hayatlarının hatası olacak anladın' mı?"
"Anladım abi, bende o iş " deyip kapatmıştı telefonu, bende telefona bakmadan kulağımdan çekerken demire elimi vurup içeriye girmiştim, kapıyı arkamdan sert bir şekil' de kapatırken İzem'de kıpırdanmıştı belliydi uykusu ağırdı, yada şu kısa zaman' da hayatında yeteri kadar yaşayacağı en ağır olayı yaşamıştı, kanepeye otururken sadece İzem'i seyrettim, bir kere daha aklımdaki düşünceyi döndürüp durmuştum ama yoktu, lanet olsun' ki başka bir çıkış yoktu.
Uyku tutmadığı için sabaha kadar oturdum her defasında yeniden düşündüm ama başka yol yoktu babamın sözleri, yaşanan olaylar, her şeyi bir kere değil bin kere düşünmüştüm ama başka bir çıkış yoktu.
Saat beş' i göstermesiyle İzem gözlerini aralarken kanepede beni oturuyor bir şekilde görmesiyle yataktan fırlayıp kalkmıştı.
"Ne yapıyorsun sen?" İzem'e hiçbir şey demeyip önüme dönerken derin bir nefes alıp istifimi bozmadan gözümün ucuyla yatakta oturan İzem'e baktım
"Buldum?"
İzem dediğim kelimeden sonra bir hışımla yerinden kalkıp bana doğru gelirken
"Katilimi buldun?" Diye sormuştu
"Hayır, katili değil, ama seni nasıl kurtaracağımızı buldum."
Başımı doğrultup ayakta ve tam karşımda bana bakan İzem'e baktım
"Katilden daha önemli konumuz bu şuan, sen ne kadar ilgilenmezsen'de!"
son sözümü daha bastırarak demiştim çünkü kendi canı söz konusu dâhil olsa hala katil peşindeydi, İzem eliyle beni göstererek konuşmasına devam ederken öfkeyle gözlerime bakıyordu
"Gerçi katil kanlı canlı karşımda neyi bulacaksa? Bendeki de aptallık"
"Kes sesini artık"
"Neymiş o anlat' da bende bileyim"
İzem ne kadar umursamaz bir tavırla sorsada ben bir o kadar düşünerek konuşuyordum
"Evleneceğiz"
"Nee!, sen ne saçmalıyorsun?"
İzem şaşırmış gözlerle bakarken bende oturduğum koltuktan kalkıp İzem'in karşısında durdum, şuan tek mantıklı olan buydu.
"Ölürüm' de evlenmem seninle anladın mı, ne o?, gece yaranı temizlemeye gelince seni düşünüp geldiğimi falan' mı zannettin?"
İzem beni göğsümden ittirip geri çekilirken masanın üzerindekileri yerle bir etmişti acil yardım çantası etrafa dağılırken İzem'in umurunda bile değildi
"Sen bir katilsin Kaner ağa benim babamın katili!" İzem cümlesini bitirmesiyle kenarda duran surahiyi almasıyla yerle buluştururken aynı hızla bardağı duvarla buluşturmuştu
"Eğer evlenirsek benim karım olduğun için hiçbir şey yapamazlar sana, mantıklı düşün İzem, kim aşiret Ağa' sının karısına dokunabilir, kim cüret edebilir buna, ama eğer evlenmezsek bırak babamı, aşiretten kimseyi tutamam, ne hakla koruyabilirim seni, o zaman kim olarak koruyacağım.''
"Ben kendimi korurum!, kimseye ihtiyacım yok anladın' mı?!"
İzem göğsümden ittirirken bağırarak konuşmasına devam ediyordu ve İzem'in kolunu tutmamla duvarla kendim arasına alırken bu sefer öfkeyle konuşan bendim.
"O zaman onu beni vurmadan önce düşünecektin, yapıp yapıp işin içinden suçsuz gibi çıkamassın"
"Keşke geberseydin!" İzem'i cevapsız bırakırken bir adım daha yaklaşarak bakışlarımı İzem'in gözlerinde ayırmadan konuştum.
"İzem mantıklı düşün, hadi kendini korudun öyle yâda böyle, peki aileni kim koruyacak?"
Ailesini bastırarak söylerken İzem bırak gitmeyi hareket dahil edememişti, bir eli ittirmeye çalıştığı göğsümde kalırken zar zor nefes alıp veriyordu, daha geçen gün görmüştüm ailesini, kendi gözlerimle ne kadar birbirlerine bağlı olduklarını, hem' de kimseden duymadan, evliliği kendisi için yapmasa bile ailesi için yapmak zorundaydı yoksa kan dökülürdü.
İzem ağlamak üzere olan gözlerle bana bakarken öfkeyle bağımasıyla duvar ve benim aramdan çıkıp kurtulmayı başarmıştı
"Sakın ailemi karıştırma Kaner ağa! sakın!, yoksa kötü olur!"
"Ben senin için diyorum İzem, seni, aileni kurtarmak için, dün bütün gece düşündüm, bende memnun değilim seninle evlenmeye, ama mecburuz!"
"Neye mecburuz Kaner, niçin?"
"Senin için mecburuz niye anlamıyorsun?"
"Ölmedin işte yaşıyorsun, ben gelmiyorum, tamam'mı?, ben kendimi'de korurum ailemide sen ne yapıyorsan yap"
İzem'in inadına şaşırıyordum, tek çare olarak bu varken elinin tersiyle itiyordu hem de hiç düşünmeden, İzem kaban' ını ve çantasını alıp gidecekken öfkeyle tekrar konuştum.
"Doğru sendende birşey beklemiyorum sonuçta baban neyse sende osun!"
İzem dudaklarını aralayıp bana bakarken alt dudağını dişlerinin arasında ezmiş ve yüzüne acı bir tebessüm kondurmuştu
"Doğru bende senden birşey beklemiyorum sonuçta senin babanda katilki sende katilsin!"
İzem'in cevabıyla şok olurken sözleri yüzüme bir tokat gibi inmişti, ben İzem'i yıkmak için söylediğim sözleri İzem bana çevirerek beni yerle bir etmişti, İzem son kez gözlerime bakıp yanımdan geçip giderken ben sadece kala kalmıştım, gözlerimin önüne babamların berdel kararı ve Aliz'in ölümü gelmişti.
"Bunu aklından çıkar Kaner ağa, senin hükmün burada geçmez."
İzem'in sözleri aklımdaki düşüncelerin yanında soluk kalırken zorda olsa kendime gelip İzem'e baktım ve bu sefer ateş püsküren bendim
"Şunu sakın unutma ben ağayım istersem eğer her yerde hükmüm geçer" başımı iki yana sallayarak ve gözlerimi kısarak
"Ve hiç şüphen olmasın geçecek'te" demiştim. İzem kapıyı çarparak çıkarken ben içimdeki kor ateşiyle kalmıştım.
"Aaaaaa!" İçimdeki öfkeyle bağırırken yatağın üstündeki örtüyü, çekip yere savurup atarken yanda duran sandalyeyi'de duvara fırlatıp atmıştım, içimdeki ateş sönmek yada durulmak bilmezken son bir hamleye masa'nın üzerindekileri alaşağı edip içimdeki öfkeyle bağırdım.
"Allah kahretsin!"
Bardaklar yerle buluşmasıyla büyük bir gürültü eşliğinde tuzla buz olurken benim içimdeki öfke dinmiyordu
"Hepsi sizin yüzünden!"
"Sizin!" son bağrışımla cam'ın önündeki koltuğa tekme atmamla devrilirken odada sesin yankılanması bir olmuştu. Kendi kendime bizimkilere ateş püskürürken masa'nın kenarından tutmamla devirmem bir olmuştu.
Geri geri gitmemle yatağın kenarına çarparken yere hızla çöküp oturmuştum, gözümden akan yaşların sebebi olanlar günlerini gün ederken ben burada bir söze esir olmuştum.
************************************
İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegramda ve tiktokta güzel videolar var kaçırmayın derin😇🤗)
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇
NOT : Yorumlarınızı ve oylamalarınızı bekliyorum 😉😉