Bölüm müziği:
Habibi - DJ Gimi-O
16 Shots - Stefflon Do
Günyüzu - Gelino
FIRAT' TAN
Sabah babamın kapıyı yumruklamasıyla yerimden sıçrayıp kalkmam bir oldu hemen yataktan apar topar toparlansam' da üstüme bir şey almadan kapıyı açmıştım çünkü biliyorum' ki biraz daha açmazsam eğer, o kapı kırılacaktı kapıyı açtığımda babam tüm kudretiyle beni göğsümden ittirerek içeriye sokarken son hız itiyordu taki sırtım duvara çarpana kadar
"Bana bak Fırat abinin planı ne?"
"Neyden bahsediyorsun baba?"
"Ofisi yakıp yıkıyormuş"
babamın dediği sözlerden sonra gözlerim fal taşı gibi açılırken bomboş gözlerle babama bakıyordum abimin toparlana bilmesi için zamana ihtiyacı vardı ama bu zaman içerisinde herkes nasiplenecekti, ve şu an yaptıklarından bir haberim yoktu ama anlatacağını o kadar iyi biliyordum'ki bunu sorun etmemiştim, aksi takdirde destek çıkacağım' ıda biliyordu, sadece planı kurmuş ve ilk adımlarını atmıştı .
"Bilmiyorum, bir haberim yok" sesim olduğundan soğuk çıkarken başımı iki yana sallayarak konuştum ama babam bana inanmayan gözlerle bakarken "Sanki bilsen durduracaksın" demişti, ama haklıydı' da asla dur diyemezdim çünkü Alizin kanı hepimizin eline bulaşmıştı ve bunu lağıylada temizleyecektik.
"Hazırlan çıkıyoruz"
"Tamam" başımı aşağıya yukarıya sallarken babamı onaylamıştım, Haşir ağa odadan çıkarken bende hemen dolaptan yeni bir takım alarak üstüme geçirip çekmecemdeki silahı ve aracın anahtarını alarak odadan çıktım, babamda merdivenler' den inerken annem arkasından koşturuyordu.
"Bey ne oldu?, meraklandırma?" Ve tabiki babam hiçbir cevap vermeden konaktan çıkıp araca binerken annem cevap beklercesine benim gözlerime bakıyordu ama bende babamın demediği bir şeyi anneme diyemezdim, heleki oğlunun öfkeden delirdiğini asla diyenezdim, annemi cevapsız bırakırken babamın arkasından bende konaktan çıkıp araca binerken adamlarda hazırlanıp yola çıkmıştık.
Yolda ne babamdan nede benden tek bir kelam çıkmazken babamın telefonu susmak bilmiyordu, şirketteki adamlar arayıp her şeyden bilgi verdiklerine emindim ama babam her telefonunda sinirine sinir eklenirken bana öfkeyle bakıyordu yine babamın sorularını üstüme toplamamak için sadece göz ucuyla bakıp geri dışarıya dönüyordum, Haşir ağa görmeden birkaç kere abimi arasam' da telefonlarımı kapatıp duruyordu. Telefonu kulağımdan çekip babama dönerken az önce kaçtığım soruyu bu sefer ben sordum.
"Neler oluyor?"
"Onu sen yâda şirketin altını üstüne getiren abin söyleyecek oğul!"
babam oğul lafının üstüne bastıra bastıra söylerken kömürden farksız gözleri' de dimdik bana bakıyordu, tek kaşımı kaldırarak önüme dönerken ceketin cebindeki gözlüğü takıp aracın penceresini açtım ve derin bir nefes alarak
"Ne yaptığını bilmiyorum ama onu sonuna kadar destekliyorum ve gereken desteği' de vereceğim baba kusura bakma"
"Fırat saçmalama?"
"Ne baba?, ne saçmalaması bizim elimizde büyük bir kan var, kan!"
babama ellerimi göstererek onun ellerine de bakarak işaret ettim, bu elimize bulaşan kan asla temizlenecek cinsten değildi, bizim elimize bulaşan kan kurtaramadığımız için ama babamların eline bulaşan kan kıydıkları için bulaşmıştı, kimse şimdi çıkıp abime, bize yaptıklarımız için hesap soramazlardı, babam ellerime baktıktan sonra önüne dönerken şirkete gelmiştik bile şoför şirketin kapısına doğru yanaşırken insanlar korkuyla dışarıya çıkıyorlardı.
Babamla araçtan inerken bizimle gelen adamları beklemeden içeriye giriş yaptık ama bizi karşılayan manzarayla gözlerim fal taşı gibi açılırken abimin yüzü gerilmiş bir şekilde adamlarının diz çöktürdüğü ve yüzleri fena bir şekilde dağılmış olan adamlara bakıyordu, bakışlarım yere diz çöktürülen adamlardan abime yönelirken abimin gözleri kıpkırmızıydı, gözlerinde iki günün uykusuzluğu, üstünde ise bir haftanın ağırlığı vardı, bu ağırlığın altında ezilmemek için ne kadar dik durmaya çalışsa' da eski Kaner ağa gitmişti.
Abim gözleri kan çanağına dönmüş bir şekilde adamların önünde gezerken bizi görmüştü ve bakışlarını adamların üstünden çekerek bize baktığında zoraki' de olsa tebessüm ederek yılımsamıştı.
Dimdik dağ gibi duran Kaner ağa ağır adımlarla bize doğru gelirken sırayla diz çöktürdükleri adamların yanlarından sert bir şekilde geçip gidiyordu, abim aniden durarak başını yana yatırıp durgun bakışlarını ilk önce bize daha sonra önünde diz çöktürdüğü adama çevirerek ayaklarının dibinde duran adamlardan birinin saçını tutup yüzünü bizim görebileceğimiz şekilde kaldırdı.
Kendisi' de aynı hızla bize bakarken benim baktığım Kaner benim tanıdığım abim değil, bambaşka adam olmuştu, acımasız, gözü kara, geri dönüşü olmayan bir insan olmuştu.
"Ooo hoş geldiniz Haşir ağa!"
"Neler oluyor Kaner?"
"Herkesin üzerine sıçrayan o kanda, herkesi boğmaya başlıyorum babaa!"
Abim tehditkâr cümlelerini bakışlarıyla desteklerken adamın çenesinden tutup kendisine bakması için başını kaldırdığında yüzüne tiksintiyle bakıp yumruk atmıştı
adam yumruğun etkisiyle arkaya doğru düşerken kimse tutmamış ve bir aciz gibi yere serilmişti, abim bir kere mezar başında ant içmişti ve asla o andını yere düşürmeyecekti ve bu yaptığı hareketle birkez daha kanıtlamıştı.
Abim adamı düştüğü yerden yakasına yapışarak tekrar kaldırdığında çenesinden kavrayıp kendi gözlerine bakması için biraz zorlasa' da adam ona karşı koyamamış gözlerine bakmıştı.
Yılların Kaner ağası gitmiş, yerine bambaşka biri gelmişti önceden' de sıkıydı ama asla bu kadar değildi
hele' ki şirketin ortasında adamlara diz çöktürecek kadar gözü dönmemişti, abim adama eğilerek gür sesiyle "Adın ne?" diye sorarken etraftaki kimseler umurunda değildi.
"Murat abi"
Abim adını yeni öğrendiğim adamın abi demesiyle gırtlağına yapışıp bağırması bir oldu
"Ben nereden senin abin oluyorum lan!"
Murat nefessizlikten alnındaki damarlar belirirken diğer adamlarda kaçmak için ayaklansalar' da başlarında diz çöktüren adamlar omuzlarından tutarak kalkmalarını engellemişlerdi.
Abimin yanına giderek sakince' ne istifimi bozmadan omzuna dokunarak hafifçe sıkmıştım, abim yandan ilk önce omzundaki elime daha sonra omzunun üstünden bana bakarken abime göz kırpıp "Öldüreceksin, bana bırak" demiştim bu itlerle ben uğraşacaktım abimin yükünün altına bende bir omuz atarak el birliğiyle bu işin altından' da çıkacaktık.
"Bu saçmalığa bir son ver Kaner"
babam abimin nefretini, öfkesini göz ardı ederek ortada olan enkazı elinin tersiyle itip yoluna devam etmeye çalışıyordu ama bu enkaz öyle
büyük' ki kimse kaldıramaz tam
tersi yaklaşan enkaz olurdu.
"Bunlar kim biliyor' musun baba?"
abimin sorusuyla arkamda kalan babama dönerek vereceği cevabı beklesem' de babam hiçbir şey dememiş sadece adamlara daha sonra abime bakmıştı.
"Ben sana söyleyeyim, bu itler şirketimizin içinde olan köstebekler"
dediğinde abim gülümseyerek devam ederken diğer çalışanlara dönüp verecekleri tepkileri kontrol etmiştim ama herkes şaşkınlıkla birbirlerine bakıp şaşırmışlardı.
"Fırat bu itler sende, sonra' da yerlerine iade et" abimin lafından sonra arkamdaki adamlara köstebekleri götürmeleri için elimle işaret verip hiçbir şey demeden çıkarken abimin seslenmesiyle durdum.
"Fırat"
Abime baktığımda ise ismimden başka hiçbir şey demeden elindeki zarflara bakıyordu.
"Efendim abi?"
Abim elindeki zarflardan gözünü ayırmadan bakarken derin bir iç çekip "Başlıyoruz" demişti, işte şimdi herkes korkmaya başlasın, kendilerini ne kadar koruyabileceklerse korumaya başlasınlar, çünkü artık meydan Kaner Kamiroğulları' nın meydanıydı, abim elime diz çöktürdüğü adam sayısı kadar zarf verirken bu sefer gözlerimin içine bakarak "Hallet" demişti ve neyi kastettiğini gayet iyi anlamıştım.
Zarfları' da alıp şirketten çıkarken bizimkiler adamları çoktan arabalara yerleştirmişlerdi bende gelince tam olmuştu, Kadir arabayı çalıştırıp diğer araçlara' da sinyal verirken bizim meşhur dağ evine gidebilirdik teyipden "Gelino" müziğini açıp başımı koltuğa yaslayıp yolun sessizliğine bırakmıştım kendimi, kimseden tek ses çıkmazken sessizliği bozan Kadir' in seslenmesiydi
"Abi polisler" gözleri' mi açıp tam karşıma baktığında polisler çevirme yapıyordu ve ilk çevirecekleri araç bizlerdik çünkü camları falan ful siyah ve birkaçında çakar vardı silahları söylemiyorum bile her harikulade bizi kenara çekin diye bağırıyorduk, arkadaki araçları heleki abimin emanetlerini riske atamazdık çünkü bunun izahı bile yoktu
"Kadir adamları ara geri geri gitsinler bizde devam ediyoruz"
"Emredersiniz efendim"
Kadir lafımın üzerine hemen diğer şoförleri arayıp göndermişti bizde daha fazla dikkat çekmemek için kontrol noktasına doğru ilerledik silahlar ruhsatlı olduğu için sıkıntı olmayacaktı sadece zaman kaybından başka bir şey değildi, normal hızda ilerlerken polis eliyle durdurup sağı işaret etmişti Kadir sakince' ne sağa çekerken bende üstümü başımı düzeltip camı açtım.
"Kolay gelsin memur bey" memur bey bakışlarını arabanın içinde gezdirirken tek kaşını kaldırarak "Teşekkür ederim Fırat bey" demişti polisin beni bilmesine şaşırmıştım ismimi söylemesiyle bakışlarım sertleşirken başım yana düşmüş camdan memur beye bakıyordum
"Tanışıyor' muyuz?"
"Ehliyet, Ruhsat ve kimlikler"
Kadir polis memuru' nun isteklerini verirken bende kimliğimi vermiştim
Polis kimliğimi alırken bana bakıp ve sorumun üzerine elini cama yaslayarak "Tanımadın' mı?" demişti
Başımı pencereden biraz daha çıkartarak baktığımda ise poliste camdan ayrılıp Kadir' in verdiği ehliyet ve ruhsatları inceliyordu dudağımı bilmiyorum derecesine bükerken polis gülmüştü
"Hatırlamasın tabi kaç yıl geçti genç"
Polis beyin sözünden sonra kaşlarım çatılırken son sözü dikkatimi çekmişti ama hiçbir şey söylemeden araçtan inip memur beye yaklaşıp onu inceliyordum, yüzünü, vereceği tepkileri ama gözler hiç yabancı gelmiyordu biraz daha yaklaşarak baktığımda ise kısık sesle ve korkarak Arjen demiştim ve korktuğum gibi' de oldu, başını sallamıştı, küçüklükten beri polis olacağım demişti ve sonunda olmuştu' da, onu yıllardır görmemiştim çünkü altı yıl önce buradan gitmişlerdi ve ne bir haber nede bir bilgi gelmişti ama şimdi dimdik karşımda duruyordu her zaman hayalini kurduğu üniforma' nın içinde dimdik karşımdaydı.
"Sen?"
Kadir Arjen' den ruhsat ve ehliyet' i alıp araca doğru yönelirken "Abi gitmemiz lazım" demişti.
Kadir' in konuşmasıyla bakışlarımı Arjen' den ayırmadan başımı sallayarak onay vermiştim, Arjen ise elindeki kimliği bana uzatırken "Git" demişti, gidecektim ama Arjen' i bir daha kaybedemezdim çünkü Arjeni kaybetmem demek kardeşini' de kaybetmem demekti ve bunu asla yapamazdım, göz göre göre bir daha benden gitmesine izin veremezdim.
"Seni bulacağım Arjen" Arjen ise yılımsayarak başıyla onay vererek arkasını dönüp gitmişti, bende geri araca binerek yolumuza devam ettik, yol boyunca aklıma eski anılar gelirken gözlerimin önüne İrem geliyordu, çocuktu daha simsiyah saçları vardı ta beline kadar geliyordu ve asla kesmeye kıyamazdı, okulda en güzel kızlarından biriydi ama sadece benim bir tane güzelim var o' da İrem'di, boğazıma bir yumruk otururken teyipten' de hala Gelino müziği çalarken gözlerim dolmuştu, ben İrem' i yıllar önce kalbimin en derinlerine gömmüştüm ama şimdi böyle gün yüzüne çıkmasını beklemiyordum hele' ki böyle zamanda, şimdi, asla!.
Hele bir gün İrem ile dersleri sarkıtıp gezemeye çıkmıştık asla o zamanı unutmam, yıllardır tek o anı beynime yer edinmişti sevdiğim için dayak yediğim gün asla unutmadım.
**
"Seni bu gün özel bir yere götüreceğim"
"Nereye?" İrem' in sesi merak dolu çıkmıştı ama asla ona gidene kadar söylemeyecektim.
"Efsanelere göre sevdiğin biriyle gidersen sonsuza kadar onunla birlikte olursun derler"
İrem kaşlarını çatıp dudaklarını büzerken "Nereymiş orası" demişti
"Söylemem" Bakışlarımı İrem' in gözlerinden ayırıp yoldan geçen bir taksiyi durdurup hızla binmiştik, on dakika' nın sonunda Mardin kalesine geldiğimizde İrem büyülenmişçesine manzaraya bakıyordu bende İrem' in yanın' da yerimi alıp onunla birlikte manzaraya bakıyordum
"İrem!" İrem duyduğu sesle birlikte korkuyla bana ardından arkasına batığında bende bakmıştım ve tam karşımda Arjen öfkeyle bana bakıyordu İrem' i arkamda bırakıp Arjen' e doğru gittiğimde yumruk atmasıyla bir iki adım geriye sendeledim ve dudağımın kenarını elimle silip göz ucuyla İrem' e baktım İrem ise olduğu yere çökmüş ağlıyordu, Arjene doğru tekrar gittiğimde Arjen' de bana doğru gelmiş yakamdan tutup peş peşe yumruklarını indirmişti, Arjen beni yere yatırıp tam yumruğunu indirecekken kanlı yüzümle ona bakmıştım ve Arjen yumruğu havada kalmış bir şekilde öfkeyle bana bakıyordu .
"Karşılık versene lan" Arjen' in cevabıyla başımı yan çevirip kanı tükürüp tekrar Arjene bakarak konuştum.
"Sen benim sevdiğim kızın ağabeyisin sana hiçbir şey yapmam"
"Ne diyorsun lan sen?"
"Dudun sana el kaldırmam, kaldırmam çünkü benim yüzümden sevdiğim' in gözünden bir damla yaş akmasına müsaade etmem."
Arjen verdiğim cevapla bakışlarını benden çekip arkamda yere çökmüş ağlayan kardeşine bakıyordu daha sonra bakışları beni bulduğunda havada kalan yumruğunu bağırarak yanıma, yere vurmuştu ama gözümü bile kırpmadan Arjen' e bakıyordum, Arjen üstümden kalkıp beni' de kaldırırken yakamdan tutup kendine doğru çekmişti ve İreme bakarak ve bağırarak konuşmaya başladı.
"Bana bak lan sakın bu yediğin dayağı unutma olurda bu kız senin yüzünden bir gün ağlar ise bu dayağın mislisini alırsın benden" Arjen beni itekleyerek yakamı bırakırken arkasını dönüp gitmişti bende arkamı dönüp İrem' e baktım İrem ise bana koşarak hızla sarılmıştı.
**
Düşüncelerden sıyrılıp daha fazla vakit kaybetmeden Kadire bakarak konuştum.
"Kadir aracı durdur siz devam edin"
"Ama abi"
"Aması falan yok ben eve geçiyorum, gerekeni yapın ve beni haber edin"
Kadir' in vereceği cevabı beklemeden araçtan inerken kapıyı hızla kapatmıştım beynimden kaynar sular dökülürken ne yapacağımı yada ne yapmam gerektiğini bilmiyordum, yanımda arabalar geçerken ben kenarda durmuş sadece ne yapmam gerektiğini düşünüyordum, yoldan geçen taksiyi hızla durdurup binerken şoföre "Kamiroğulları konağı" demiştim kafamı dinlemek için arka camı açarak gözlerimi kapatmıştım ama aklıma düşen fikirler beni boğuyordu.
"Arjen geldiyse eğer İrem' de gelmiş' miydi, ya geldiyse, o zaman ne olacaktı ona karşı olan his- hayır, sakın, saçmalama Fırat, o yıllar önce olan bir şeydi şimdi bir daha olmaz "
"Bir şey' mi dedin abi?" kapattığım gözlerimi aralarken şoför dikiz aynasından bana bakıyordu "Yok kardeş yok, boş ver" adam bakışlarını geri yola çevirirken bende kafamın içindeki düşüncelerle tekrar' dan yalnız kalmıştım.
"Yeniden olmazdı, olamazdı ya evliyse, ya sevdiği var ise, bir daha yenilgiye uğrayamazdım bunu kendime yapamazdım"
başımı kaldırıp camdan dışarıya bakarken aklımdaki düşünceler çıkmıyordu, ortalık bu haldeyken benim bu düşüncelerim yanlıştı, daha temizlenmesi gereken bir günah vardı, hem daha İrem' i bile görmedim, belki' de gelmemiştir bile, ama düşüncesi bile kalbimi hızlandırıyordu.
************************************
İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İstegram'da ve tiktok'ta güzel videolar var kaçırmayın derin😉😎)
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇
