İçeriğe geç

Hudut

Bölüm 30 · 2 dk okuma

Hudut

Bölüm 30

Bölüm 30: Gölge İçi ve Sıfır Noktası

Sınırın öte yanındaki küçük kasaba, toz, mazot ve fırtınanın getirdiği ağır bir İs kokusuyla kaplıydı. Karargahtan ayrılalı sadece yirmi dört saat geçmişti ama Defne için zaman, dağdaki operasyonlardan çok daha yavaş akıyordu.

Üzerindeki askeri kamuflajın ve rütbelerin yerini; yıpranmış, yerel kıyafetler ve koyu renkli bir şal almıştı. Belindeki MPT-76 yoktu; bunun yerine ceketinin içine gizlediği susturuculu bir tabanca ve bacağına bağlı taktik bıçağı taşıyordu. Artık Pars Timi’nin Üsteğmeni Defne değil, kimliğini geride bırakmış bir gölgeydi.

Sıcaklığın ve dumanın hakim olduğu döküntü bir çay ocağının köşesindeki tahta masada oturuyordu. Bakışları, şalının altından sokağın karşı tarafındaki iki katlı, demir parmaklıklı binaya kilitlenmişti. Ele geçirilen belgelerde geçen üst düzey hedef, bu akşam o binaya gelecekti.

İçtiği acı çaydan bir yudum alırken zihni bir anlığına kontrolü dışına çıktı.

Karargahı düşündü. Bu saatte Pars Timi içtimai alanında atış eğitiminde olmalıydı. Mert’in yaralı omzuyla nasıl durduğunu, o dondurucu bakışlarıyla askerleri nasıl hizaya soktuğunu hayal etti. Yüzbaşı Barış’ın gelişinin karargahta bir gerginlik yaratacağını çok iyi biliyordu. *Mert kesin sorun çıkarmıştır,* diye düşündü hafifçe dudakları kıvrılarak. *O dik kafalı uzman, Barış Yüzbaşı’nın kurallarına hemen boyun eğmez.*

Sonra hastane odasındaki o an geldi gözlerinin önüne. Mert’in omzundaki kan, gözlerindeki o sarsılmaz sadakat ve "Sizi bu dağda tek başınıza bırakmaya hiç niyetim yok" deyişi...

Defne derin bir nefes alarak parmaklarını masanın üzerinde sıktı. Göğsündeki o tuhaf baskı, tehlikeli bir görevde olduğunu hatırlattı ona. Bu sızma görevinde duygulara yer yoktu. Tek bir hata, sadece kendi sonunu getirmekle kalmaz, geride bıraktığı adamı da bir ömür yakardı.

"Odaklan Yalçın," diye fısıldadı kendi kendine, sesini maskeleyerek. "Önce görevi bitir, sonra eve dön."

Tam o sırada sokağın başından iki siyah arazi aracı göründü. Toz bulutunu arkalarına katarak hedeflenen binanın önünde durdular. Araçlardan elinde otomatik silahlar olan korumalar indi ve çevreyi taramaya başladı. Ardından arka kapı açıldı ve aranan hedef araçtan indi.

Defne’nin gözlerindeki o insani, özlem dolu ifade bir salisede silindi. Yerini bir avcının soğukkanlılığı aldı. Masaya birkaç bozukluk bırakıp yavaşça ayağa kalktı. Şalını düzeltip sokağın karanlık ve dar ara sokaklarına doğru süzüldü.

Gece başlıyordu. Defne, Mert’e verdiği sözü tutabilmek için önce bu cehennemden sağ çıkmak zorundaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.