İçeriğe geç

Hudut

Bölüm 21 · 2 dk okuma

Hudut

Bölüm 21

Bölüm 21: Gece Yarısı Alarmı

Bölük Komutanlığı odasının kapısı kapanır kapanmaz oda sanki az önceki elektriğin yükünden hala titreşiyordu. Defne, masadaki evrakları düzeltirken ellerinin hafifçe titrediğini fark etti. Mert’in yanağında bıraktığı o sıcak dokunuşun izi, sanki hala teninde yanıyordu. Ancak ne bu hisse kapılacak zamanı vardı ne de bocalayacak.

​Derin bir nefes alarak parkasını üzerine geçirdi, fermuarını boğazına kadar çekti ve yüzüne o alışılmış, çelik gibi sert komutan ifadesini yerleştirdi.

​Kapı birkaç dakika sonra tekrar çalındı ve Albay Veysel, arkasında yaveriyle içeri girdi. Albay’ın yüzündeki ciddi ve gergin ifade, sıradan bir gece denetimine gelmediğini açıkça gösteriyordu.

​Defne topuklarını birleştirip selam durdu. "Komutanım!"

​Albay Veysel selamı aldıktan sonra elini masaya dayadı. "Rahat ol Üsteğmen. Durum acil, fazla vaktimiz yok. İstihbarattan haber geldi. Kuzey sektöründeki 142 rakımlı tepede bir tedarik konvoyumuza pusu ihbarı var. Bölgeye en yakın ve en hızlı reaksiyon verebilecek tek unsur sizin timiniz."

​Defne’nin gözleri anında keskinleşti. "Pars Timi 5 dakika içinde göreve hazırdır komutanım."

​"Güzel," dedi Albay. "Helikopter sizi tepeye bırakamayacak, hava şartları bozuldu. Araçlarla belirli bir noktaya kadar gidip sonrasını yaya intikal edeceksiniz. Hedef bölgeyi emniyete alın ve konvoyu karargaha getirin."

​"Emredersiniz komutanım!"

​On dakika sonra karargahın cephaneliğinde ve garajında tam anlamıyla bir seferberlik havası hakimdi. Dakikalar önce koğuşta dinlenen Pars Timi, şimdi sırtlarında 30 kiloluk hücum yelekleri, ellerinde gece görüş sistemleri takılmış tüfekleriyle kulelerin gölgesinde sıraya girmişti.

​Defne, kompozit başlığının kayışını çenesinin altından sıkıca bağlayıp timin karşısına geçti. Mert ise timin en önünde, jilet gibi duruşuyla bekliyordu. Ancak Mert’in bakışları, Defne’nin gözlerine değdiğinde, o profesyonel komutan-asker çizgisinin altında az önceki yarım kalan anın sızısı net bir şekilde okunuyordu.

​"Dinleyin!" dedi Defne, gür sesiyle gecenin karanlığını yararak. "142 rakımlı tepeye intikal ediyoruz. Hava şartları berbat, görüş mesafesi kısıtlı. Düşman pusu hazırlığında. Hata istemiyorum. Frekans Alfa-3. Mert, artçı emniyeti sende. Sinan, harita navigasyonu sende."

​"Anlaşıldı komutanım!" sesi alanda yankılandı.

​"Araçlara! BİN!"

​Askerler seri adımlarla zırhlı kobra araçlarına doluştu. Mert, Defne’nin bineceği aracın kapısını tuttu. Defne tam içeri adım atacakken Mert elini tuttu. Bu hareket öyle seri ve doğaldı ki, gecenin karanlığında diğer askerlerin fark etmesi imkansızdı.

​"Dikkatli olun komutanım," dedi Mert, sesi motor gürültüsünün arasında bir fısıltı gibi kaldı. "Arkana bakmakla uğraşma, ben orada olacağım."

​Defne başını Mert’e çevirdi. Göz göze geldikleri o tek saniyede, az önce yarım kalan öpücüğün yerini sarsılmaz bir güven duygusu aldı.

​"Biliyorum Korkmaz," dedi Defne. "Sadece emirlerime uy, yeter."

​Zırhlı araçların motorları devasa bir gürültüyle çalıştı ve karargahın demir kapıları açılarak Pars Timi’ni gecenin zifiri karanlığına ve fırtınalı dağ yollarına doğru uğurladı. Mayın tarlası bu kez sadece mecazi değildi; önlerinde gerçek bir savaş alanı duruyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.