Ertesi yaz gökten bi yıldız düştü. Deniz kendine iyi gelebilecek birini diledi. Ne kadar çaresizce değil mi?
Çocukluğundan beri varlığının yaşamanın sebebini sorgulayan biriydi Deniz. İnsanları dinlemek seslerini bile duymak istemezdi çoğu zaman. Hatta sürekli kulaklıkla şarkı dinlemesinin sebebi de buydu. Bu yaz tam 21 yaşına basmıştı.
Bunun hediyesi midir bilinmez bizim tek çocuk Deniz, o yaz ailesi tarafından terk edildi. Ailesi eline parayı ve güzel bi evi bırakıp Almanya yolcusu olmuştu. Acımasızlık demiyorum çünkü teklif sunulduğunda İzmir’den gitmek istemeyen kişi Denizdi.
O günün gecesi Deniz bozulmuş ve asla yaptırmadığı bilgisayarını açtı ekran siyah olsa bile, kimseye yollayamasa bile gerçekleşmesini istediği şeyleri klavyede sanki gerçekleşmiş gibi yazmaya başladı.
• Sevgili evren hayatıma bu yaz yeni biri girdi ve o çok iyi biri.
• Sevgili evren beni üzen bütün insanlar bunun cezasını çekti.
• Sevgili evren çoğu kişinin kalbine dokunan bir şarkıcı oldum.
•Sevgili evren huzurluyum.
•Sevgili evren…
Devamını getirip getiremeyeceğini bilmeyerek duraksadı. Böyle bir şeyi aslında istemese de aklına gelince ellerini durduramadı.
• Sevgili evren yeni bir aşka yelken açtım ve huzurluyum. Fakat bu aşk uzun sürmedi. Ayrılırken ikimizde üzüldük. Fakat bu hikayede üzen taraf ben değildim.
Oldu olası ciddi ilişkilerden korkan biri olarak öylesine yazarken bile biten bi ilişkiyi yazmış bulundu. Karşı tarafı üzmüş olmaktansa her zaman kendi acı çekmeyi seçeceğinden üzen tarafı karşı taraf olarak seçti.
Kendi zihnindeki dünyayı gerçekten o bile çok merak ediyordu. Kendi hayatındaki boşluktan kurtulmak için dizi izlemeye başladı. Sabah tam 7 olana kadar.
Çünkü kendi hayatının karanlığını ancak bu şekilde unutabiliyordu. Başka hikayeleri düşünerek. Sanırım yazmayı da bu yüzden seviyordu. Düşünürdü. Gerçek olmayan şeyleri düşünmek gerçek olanlardan daha az kötüydü. Sabah 7 olmuş ve o gün uyumamaya niyetli haldeydi. Gitarını alıp bir şeyler tıngırdatmaya başladı. Bu işte iyi olduğunu biliyordu.
Birkaç gün geçtikten sonra İstanbul beyefendisiyle karşılaştı. Tekrar gelmişti. Bu konunun eskide kaldığını ve artık unutmaları gerektiğini konuştular. İkiside geçmişi geçmişte bırakmıştı umurlarında değildi artık.
( Unutmamak gerekir ki bizim geçmişi bırakabildiğimiz gibi geçmişte bizim üzerimizde izler bırakabilir.)
Deniz artık karşısına kim senden hoşlanıyorum sözüyle gelirse onlara karşı üzgünüm ben başka birinden hoşlanıyorumla karşılık veriyordu. Kendisi sosyal medyada Efe adında birini gördü ve çok hoş bi çocuktu. Deniz’in kendisinde olmayan hayat enerjili videolarıyla onu güldürmeyi başarmıştı. Efe Ankara’da yaşıyordu. Tam da Deniz’in olmadığı yerde. :)
O sırada karar verdi.
“Aşık olmasam bile insanlar öyle bilebilir. Böylelikle ne bana yaklaşan olur ne de ben birine yaklaşırım.”
Şaka gibi bi olay ki bir sene boyunca insanları bu kişiden hoşlanıyorum diyerek geçiştirdi. Kendisini platonik biri olarak gösterdi.

