İçeriğe geç

Hogwarts

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Hogwarts

Bölüm 3

Cidden Mi?

Cidden mi ya? Kusa kusa Mattheo Riddle'ın üstüne mi kusmuştum? Normalde çok küfür etmezdim ama ağzımdan çıkıverdi.

"S*ktir!"

Hızla ayağa kalkıp telaşla etrafıma bakındım. Hala Altın Üçlünün kompartımanındaydık ama popüler "Slytherin Çetesi" de buradaydı. Hızla üstümü silkeledim ve başımı eğerek Mattheo Riddle'dan özür diledim.

"Özür dilerim Mattheo, çok özür dilerim. Gerçekten bilerek olmadı."

Elim ayağıma dolanmıştı. Hem Altın Üçlünün hem de Slytherin Çetesinin önünde Mattheo Riddle'ın üzerine kusmuştum. Arkadan Theodore Nott bana nefretle bakarak

"Bu bulanığı ne yapacaksın Matt?" diye kafasıyla beni işaret etti.

Korkuyla geriye doğru adım attım. Onlara bulaşmak istediğim en son şeydi. Ben ne diyeceğimi düşünürken Hermione kızgın bir şekilde Theodore'a

"Sen ne diyorsun be! Bu çok ama çok kötü bir tabir Nott" dedi.

Malfoy Hermione'yi aşağılar gibi sırıtarak

"Ne oldu, üstüne mi alındın yoksa bulanık?" dedi bulanık kelimesini vurgulayarak.

Ron sinirle asasını çekip Malfoy'a doğrulttu ve sinirle üzerine doğru yürüyerek

"Laflarına dikkat et Malfoy yoksa gerçekten belanı benden bulursun" dedi.

Ron'un asasını Malfoy'a doğrultmasıyla birlikte Lorenzo, Blaise, Theodore ve Pansy de asalarını altın üçlüye doğrultmuştu. Hermione ve Harry de asalarını çıkarınca ortalık iyice karışmıştı. Ben Mattheo Riddle'ın üstüne kusmasaydım bunlar olmayacaktı. Offf!

Elimi hala yerde çömelmiş bir şekilde duran Mattheo'ya uzattım. Kaşını kaldırıp elime baktığında hemen elimi geriye çektim. Onun gibi birisi ona dokunmamı istemezdi sonuçta...

Asamı çıkartıp Mattheo'nun üzerini temizlemek için büyü mırıldandım. Üstü başı kusmuğumdan kurtulmuştu sonunda. O da temizlendiği gibi ayağa kalktı ve çetesinin yanına gitti. Asalarını indirmeleri için işaret etti. Theodore kaşlarını çatmış bir biçimde

"Neden sayıca üstünken bunları perişan edip gitmiyoruz Matt?!" dediğinde herkes ona katıldı.

Mattheo arkasına dönüp onlara sert bir biçimde baktı. Hepsi homurdanarak asalarını indirdi ama memnun olmadıkları belliydi. Ben hala altın üçlünün yanında duruyordum. Üçü birbirine bakıp en sonunda yavaşça da olsa asalarını indirdi. Asalar indiği için derin bir nefes almıştım. Mattheo boğazını temizleyip başıyla kompartıman kapısını işaret etti.

"Yürüyün gidelim"

Herkes dışarı çıktığında en son Mattheo da çıkacakken bana döndü ve

"Neden orada dikiliyorsun? Yürüsene" dedi.

Hermione beni korumak istercesine beni arkasına çekip

"O hiçbir yere gelmiyor Riddle. Sürünün başına dön de et gördükleri gibi atlamasınlar" dedi.

Hermione'nin bu dediğine Ron ve Harry kıkırdarken Mattheo öylece buz gibi bir suratla duruyordu. Bu sefer sert bir sesle

"Geliyor musun, gelmiyor musun?" dedi kaşı kalkık halde.

Hermione ağzını açmışken bir adım öne çıktım.

"Tamam, geliyorum..." dedim.

Daha fazla kavga ya da gürültü olmasını istemiyordum. Hermione bana neden dercesine bakıyordu. İstemeyerek de olsa Mattheo'nun peşinden gittim. Kompartımandan çıkmadan önce onlara son kez baktım. Özellikle Hermione beni hiç tanımamasına rağmen savunmuştu. Onlara minnettardım...

Mattheo'yu takip ederken direktm Slytherin Çetesinin kompartımanına girdi. Ben yürümeye devam ederken

"Nereye gidiyorsun?" dedi.

Arkama yavaşça dönüp Slytherin bölümünün daha uzaklarını gösterdim.

"Kendime kompartıman bulmaya gidiyorum?" dedim sorgularcasına.

Başıyla kendi kompartımanlarını gösterip

"Geç içeri" dedi.

Orada onunla ve aptal çetesiyle durmak istemiyordum. Başımı iki yana salladım.

"Kendime başka kompartıman bulurum, sağol" dedim küçümsercesine.

Arkamı dönüp trende yürümeye devam ederken belimi bir el tuttu. Hışımla beni kendisine çevirmişti. Mattheo Riddle'ın yüzüyle karşı karşıya kaldım. Ilık nefesi yüzüme değiyor, soğumuş tenimi ısıtıyordu. Büyülenmiş gibiydim resmen.

Bu aptal büyüden kurtulmam pek uzun sürmedi. Hızlıca onu göğsünden ittirip kendim de geriye çekildim. Öfkeyle solurken

"Sen salak mısın!" dedim.

Ona gereğinden bile fazla tahammül etmiştim...

"Üstüne kustuğum için gerçekten özür dilerim ama sizinle oturmak falan istemiyorum! Ayrıca orada da sırf daha fazla kavga çıkmasın diye seninle geldim. " dedim.

Parmağıı göğsüne delmek istercesine bastırıp

"Dışarıdan zayıf birisi olduğuma kanma Riddle. Benim de bazı çizgilerim var ve eğer bu çizgiler geçilirse ben de patlarım" dedim ve arkamı dönüp hızlı adımlarla gittim.

Bunları söylediğime inanamıyordum ama artık fazlaydı. Tatsızlık çıkmasın diye onu takip etmiştim ama o bana sanki onun kölesiymişim gibi davranıyordu. Zorbalığı anlardım ama bu zorbalık bile değildi...

Trenin uçlarına vardığımda boş bir kompartıman bulmuştum sonunda. Derin bir nefes alıp kompartımana girdim. Kapıyı kilitleyip perdeleri örttüm.

Paik atak geçirdiğimde baya bir zaman geçmiş olmalıydı. Sonuçta önceden de yaşamıştım... Hogwarts'a varmamıza az kalmış olmalıydı. üstümü değiştirip cübbemi giydikten sonra koltuğa uzandım ve gözlerimi kapadım. Hogwarts'a varana kadar kestirsem bir sıkıntı olmazdı herhalde.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.