İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 33 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 33

BÖLÜM 33

Pamir, odanın tam ortasında iki ateş arasında kalmış bir kreş öğretmeni gibiydi. İki elini şakaklarına bastırmış, derin nefesler alarak sabır dileniyordu.

Sağ tarafında Uzay, ellerini birbirine sürtüp gözlerini parlatarak adeta zıplıyordu.

"Pamir, yalvarırım! Bak iki gözüm önüme aksın ki bir hafta boyunca sana kahve yaparım, arabanın anahtarlarını veririm, ne istersen yaparım! Aç şu bavulu! Tomris’i tavşan kulaklarıyla görmezsem bu gece meraktan çatlarım, yemin ederim kalpten giderim!"

Sol tarafında ise Tomris... Elektrikli sandalyesinde iki büklüm olmuş, dudaklarını abartıyla öne uzatmış, iri ela gözlerini kırpıştırarak fısıldıyordu:

"Pamiir... Lütfen... Üşüyorum hem, bak ayaklarım buz gibi zaten... O tulum olmadan bu evde nefes alamam, biliyorsun..."

Uzay hemen Tomris’in yanına çöküp koroya katıldı. "Gördün mü vicdansız?! Kız üşüyor diyor, nefes alamıyorum diyor! Ver şu tulumu adama bak ya, gardiyan mısın sen?!"

Pamir başını tavana kaldırdı. "İnanamıyorum size... Gerçekten inanamıyorum. Biri yirmi üç yaşında holding veliahdı, diğeri şirketin yönetim kuruluna girmeye hazırlanan koca adam! Düştüğüm hallere bak!"

"Pamiiir..." diye uzattı Tomris yeniden, bu kez dudaklarını öyle bir büktü ki yanakları neredeyse içeri göçtü.

"Pamiiir, kurban olayım Pamir!" diye taklidini yaptı Uzay, iki elini açıp dizlerinin üzerine çökerek.

Pamir sonunda ellerini iki yana savurup teslim bayrağını çekti. "Tamam! Lanet olsun, tamam! Susun ikiniz de, beynim yandı!"

Giyinme odasına doğru hışımla adımlarken arkasından homurdanıyordu: "Çocuk bakıyorum sanki... Biri kriz çıkarır, diğeri yangına körükle gider. İki dakika ciddiyet yok bu evde..."

Dolabın en üst rafındaki kilitli deri bavulu indirdi. Şifreyi çevirip fermuarı açtığında, en altta özenle katlanmış, devasa, pembe, pofuduk ve üzerinde koca kulakları olan peluş tavşan tulumuyla göz göze geldi. Tulumu kucağına alıp odaya geri döndüğünde, yüzünde "Bunu gerçekten yapıyoruz" der gibi bir bıkkınlık vardı.

Tulumu gören Uzay’ın ağzı bir karış açık kaldı, ardından odanın tavanını inleten tiz bir kahkaha patlattı: "Oha! Gerçekten kulakları var! Pamir, arkasında ponponu da var mı bunun?!"

Tomris ise gözlerini devirip Uzay’ın kaval kemiğine doğru tekerlekli sandalyesini hafifçe sürdü. "Kes sesini Uzay! Şimdi arkanızı dönün ikiniz de, tulumu üzerime çekeceğim."

Pamir ve Uzay kıkırdayarak arkalarını duvara döndüler. Odanın içindeki o karanlık tehdit, bahçedeki silahlı gölgeler ve holdingin kanlı sırları; bir anlığına o pembe peluş tulumun yumuşaklığında, üçünün paylaştığı bu çocuksu sığınakta tamamen eriyip gitti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.