İçeriğe geç

HİSSİZ

Bölüm 2 · 2 dk okuma

HİSSİZ

Bölüm 2

Bölüm 2

Valizin fermuarını kapatırken bile her şey cetvelle çizilmiş gibiydi. Tomris, askıdaki trikoların renk geçişinden bavula koyduğu ajandaya kadar hayatının her milimetresini kontrol etmeyi severdi. Üstelik bu kez sadece ders notları ya da şirket stajının sıkıcı raporları yoktu kafasında; yıllardır ilk defa holdingin bitmek bilmeyen toplantılarını arkalarında bırakıp ailecek bir hafta sonu kaçamağı yapacaklardı.

Aşağıdan annesi Leyla Hanım’ın neşeli sesi yükseliyordu.

"Tomris! Kızım, o kalın hırkayı aldın mı yanına? Dağ havası çarpar, sonra tüm tatil senin huysuzluklarınla uğraşmayalım!"

Tomris gözlerini devirdi; dudaklarında engel olamadığı yarım bir tebessüm belirdi. Aynadaki yansımasına bakıp saçını düzeltti. Her zamanki gibi her şeye hazır, her şeye hâkimdi.

Merdivenlerden inerken salondan gelen kahkaha sesleri evin mermer duvarlarında yankılanıyordu. Babası Demir Bey, çalışma odasının kapısına yaslanmış, telefonunu sonunda cebine atmanın verdiği o nadir rahatlıkla eşini izliyordu.

"Bak Demir," dedi annesi, elindeki güneş gözlüğünü sallayarak. "Bu kapıdan çıktığımız an şirket aramalarını açmak yok. Tek bir e-posta bile görmeyeceğim."

Demir Bey ellerini teslim olur gibi havaya kaldırdı. "Söz verdim Leyla. Bu hafta sonu sadece biz varız. Başka hiçbir dünya derdi yok."

O sırada köşeden çıkan Pamir belirdi. Elinde bagaja taşınacak son çantayla merdivenlerin başında durmuş, Tomris’in inişini bekliyordu. Yüzünde o bildik, sakin tebessüm vardı.

"Her zamanki gibi dakiksin," dedi Pamir, Tomris’in elindeki sırt çantasına uzanırken.

"Ben hep dakiğim Pamir, sorun diğer herkesin zamana ayak uyduramaması," dedi Tomris, çantasını ona uzatırken yine o hafif, küçümser ama şefkatli göz devirmesini ihmal etmeyerek.

Pamir güldü. "Yolu bilmesem, dağ evine değil sınava gidiyoruz sanırdım. Arabayı hazırladım, her şey hazır."

Dışarıda hafif bir akşamüstü rüzgârı esiyordu. Demir Bey ceketini düzeltip direksiyonun başına geçerken, Leyla Hanım yol şarkılarını seçmek için torpidoyu karıştırıyordu. Tomris arka koltuğa yerleştiğinde, camı hafifçe aralayıp bahçe kapısında kendilerini el sallayarak uğurlayan Pamir’e baktı. Her şey fazlasıyla kusursuz, fazlasıyla huzurluydu.

"Kemerini taktın mı güzelim?" diye sordu babası dikiz aynasından göz kırparak.

Tomris, sanki bunu hatırlatmasına hiç gerek yokmuş gibi gözlerini bir kez daha devirip emniyet kemerini kilitledi. Metalin çıkardığı o hafif "klik" sesi, hayatının düzenli ve pürüzsüz akıp giden son anının mührü gibiydi.

Araba bahçe demirlerinden çıkıp ana yola doğru hızlanırken, arkalarında bıraktıkları evin ışıkları tek tek sönüyor; birazdan girecekleri o sisli dağ virajının karanlığı ise onları bekliyordu.

Bölüm sonu

1 yorum