Koridor sohbetlerimiz hız kesmeden devam ediyordu. Özellikle trip kraliçesinin haberlerini dinlemek okula geliş amacımmış gibi hissettiriyordu. Tabi bazı haberler dışında..
"Ya Tolga anlattı. Sercan Mustafa'yı, hani merkezin dışında oto tamirlerin olduğu bir yer varya.. İşte orada gece saatlerinde sıkıştırıp dövmüş. Ama asıl olay bu değil. Geçen hafta yangın merdivenlerin orada da Yeliz'e vurmuş diyorlar. Psikopat çocuk yaa.. Tüylerim ürperdi resmen.. "
Kızlar da Cemre'nin tepkisine benzer hareketler sergilerken o gün bu duruma şahit biri olarak kanım durdu. Onları gören yalnızca ben olduğumu düşünüyordum. Ama okula haberi veren biri daha vardı. Sessiz düşüncelerimi bozan şu ses ile kendime geldim.
"APTAL!"
Gözlerimiz büyümüş etrafın şaşkın bakışları arasında bize gelen kişiye odaklandık. O kıvırcık şaçlarından hatırlamam elbette kolaydı. Çıkan dedikodulara karşı aklına ilk gelen isim olarak bana öfke kusması ondan beklediğim bir şeydi.. Bu yüzden şaşırmadım ve pusuya yatmış bu canavarın üzerime atlamasını seyrettim. Nur kolumu sıkıca tuturken, Cemre ve Sena önüme geçmiş beni korumaya çalıştıkları bariz belli oluyordu. Hilal ise soğuk kanlılığını her zamanki gibi üzerine almış kızlara karşı konuştu.
"Kavga çıkmasın lütfen. Sakin olun. Bir şey yapamaz. Sadece konuşmak istiyor. O kadar cesaret yok onda."
Sena aldırış etmeden saçlarını saniyeler içinde topladı. Atarlı kızımız bazen fazla tehlikeli görünebiliyordu. Arkadaşlarımın bu davranışları özgüvenimi dürttü ve onunla yüzleşmeye hazırdım.
Yaklaştığı anda yüksek ses tonuyla" Seni uyarmıştım. O aptal çeneni az da olsa kapatacaktın. Mahalle karıları gibi hemen yetiştirdin değil mi? "diye sinirden kudurmuş biçimde söyleniyordu. Sakinliğimi korudum.
" Ben o gün de dedim sana. Umrumda değilsin. "
" Nasıl yaa? Hala üste çıkmaya çalışıyorsun. Salak mıyım ben.?"
Üzerime doğru elini uzatmış dövmek için yelteniyordu. Sena kolundan tutarak geriye itti.
"Defol git. Kavga çıkartma."
"Size ne ya! Melike'yle benim aramda. "
"Bize ne mi? Tabi senin lugatında dost kelimesi yok bilmezsin güzelim . Seni şuracıkta gebertiriz ."
Sena'nın sözlerine karşılık Cemre de fırsattan istifade Yeliz'in saçlarına yapışmak istercesine atıldığı sırada Hilal tuttu kollarından.
"Sena. Tamam. Bırak kolunu. Bize bakıyor herkes." dedim.
Acıdan inleyen Yeliz'i bu sözlerimle özgürlüğüne kavuşturdum. Koluna bakarken önüne gelen saçlarını arkasına savurdu. Gözleri kızarmış ve ağlamaklı bir haldeydi. Ona acımak istemiyordum. Fakat vicdanım rahat durmuyordu. Kızların arkasından öne çıktım. Yüzüne doğru yaklaşıp "Benimle gel!" dedim. Bunu vurgulu biçimde söyledim ve koridorun sonundaki idari binanın ayrıştığı yere doğru yöneldim. Burası en azından sessiz ve sakindi. Arkamdan sert adımlarla eşlik etti. Duvarın arka bölümüne geçip durdum. Önümde dikildiğinde kızların yanındakinden daha farklı bir ifadesi vardı. Gerçekten bu kadar çok mu nefret ediyordu benden? Konuşmak üzereyken benden önce davrandı.
"Senin yaptığını biliyorum. Ne de olsa birilerine yetiştirme konusunda ustasın. Ama eskisi kadar sakin kalmayacağım."
"Gerçekten delisin sen. Dedikodu olayına bu kadar takıldıysan neden hala o psikopatla berabersin. Seni tehlikeye sürüyor. Artık uyan."
Omzuma elini koyup duvara yasladı. Yaptığı hamle acıtsada yüzüne bakmaktan alıkoyamazdı beni. Nefesini üzerimde hissederken kendini sıkarak konuştu.
"Sen buna karar veremezsin. Sercan hakkında doğru konuş."
"Hala Sercan'ı mı kolluyorsun? O gün o pislik sana vurdu hakaret etti. Hiç mi acı hissetmedin azıcıkta olsa? Bu derece mi kör oldun? Acıyı bile unutacak kadar."
Söylediğim sözlerin ağırlığı o öfke saçan suratını birazda olsa aptallaştırdı. Dudakları titrerken güçlü imajına bürünmeye çalıştı.
" O gün ufak bir tartışmaydı sadece. Neyin ne olacağına ben karar veririm. Hem ne biliyorsun da karşıma dikilmiş beni uyarıyorsun. Kimsin sen? "
"Gerçekten kim miyim? Hiçbir şey. Hiçbir şeyin değilim. Haklısın. Burnumu sokmak senin gibi zavallı biri için gereksiz."
"Melike!"
Kan kusuyormuşcasına kollarımı sıktı. Ondan kurtulmak için çekmeye çalıştım. Başımın ağrıyacağından endişelendiğim için sesim aciz çıktı.
"Bırak. Acıtıyor.."
"Acıtıyor mu?" diyerek daha çok sıktı.
"Daha çok acıyacak. Başlangıç bu."
Bağırarak konuştuğundan ağzından çıkan tükürükler suratıma değiyordu. Bakışları ona ait değil gibiydi. Kin ve nefret doluydu. Kalbim ürkek gibi artarken başımı eğdim. İçime dolan havayı dışarı boşaltmakta güçsüz kaldım. Bir an önce gitmeliydim. Yoksa korktuğum şey başıma gelecekti. Daha yeni toparlamışken kendimi kaybedemezdim.
"Yeliz. Bırak."
Güçsüz yanımı iyi biliyordu. Fazla heyecan travmaya sebep olabilir ve bayılma noktasına bile getirebilirdi. En kötüsü de bayılırsam eğer uyandığım an kimseyi hatırlamayabilirdim. Ailemi dostlarımı.. Tanıdıklarımı.. Anılarımı.. Her şey sadece bir zayıf anımda bedenimden uçup gidebilirdi.. Bu yüzden kurtulmam gerekti.
"Melike!"
İsmimi seslenen kişi beni kurtarmak için geliyordu sanki. Merdivenlerden hızlı adımlarla iniyordu. Yüzünü görmek için dikkatle bakmaya çalıştım. Ve bunu biliyor gibi bakışlarını üzerimden çekmedi. Yanıma geldiğinde Yeliz'in omzundan tuttu ve hafifçe itti. Bileğimi kavrayarak koridora doğru çekti. Yeliz'in arkamızdan şok geçirmiş o mor suratı karşısında sevinçliydim. Fakat asıl sevincim beni kurtaran kişinin o olmasıydı. Samet.. Rüzgar gibi savurarak beni karanlık bölgeden aydınlığa uçurdu. Bakışlarım sadece onun yüzünde ve yüreğim ona kapılarını ardına kadar açmış gelmesini bekliyor gibiydi. Sınıflara yaklaşırken yerinde durdu. Koluma doğru bakarken elini pişman olmuş gibi bıraktı. Yukarıya bakıyormuş gibi yapıp derin bir nefes aldı. Yüzünü bana çevirdi.
"Başını belaya bulaştırmayı çok seviyorsun galiba."
Kaşlarım çatılmış şekilde "Seviyorum ne olmuş yani." dedim.
Dalgalı saçlarında elini gezdirdi. Yüzüme doğru bakışlarını dikti.
"Kız resmen kolunu sıkmış, bağırmadan öylece bekliyorsun. Hasta mısın sen?"
"Seni ilgilendirmez. Bir şey bilmiyorsun yargılama bari."
"İlgilendirmez öyle mi? Bende ki hata. Görmemezlikten gelecektim. Tabi yaa!"
Elini alnına götürdü masaj yapar halde yönünü çevirdi. Sırtı bana dönükken ağrıyan kolumu çaktırmadan okşadım. Kot gömleğimin kırışık kolunu düzeltirken " Keşke.. Keşke görmeseydin." dedim. Çatılmış kaşlarıyla suratıma çevirdi bakışlarını.
" Keşke! Akılsız biri için neden uğraşıyorsam. Bir daha karışmam. Merak etme. Bu sondu. "
" Karışma! İsteyen de yok zaten. "
Söylediklerimiz tersini ifade etse de bununla yüzleşmek zor geldi. Arkasını dönüp giderken yorulmuş yanımı duvara yasladım. Bileğimi tuttuğunda kuş gibi süzülürken, bıraktığında yere çakılmış gibi hissettim. Üzerime gelen yük çığ gibi büyüyordu. Nefes almak gittikçe zorlaşırken kurtaran el de beni terkediyordu. Kendimi toplamayı başaramasam da yüzüme sahte bir gülümseme çizdim. Dersin olduğu sınıfa girdim. Bakışlar rahatsızlık verse de umursamadım. Yalnızca kızları ayırt edemediğim için sinirlenmeye başladım. Sınıfın kapısında öylece dikili kaldım. Sonunda Cemre'nin yanıma gelmesiyle rahatladım.
"Kanka. İyisin değil mi? O yelloz bir şey yapmadı."
"İyiyim ben. Sorun yok."

