Karşımda bir anda Tuğrulu görmeyi beklemiyordun "senin ne işin var burda " diye çıkıştım "sakin ol teğmen albay beni buraya gönderdi" dedi ve hafif sırıtarak ekledi "bana mardini gezdirecekmişsin" dedi
"Önce albayın yanına uğrayalım sonra seninle ilgilenmesi için bir askeri görevlendiririm " dedim albayın yanına gidiyorduk ki Nergis hanımı görmüştüm selam vermek için yanına yaklaşıyordum ki kadın bayıldı hemen müdahale etmek için atıldım tuğrul benden önce davranıp kadın nabzını falan baktım "hemen 112 ara Hilal hemen diye bağırıyordu. Hemen 112 aradım ve askerlerin nergis hanımın başına toplanmasını engelledim albay ise eşinin başında ağlıyordu "Nergisim canım sultanım beni yalnız bırakma ne olursun" diyordu ilk defa Albayı bu kadar çaresiz görmüştüm .Nergis hanımla çok güzel bir aşk evliliği yapmışlar Nergis hanımın ailesi evlenmesini istememiş ama herkese ve her şeye rağmen evlenmişler.Nergis hanım çok ince ve zarif bir kadın sıklıkla askeriyeye ziyarete gelir askerlerle konuşur hatta bana görücü bile ayarlamışlığı var.
Albay ve tuğrul ambulansla gitmişlerdi. Bense her zaman yaptığım gibi nidayı aradım ama ortalıkta yoktu halbuki böyle olaylarda hep haberi olurdu.Canım sıkkın şekilde yeni gelen askerlerle tanışıp onlara görevler vermiştim hepsinde ayrı bir cevher vardı ama kadın oldukları için görülmeyeceklerdi ben bu sistemi yıkamak için kendi timimi kurdum tam yemekhaneye gidiyordum ki bir asker gelip beni tebrik etti "ne için " dedim "Doktor bey sizin eşinizmiş"dedi tüm yemekhane bana bakıp fısıldaşıyordu" Öyle bir şey yok "dedim "kusura bakmayın tüm askeriye bu haberle çalkalanıyor" dedi ."Siz her duyduğunuz habere inanacakmısınız siz nasıl askerinin siz nasıl teğemeninizin arkasından konuşursunuz " Sesim çok şiddetli çıkıyordu "Bir gün yokum olanlara bak"
sonra bir askeri durdurup "Çabuk Nida teğmeni odama çağır" dedim nasıl idare edemez anlamıyorum. Sürekli adımın bir erkekle yakıştıramasından usanmıştım en son Fikretle çıkmıştı Fikretse hiç umursamamıştı her zaman ki Fikret. Kapı çaldı gelen Nidaydı ciddi şekilde ben emretmişsiniz dedi gözleri çok yorgun gözüküyordu kendi derdimi unutup hemen ne olduğunu sordum Fikret başka birini seviyormuş diye ağlamaya başladı onun kaç yıldan beri Fikrete plotonik olduğunu biliyordum " nasıl öğrendin " dedim "Nasıl öğrendiğimi ne yapıcaksın hani senden nefret ediyordu bu Fikret hani ikiniz birbirinizi bir kaşık suda boğardı.Fikret deli gibi seviyormuş seni " duyduklarımı algılamam zor oldu çünkü ben Fikretten hiç hazetmezdim onu hep kendime rakip görmüştüm ve ayrıca en yakın arkadaşım onu deliler gibi severken aklımdan bile getirmemiştim bir anda Nida konuşmaya devam etti "seninle eskisi gibi olamayız Hilal bundan sonra sadece resmi sen benim sadece teğmenimsin " dedi ve bir andada yağı kalktı "beni çağırmışsınız teğmenim "dedi Ben de kendimi toparlayıp bugünkü olayı hangi asker çıkarmış onu öğren dedim o ise tüm soğukkanlılık ile ben yaptım teğmenim her türlü cezaya hazırım dedi
Çık odamdan diye bağırdım tüm gücümle tüm askeriyede yankılanacak şekilde
1hafta sonra
Nida ile hiç karşılaşmamaya çalışıyordum o benim çocukluk arkadaşımdı ama buna bana yapması beni çok üzdü Fikret ise sürekli karşıma çıkıp doktorla alakalı haber doğru mu diye soruyordu bense tüm hıncımı Fikretten çıkarıyordum yine odamdan evrak işleriyle uğraşıyordum çok sevmesem de yapmak zorundaydım kapı çalındı "girin "dedim Gelen Nidaydı bana bakarak "beni asla affetmeyeceğini biliyorum ama bir anlık sinirle yaptım her şeyi burda suçlu benim seni neden suçlu tuttuğumu bile bilmiyorum bir adam için yaptığım şeyler için senden çok özür dilerim affetmesen anlarım ama ben seni çok seviyorum kardeşten ötesin benim için lütfen bana kız bana bağır herkes içinde aşağla ama ne olursun artık bir tepki ver.Beni bu kadar bile mi sevmiyorsun" dedi gözleri kıpkırmızı olmuştu nidanın ciddi bir ifadeyle "gidebilirsin asker "dedim o gün hiç bir şey yememiştim bir anda gözüm karardı gözümü revirde açtım başımda Tuğrul vardı sesi çok olgundu Fikretle konuşuyordu Ben bir anda doğrulama çalışırken bir anda bana yardımcı oldu tuğrul ve beni oturur pozisyona getirdi çok hareket etmemen gerekli dedi .Fikret hemen yanıma gelip geçmiş olsun Hilal senin için hepimiz çok endişelendik faln dedi bense bir anda canım neyim varmış dedim Tuğrula bakarak (niye yaptığımı bilmeden)Tuğrulsa hiç bozuntuya vermeden sana o kadar kendine dikkat et dedim. 1 haftadan beri dogru düzgün beslenmiyorsun güzelim dedi Fikret siz gerçekten evliliği misiniz dedi .Tuğrul hiç duraksamadan "Evet sizin haberiniz yok muydu geldiğimden beri tüm askeriye bu konuyla çalkanıyor "dedi ve ekledi" rica etsem eşimle beni yalnız bırakır mısınız " dedi
Fikret sinirli bir ifade ile Tuğrul baktı ama onu ikiletmeden çıktı. Bir kaç dakika ikimizde sesiz kaldık. İlk sesizliği bozan o oldu. " Neden bunu yaptın teğmen? Nida için bu kadar fedakar olmana gerek yoktu."dedi. Şaşırmış bir ifade ile Tuğrula baktım. Sonra sessizliğimi bozarak "Sen nerden biliyorsun bunu?"dedim. Bana uzun sayılacak bir süre boyunca baktıktan sonra "Bizim ikimizin evli olduğu dedikodusu yayılmaya başladığında Nidayı koğuşta ağlarken gördüm. Ve yanına gidip ne olduğunu sordum o da bana anlatmak istemediğini hatta yüzüme bile bakamayacak kadar benden utandığını dile getirdi. Ben de utanılacak bir şey olmadığını söyledim ve onun anlatması için ısrar ettim en son dayanamayak 'Hilal ile dedikodunun çıkmasının sebebi benim ama bunu tamamen Hilale olan öfkem ile yaptım' dedi. Bende kıza bir şey demedim. Ağlayan birine dayanamıyorum."dedi. İfadesizce onu dinledikten sonra "Sadece Nida için değil Fikret denen o korkak benim peşimi bıraksın diye yaptım."dedim dürüstçe. "Fikretin senden uzak durması için buna gerek yoktu teğmen! Beni nasıl bir duruma soktun sen farkında mısın?"dedi. "O zaman neden bana yardım ettin ve Fikrete karın olduğumu söyledin?"dedim. "Senin o kendini beğenmiş aşağılık teğmenin karşısında küçük düşürmek istemedim de ondan başka bir anlam arama teğmen!" Niye yaptığını anlamamıştım. Sonuçta beni tanımıyordu ve bunu yapmasına gerek yoktu.
Ve konuşmaya devam etti "artık karım olduğuna göre benim yanıma taşınmalısın akşam için sana ne pişireyim canım karım"dedi "ne saçmalıyorsun sen böyle bir yalan ortaya attım diye senin yanında kalacağımı falan mı sandın " dedim aynen öyle canım artık karı kocayız peki karı kocanın ayrı kalması ne kadar doğru biz seninle yıldırım nikahıyla bir anda çok acele evlendik aşkımızdan yanıp tutuşuyoruz ayrı kalmamız saçma olmaz mı" dedi
Ve ekledi." Hem sen hastasın bir kocanın görevi hasta olan karısına bakmaktır canım karım."dedi büyük bir mutlulukla. Derin bir nefes vererek bir iki saniyeliğine gözümü kapattım tekrar açtığımda yüzündeki ifade değişmemiş bir şekilde bana baktı." Sen ciddi misin?"dedim." EVVEEETT!"dedi büyük bir çoşku ile. "Bak bu bir yalan bana uymak zorunda değilsin Tuğrul."dedim. O ise sıkılmış bir ifade ile bana baktı." Offf teğmen çok sıkıcı ve ciddisin. Alt tarafı bir yalan bir evlilik en fazla ne olabilir ki. Hem ben kısa süreliğine burdayım. Ben burda olduğum sürece evli gibi davranırız. Ben gidince 'Ayrıldık deriz,yürütemedik deriz' olur biter. Bu kadar kasma be teğmen."dedi umursamaz bir şekilde. Bende ona umutsuz bir vaka gibi baktım. "Tamam o zaman sana sıkıntı olmassa bana da olmaz ama baştan söyleyeyim kısa süre olucak ve aynı evde kaldığımız sürede ayrı odalarda kalacak seninle değil aynı odada yatmak aynı odada nefes almak bile iğrenç hissettiriyor."dedim. Bana alay edercesine baktı ve "Tamamdır teğmen kabul edilmiştir. Ama böyle bakmasan olur mu? Kendimi iğrenç bir çöp kovası gibi
"Her neyse bu kadar konuşma yeter benim daha bir sürü işim var doktor " dedim "Doktor değil kocacığım , canım ,sevgilim aşkım ya da Tuğrulum'a ne dersin "dedi kan beynime sıçradı "şuan farkındaysan kimse yok ne gerek var" dedim "Olsun hayatım yerin kulağı var o yüzden bana her zaman kibar davranmalısın" dedi bir anda kapı çaldı gelen Albaydı. Birbirimize çok yakın mesafedeydik Albay "kusura bakmayın ben yanlış zamanda geldim galiba" dedi yüzü komik bir ifade aldı yok "Önemli değil Albayım ben de askerinizi uyarıyordum "dedi Albaysa "Kusura bakmayın biraz geç oldu ikinizi de çok tebrik ederim keşke benimde haberim olsaydı düğününüze gelirdim bir altınızımı takamadık" dedi. Ve bir anda ne ara geldiğini bilmediğim Nergis hanım konuştu "Hilalciğim yoksa hamile misin "dedi ve devam etti "ben de Sevdaya hamileyken senin gibi olmuştum bir test yap kızım "dedi Tuğrul gülmemek içim zor duruyordu "Daha istemiyoruz Nergis teyzem " dedim Tuğrul durur mu "Ben istiyorum Nergis hanım ama işte hanım ne derse o "
Ters bakışlarımın hedefi Tuğruldan başkası değildi. O ise bana döndüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı."Yani ben çocuk için daha erken olduğunu düşünüyorum. Daha yeni evlendik sayılır. Biraz hayatımızın tadını çıkarmak isterim."dedim. Tuğrul bana bakmaya devam ettiğinde bende ona baktım ve kahverengi gözlerinin sanki hapis olmuş gibiydim. "Ayrıca ikimizin kararı siz Tuğrula bakmayın ikimizde daha genç olduğumuzu düşünüyorum."dedim. Ve ona bakmayı sürdürerek "Dimi kocacığım?"dedim. Bakışım ise sadece Tuğrulun anlayacağı şekilde ima doluydu. " Elbette öyle karıcım. Karım ne derse o karının sözünde çıkan erkeğe ben erkek demem kek derim."dedi alaycı bir şekilde. Albay ise kahkası beklenmedikti. Albayın kahkasını ilk defa duydum. Albay gülmeye devam ederek "Ben çok sevdim seni Tuğrul çok haklısın oğlum. Bende hanımın lafından asla çıkmam."dedi Nergis Teyzeye bakarak.
Nergis teyze "Olsun kızım yine de çok geçe bırakmayın çocuğu şuan gençsiniz bakmak daha kolay olur "dedi ağzımda çıkan tek şey "Nasip"demek oldu Tuğrul "Katılıyorum bu işler belli olmuyor hem benim görevim bitsin hem de canım karım kendini hamilelik için hazır hissetmeli " dedi Tatlı bir gülümseme belirdi yüzümde Nergis Teyze " Hadi Selami bırakalımda doktor eşiyle ilgilensin kızım seni de rahatsız ettiysek kusura bakma geçmiş olsun buarada iyileşir iyileşmez bekliyorum sizi " dedi Nergis teyze " İyi günler Nergis hanım" dedi Tuğrul
Tuğrul "Nasıl koca oldum ama" dedi bir anda ben sadece tebessüm edebildim çünkü çok yorgun hissediyordum kendimi Tuğrul bu halimi anlamış olacak ki hiç konuşmadı.Kalktığımda başımda nida vardı 1 saat bile olmamıştı uyuyalı uyandığı fark eden Nida"beni görmek istemezsen gideyim" dedi
