Genzime çay kaçtığı için öksürmeye başlamıştım. Fadime Teyze sırtıma vurmaya başlamıştı. “Kizum iyi misun da?” Aceleyle çay bardağını sehpaya koymaya çalışırken üstüme dökmüştüm. “Yandım!” Refleks olarak ayağa kalkmıştım. “Kizum dur hemen buz tutalum gel” Buz tutmak için hızlıca mutfağa geçmiştik. “Heh ha bu buzu tut geçer ben sana içeriden üstte vereyum” Fadime teyze ve Ada benimle dururken, Emine teyze üstüm ıslandığı için bir kaç kıyafet getirmeye gitmişti. Pembe Badi ve çiçek desenli bir etek getirmişti. “Benim kizum yok mecbur benimkileri giyecesun bol olur ama eve kadar idare edersun” Bildiğimiz teyzelerin köyde giydiği şeylerdi. Adanın alttan alttan güldüğünü görüyordum. “Neyse tamam teşekkür ederim ben giyeyim çıkalım biz” Kıyafetlerim tamamen ıslanmış olmasa giymezdim ama mecburdum. Üstümü giyindikten sonra vedalaşıp çıkmıştık. Ada yaklaşık 5 dakikadır aralıksız gülüyordu halime “Hilal çok yakıştı ya, sen bundan sonra uzun ve çiçekli etek giyiyorsun” Sinirim iyice tepeme çıkmıştı aklımdaki asıl şey Fadime teyzenin bahsettiği kızdı. “Ada bak elimin tersindesin” Ada ciddi ciddi sinirlendiğimi anladığı için susmuştu. Biz eve doğru giderken karşımıza Batuhan ve bir kaç asker çıkmıştı. Batuhan beni görür görmez yüzünde kocaman bir gülümseme olmuştu muhtemelen halimdendi. Çok güzel yapılmış bir topuz ve sade bir makyajın altına çiçekli etek ve badi çok komik duruyordu. “Hilal hayırdır bu halin ne” Gülerken bile bir saçıma bir kıyafetlerime bir de krem babet ayakkabılarıma bakarak süzüyordu. Bayağı sinirlenmiştim annesinin dediğine göre bariz benden sakladığı bir şey vardı. Buna rağmen hala yüzüme bakabiliyordu. Köyün ortasında kavga çıkarmak istemiyordum. “Batuhan çekil önümden” Bir şeye sinirlendiğimi anlayınca yüzü düşmüştü. “Hilal ne oluyor ne bu tavrın” Çekilmeyeceğini anlayınca diğer tarafa yönelmiştim. Yönelir yönelmez kolumu tutmuştu. “Sorun her neyse Kenara geçip düzgünce konuşalım” O an gerçekten konuşmak istemiyordum. Duygularım aşırı karmaşıktı. “Şuan konuşmak istemiyorum” Zorlamak istemediği için kolumu bırakmıştı. Hızlı hızlı yürümeye başlamıştım Ada arkamdan yetişmeye çalışıyordu. “Hilal dur yetişemiyorum!” Dinelemeden hızlıca eve girmiştim. Giymek için yeni bir şeyler hazırladıktan sonra duşa girmiştim. Çıktıktan sonra üstümü giyinip Adaya ve kendime kahve yapmıştım. “Ada kahve yaptım gel içelim” Biraz düşündükten sonra nihayet sinirimi yatıştırabilmiştim. Dışarıdaki masaya oturmuştuk. “Hilal ben hiç bir şey anlamadım bu işten keşke konuşsaydın bir dinleseydin çocuğu” Aslında haklıydı düzgünce konuşmamız lazımdı Batuhanla. “Bende anlamadım, konuşucam zaten de sinirim yatışsın diye bekledim yoksa ağzımdan kötü şeyler çıkabilirdi”…..”İyi yapmışsın, sen duştayken telefonun çaldı bayağı” Adanın telefonun çaldı demesiyle telefona bakmıştım.
Batuhan= 15 cevapsız arama, +35 mesaj
15 kez aramıştı şaşırmamıştım doğru “15 kez aramış”…..”Bence ara ya hem sorarsın ne iş diye” Arasam mı aramasam mı kararsız kalmıştım aramak istiyordum ama trip atmakta istiyordum. “Aramayacığım anlasın ne kadar sinirlendiğimi belki sonra ararım.” Sonunda aramamaya karar vermiştim. “İyi sen nasıl istersen, çarşıya mı gitsek ya hem kafamız dağılmış olur.” Dediği mantıklıydı hem bayağıdırda doğru düzgün alışveriş yapmamıştık. “Olur taksi çağırayım ben” Taksi çağırdıktan sonra içeri geçip hazırlanmıştık. “Ada şimdiden uyarıyorum kitap almak yok tamam mı?” Ada ikilemde kalmıştı zar zorda olsa tamam diyebilmişti. “Tamam ya” Taksi geldikten sonra çarşıya geçmiştik. Bir kaç mağaza gezdikten sonra kozmetik mağazasına girmiştik. Bir sepet dolusu ürün almıştık. “Ada şu parfüm nasıl?”….”Güzelmiş alalım, Hilal sana hayranım biliyor musun?” Neden ki der gibi kafamı sallamıştım. “Ben senin yerinde olsam şuan oturup ağlıyor olurdum ama sen alışveriş yapıyorsun”….”Kolay kolay ağlamam biliyorsun ayrıca şuan bunları düşünmek istemiyorum ”…..”Bir ara bana ders ver tamam mı?” Ödedikten sonra mağazadan çıkıp dinlenmek için bir banka oturmuştuk. Yanımıza değişik tipli sürekli gülümseyen bir adam yaklaşmıştı. “Aaa kızlar, kız bunlar hemde güzel kız” Adayla birbirimize bakmıştık. Cevap vermemiştik. “Sarı saçlı kız güzel kız, altın gibi” Eliyle Adayı işaret ederek konuşuyordu. Dayanamamıştım. “Ne diyorsun sen be!” Ben ayağa kalkınca Ada da kalkmıştı. “Güzel kız güzel beni sever misin?” Elimle itmiştim. “Yol al hadi” Hala gülüyordu. “Evlen benimle evlen seni sevdim ben” Elimdeki poşeti biraz önce oturduğumuz banka yavaşça koymuştum. Elimdeki çantayla vurmaya başlamıştım. Sabrım taşmıştı nefret ediyordum böyle insanlardan. “Sapık!” Ada da bana katılmıştı. Adam karşılık vermiyordu sadece gülmeye devam ediyordu. “Hala gülüyor!” Çevredeki insanlar gelip Adayla beni tutup bir kenara çekmişti. “Bırak ya sapık bu sapık!” Bizi adamdan uzaklaştırıp başka bir kenara çekmişlerdi. “Ne sapığı hanım efendi deli o deli!” İkimizinde ağzı açık kalmıştı. Adama dönerek şaşkınlıkla konuşmuştum. “Deli mi?” Çok geçmeden bir kaç polis damlamıştı hemen. “Polis bey ama biz nerden bilelim deli olduğunu” Polis bizi hiç dinlemiyordu bile “Derdinizi karakolda açıklarsınız” Zorluk çıkarmamıştık olacağı buydu zaten. “Bir karakola düşmemiştik neyse ki o da oldu.” Ada hala yakınıp duruyordu. Karakola geldiğimizde olayla ilgili ifade vermiştik. Adam zaten herkese sataşan bir adammış ama Deli olduğu için ceza almıyormuş. “Hanımlar sizi bir süre nezarette tutacağız.” Hafif karanlık ve rutubet kokan bir yerdi, acaba babam bu halimizi duysa ne derdi. Duvara yaslanmış sandalyelerden birine oturmuştum. “Bari kitap verin ya!” Ada nezaret demirlerine yaslanmış kendi kendine polislere bağırıyordu. Cevap alamayacağını fark edince yanıma gelip oturmuştu. “O son vuruşu yapmayacaktım”…..”Ne olduysa oldu yapacak bir şey yok” ******2 SAAT SONRA*******
Polislerden biri gelerek kilitli demir parmaklıkları açmıştı. “Serbestsiniz, imza atıp çıkabilirsiniz takip edin beni” Polisi takip edip bir odaya girmiştik. Oda da Üst rütbeli bir komutan ve Batuhan vardı. Bizi onlar çıkarmışlardı. “Gelin kızlar gelin” Komutanı tanıyamamıştım. “Hilal ben babanın arkadaşıyım baban bahsetmiştir.” Hatırlamıştım babam havaalanında bahsetmişti. “Evet hatırladım”…..”Nezarete düşmüşsünüz bize de sizi çıkarmak düştü. Neyseki büyük bir mesele değil” Aklıma direkt babamlara bahsetme ihtimali gelmişti. “Babamlara bahsetmediniz umarım”……”Bu seferlik bahsetmedim bir daha olmasın yeter bana”….”Yok olmaz”….”Benim gitmem gerek artık Batuhan sen kızları evlerine kadar bırakırsın.”“Emiredesiniz komutanım” Komutan gidince üçümüz kalmıştık. “İmzanızı atın gidelim” İmza attıktan sonra arabaya geçmiştik arabada derin bir sessizlik hakimdi. 20-25 dakika sonra köye varmıştık. Eve geldiğimizde tam arabdan inerken Batuhan elimi tutarak beni durdurmuştu. “Konuşabilir miyiz biraz?” Adaya sen git işareti yaptıktan sonra Batuhana doğru dönmüştüm. “Konuşalım”….”Hilal birden bire değişen tavrından hiç bir şey anlamadım yanlış bir şey mi yaptım?”…..”Hayatında başka bir kız mı var?” Anlamsız anlamsız bakıyordu. “Hayır sadece sen varsın başka biri olamaz zaten nereden çıktı bu”…..”Annen söyledi sana düşündükleri biri varmış” Yüzünün halinden sinirlendiği belliydi. “Benim aklımda senden başka biri yok olmayacakta. Annemlerin ne düşündüğü umurumda değil” İstemsizce gülümsemiştim. Fark eder etmez geri trip moduna geçmiştim. “Benim umurumda ama, sana düşündürdükleri biri var ve belli ki bu sadece düşünmekle sınırlı değil”….”Hilal kapatalım şu konuyu”…..”Batuhan doğruyu söyle başka bir iş var bu işin içinde”……….”Tamam sana yalan söylemeyeceğim, Annemler uzun süredir baskı yapıyor evlen diye hatta bir kız var bu köyden onunla nişanlandırmak istiyorlar ama ben istemiyorum ve o nişan hiç bir zaman olmayacak.” Bilmediğim bir sürü şey ortaya çıkmıştı, düşünülen bir kız vardı ve belli ki ciddi bir meseleydi benim bir anda sevgilisi olarak ortaya çıkmam doğru olmazdı. “Nişan ha? Vay be nelerle uğraşıyorum bak Batuhan ben bunlarla uğraşamam”…..”Uğraşmana gerek yok zaten ben istemiyorum, istemediğimi de herkes biliyor. Ben seni seviyorum sevmeyede devam edeceğim” Boynumdaki künyeyi çıkartım eline koymuştum. “Bunu takmam doğru olmaz artık” Elindeki künyeye baka kalmıştı. Arabadan inmek için kapıyı açmıştım. “Bu kadar kolay vazgeçtin öyle mi?”