İçeriğe geç

HİLAL

Bölüm 5 · 5 dk okuma

HİLAL

Bölüm 5

5.BÖLÜM

Ben direkt eve geçmeyi düşünürken Batuhandan farklı bir teklif gelmişti. “Hilal yaylaya çıkalım mı hem vakit geçirmiş oluruz?” Aslında güzel fikirdi ama bilememiştim. “Gece çıkılır mı ki?”….”Çıkılır zaten orada bir kafe var oraya gideceğiz” Gitmeyi istiyordum ama bu seferde Ada evde tek kalacaktı. “Çok isterdim ama Ada yalnız kalır evde korkar şimdi o”Bir kaç saniye durup düşünmüştü. “Aslında korkacak pek bir şey yok her tarafta askeri birlik var ama illa yalnız kalmasın diyorsan gönderelim birini” Haklıydı şuanlık korkacak bir durum yoktu ama Adaydı huyunu biliyordum korkardı. “Ben arayım bir ona göre göndeririz” Karar vermek için arabayı sağa çekmiştik. “Efendim Hilal?”….”Ada biz Batuhanla yaylaya çıkacağız da sen tek kalırsın şimdi korkarsan birini gönderelim mi?”….”Yaylaya ha? Baş başa” Gülerek imalı imalı konuşuyordu. “Ada tek kalırsın bak”….”Tamam çıkın siz ayrıca göndermeyin kimseyi, ben Mertin yanına geçeceğim yani sürpriz diyelim” İmalı konuşma sırası bana geçmişti. “Sürpriz? İyi iyi yap sürprizini biz seni tutmayalım.” Telefonu kapatıp çantama atmıştım. “Gidebiliriz Mert’in yanına geçecekmiş o” 10-15 dakika yol gittikten sonra nihayet varabilmiştik. Beklediğim kadar karanlık değildi bir kaç ışıkla aydınlatılmıştı. “İlk defa yaylaya çıkıyorum gece gözüyle bile çok güzel” Konuşurken kafeye doğru yürüyorduk. “Sen bir de sabah gör, bir ara sabah da getiririm” Dışarıdaki masalardan birine oturmuştuk. “Hilal çay içersin dimi buranın çayları çok iyidir” İçerim anlamında kafamı sallamıştım. “Batuhan bir şey soracağım yani istersen”…..”Sor tabi” Utana sıkıla soruyordum. “Daha önce künyeni hiç birine verdiğin oldu mu?” Soruma şaşırmıştı. “Asker künyemi mi ? Hayır vermedim ama verdiğim ilk kişi sen olacaksın” Boynundaki künyeyi hızlıca çıkarıp ayağa kalkmıştı. “Saçlarını tutar mısın?” Saçlarımı tutarak havaya kaldırmıştım. Yanıma gelerek künyeyi boynuma takmıştı. “Beni sevdiğin sürece hiç çıkarma olur mu?”….”Söz seni sevdiğim her an yanımda olacak” Çayların gelmesiyle tekrar yanıma oturmuştu. Fotoğraf çekmek için telefonu mu çıkarmıştım. “Fotoğraf çekeceğim anı kalsın sanada atıyorum belki arada bakarsın”

*****ADANIN ANLATIMIYLA******

Hilalin aramasını kapattıktan sonra elbise seçmek için dolabı açmıştım. Hepsi güzeldi ama karar veremiştim bir türlü. Yarım saat elbise denedikten sonra tereyağı sarısı midi bir elbisede karar kılmıştım. Giyindikten sonra saçıma hafif dalgalı fön çekmiştim. Hazırdım geriye sadece topuklu ayakkabımı giyip çıkmak kalmıştı. Elim hızlı iyileştiği için artık rahat kullanabiliyordum. Tamamen hazır olduktan sonra çıkıp kapıyı kilitleniştim. “Etrafta karanlık ya gitmesem mi, git kızım hazırlandın o kadar zaten askerler var bir şeycik olmaz” Aşağı doğru inerek Mert’in akşamları oturduğu çay bahçesine gitmeye başlamıştım. Geldiğimde Merti göremediğim için etrafa bakınmaya başlamıştım ta ki gördüklerime karşı donup kalana kadar. Elimdeki çanta yere düşmüştü, olduğum yerde donup kalmıştım beynimin karıncalandığını hissediyordum. Naz hemşirenin Merte sıkıca sarılışını izliyordum. Ne alakaydı madem Naz vardı neden bana umut vermişti? Durdukça kötü olduğumu hissetmeye başlamıştım gözlerim doluyordu boğazım düğümlenmişti sanki. Ben dolu gözlerle izlerken Mert beni fark etmişti ve fark eder etmez hızlıca gelmişti. “Ada?” Ayaklarım geri geri gidiyodu yüzümden göz yaşlarımın süzüldüğünü hissediyordum ama tutamıyordum. Ben geriye doğru gittikçe Mert daha fazla yaklaşıyordu. “Yaklaşma sakın!” Mert dinlemeden gelmeye devam ediyordu. “Ada bak düzgünce konuşalım bilmediğin şeyler var” Sabır kotam dolmaya başlamıştı “Ne konuşalım ya belli işte her şey”…….”Nazla aramızda bir şey yok hiç bir zaman olmayacakta şimdi sakinleş konuşalım”………”Sakinleşicem öyle mi! Yok ya defolup gidiyorum sakın peşimden gelme” Hızlıca yerdeki çantamı alıp yürümeye başlamıştım. Mert arkamdan geliyordu him umursamadan yürümeye devam ediyordum. “Ada konuş bağır çağır ama sessizce çekip gitme”. Yürüyüşümü hızlandırmıştım. Durmayacağımı anlayınca yanıma gelip beni kolumdan tutaran durdurmuştu. “Ada ne olur beni bir dinle lütfen” Kendini dinletmeden gitmeyeciğini biliyordum. “De ne diyeceksen gideceğim”….”Ada ben naza sarılmıyordum o kendisi sarıldı kendinde gördün zaten onunla aramızda olanlar geçmişte kaldı geleceğimde sen varsın o değil.”…..”Kendisi sarıldı öyle mi demek ki seni unutamamış kusura bakmada ben bunlara gelemem Mert ben yeterince aksiyon yaşadım benim kotam doldu kendine iyi bak” Cevap vermesine zaman tanımadan arkamı dönüp gitmiştim. Mert’i ilk gördüğüm andan beri sevmiştim ama bu tür şeyleri kaldıramazdım, bir kere sarılırken görmüştüm zaten. Eve gitmem uzun sürememişti o hırsla, gider gitmez oturup kendi kendime düşünmüştüm neler yaşadığımı. Bu sırada Mertten gelen 50+ mesaja hiç bakmamıştım.

*******HİLALİN ANLATIMIYLA********

Mert arayana kadar sohbet ederek çaylarımızı içiyorduk. “Mert arıyor pek aramaz bu saate ama”

Batuhan telefonu açıp konuşmaya başlamıştı. Konuşmasından bir gariplik olduğunu sezmiştim kapatsada sorsam diye bekliyordum. Fazla konuşmadan kapatmıştı. “Batuhan anlatsana ya ne olmuş Adaya?”….”Hani sürpriz yapacaktı ya, Nazı Merte sarılırken görmüş sonra çekmiş gitmiş mertte merak etmiş Hilal bir gidip baksın diyor, şu kızdan ne zaman kurtulacağız bilmiyorum”…..”Bugün de aynısı oldu ama Mert pas vermedi ne var bunların arasında?”….”Eskiden sevgililerdi kötü ayrıldılar ama Naz hala koşuyor peşinden neyse kalkalım da sen bak Adaya” Kalkıp köye geçmiştik Batuhan beni eve bırakmıştı. “Dikkat edin, bir şey olursa haber et mutlaka” Vedalaştıktan sonra eve girmiştim Ada oturmuş ağlayarak kahvesini içiyordu. Bende bu kızı anlamıyordum ağlarken bile kahve içiyordu. Bende yanına gidip oturmuştum. “Ada sil göz yaşlarını ya bak şişmiş gözlerin”…..”Tutamıyorum ya, ama belliydi böyle olacağı erkeklere güven olmazdı zaten”…..”Ada kesinlikle haklısın ama bence sakinleşincede konuş bence” Sinirle bana doğru dönmüştü. “Ne konuşacağım ya gitsin Nazla konuşsun o ayrıca görünce söyle ona sakın yazmasın bana” Şuan sinirli olduğu için anlamıyordu en mantıklısı siniri geçince konuşmaktı. “Şöyle yapalım o zaman sen kahveni iç sonra yat dinlen”….”Öyle yapacağım zaten buraya gelsin o kitapları kafasında paralıyacağım” Çok tatlı ağlıyordu. “Sen burada sakinleş ben dışarıdaki poşetleri içeri alacağım” Dışarıda kalan bir kaç poşeti içeri almak için dışarı çıkmıştım. Hava sisli ve pusulu bir hâl almıştı. Ben poşetleri toplamaya çalışırken bir araba gelip durmuştu. Ben kim olduklarını anlamaya çalışırken içinden Emir ve Defne inmişti. “Hoş geldiniz de hayırdır bu saatte?” İkisinin de canının biraz sıkkın olduğu belliydi. Dışarıdaki masaya oturmuştuk. Defne oflaya puflaya konuşmaya başlamıştı. “Evden kaçtım” Gözlerim her şaşırdığımdaki gibi kocaman açılmıştı. “Evden mi kaçtın!!!”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.