Telefonu düşürünce mert ne oldu der gibi bakmıştı. Şaşkınlıkla karışık öfkeden ne diyeceğimi bilememiştim. Sinirle etraftaki sandalyeleri tekmeliyordum. Nazla eskiden arkadaştık aynı lisede okumuştuk fazla samimi olmasakta dost olduğumuz bir geçmiş vardı. Düşman kör nişancıydı ama dost nereden vuracağını iyi bilirdi. Ben sinirden etrafı tekemlerken sesi duyan güvenliklerden biri gelmişti. Mert bir şeyler söyleyip göndermişti. Güvenliği gönderdikten sonra beni durdurmuştu. “Komutanım durun artık insanlar rahatsız olacak” Öfkeden deliye dönmüştüm, en çok öfkelendiğim şey bağırıp, çağırmaktan başka bir şey yapamayacak olmamdı. Beni tutmaya çalışan Merti itmiştim. “Naz yapmış lan Naz!” Mert itmemin hızıyla sendelemişti. Olduğu yerde durup kalmıştı. Duyduklarını algılamaya çalışıyor gibi bir hali vardı. Yüzündeki hayal kırıklığını açıkça görebiliyordum. “Naz mı? Naz yapmaz öyle şey” Dediğine kendi bile inanmıyordu. Nazla geçmişi vardı, hem de dolu dolu bir geçmiş. Nazı artık her ne kadar sevmese bile yaptığını bilerek konduramıyordu. “Bok yapmaz, ruh hastası lan bu kız ayrılalı 2 yıl olmuş hala kafasında bitirememiş bu zamana kadar yaptıklarını göz ardı ettik tepemize çıktı” Hızlıca eğilip yerdeki telefonumu almıştım. Komutanın yüzüne kapanmıştı, zaten karakola gideceğim için tekrar aramamıştım. Telefonu aldıktan sonra otoparka doğru yürümeye başlamıştım. Mertte arkamdan geliyordu. Sinirle geriye doğru dönmüştüm. “Sen burada kal! Ben gidip bakarım” Lafımı ikiletmeden dönüp gitmişti. Hızla arabaya bindikten sonra Nazın ifadesini öğrenmek için karakola gitmeye başlamıştım. Hala aşırı öfkeliydim, öfkemi yatıştırmak için zihnimdeki düşünceleri susturmaya çalışıyordum ama nafileydi. Aklımdan sürekli geçmişte ve şimdi yaşananlar geçiyordu. Öfkemi yatıştırmaya çalışırken daha çok kabarıyordu. Telefonumun çalmasıyla dikkatim o yöne evrilmişti. Arayan Yusuftu. “Niye açmıyorsun telefonları biz seni oraya bostan korkuluğu diye mi yolladık lan, bir boka yaramıyorsunuz ki” Ben bağırırken tepki vermiyordu. “Kusura bakmayın komutanım yoğunluktan açamadım. Ama size iyi sayılabilecek bir haberim var. Şüphelendiğimiz biri var, Naz hemşire.” Aynı şeyden bahsediyordu. “Haber etsin diye yolladığımız adam açmayınca bende komutanı aradım duydum.”……”İfadesi alındı şuanlık serbest ama görmek isterseniz diye nezarethanede bekletiyoruz” Telefonu kapattıktan 10 dakika sonra karakola varmıştım. İlk olarak ifade dosyasını incelemek istediğim içim ifade kayıtlarının bulunduğu odaya geçmiştim. İncelediğimde şaşırmamıştım açıkça olayla ilgisi olmadığını o saate orada bulunmadığından falan bahsetmişti. Nazın yapmış olabileceğinden şüpheleniyordum geçmişte yaptıklarından sonra çok olağandı. Evet geçmişte suç işlememişti ama aynı etkiyi bırakacak şeyler yapmıştı. İfade odasından çıktıktan sonra aşağıya nezarethaneye inmiştim. Naz parmaklıkların arkasında paslı sandalyelerden birinde oturuyordu. “Naz kim yaptı sence bunu bir fikrin var mı?” Oturduğu yerden yüzüme bakmadan tepkisizce “Bilmiyorum…” Demişti. Yüzüme bakamamıştı, bakacak cesareti kendinde bulamıyordu yapanın Naz olduğunu o an anlamıştım. Daha fazla bir şey demeden oradan çıkmıştım. Muhtemelen birazdan çıkarırlardı nezarethaneden. Bir kişinim ifadesi yeterli olmamıştı, ama delil bulmak için elimden geleni yapacaktım.Çarşıya geçmiştim, Hilale almayı aklımdan geçirdiğim ama bir türlü alamağım şeyi alacaktım. Adaya bir şeyler almak isteyebilir diye Merti arayıp çağırmıştım. Mert geldikten sonra civardaki kuyumculardan birine geçmiştik. “Komutanım neden kuyumcuya geldik?”…..”Yüzük alacağım Hilale” Yüzüklere göz gezdiriyordum ama pek göze gelir bir şey yoktu. Mertte kolyelere falan bakıyordu. Biraz bakındıktan sonra üstünde yıldız olan bir kolyeyi beğenip almıştı. Ben yüzüklerin hiç birini beğenmeyince başka bir kuyumcuya girmiştik, girer girmez dikkatimi mavi taşlı işlemeli bir yüzük çekmişti. Biraz inceledikten sonra beğenip almıştım. Tüm çarşının altını üstüne getirip kızlara bir sürü hediye almıştık. 1-2 saat sonra hastaneye geçmiştik. Hilalin babası hariç herkes yerli yerinde duruyordu. Yanlarına gidip selam vermiştik. “Merhaba” Hilalin annesi cevap veriyordu. “Merhaba gençler hoş geldiniz bakıyorum dolu dolu gelmişsiniz” Elimizdeki poşetlere bakıyordu. “Kızlara hediye bir kaç şey aldık” Morallerinin yerinde olduğunu fark etmiştim. “Kızlar nasıl?”….”Doktor gayet iyiler birazdan kendilerine gelirler dedi” Biz konuşurken Hilalin odasından bir hemşire çıkmıştı. “Batuhan diye biri var mı burada? “ Hemşireye doğru dönmüştüm. “Batuhan benim”…..”Hasta isminizi sayıklıyor görmek ister misiniz?” Aklımdaki her şey tüm yaşananlar sinirim her şey yok olup gitmişti, anın mutluğunu yaşıyordum. Yanlarından ayrılıp Hilalin odasına geçmiştim. Uyanmıştı gayet iyi gözüküyordu. Poşetleri odadaki koltuğun üstüne koymuştum. Fazla sarsmadan sıkıca sarılmıştım o da elinden geldiğince sarılıyordu. Kokusunu çok özlemiştim saatlerce sarılma şansım olsa hiç düşünmeden sarılırdım. “Söyleyemediğim her gün için özür dilerim seni çok seviyorum” Gülümsüyordu, gülümsemesini bile çok özlemiştim 2 gün bir ömür gibi geçmişti. “Bende seni çok seviyorum” Yüzünde garip bir ifade olmuştu. “Başım acıyor biraz, ne oldu bana ya en son kapıdaydık” Anlatıp anlatmamak aradında kalmıştım ama anlatmak zorundaydım anlatmasam bile öğrenene kadar sorardı. “Siz Adayla kapıdayken biri kafanıza vurup bayıltmış sizi”….”Ne! Nasıl olur, kim yapar?” Şimdilik Naz olduğunu söylemeyecektim. “Bilmiyoruz ama yakında öğreneceğiz sen bunları düşünme” Yatakta biraz kenara kaymıştı. “Gülüm kımıldama bir yerin acıyacak”….”Yanıma gelsene, sığmazsın ama buraya otur en azından” Benim için açtığı yere oturmadan önce koltuktaki poşetleri almıştım. “Bunlar ne?”….”Sana aldım açsana” Heyecanla açmaya başlamıştı. Karton poşetten onun için yaptırdığım gül buketini çıkarmıştı. “Biliyor musun sevdiğim şeylere dikkat etmen çok hoşuma gidiyor, eskiden gül sadece sevdiğim bir çiçekti ama artık daha anlamlı benim için” Gülümseyip alnından öpmüştüm. Hediyelerin hepsini açmıştı, sıra yüzüğe gelmişti. Cebimdeki yüzüğü çıkarıp vermiştim. “Bu ne böyle?”…..”Aç bak” Yüzüğü görünce gözleri parlamıştı. “Bu yüzük, nasıl yani”…..”Hilal ben artık bir şeyleri yoluna koymak istiyorum, sensiz bir gün bile geçirmek istemiyorum. Evet haklı olduğun konular var ama ben seni seviyorum ve seni istiyorum sonucu ne olursa olsun kararımdan da vazgeçmeyeceğim. Karşımda kim durarsa dursun senden başka kaybedecek bir şeyim yok. Bu tabi ki evlilik teklifi değil ama artık herkes bilsin istiyorum tabi sen de istersen” Kutudan yüzüğü çıkartıp takmıştı. “Benimde senden başka kaybedecek bir şeyim yok, isteyen istediğini düşünsün artık umurumda değil” Boynumdaki künyeyi çıkarmıştım. “Bu da sana ait” Bir kaç gün önce çıkardığı kolyeyi tekrar takmıştı. “Koridorda kim var ses geliyor sanki?” Dikkati kapıya evrilmişti. “Annenler geldi, Adanın annesi de burada”…..”Annemler mi geldi!” Paniklemişti. “Evet, geçenlerde geldiler” morali bozulmuştu bir anda “ Off çık işin içinden çıkabilirsen” Ne demek istediğini anlamıştım, annesinin dırdırından bahsediyordu. “Adanın babası gelmedi ama neden bilmiyorum ”…..”Adanın babası yok” Şaşırmıştım “Nasıl yok? Öldümü”….”Annesiyle babası ayrı babası belalı bir tip 2-3 kez ceza evine girdi çıktı sonra yurt dışına kaçtı şimdi ne yapıyor bilmiyoruz” Duyduklarımla bayağı şaşırmıştım beklemiyordum. “Ada annesiyle mi büyüdü yani”…..”Evet, babası pek eve gelmezdi zaten” Bi konuşurken dışarıdan bağırış sesleri geliyordu. “Batuhan ne oluyor git bak” Hızlıca dışarı çıkmıştım. Hilalin annesi Nazı yere yatırmış hem saçını çekiyor hemde vuruyordu. Adanın annesi de ayırmayıp olduğu yerden tekmeler savuruyordu. Sesi duyan Mertte odadan çıkmıştı. Mert Adanın annesini tutup kenara çekerken bende Hilalin annesini Nazın üstünden almıştım. Güvenlikler gelmişti, Nazı yerden kaldırmışlardı. “Oğlum bırak saçını başını yolucam bu yellozun!” Nazı alıp götürmüşlerdi. Çok geçmeden hastane polisi gelmişti. “Batuhan Yüzbaşı ne oluyor burada?”
Bölüm 11
11.BÖLÜM
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.