İçeriğe geç

HİLAL

Bölüm 1 · 6 dk okuma

HİLAL

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Annemin dırdırlarını ardımda bırakıp bavulumu toplamak için odama geçmiştim. Çünkü sabrım azalmaya başlamıştı neredeyse 1 aydır aynı muhabbet dönüyordu. Kıyafetlerimi toplamıştım sıra makyaj malzemesi, laptop gibi elektronik eşyaları toplamaya gelmişti. Başlarına kötü bir şey gelmesini göze alamayacağım için özenle topluyordum ta ki babam odamın kapısını çalana kadar. "Kızım müsaitsen gelebilir miyim" Elimdekileri bir kenara bırakıp gelmesi için kapıyı açmıştım. "Gel baba bende eşyalarımı topluyordum." Tavrımdan sorunun ne olduğunu anlamıştı "Demek gene aynı mesele yüzünden kavga ettiniz"....."Maalesef hep aynı mesele" Ben Hilal, Hilal Aksoy. 26 yaşındayım memur bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya geldim. Bu yüzden hep el üstünde tutuldum, ama ailemiz disiplinli olduğu için şımarık bir çocuk olarak büyümemiştim. Babam emekli Emniyet Müdürü, annem ise emekli Doktordu. Aileniz başarılı ve disiplinliyse sizde öyle olmak zorundaydınız ve ben olmuştum. 18 yaşında liseden sonra mezuna bırakmadan direkt Tıp Fakültesi kazanmıştım hem de yaşadığımız yer olan İstanbul da. 24 yaşında mezun olduktan sonra 2 yıl mezun olduğum Fakültede Hekim olarak görev yapmıştım. Ve asıl meselemiz olan yeni atama yerim çıkmıştı daha doğrusu ben seçmiştim. Yeni görev yapacağım yer Trabzon da bir köydü. Sağlık ocağında çalışacaktım. Bu seçimi kendim yapmıştım çünkü biraz kalabalıktan uzaklaşmak istiyordum. 6 yılım aşırı kalabalık bir ortamda geçmişti, dersler, sınav stresleri beni aşırı bunaltmıştı kalabalıktan uzaklaşıp biraz kafamı dinlemek istiyordum. Normal de zaten aşırı sosyal biri değildim, kendi köşeme çekilip sevdiğim aktiviteleri yapmaktan yanaydım. Çocukluk arkadaşım olan Ada benimle aynı köye Öğretmen olarak atanmıştı. İkimiz aynı anda gidecektik. "Sıkma canını ben konuşurum onunla zaten yarın uçağa bineceksiniz" Evet yarın uçağa binecektim ve annem hala inadından vazgeçmemişti. İnat olama huyum anneme çekmişti ve bunu annem dahil herkes sürekli söylüyordu. Annemin yemeğe çağırmasıyla içeri geçip masaya oturmuştuk. "Turgut ben senin bu kızına laf anlatamıyorum" Babam elindeki çatalı bırakıp konuşmaya başlamıştı. "Filiz, Hilal artık çocuk değil bırak nereyi istiyorsa orada çalışsın" Babamı desteklemek için konuşmaya başlamıştım. "Evet anne artık çocuk değilim kendi kararlarımı kendim verebilecek yaştayım. Hem biraz kafamı dinlemek istiyorum 1 yıl sonra atama tercihi olarak tekrar İstanbul u seçerim."...."Bana bak ben seni dağda bayırda bulmadım. Prensesler gibi yetiştirdim seni ben. Köye gidecekmiş kızım sen hayatında köy gördün mü acaba" Daha fazla uzatmamak için yemeğimi yiyip masadan kalkmıştım. Odama geçip yanıma alacağım tüm eşyalarımı çantalara yerleştirmiştim.

************ERTESİ GÜN************

Telefonun çalmasıyla zar zor uyanmıştım arayan adaydı. "Günaydın, uyana bildin mi" Yataktan kalkmak için doğrulmuştum. "Yok ya sen arayınca uyandım"....."Belli sesinden neyse o bu değil de büyük bir sorunumuz var."...."Gene ne oldu daha doğrusu ne yaptın"...."İstediğim kitapların hepsi sığmadı ya" Klasik adaydı büyük sorunları küçük, küçük sorunları ise büyük görürdü. Karakterlerimiz zıttı ama arkadaşlığımıza mükemmel denilebilirdi. "Bu mu büyük sorun" Gayet kendinden emin cevap veriyordu. "Evet yeterince büyük değil mi"...."Tamam ya tamam gidince alırız istediklerinden takma bu kadar" Telefonu kapattıktan sonra saatin on buçuğa geldiğini fark etmiştim. Uçak saat dörtteydi. Ama kalktım kahvaltı yaptım hazırlandım havaalanına gittim derken saat zaten dördü bulurdu. Hazırlanıp tüm işimizi bitirdikten sonra havaalanına geçmiştik. Ada ve ben uçağa binmeden önce ailelerimizle vedalaşıyorduk. “Kızım dikkat edin kendinize bizi arayın sürekli ha birde benim o köyün yakınlarındaki askeriyede eski bir Komutan arkadaşım var, sana numarasını attım sorun olursa ararsın” Annem sinirli olduğu için çok pas vermesede onunlada sarılıp vedalaşmıştım. Uçağa bindikten yaklaşık 2 saat sonra inmiştik gerçekten hayal ettiğimiz gibi muhteşem bir havası vardı. Ada ve ben sessiz sakin havası güzel yerleri seviyorduk. “Evet, yeni bir başlangıca hazır mısın bakalım bizi neler bekliyor” gülümseyerek onaylaracasına kafamı sallamıştım. Havaalanından çıktıktan sonra sıralı şekilde duran Taksilerden birine binip gideceğiniz köyün adını söylemiştik. Köy dağın yamaçlarından birindeydi bildiğimiz köy havası vardı ama havasıyla bizi mest etmişti. Taksiden indikten sonra bizi bekleyen köy muhtarı dursun amcanın yanına gitmiştik. “Hoş geldunuz doktor hanum muallime hanum” Ada da bende muhtar amca gibi gayet samimi konuşuyorduk. “Hoş bulduk”…..”Köyümüze gelen ne doktor ne muallime durmay gidey sevmeyler köy hayatini” Ada tüm açık sözlülüğüyle konuşmaya başlamıştı. “Yani kim durmak isterki bizde bir yıl sonra sıkılır gideriz” Hemen sus der gibi yüzüne bakmıştım o da sağolsun susmuştu. “Muhtar amca biz şöyle yapalım sen bize köyü tanıt en sonda kalacağımız eve gideriz” Muhtar kabul ettikten sonra bize tüm köyü gezdirmişti. Bildiğimiz dağ köyüydü ama güzel sağlık ocağı ve okulunda yerini öğrendikten sonra bizi kalacağımız eve götürmüştü. “Ha bu evde kalacaksunuz elektirik var su var ama doğal gaz yok yani soba var içme sularını da aşağıda punar var oradan alırsunuz” Ada şaşırmış şaşırmış bakıyordu. “Nasıl yani kombi yok mu?”….”Yokdur ne arasun kombi ha bide doğal gaz olmadığu için ocak için her ay tüp alacaksunuz” Bunu ben bile beklemiyorum belli ki çekeceğimiz vardı. Ortamdaki sessizlik dağılsın diye konuşmaya başlamıştım. “Olsun sorun değil halledir biz eve geçelim” Eve girdiğimizde sıradan köy eviydi ortaya soba koyulmuştu, mutfak ve salon birleşikti ve 2 tane farklı yatak odası vardı.

“Ya bir evde doğal gaz nasıl olmaz anlamıyorum ya” Ada’nın dırdırı şimdiden başlamıştı. “Harbiden ya onu bende anlamadım ama yapacak bir şey yok idare edeceğiz” Eşyaları ayak üstü dizdikten sonra soluklanmak için oturmuştuk. “Ay Hilal daha sonbahardayız ama hava soğudu sanki” havanın hafiften soğuduğunu bende fark etmiştim. “Evet soğuk gibi ben muhtarın bahsettiği yerden su alıp geleyim öyle yakmayı deneriz ben yokken sakın yakmayı deneme”….”Tamam ya beklerim” Evden çıkıp muhtarın tarif ettiği çeşmeye su almaya gitmiştim hava kararmaya başlamıştı bile bu yüzden hızlı hızlı almaya çalışıyordum. Ama dışarıda kalan bir kaç teyzenin soru yağmuruna tutulmuştum. “Kizum siz nerden geldunuz?”….”Kaç yaşindasunuz?”….”Bekarmisunuz?” Gibi soruları yanıtlayana kadar çoktan yarım saat geçmişti bile hepsini atlattıktan sonra nihayet eve gelebilmiştim. Eve girdiğimde Ada evde tesadüfen çok az kalmış olan eski suları eline boca ediyordu. “Ada napıyorsun sen ya”….”Elim yandı aşırı canım acıyor ya” Yüzüne baktığımda gözlerinin dolduğunu görebiliyordum. “Ne! Dur bakayım hemen” baktığımda ciddi bir yanık olduğunu fark etmiştim evet doktordum ama burada yapabileceğim hiç bir şey yoktu hastanede bakılması lazımdı. “Ya yarım saat tek bıraktım naptın sen”….”Sobayı yakmayı denedim” Elinin fena yandığı için kızmak istemiyordum ama tutamamıştım. “Ben sana yakma demedim mi? Neyse tamam kalk burada yapacak bir şey yok hastaneye gidelim”….”Hastene mi?”…”Evet hadi kalk” Taksinin gelmesi uzun süreceği için bizi götürür diye muhtarın evine doğru gitmeye başlamıştık. Köy meydanına kadar inmiştik bile “Of çok fena yanıyor”….”Laf dinlemiyorsun ki!” Acele acele giderken karşımızda askeri bir araba durmuştu ve içinden iki kişi inmişti. “Merhaba Ben Yüzbaşı Batuhan bir sorun mu var burada hava kararınca pek dışarı çıkılmaz ama siz yenisiniz sanırım.” Yanındaki askerde aynı ciddiyetle bakıyordu. “Evet biz yeniyiz daha bu gün geldik Kuralları pek bilmiyoruz.” Adayı süzüp konuşmaya başlamıştı. “Arkadaşınız hiç iyi durmuyor nesi var”….”Eli yandı acil hastaneye gitmemiz gerek muhtarın yanına gidiyorduk”….”Durum daha fazla ciddileşmeden sizi biz götürelim” Hepimiz hızlıca arabaya binmiştik. “Siz yeni gelen Doktor ve Öğretmen olmalısınız”…..”Evet Doktorum arkadaşımda Öğretmen daha bir kaç saat önce indik uçaktan alışmaya çalışıyoruz” Dikiz aynasından bakarak konuşuyordu. “Öğrenmeniz gereken çok şey var. Özellikle gece dışarı çıkmamak gibi”….”Yani anlamadım köy değil öi en fazla köpek falan olur”….”Uzun zamandır aradığımız ter*ristler dağlarda geziyor ve ne yapacakları belli olmaz” Kanım çekilmişti iki kız bir evde kalacaktık ve hiç güvende olmazdık. “Ne karadeniz de ne arasın ter*rist”….”Zaten karadenizli değiller burada olmaz. Farklı yerlerden saklanmak için geliyorlar.” Sessizleşince korktuğumu anlamıştı. “Korkmayın biz sürekli geliyoruz. Zaten çok nadir oluyor biz varken size bir şey olmaz.” 10-15 dakika sonra hastaneye varmıştık. Ada pansuman yaptırırken bizde koridorda bekliyorduk. Beklerken Yüzbaşının yanındaki diğer askerle yani Üsteğmen Mertle tanışma fırsatım olmuştu. İkiside fazlasıyla ciddilerdi ama iyi birilerine benziyorlardı. “Doktor Hanım size numaramı vereyim bir sorun olursa istediğiniz zaman gece gündüz fark etmeden araya bilirsiniz.” Kabul edip numarasını almıştım. “İstiyorsanız sizde verebilirsiniz sonuçta aynı yerde görev yapıyoruz görüşmemiz gerekebilir”…..”Numarama istediğiniz an ulaşabilirsiniz neden soruyorsunuz ki?”….”Evet ulaşabilirim ama bir kadının numarasını izinsiz almak bize yakışmaz”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.