İçeriğe geç

Hide and Seek

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Hide and Seek

Bölüm 4

BÖLÜM 4:"Hastane"

Damarlarımda dolaşan yakıcı ilaç yüzünden inleyerek uyandım. Etrafıma baktım. Hastane yatağı?Hastane giysisi? Neler oluyor!? Ekip yanındadır diye etrafıma baktım. Olivia hariç hepsi başındaydı ama uyuyorlardı. Ben kalkınca hemşireye seslendi ve ne olduğunu bana anlatmaya başladı.;

"Sen ordayken aniden bizde anlam veremedik. Yere düştün ve büyük ihtimalle bir şey oluyor diye hastaneye getirdik. Kolun kırılmış başka bir şey olmamış neyse ki. Annen az önce gitti. Şuan saat gece 4."

Sanırım bunlar benim için yeterli. Her şeyi anlayıp, ayılmam 15 dakika kadar sürdü. Kolumun kırılması pekte sıkıntı değil di çünkü sol kolumdu ve ben sağlağım. Annemi aramalıyım diye düşünürken Olivia telefonu bana uzattı. Annemle konuştuk, ertesi sabah taburcu oldum. Eve gelince dinlenirken aklıma takılan bir şeyi araştırdım acaba telekinezi gerçek mi?

Uyandım. Sanırım gece uyuyakalmışım. İşime yaracak bir kaç bilgi öğrendim sanırım. Annemin yanına gitmek için güçlükle yataktan kalktım. Mutfağa gidince mis gibi kahvaltı kokusunu içime çektim. Kahvaltı masasına oturup biraz neşeli biraz çökmüş bir halde "Günaydın" dedim. Benim için normal olan günlerden biriydi. Kahvaltımı yaptıktan sonra üşene üşene yetiştirmem gereken odevlerimi yapmak için odama gittim. Ödevlerimi bitirmem 1-2 saat falan sürdü. Bıkkın bir şekilde tableti elime aldığımda kapanmış olduğunu gördüm. Ekibi aramak için sabırsızlanıyordum ama şarja takıp beklemekten başka çarem yoktu. Lavaboya giderken neredeyse yıllardır bakamadığım o tabloya baktım. Bu babamın tablosu. Evet, bakmaya korktuğum için hep erteliyordum. Şimdi göz ucuyla yanlisikla bakmak kötü hissettirdi. Şu anda yanımda olmadığı için içimde garip ve buruk bir mutsuzluk var.

"Max?" arkamdan gelen ses ile irkildim. Annemdir diye geçiştirdim. Dakikalar boyunca boş boş takıldım. Sonra hem can skıntısı hem meraktan grup araması başlattım. Kolum kırık olmasına rağmen dışarı çıkmaya karar verdim. Hemen hazırlanıp çıktım. Yolda üzerime bir gariplik, sıkıntı çöktü. Sebebini anlamasam da normaldir diye düşündüm. İlk Betty gelmişti. Uzaktan görünce koşarak yanına gittim. Konuşmaya başladık. Konuşurken istemsizce hareketler yapmaya başladım. Ben yapmak istemiyordum, ama yapıyordum. Bilinçsiz ve istemsiz bir şekilde. Sonra fark ettim ki elim Betty'in boğazindaydi. Şok içinde suratıma bakiyordu. Bende aynı şekilde onun suratına bakıyordum. Elimi cekmeye çalışırken arkadan Mike'in sesi duyuldu;

"MAX!!"

"MAX NAPİYORSUN!? BİRAK KİZİ!!"

Sıçtım diye düşündüm. Bekle ama gerçekten SIÇTIM!!! Betty ani bir hareketle arkasında ki boşluk olan çimenliğe doğru baktı ve çığlık atıp kaçtı. Peşinden gittik yanina gelince sorduğu soru hepimizin kanını dondurdu;

"Arkamdan koşan siyahlı adamı gördünüz mü?!"

ŞOK.ŞOK.ŞOK. Şuan herkes-Betty hariç- Herkesin o adamı görmediğine yemin edebilirim. Betty "Gördünüz değil mi?" Dermiş gibi bize bakıyordu. Biz ise "Göz yanılması değil mi?" Diye bakıyorduk. Bir kaç dakika ölüm sessizliğinden sonra Betty'in çığlığı ile sessizlik bölündü.

"ARKANIZDA!!!!".

Arkamizi döndüğümüzde onu gördük. İBLİS LEGİON. Tam karşımızdaydi ve bize bakıyordu.

"MERHABA ÇOCUKLAR" dedikten sonra çığlığı bastım. Basmamla beraber arkaya savruldu*.

"KAÇIN!" dedim "KAÇIN!!"

*: Stranger Things'den Eleven'in sahnesinden esinlenilmiştir.

4. BÖLÜM SONU....

Bölüm sonu

1 yorum