Şarkı => the winner takes it all - ABBA
🌑🌀🎱
Şimdi ne yapmam gerektiğini zerre bilmiyordum, ellerim titriyordu. Korkunun vücudumu sarışı ve beni terk edişi sanki aynı andaydı. Sanki gerçekten şu an ölümü kabul etmiştim; sanki gerçekten bir şeylerin sonuna gelmişim gibi... Yemeği elimden geldiğince titremeden yere bıraktım. Yemek dememe bakmayın; ufak tefek haşlanmış tutek –bizdeki tatlı patatese benzeyen bir çeşit sebze–, biraz ekmek ve bir tas su... Her neyse, sonuçta bizim durumumuzdan daha iyiydi.
"Ver," dedi hırıltılı bir çocuk sesi. Yanlış duymadığıma emindim, bu kesinlikle bir çocuk sesiydi. İstemsizce kafamı kaldırıp ona baktım. Ufak tefek, cılız bir şeydi; hatta fazla küçüktü. Kafamı hızla geri indirdim. Eğer kapıdaki o görevli muhafız beni bakarken yakalasaydı kellemden olurdum. Yine de bu ufak çocuğa vicdanımın sızlamadığını söyleyemezdim. Kollarında derin, iltihaplı yaralar vardı; bu halde bırak yemek yemeyi, ellerinin yerinde durmasına şaşmak lazımdı. Gerçi belli ki o da bir Niraydı ya da ondan daha üstün bir şey... Yine de komikti; koskoca bir gezegeni yakıp yıkan Niralar, en fazla on yaşındaki bir çocuktan ölümüne korkuyorlardı.
"Sana ver dedim! O yerdeki kulaklarına da mı mühür bastılar, aptal mahlukat?"
Yutkundum. Eğilerek yemeği ona doğru ittim ve kafamı yerden kaldırmadan doğruldum. Zincirin şıngırtısı ve inlemeleri, yemek yemeye başladığını –ya da en azından bunu denediğini– söylüyordu. Dayanamadım, çenemi yine tutamadım:
"Konuşmam doğru mu bilmiyorum ama zaten yüksek ihtimalle buradan sağ çıkmayacağım ufaklık. Yardım etmemi ister misin? Kolunda ağır yaralar var ve epey zorlanıyor gibisin."
Zincir sesi duruldu. Hadi ama, şimdi mi ölecektim? Daha hazır değildim ama... Of!
"Hey ucube, senin de kolunda yara var. Aptal mısın, saf mı? İyi niyetin iğrenç."
Ergenlik dönemindeki erkek kardeşimi hatırlatıyordu; o piçi bile özlemiştim. Keşke hayatta olsaydı...
"Benimki seninki kadar kötü değil. Ayrıca biz kısa süreli de olsa koğuşlarda zincirleri çıkarabiliyoruz. Seninkine gelirsek... Kolunun kesilmediğine şükret. Zincirin paslanma evresine gelmiş, kolların kurtlanacak yakında, haberin yok."
Aptal kafam, aptal kafam! Öyle konuşulur mu? Karşımdaki de bir Niraydı. Off, of... Hep kardeşime benzettim diye oldu bunlar.
"Şunu bil ki, o iğrenç ellerinle bana yemek yedirmen çok mide bulandırıcı ama bu seferlik izin veriyorum, tamam mı ucube?"
Erkek çocukları keşke ergenliğe girmese, gerçekten çekilmez oluyorlar. Ne diyorum ben? Burası benim bildiğim o Dünya bile değil artık. Burası tamamen Niraların... Oraya, bizim olana, en içten şekilde özlem duyuyordum.
Nazikçe yanına yanaştım. Tuteki ezip kaşığa doldurdum ve yemesini sağladım. Ekmekten ufak parçalar koparıp tutekten sonra ağzına veriyordum. Sanki küçük kardeşime bakıyor gibiydim. Hayır Arnie, burada ağlayamazsin. Sorun yok, hadi işimizi bitirelim.
"Su da ver."
Yüzüne bakmadan suyunu da içirdim.
"Hey pis ucube, neden yüzüme bakmıyorsun? İğrenç gözlerin bana bakarsa yerinden mi çıkar, he?"
Kısa bir an sessizlik oldu.
"İnsanların, Niraların yüzüne doğrudan bakması yasak. Bakarsak başımız boynumuzdan alınıyor ufaklık," dedim sakince, ona biraz daha ekmek yedirirken.
"Hey, iğrenç gözlerin bana baksın diye çabalamıyorum ama benimle konuşurken yüzüme bakabilirsin. Kim senin başına dokunmaya cürret ederse onu patlatırım, hem bana da eğlence çıkar." Kıkırdadı.
"Peki ufaklık"
İstifimi bozmadan son kaşık yemeği de ona verdim ve böylece tabak bitmiş oldu.
"Gidiyor musun aptal ucube?"
Ayağa kalkarken onun oturan küçük yüzüne baktım. Bembeyaz teni, siyaha yakın lacivert saçları, yemyeşil gözleri ve ufak tefek benleri vardı. Gerçekten bir Nira olduğunu sadece görünüşüyle bile kanıtlıyordu.
"Evet efendim," diyerek kafa salladım.
Gözlerini kıstı ve sağ elinin serçe parmağını havaya kaldırdı:
"Yine geleceğine söz ver pis ucube. Yoksa başkası gelirse onu daha fena patlatırım, tamam mı?"
Gözlerimi kırpıştırıp uzattığı parmağa baktım.
"Hadi, söz ver hemen!"
Serçe parmağımı onun küçük serçe parmağına sardım. "Söz."
Tepsiyi alıp arkamı dönerken, bana hâlâ sırıtarak bakıyordu.
⭐🌑✨
Çok fazla uzamayacak bı seri o yüzden çok hızlı ilerliyoruz derseniz lütfen kusura bakmayın en fazla 24 bölüm devam edecektir. O zaman Cemo kacar olduğunuz için teşekkürlerrrr


