Akşam olduğunda kampüs çoktan boşalmaya başlamıştı.
Ben ise odanın ortasında dikilip üçüncü kez montumu düzeltiyordum.
"Defne."
Oda arkadaşım Elif yatağın üzerinde bağdaş kurmuş bana bakıyordu.
"Beş dakikadır aynı montla uğraşıyorsun."
"Abartıyorsun."
"Hiç sanmıyorum."
Gözlerimi devirdim.
Belki biraz oyalanıyordum.
Ama bunun sebebi Mert değildi.
Kesinlikle değildi.
"Bu sürüşe kimler geliyor?" diye sordum.
Elif yüzüme baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Mert geliyor."
"Onu sormadım."
"Tabii."
Yastığı ona fırlatmak istedim ama vazgeçtim.
Yarım saat sonra buluşma noktasına vardığımda motor sesleri çoktan etrafı doldurmuştu.
Sahil yolunun kenarında motorlar sıralanmıştı.
Farların ışıkları karanlığı yarıyor, denizden gelen rüzgâr tuz kokusunu taşıyordu.
Motorumu park edip kaskımı çıkardım.
Tam o sırada tanıdık bir ses duydum.
"Geç kaldın."
Başımı çevirdim.
Mert.
Her zamanki gibi siyah deri ceketi üzerindeydi.
Birkaç arkadaşıyla konuşuyordu.
Bana baktığında yüz ifadesi değişmedi.
"Üç dakika."
"Yine de geç."
"Takip mi ediyorsun beni?"
"Hayır."
"Öyleyse nereden biliyorsun?"
Kolundaki saate kısa bir bakış attı.
"Çünkü gördüm."
Ses tonu dümdüzdü.
Ne alay vardı ne de başka bir şey.
Sadece bir cevap.
"Neyse." dedim.
"O kadar merak ettiysen bir dahaki sefere kronometre tutarsın."
Arkadan birkaç kişi güldü.
Mert ise hiçbir tepki vermedi.
Sadece gözlerini kısa bir an bana çevirdi.
Sonra bakışlarını başka tarafa kaydırdı.
"O kadar vaktim yok."
"Neyse ki benim var."
"Fark ettim."
Bu kez gülen bendim.
Ama Mert'in yüzünde hâlâ en ufak bir değişiklik yoktu.
Bazen onun ne düşündüğünü anlamak imkânsızdı.
Birkaç dakika sonra herkes hazırlanmaya başladı.
Motorlar çalışıyor, sohbetler birbirine karışıyordu.
Ben kaskımı takmak üzereyken Mert'in sesi yeniden geldi.
"Çıkıyoruz."
"Hepsi bu mu?"
Kaşlarını hafifçe kaldırdı.
"Neyin?"
"Hiç."
Cevap vermedi.
Motoruna bindi.
Ben de istemsizce iç çektim.
Tam hareket edecekken bir kez daha dönüp baktı.
Ama bu bakış da yalnızca birkaç saniye sürdü.
Sonra gözlerini yola çevirdi.
Sanki ben orada yokmuşum gibi.
Sanki bütün gün birbirimize laf atan insanlar biz değilmişiz gibi.
Motorunu çalıştırdı.
Birkaç saniye sonra da grubun önünde ilerlemeye başladı.
Ben ise olduğum yerde kısa bir an kaldım.
İçimde yine o tanıdık his vardı.
Yıllardır peşimi bırakmayan o his.
Mert ne söylerse söylesin...
Ne kadar mesafeli davranırsa davransın...
Onun hakkında düşünmeyi bırakamıyordum.
Keyifli okumalarrrr>


