Sabah duyduğum ses yüzünden erken saatlerde kalkmıştım ve biraz sinirliydim. Çünkü ben kalktığımda tekrar uyuyamazdım ve benim aşırı derecede uykum vardı. Uyku meselesini boşvererek ses ile ilgilenmeye başladım. Daha uyku sersemi olduğumdan etrafa düzgünce bakmıyordum bile. Tam o sırada sesi tekrar duydum.
Bu bir baykuş sesiydi ve bana göre baykuşun tek anlamı vardı :Hogwarts Mektubu
Heyecanla doğrulduğumda uykuyu falan unutmuştum. Baykuş tam arkamda duruyordu ve tam tahmin ettiğim ve beklediğim kırmızı mühürlü Hogwarts mektubum gelmişti. Sevincime diyecek yoktu. Mektubu hemen açtım.
HOGWARTS CADILIK VE
BÜYÜCÜLÜK OKULU
Müdür:Albus Dumbledore
(Merlin Nişanı, Büyük Usta, Yüksek Cadı,
Baş Sihirbaz, Yüce Başbuğ, Uluslararası Büyücüler Konfed.)
Sayın Miss Black,
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nda yerinizin ayrılmış olduğunu size bildirmekten mutluluk duymaktayız. Gerekli kitap ve gereçlerin listesi ilişikte sunulmuştur.
Ders yılı 1 Eylül'de başlamaktadır. Baykuşunuzu 31 Temmuz'dan önce göndermenizi dileriz.
Sevgilerimizle,
Minerva McGonagall
Müdür Yardımcısı
Heyecanım tavan yapmıştı adeta. Çok mutluydum beklemeden gerekli şeylerin listesine baktım. Bir sürü şey lazımdı.
HOGWARTS CADILIK VE BÜYÜCÜLÜK OKULU
Forma
Birinci sınıf öğrencileri için gerekli eşyalar:
1.Üç takım düz iş cübbesi (Siyah)
2.Sivri uçlu düz bir gündelik şapka (Siyah)
3.Bir çift koruyucu eldiven (Ejderha derisi yada benzeri)
4.Kışlık bir pelerin (Siyah, gümüş tokalı)
Bütün öğrencilerin elbiselerinde adları yazılı künyeler olacaktır.
Ders Kitapları
Bütün öğrenciler aşağıda belirtilen kitaplardan birer tane edinecektir.
1.Sınıflar için Temel Büyüler kitabı (Miranda Goshawk)
Sihir Tarihi (Bathilda Bagshot)
Sihir Kuramı (Adalbert Waffling)
Biçim Değiştirme için İlk Adım (Emeric Switch)
Bin Bir Büyülü Ot ve Mantar (Phyllida Spore)
Sihirli Yiyecek ve İçecekler (Arsenius Jigger)
Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? (Newt Scamander)
Karanlık Güçler:Kendini Savunma El Kitabı (Quentin Trimble)
Öteki Gereçler
1 asa
1kazan(kalaylı, orta boy)
1takım cam ya da kristal şişe
1teleskop
1takım pirinç ölçek
Öğrenciler bir baykuş YA DA bir kedi YA DA bir kurbağa getirebilirler.
VELİLERİN DİKKATİNE: BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN SÜPÜRGELERİNİ KULLANMALARI YASAKTIR.
Ne kadar alınacak şeyim olduğunu fark ettiğimde yüzümü astım. O kadar altınım olduğunu zannetmiyordum. Ev cinlerinden birine seslendim. "Kreacher" Sanki benim seslenmemi bekliyormuş gibi anında içeri daldı. Biraz korksamda belli etmemeye çalıştım. "Bana mürekkep, tüy kalem ve parşömen kağıdı getir" Koşmadan ama hızlı adımlarla odadan çıktı. Bende o gelene kadar ne yazacağımı düşünmeye başladım. Çok fazla resmi olmak istemiyordum. Ben bunları düşünürken Kreacher odaya daldı.
Tüy kalemimi elime aldım ve yazmaya başladım. En son mektubum bittiğinde bana Hogwarts mektubumu getiren baykuşun ayağına bağladım. Ondan sonra yapacağım tek şey bu malzemelerin hepsini nereden alacağımı düşünmekti. Çünkü Londra'da böyle bir yer olduğunu zannetmiyordum. Kreacher odadan daha çıkmamıştı. Bu sebeple ona sormaya karar verdim.
Çatlak Kazan'dan geçip, Diagon Yolu diye bir yere gitmem lazımmış. Ben daha erken olduğunu düşünerek gitmekten vazgeçtim.
~Bir kaç hafta sonra~
"Diagon Yolu" diye seslendim ateşin içine doğru. Uzunca bir dönme yaşadım ardından zemine sert bir düşüş gerçekleştirdim. Başta düştüğüm için kendime kızsamda Diagon Yolu'nun güzelliği karşısında nutkum tutuldu. Gerçekten çok hoş bir yerdi. Hemen listemi çıkardım. Madam Malkin'in dükkanından başlayan alışverimde asayı sona bırakmaya özen gösteriyordum.
Evcil hayvan olarak gece karası bir baykuş aldım. Baykuşun dişiydi ve fazlasıyla güzeldi. Adını daha sonra koymayı planladım. Asa dükkanına girdiğimde ise başta kimse yoktu. Fakat daha sonra Bay Ollivander geldi ve asamı seçmeye başladık. İlk asa denememde Bay Ollivander'ı yere düşürmüştüm. İkincide ise masadaki kağıtlar uçuştu. Üçüncü denemede asayı denemeye kalmadan Bay Ollivander asayı elimden kaptı. Fakat dördüncü asa 'işte benim asam' diyebileceğim türdendi. Tüm alışverişi yaptıktan sonra sundae yemek üzere bir dükkana girdim. Akşama doğru hava kararmaya başlayınca eve geri dönmek zorunda olduğumu anladım ve eve geri döndüm.
***
Ben hem baykuşuma isim bulmaya çalışıyor hemde ders kitaplarımı karıştırıyordum. İçinde gerçekten çok hoş bilgiler vardı. O sırada baykuşuma koymak üzere bir isim bulmuştum. Queen. Eskiden babam, anneme kraliçem diye seslenirdi biraz oradan esinlenmiştim. Şimdi her gün sıkıntıdan patlayacaktım çünkü Hogwarts'a başlamama bir hafta kalmıştı ve ben hiç sabırlı biri değildim.
***
Tam bir hafta sonra peron 9¾ nerede sıkıntısı başlamıştı. Daha sonra hepsi turuncu kafalardan oluşan bir ailenin "muggle" ve "peron 9¾"ten bahsettiklerini duydup peşlerine takıldım. Ailenin ikizleri beni daha konuşmaya cesaretlenmeden önce fark etmişlerdi.
"Fred ,takip ediliyoruz baksana."
"Ah küçük hanım takip edilmemizin sebebi nedir acaba?"
Ben bir süre donup kaldıktan sonra cevap verebilecek hâle gelince "Ben Hogwarts Express'i arıyorum da nerede biliyor musunuz?" Diyebildim.
"Bizi izle öyleyse" dedi sağda duran.
"Yada bizimle gir"dedi diğeri.
Ben ikisini ayırmaya çalışırken ailenin en küçük oğlu olduğunu düşündüğüm çocuk bir anda duvara doğru koşmaya başladı. Ben korkuyla gözlerimi kapattığımda ikizler bana gülmeye başladılar.
"Ne diye gülüyorsunuz siz?" Hiddetle sormuştum sorumu.
"Niye olacak peron9¾'e oradan gidiliyor çünkü." İkisinde aynı anda demişti.
"Nasıl yani duvara çarparak mı?" Sesimdeki hiddetin meraka dönüştüğünü fark ettim.
"Tabiki" yine nasılsa aynı anda konuşmuşlardı.
Bu sırada anneleri olduğunu düşündüğüm kadın ikizlere doğru seslendi.
"FRED, GEORGE HADİ GEÇ KALACAKSINIZ" Sesi çok hoştu.
"Fred sen önden" dedi ikizlerin tekine.
"Anne ben George'um daha bizi bile ayıramıyorsun nasıl annesin sen?"
"Pardon George hadi git geç kalacaksın"
George giderken seslendi."Ben Fred'im"
George'da gittikten sonra bir kız çocuğuyla annesi kalmıştı.
"Ah tatlım sanırım peron 9¾'i arıyorsun."
"Şey evet." Dedim sesim biraz utangaçlık taşıyordu.
"O zaman benden önce sen git. Duvara doğru yürü ve çarpacağım diye asla korkma. Eğer korkarsan koşar adımlarlada gidebilirsin." Sesi gerçekten çok tatlıydı ve bir yerden bana tanıdık geliyordu. Koşa koşa duvara gittim. Çok yaklaşınca gözlerimi kapattım. Açtığımda peron 9¾ ve Hogwarts Express karşımdaydı.Bana yardım eden kadında gelince ona teşekkür edip boş bir kompartıman aramaya koyuldum. Beni bekleyen kimse olmadığı için tekrardan dışarı çıkmadım. Arabacı kadın geçerken üç-beş şey aldım. Aldıktan az bir süre sonra Hogwarts Express kalktı.
Heyecanımı bastıramıyordum. Genel olarak Hogwarts'a ilk defa gidecektim ve oranın nasıl bir yer olduğunu merak ediyordum. Ben yine kitaplarımı kurcalarken bir turuncu kafa daha gördüm. "Boş kompartıman kalmamış ta oturabilir miyim?" Diye sordu. Zaten yol boyunca kitap kurcalayamazdım. "Tabi ki oturabilirsin" dedim "Ben Emily, Emily Black ya sen?" "Ron Weasley" diye yanıtladı. Bir süre sessiz kaldık ve ben sessizliği bozmak amacıyla " Sende mi birinci sınıfa gidiyorsun?" Diye sordum. "Evet." Diyerek yanıtladı sorumu. Ben kuleler hakkında pek bir şey bilmiyordum. "Sence en iyi kule hangisi?" Diye sordum. "Bence Gryffindor en iyi kule. Yani benim sıralama göre. Gryffindor, Hufflepuff, Ravenclaw, Slytherin olarak sıralarım ben hep" diye yanıtladı. "Benim ailemin hepsi Gryffindor'da ve büyük ihtimalle bende o kuledeyim. Ya senin ailen?" Diye devam etti. "Babam Gryffindorluymuş annem ise Ravenclaw. Ama o ikisi dışında bütün ailem Slytherin kulesinden. Hatta bu yüzden babamı aşağılıyorlarmış. Ama o hep bir Gryffindor olmaktan gurur duydu."
Bizim konuşmamız böyle sürüp giderken kompartımana biri daha oturmak için izin istedi. Benim için ne kadar kişi olursa o kadar konuşacak şey olurdu yani benim açımdan sorun yoktu. Ron'da aynısını düşünüyor olacak ki kabul etti. Bir süre sonra çocuğun alnındaki yara izini farkettim. "Sen Harry Potter olmalısın. Ben Emily Black." Dedim ve ardından "Buda Ron Weasley." Diye ekledim. "Memnun oldum"dedi ikimizede. En az 30 dakika geçmiş olacak ki kapının önünden bir kurbağa geçti. Ardından bizim kompartımanın kapısını bir kız açıp "Buralarda bir kurbağa gördünüz mü?" Diye sordu. Hepimiz aynı anda gösterdik.
Hogwarts'a yaklaştığımızda hava çoktan kararmıştı ve biz hâlâ konuşuyorduk. Tren durduğunda duyduğumuz ses eşyalarımızı trende bırakmamızı söylüyordu. Bizde dediğini aynen yaparak trenden indik. Karşımızda kocaman birisi duruyordu. Harry ile tanışıyor gibiydiler. Daha sonra adının Rubeus Hagrid olduğunu öğrendik. Yani Ron ile ikimiz öğrendik. Hagrid birinci sınıflarla -ki o bizler oluyoruz - gölden gidecekti. Hepimiz kayıklara doluştuk. Harry, Ron, Ben ve trende gördüğümüz kız -Adı Hermione'ymiş- bir kayığa bindik. Gerçekten güzel bir yolculuktu. Ardından Hagrid'in "Birazdan Hogwarts'ı göreceğiz" demesiyle heyecanlanmaya başladım ve Hogwarts'ı gördüğümde tuttuğumu fark etmediğim nefesimi bıraktım. Hogwarts harikaydı.
---------- - - - - - - ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Selammm! Bu bölüm bu kadardı. Seveceğiniz bir hikaye olacağını umuyorum. Sevdiyseniz oylamayı, beğenmediyseniz neden beğenmediğinizi belirten bir yorum yapmayı unutmayın. Hoşçakalın.🤗
