İçeriğe geç

Her Şeyinle

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Her Şeyinle

Bölüm 1

Her Şeyinle

Merhaba. 🩵

İnciliminci olarak ilk kurgum. Kafamda bir süredir dönen bu kurguyu artık susturamadım. Ve dedim ki bunu yazıya dökmeliyim.

Umarım beğenirsiniz.

Hatalarım ve yanlışlarım olursa affola.

En çok merak ettiğim şey yorumlarınız ve düşünceleriniz. Lütfen belirtin.

Bu kurguya başlama tarihiniz?

İki insanın karşılaşması şans mıydı? Yoksa kader onların karşılaşması için çoktan hikayeyi yazmışmıydı? Aradığın insanı bulamamak umudunu yitirmeye ve onu bir daha asla bulamayacağını düşünmeye sebep oluyordu.

Belki de şu an bulamayıp yıllar sonra aradığımız o insanı bulmamızın sebepleri vardı. O insanı kaybetmemiz hikayenin bittiği anlamına gelmezdi.

Ve bence iki insanın karşılaşması asla şans değildi. Bunu çok iyi bir şekilde deneyimlemiştim. Derler ya o insanın sizin hayatınızda ki hikayesi bittiyse aynı apartmanda bile karşılaşamazsınız.

İsterseniz o apartmanın önünde nöbet tutun. O kişi o gün eve gelmez başka birinde kalırdı.

Şayet kaderin size göstermek istediği şeyler olduğunda onunla en alakasız yerde en ummadık şekilde karşılaşırdınız.

Ve kafanızda bazı uymayan taşlar çok güzel bir şekilde yerine yerleşirdi.

Bunu en iyi şekilde deneyimlemiş biri olarak söylüyordum.

Sizden tek ricam kaderin karşınıza çıkardığı gerçeklere sevdiğiniz ve sevginizi asla haketmeyen değersizler için göz yummayın.

Küçük bir inciliminci tavsiyesi…

Her neyse bunu deneyimlemesi gereken başka biri daha vardı. Hadi gelin yıllardır aradığı o insanı küçük bir sürprizle nasıl bulduğunu görelim.

15:15

Bir Mayıs günüydü. Saat akşam üzeri olmaya yaklaşmıştı.

Acar Kartal, dostu olan Göktürk Yeşilin restoranındaydı. Göktürkle çocukluğa dayanan bir dostlukları vardı. İkiside ülkenin tanınan ve önde gelen iş insanlarındandı. Ama ikiside oldukça farklı işle meşguldu. Göktürkün neredeyse ülkenin her şehrinde restoranı vardı. Yurt dışında ise İtalya ve Londra da da restoranları bulunuyordu.

Acar ise Otel ve gemi taşımacılığı işiyle meşguldü. Gemileri yurt dışından kargo getiriyordu. Onun otelleride ülkenin en lüks otellerindendi.

Onların arkadaşlığı ve anlaşma stilleri biraz garipti. Göktürk biraz sulu ve dalgasında bir insan Acar ise ketum sayılabilecek bir tipti. Acar böyle insanları etrafında çok bulundurmazdı ama Göktürk onun dostuydu, ona ne kadar kızsa da onsuz yapamazdı.

“Ulan Acar. 40 yaşına geldin hala birini bulamadın be oğlum.” Dedi Göktürk her zaman ki gülüşünü dudaklarına alarak. Bu gülüş canım sıkılıyor Acarla uğraşacağım gülüşüydü.

Türk Kahvesinden bir yudum aldı Acar. “Sen sanki buldun göt lalesi.” Her zaman ki gibi mimiksizdi.

Kaşlarını çattı Göktürk. “Ben seni bekliyorum. Yoksa oho.” Dedi sonda ki O harfini uzatarak.

Elindeki fincanı yerine koyarken konuştu Acar. “Bekleme lan beni. Siktir git evlen.”

Kafasını salladı Göktürk. “Yok büyüğümü beklemem lazım. Eskiler öyle der.”

Acar bacak bacak üstüne attı. “Sende çok dinlersin dimi eskileri.”

Arkasına gülümseyerek yaslandı Göktürk. “Dinlerim tabi. Geleneklerime sahip çıkan bir Business Man’im.”

Kahkaha atmıştı bu söze Acar. “Kıçımın İş adamı seni.” Dedi sonrasında. Onu bu şekilde güldürebilen tek insan Göktürk olabilirdi. Zaten çevresinde bu kadar samimi olduğu insan yoktu. Çevresinde çok insan vardı, her gün farklı biriyle tanışırdı. Ama sadece iş tanışmasıydı.

Göktürkün yüzü hızla düştü. “Kırılıyorum ama he.” Dedi sonrasında.

Ardından yanlarına yaklaşan bir adamdı. Acarın gözleri hızla adama döndü.

“Rahatsız ediyorum kusura bakmayın.” Diyen Restoranın müdürü Orhan beydi. Sonrasında devam etti. “Göktürk bey bir hanım efendi geldi iş görüşmesi için.”

Göktürk adama döndü. “Görüşün o zaman Orhan bey. O konularla siz ilgileniyorsunuz ya.” Dedi sonrasında.

Acar telefonunu çıkarıp mesajları kontrol etmeye başladı.

Orhan bey ellerini önünde birleştirdi. “Doğru efendim. Ama size danışmadan görüşmek istemedim.”

Adamı dinlerken kahvesinden bir yudum aldı Göktürk.

Konuşmaya devam etti Orhan bey. “Hanımefendi hamile.”

Acar gözlerini telefondan çekip hızla adama doğru baktı.

“Bu durumda çalışması doğru olur mu bilemedik. Hem kendi sağlığı açısından hem de işe yetişebilmek açışından.”

Masaya dirseklerini koydu Göktürk. Bu durumda ne yapacağını bilemedi. Hamile bir kadını çalıştırmak doğru olur muydu bilemedi.

Acar ise bir elinde telefonunu tutuyor diğer eliyle ise çenesiyle oynuyordu. Hamile bir kadının çalışması ona da doğru gelmemişti.

Ama tabi ki isteyen çalışabilirdi kimse kimseye engel olamazdı.

Sonrasında toparlandı. Bir saat sonra önemli bir görüşmesi vardı. Ona yetişmesi lazımdı. Ayaklandı ve masanın üzerindeki araba anahtarını aldı.

“Hadi benim gitmem lazım.” Dedi sonrasında.

Göktürkte ayaklandığında Orhan bey onları izliyordu. “Dursaydın biraz daha akşam yemeği yerdik.”

“Yok.” Dedi elini uzatırken. Göktürkün omzuna vurdu hafifçe. “Önemli bi görüşmem var. Yemeği onlarla yiyeceğim.”

Kafa salladı Göktürk. “Bende bi şu kadınla görüşeyim. Belki farklı bir durum vardır.” Dedi.

“Aynen.” Diyerek onayladı Acar.

Sonrasında ise çıkışa doğru yürümeye başladılar. Orhan bey de onların peşinden gidiyordu. Acar ve Göktürk tam anlamıyla dağ gibi adamlardı. Orhan bey yanlarında biraz küçük kalmıştı. Arkalarından baktığında koca omuzlar görüyordu bu manzara her seferinde moralini bozuyor spora tekrar sıkı sıkı çalışmaya başlamasına neden oluyordu. Ama sonrasında üşenip gene bırakıyordu.

Kapıya yaklaştıklarında kapının sol tarafında ki kadına gitti gözleri. Arkası dönüktü yüzünü görememişti. Göktürkün yurt dışından özel olarak getirttiği saçma tablolara bakıyordu.

Kadın diğer tabloya döndüğünde hafif yüzünü görmüştü. Ama gözleri hızla belirgin olmaya başlamış olan karnına gitmişti. Sonrasında hızla önüne döndü.

Göktürk arkadaşını uğurladı. Ve Orhan beye döndü. Ne yapacağını oda bilmiyordu. Derin bir nefes aldı ve kadına doğru ilerlemeye başladı.

Acar ise restorandan çıktığında hala o kadını düşünüyordu.

‘Bir insan hamile eşini neden çalıştırır ki?’

‘İhtiyaçları olabilir. Eşi tek maaşla yetişemiyordur belki?”

‘Gece gündüz çalışırım gene de hemile eşimi çalıştırmam.’

‘Belki kendisi çalışmak istedi?’

Hızla kafasını salladı. Düşünceleri bir bir attı zihninden. “Sanane mal. İnsanlar istediğini yapar.” Kendisine öfkelenerek arabaya bindi. Çok yanlış düşünceler içine girdiği için kendi kendine öfkelendi.

Kontağı çalıştırıp istikametine doğru yola çıktı.

Son🩵

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.