Gözlerimi açtığımda hastane odası gibi bir yerdeyim vücudum sanki felç olmuştu hissedemiyordum. Hareket etmeye çalıştığımda ellerimin ve ayaklarımın bağlı olduğunu farkettim ve birilerinin gelmesini bekledim. Yaklaşık 20dk olmasına rağmen kimseyi göremiyince:
"Heyyy!Kimse yokmu burda? Bakar mısınız"diye bağırdıktan sonra içeriye bir doktor ve beni almaya gelen o iki kız vardı. Kızladan biri:
"Merhaba Hira buraya ellerini ve ayaklarını çozmeye geldim sakin ol sana zarar vermiycez "dedikten sonra çözmeye başladığında mümkün olduğunca az göz teması kurmaya çalıştım. Doktor kadınlara işaret ederek onları odadan çıkarttıktan sonra yatağın önünde duran sandalyeyi alıp yanıma oturdu:
"Merhaba Hira öcelikle benim adım Kemal. Şu an aklım eminimki çok karışık ama merak etme hepsinin bir açıklamsı var . Önce burda olmamdan basdelim ;Ailem bize senin delirdiğini ve gerçek olmayan hayali şeyler gördüğün hakkında bir ihbarda bulundu seni almaya geldiğimizde ise kriz geçirdiğin için sana öyle bi müdahalede bulunduk. Evet şimdi diyeceksin ben kriz geçirmedim sadece gitmek istemedim fakat senin gibi kriz geçiren insanlar bunun farkında olmazlar hatta bazıları olan yaptığı hareketleri , söylediği sözleri bile hatırlamazlar bunların üstüne senin hastalığın olan"
"Bir dakika bir dakika birincisi ben o an ne dediğimi ne yaptığımı ve onların neden yaptığımın bilincindeydim ikincisi benim bir hastalığım yok benim gördüğüm tek bir şey var o da Violbenim hayali arkadaşım onu da ben ne zaman istersem hayal edip öyle konuşuyorum. Umarım kendimi anlatabilmişimdir aynı zmanda benim yerime ailemi buraya getirseydinkz daha büyük sorunları olduğunu anlıycaktınız ki zaten onların sorunları yüzünden ben bu haldeyim ya zaten."
"Eee peki Hira şu an bu konuyu konuşmayalım demek ki daha hazır değilsin gitmek önce şunu da söyleyeyim uzun bir süre hastanede tedavi olucaksın sen şimdi toparlan birazdan görevli gelip seni odana götürecek . Görüşmek üzre Hira kendine iyi bak...
Görevliyle birlikte koridorda ilerlerken olduğumuz katın tabelasına göz gezdirdikten nurasının 14-20 yaş insanların olduğu bir kat olduğunu anlamam uzun sürnedi. O sırada görevli:
"Buradaki hastalar daha çok anksiyete ve depresyon gibi hastalıklarka mücadele ediyorlar yani aman aman bir hastalığı olan yok korkma... Birazdan akşam yemeği yenilecek sende odana iyice baktıktan sonra yemeğe gidersin ve bugün okullardan gelen gönüllü öğrenciler sizinle bir araya gelip etkinlik yapıcak kar yani kısacası sosyalleşmek amaçlı diyebiliriz uğramayı unutma."dedikten sonra tamam dercesine kafamı sallayıp yürümeye devam ettim.
Gerçekten burası hayal ettiğimden garip bir yerdi iyi hissetmiyordum ama kötü de sanırım alışmam lazım...
Görevli 9 numaralı odanın kapısında durup:
"Evvet odana geldik artık ben gidiyorum sende rahatına bak görüşmek üzre"diyip el salladı ben de ona el sallayarak kapımı kapatıp odada göz gezdirdim. Duvardaki boya soğuk bir maviydi baktıkça üşüyordum sanki. Kapının yanında olan yatağımın üstünde valizim vardı içine koydular acaba gerçi düşünmeye gerek yok beni hatırlatan her şeyi benle birlikte göndermişlerdir. Hemen karşımda duran camı açıp temiz bir hava aldım burası şehirden uzaktaydı penceremden sadece ağaçlar gözüküyordu ama yine de evimden çok huzur veriyordu burası...
Eşyalarımı yerleştirdikten sonra üstümdeki hasta kıyafetlerini çıkartıp siyah bir eşofmanla lacivert bir sweat giyi yemek yemeye dışarı çıkmıştım. Yemekhane bir alay kattaydı biz 4. kattaydık benimle birlikte bı iki kişi daha inmişti . Yemekhaneye geldiğimizde erkeklerin mavi kızların ise pembe ünarfoma giydiğini farkettim sanırım bunlar öğrencilerdi onlara göz gezdirdikten sonra yemğimi almaya sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde yemeğin yanında içmemiz için hepimize farklı ilaçlar vermişlerdi . Onu asla içmiycekdim. Boş bir masa bulduktan sonra tam yemeğe başlıyacakken tam karşimdaki masada kumral dakgalı saçlı, ela gözlü bir çocuk vardı. Gözlerinin biride iki tane siyah nokta vardı ayrı bir dünya gibiydi gözleri aynı penceremi açtığımda karşılaştığım ağaçların manzarası gibiydi. Gözleri etrafta dolaşırken bir anda beni buldu ve bana gülümsedi hiç utnmamıştım ona karşı aksine çok yakın hissetmiştim ve karşılık vererek bende Inna gülümsemiştim ve yemeğimi alıp onun masasına doğru yürüdüm:
"Oturabilir miyim?"
"Olur tabi otur"
"Ee bu arada benim adım Hira "diyip elimi uzattım
""Benim adım Mert memnum oldum Hira "diyip elimi tutmuştu bir anda sıcakladığımı hissettim elleri sanki bir pamuktan yumuşaktı ellerinin sıcaklığı sanırsam kalbimide ısıtıyordu çünkü biraz daha fazla atarsa yerinden çıkıcaktı .
Bende kafamı sallayarak memnum olduğumu belirtip yemegımden bir kaşık aldıktan sonra :
"Sen bizim ekiptenmisin yüzün tanıdık gelmedi de?"sorusuyla dönüp kalmıştım onun gönüllü öğrencilerden olduğunu farkedememiştim. Onunla tanışırken değil fakat şuan çok itanmıştım ve ağzımı silerek:
"Hayır ben sizden değilim ben buraya yeni geldim yani hasta olarak"
"Ya çok geçmiş olsun. Peki hastalığın nedir?"
"Önemli bir şey değil ya boşver ."diyip hızlıca yemeğimi yemeye başladım ...
ikimizin de yemeği bittikten sonra :
"Birazdan etkinlik olucak ama buradki hastalardan sadece üç kişi katıldı sen de bize katılmak ister misin?"
"Çok katılmak isterdim fakat dedim ya bugün geldim ve çok yorgunum zaten bildiğim kadarıyla yarın da buradasınız belki yarın olanlara katılırım"
"Olur tabi haklısın. Neyse birazdan başlayacak etkinlik hazırlıklara bayıycaz sana iyi akşamlar görüşürüz
"İyi akşamkar görüşürüs deyip ilcıma yöneldim ağzıma atıp suyumu içtikten sonten ilacı yutmamaya çalışarak hızlıca tepsiyi bırakıp odaya ilerledim. Odaya girdiğim gibi tuvalete giderek ilacı klozete atıp sifonu çekmiştim. Bugün gerçekten çok yorulmuştum kendimi yatağa attığım an istemsizce Mert'in gözleri aklıma geliyordu onun o gülüşü nedense hiç gitmiyordu bir dakika bana ne oluyordu yataktan doğrulup iki elimlede yanaklarıma vurup:
"Aşık mı oluyordum"diyip şaşkınlıkla öylece durmuştum. Neden bu kadar heyecanlanmıştım bunda kötü bı şey yoktu sadece ilk defa böyle hissediyordum , ilk defa istemsizce bu kadar gülümsüyordum, ilk defa kalbimdeki mutluluktan yerimde duramıyordum evet ilk defa. Evden kurtulmak için çözüm yolu olarak bulduğum bu hastane sanırım artık benim hayatım olucaktı...
Mert'in dilinden
Etkinlik bittikten sonra otobüsle evlerimize gidiyorduk. Arkadaki tekli koltukta baş8mı cama yaslamış müzik dinliyordum. Birden aklıma Hira geldi gerçekten hiç çekinmeden yanıma gelip benimle tanışması yani ben böyle bir şey yapamazdım. Hatta onu görünce heyecandan yerlemiş sıcaklamıştım acaba elimi tutarken bunu hissetmişmiydi. Hira bana çok benziyordu oda benim gibi kumraldı kahverengi dalgalı saçları vardı kemerli burnu, yüzüne göre tam oturmuş dudakları vardı. Gözleri kahverengi gözleri bana göre ayrı bir gezegendi, göz bebekleri gülüseyince sanki içinde ayrı ayrı yıldızlar varmış gibi gösteriyordu. Ama ne kadar gülerse gülsün gözlerinin içinde bir buruklu vardı zaten kim bilir neden buraya gelmiştionu daha hiç tanımıyordumki...
Eve geldiğimde annemgil uyuyordu sessizce odama geçip penceremi açıp dışarıyı izlemeye başladım. Yanımızdaki ağaçlar kesilmişti ve çimenler koparılmıştı burası bana Hira'nın gözlerini hatırlatmıştı . Uzaktan bakınca sanki kahverengi bir göze benziyor ama içine girince o burukluğu bitmişliği ve yıkılmışlığı görüyordum keşke onu daha yakından tanıyabilsem dur bir daki bir dakika noluya lan bana oturmuş ne düşünüyorum ama bunda ne var ki ? Ben ne zaman oturup bir kızın gözlerini bu derece düşünmüştüm hiç bir zaman . Yatağa oturup iki elimlede yanaklarıma vurup:
"Aşık mı oluyordum?"




