"Ben deli değilim"
Eve döndüğümüzde Ayla'nın anne ve babama bir şey söylemediğini farkettim çünkü eğer çocukluğumda olan bu şeyin hala devam ettiğini düşünürlerse beni hastaneye atıp kaçarlardı. Sahi zaten artık sıkılmıştım bu olanlardan, sevgisizliklerinden, benden kaçmalarından, beni istememelerinden.
Ayla'nın yapamadığını yapıcaktım böylece istedikleri olucaktı, benden kurtulucaklardı. Ben böyle olsun istemezdim yani aklımda hemen gitmek yoktu yine de onlarla vakit geçirmek isterdim ama bize de gitmek düştü. Ben mutlu olamasam da en azından artık onlar olucaktı. Of ne saçmalıyorsam. Onlar istemiyorlar beni. Pişman olurlar inşallah bi günde bu yaptıklarına işte o zaman beni ararlar.
Eve varmıştık ve onlara her şeyi söyleyip bu evden defolup gidicektim. Arabadan inip önden giderek eve ilk ben girmiştim, hemen salona girip:
"Anne sizinle kohuşmam gerek gelirmisiniz?"diyip koltuğa oturmuştum.
"Tabi kızım geliyoruz."diyip ikiside heyecanlı bir şekilde karşıma oturup beni beklediler. Gözleimi ikisinin üzerinde gezdirdikten sonra derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.
"Anladığım kadarıyla Ayla sizinle biz konuştuktan sonra konuşmamış."dedim ve cevap vermelerini bekledim. Sonrasînda birbirlerine bakıp bir şeyler dedikten sonra babam konuştu:
"Siz konuştuktan sonra Ayla Hanım bize sadece seni kendi haline bırakmamızı ve mümkün olduğunca çok vakit geçirip eğlenmemiz gerektiğini söyledi."
"Ama bazı şeyleri atlmış. Ben beni size ne kadar kendimi sevdirmeye çalışsamda kendimi sevdiremediğim ve beni o yaşımda sanki annesiz ve babasız büyüttüğünüz günden beri gerçek olmayan bir hayali arkadaş edindim ama sizin bundan haberiniz yoktu çünkü zaten sizin bir çocuğunuz olduğundan da haberiniz yoktu o günlerde. Sizin tek derdiniz canınız o yüzden beni sürekli sorguluyorsunuz niye çünkü ben ***** delirip size zaar vericeğiki zannediyorsunuz. Farkımda mısınız asıl delirmiş olan sizsiniz."dedim ve koşarak odama gittim. Bunları nasıl dile getirdiğimi hatırlamıyorum ama şu an nerdeyse heyecandan ölmek üzereydim. Bir kaç dakika sonra aşağıda bir ayaklanma olduğunu hissediyordum. Akabinde kapım hızlıca açıldı ve annem odaya bir vakizle girip bana tek kelime etmeden eşyalarımı toplamaya başladı. Ne olduğunu anlıyordum ama bu kadarını beklemiyordum.
"Ne oluyor anne."dedim korkmuş gibi yaparak.
"Bir şey olduğu yok birazdan bir araba gelicek seni alıcak ve gôtürúcek korkmana gerek yok kızım çünkü bu senin iyiliğin için."dedi ve elime hırkamı vererek kolumdan tutup aşağı indirdi. Birkaç dakika sonra kapının önünde bur araba durdu ve içinden 2 görevli ellerinde ismini bilmediğim aletlerle eve girdiler.
"Noluyor siz kimsiniz?"dedim geriye adım atarak.
"Merak etme annecim dedim ya kötü bir şey yok seni götürecekler. "
"Niye? Nereye götürüyorlar beni?"
"Merak etme senin iyiliğin için geldik şimdi kollarını uzatır mısın?"
"Hayır ya dokunma bana."
"Hadi kızım zorluk çıkartma görevlilere uzat kollarını."dediğinde hepsi birlik olup kollarımı k beyaz kıyafete uzattıklarında bedenimi hareket ettiremedim ve o cümleyi söyledim:
"Ben deli değilim."bu kelime bizi daha çok deli yapardı değil mi.
Görevlilere karşı daha çok direndiģim için en sonunda yanındaki kadın beni bırakıp elindeki iğneyi koluma sapladı tam o sırada her yerim uyuşmuştu görüntüler bulanıklaşıyordu sanırım ölüyordum ya da ben òyle hissediyordum...
Gözlerimi açtığımda hastane odası gibi bir yerdeydim. Vücudumu sanki felç oluşmasına hissetmiyordum. Hareket etmeye çalıştığımda ellerimin ve ayaklarımın bağlı olduğunu farkettim ve birilerinin gelmesinj bekledim. Yaklaşık 20 dakika olmasına rağmen kimseyi göremeyince:
"Heyyy! Kimse yok mu? Bakar mısınız?"diye bağırdım. Zaten ardından içeriye bir doktor ve beni almaya gelen o iki kız vardı.Kızladan biri:
"Merhaba Hira buraya ellerini ve ayaklarını çozmeye geldim sakin ol sana zarar vermiycez "dedikten sonra çözmeye başladığında mümkün olduğunca az göz teması kurmaya çalıştım. Doktor kadınlara işaret ederek onları odadan çıkarttıktan sonra yatağın önünde duran sandalyeyi alıp yanıma oturdu:
"Merhaba Hira öcelikle benim adım Kemal. Şu an aklım eminimki çok karışık ama merak etme hepsinin bir açıklamsı var . Önce burda olmamdan basdelim ;Ailem bize senin delirdiğini ve gerçek olmayan hayali şeyler gördüğün hakkında bir ihbarda bulundu seni almaya geldiğimizde ise kriz geçirdiğin için sana öyle bi müdahalede bulunduk. Evet şimdi diyeceksin ben kriz geçirmedim sadece gitmek istemedim fakat senin gibi kriz geçiren insanlar bunun farkında olmazlar hatta bazıları olan yaptığı hareketleri , söylediği sözleri bile hatırlamazlar bunların üstüne senin hastalığın olan"
"Bir dakika bir dakika birincisi ben o an ne dediğimi ne yaptığımı ve onların neden yaptığımın bilincindeydim ikincisi benim bir hastalığım yok benim gördüğüm tek bir şey var o da Violets benim hayali arkadaşım onu da ben ne zaman istersem hayal edip öyle konuşuyorum. Umarım kendimi anlatabilmişimdir aynı zamanda benim yerime ailemi buraya getirseydiniz daha büyük sorunları olduğunu anlaycaktınız ki zaten onların sorunları yüzünden ben bu haldeyim ya zaten."
"Eee peki Hira şu an bu konuyu konuşmayalım demek ki daha hazır değilsin gitmek önce şunu da söyleyeyim uzun bir süre hastanede tedavi olucaksın sen şimdi toparlan birazdan görevli gelip seni odana götürecek . Görüşmek üzre Hira kendine iyi bak...
Görevliyle birlikte koridorda ilerlerken olduğumuz katın tabelasına göz gezdirdikten nurasının 14-20 yaş insanların olduğu bir kat olduğunu anlamam uzun sürmedi. O sırada görevli:
"Buradaki hastalar daha çok anksiyete ve depresyon gibi hastalıklarla mücadele ediyorlar yani aman aman bir hastalığı olan yok korkma... Birazdan akşam yemeği yenilecek sende odana iyice baktıktan sonra yemeğe gidersin ve bugün okullardan gelen gönüllü öğrenciler sizinle bir araya gelip etkinlik yapacaklar yani kısacası sosyalleşmek amaçlı diyebiliriz uğramayı unutma."dedikten sonra tamam dercesine kafamı sallayıp yürümeye devam ettim.
Gerçekten burası hayal ettiğimden garip bir yerdi iyi hissetmiyordum ama kötü de sanırım alışmam lazım...
Görevli 9 numaralı odanın kapısında durup:
"Evvet odana geldik artık ben gidiyorum sende rahatına bak görüşmek üzre"diyip el salladı ben de ona el sallayarak kapımı kapatıp odada göz gezdirdim. Duvardaki boya soğuk bir maviydi baktıkça üşüyordum sanki. Kapının yanında olan yatağımın üstünde valizim vardı içine ne koydular acaba gerçi düşünmeye gerek yok beni hatırlatan her şeyi benle birlikte göndermişlerdir. Hemen karşımda duran camı açıp temiz bir hava aldım burası şehirden uzaktaydı penceremden sadece ağaçlar gözüküyordu ama yine de evimden çok huzur veriyordu burası...
Eşyalarımı yerleştirdikten sonra üstümdeki hasta kıyafetlerini çıkartıp siyah bir eşofmanla lacivert bir sweat giyip yemek yemeye dışarı çıkmıştım. Yemekhane bir alt kattaydı biz 4. kattaydık benimle birlikte bir iki kişi daha inmişti . Yemekhaneye geldiğimizde erkeklerin mavi kızların ise pembe ünüforma giydiğini farkettim sanırım bunlar gönüllü öğrencilerdi onlara göz gezdirdikten sonra yemeğimi almaya sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde yemeğin yanında içmemiz için hepimize farklı ilaçlar vermişlerdi . Onu asla içmeyecekdim. Boş bir masa bulduktan sonra tam yemeğe başlıyacakken karşımdaki masada kumral siyah ve dağınık saçlı, eladan biraz daha koyu renkte gözlü bir çocuk vardı. Gözlerinin birinde iki tane siyah nokta vardı ayrı bir dünya gibiydi gözleri aynı penceremi açtığımda karşılaştığım ağaçların manzarası gibiydi. Gözleri etrafta dolaşırken bir anda beni buldu ve bana gülümsedi hiç utanmamıştım ona karşı aksine çok yakın hissetmiştim ve karşılık vererek bende ona gülümsemiştim -nerden geliyordu bu cesaret-ve yemeğimi alıp onun masasına doğru yürüdüm:
"Oturabilir miyim?"
"Olur tabi otur"
"Ee bu arada benim adım Hira "diyip elimi uzattım
"Benim adım Mert memnum oldum Hira "diyip elimi tutmuştu bir anda sıcakladığımı hissettim elleri sanki bir kaya gibi sertti ellerinin sıcaklığı sanırsam kalbimide ısıtıyordu çünkü biraz daha fazla atarsa yerinden çıkıcaktı .
Bende kafamı sallayarak memnum olduğumu belirtip yemeğimdem bir kaşık aldım.
"Sen bizim ekiptenmisin yüzün tanıdık gelmedi de?"sorusuyla dönüp kalmıştım onun gönüllü öğrencilerden olduğunu farkedememiştim. Onunla tanışırken değil fakat şuan çok utanmıştım ve ağzımı silerek:
"Hayır ben sizden değilim ben buraya bugün geldim yani hasta olarak"
"Ya çok geçmiş olsun. Peki hastalığın nedir?"
"Önemli bir şey değil ya boşver ."diyip hızlıca yemeğimi yemeye başladım.
İkimizinde sessiz bir şekilde yemeğimizi bitirdikten sonra Mert artık kalkıcaktı sanırım.
"Birazdan etkinlik olucak ama buradaki hastalardan sadece üç kişi katıldı sen de bize katılmak ister misin?"
"Çok katılmak isterdim fakat dedim ya bugün geldim ve çok yorgunum zaten bildiğim kadarıyla yarın da buradasınız belki yarın olanlara katılırım"
"Olur tabi haklısın. Neyse birazdan başlayacak etkinlik hazırlıklara başlıyacağız sana iyi akşamlar görüşürüz.”
"İyi akşamkar görüşürüz deyip ilacıma yöneldim ağzıma atıp suyumu içtikten sonra ilacı yutmamaya çalışarak hızlıca tepsiyi bırakıp odaya ilerledim. Odaya girdiğim gibi tuvalete giderek ilacı klozete atıp sifonu çekmiştim. Bugün gerçekten çok yorulmuştum kendimi yatağa attığım an istemsizce Mert'in gözleri aklıma geliyordu. Ayağa kalkıp kendime gelmek için başımı iki yana sallayarak:
"Kendine gel Hira "diyip şaşkınlıkla öylece durmuştum. Neden bu kadar heyecanlanmıştım bunda kötü bir şey yoktu sadece ilk defa böyle hissediyordum, ilk defa istemsizce bu kadar gülümsüyordum, sanırım sadece ilk defa sosyalleşip samimiyet kurduğum içindir evet ilk defa. Evden kurtulmak için çözüm yolu olarak bu
lduğum bu hastane sanırım artık bende bir etki yaratmaya başlamıştı ...