İçeriğe geç

HER ŞEY BİR ÜNİVERSİTEDE BAŞLADI

Bölüm 1 · 2 dk okuma

HER ŞEY BİR ÜNİVERSİTEDE BAŞLADI

Bölüm 1

AYNI KOKU, FARKLI ŞEHİR

Her şeyin başladığı o yaz, sokaktaki yaşlı çınar ağacının altında birbirimize bir söz vermiştik. On iki yaşındaydık.

Deniz benden iki yaş büyüktü; çocukken bile korumacı tavırlarıyla beni her şeyden sakınır, saçlarıma sahilden topladığı küçük deniz kabuklarını dizerdi. Birbirimizin her şeyiydik. Fakat hayat, çocukların verdiği sözleri pek umursamazdı. Araya giren o uçsuz bucaksız mesafeler ve taşınma kamyonunun çıkardığı hırçın ses, çocukluğumuzu ansızın ikiye bölmüştü.İlk zamanlar yollarımız ayrıldığı için içimiz çok acımıştı.

Gitgide uzaklaşan o siluetinin ardından günlerce ağladığımı hatırlıyordum. Zamanla ikimiz de kendi hayatlarımıza bakmak zorunda kaldık. Arada bir, özellikle yağmurlu gecelerde birbirimizi aklımıza getiriyorduk ama yine de üzerinde durmuyor, sanki o büyük bağ hiç kopmamış gibi sessizce hayatımıza devam ediyorduk. Belli etmiyorduk.

Yıllar sonra, o çocukluk anılarının buruk ağırlığıyla bambaşka bir şehre, üniversite kampüsüne adım attığımda içimde sadece yepyeni bir başlangıcın heyecanı vardı. 1.70 boyumla kalabalığın arasında kaybolmamaya çalışarak, kafeteryanın önündeki o insan selini yara yara ilerlerken, aniden sert bir rüzgar esti. Kampüsün yapay kokularını saniyeler içinde silip süpüren bir rüzgardı bu.Ve tam o anda, o kokuyu aldım.Zaman birden yavaşladı.

Adımlarım beton zemine çakıldı. Ciğerlerime dolan bu koku; mahallemizin, o eski çınar ağacının altının ve en önemlisi... küçüklüğümün kokusuydu. Kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpmaya başladı. Hızla arkamı döndüm, bal rengi gözlerimi kalabalığa diktim.

Birkaç metre ötemde, elinde kalın bir ders kitabıyla dikilen, neredeyse 1.90 boylarında, geniş omuzlu ve fazlasıyla karizmatik bir beyefendi duruyordu. Hafif sarı saçları rüzgarda dağılıyor, keskin yüz hatları onu çevresindeki herkesten ayırıyordu. O kadar değişmiş, o kadar harika bir adama dönüşmüştü ki ilk birkaç saniye zihnim bana oyun oynuyor sandım; dolgun dudaklarımı şaşkınlıkla araladım ama onu hemen tanıyamadım.

Benim hafızamdaki o çocuk, karşımda bir heykel gibi duruyordu.Ancak o da hissetmiş gibi kafasını çevirip o ismi gibi deniz gözlerini doğrudan gözlerimin içine baktığında, o hafif maviye kaçan hırçın gözleri gördüm. Yıllar sonra yollarımız yeniden kesişmişti. İkimizi de içine çekecek o sırlar ve maceralarla dolu fırtınanın ilk dalgası tam şu an kıyıya vuruyordu.

Bölüm sonu

5 yorum