İçeriğe geç

HER ŞEY BİR KÂBUS

Bölüm 21 · 2 dk okuma

HER ŞEY BİR KÂBUS

Bölüm 21

21. BÖLÜM - DEJAVU

Sabahın dondurucu sisi madenci kulübesinin pencerelerine vururken, Joel ve Ellie çantalarını son kez kontrol edip kapıya yöneldiler. Joel tüfeğini omzuna astı, Ellie ise yayını sıkıca kavradı. Ancak tam Joel elini kapının paslı koluna uzatmışken, Ellie anında onun bileğini yakaladı. Gözleri pörtlemiş, vücudu bir yay gibi gerilmişti.

İçindeki o amansız dejavu hissi, beyninin içinde bir alarm gibi çalıyordu. İlk hayatında David’in adamları onu tam da bu kulübede kıstırmış, Joel içeride yaralı yatarken Ellie onları atıyla peşine takıp uzaklaştırmaya çalışmıştı. Şimdi Joel sağlamdı ama dışarıdaki o tekinsiz sessizlik, avcıların yine geldiğinin kanıtıydı. David, dün ormanda bıraktığı o akıllı kızın peşini bu kadar kolay bırakmamıştı.

"Joel," diye fısıldadı Ellie, sesini milim bile yükseltmeden. "Dışarıda birileri var. Çok yakınlar."

Joel anında çömeldi, kapının kenarındaki kırık tahta parçasının arasından dışarıya göz attı. Karın üzerinde yavaşça ilerleyen en az altı silahlı siluet vardı. Kulübenin etrafını sarıyorlardı. Tam o sırada, pencerelerin hemen altından iki adamın boğuk fısıldaşmaları ahşap duvarların arasından içeri sızdı.

"Lider o kızı canlı istiyor," diyordu adamlardan biri, sesinde sabırsız bir tonla. "O akıllı küçük sürtük dün James’e silah doğrulttu. David onun kasaba için özel olduğunu söylüyor. Yanındaki adamı indirin, kızı paketleyin."

Joel’ın gözleri öfkeden deliye döndü. Bakışlarını Ellie’ye çevirdi. "Senin peşindeler," diye fısıldadı adam, dişlerini sıkarak. "Dün karşılaştığın o herif... burayı bulmuş."

Ellie soğukkanlılıkla başını salladı. Korkmuyordu çünkü bu sahneyi zaten yaşamıştı. Tek fark, bu kez Joel’ın arkasında bir enkaz olarak yatıp ölümü beklememesiydi. "Biliyorum," dedi Ellie. "Ama bizi bu dar kulübede sıkıştırmalarına izin veremeyiz. İçeri dalarlarsa çapraz ateşte kalırız."

"Plan şu," dedi Joel, gözlerinde o eski, amansız kaçakçının vahşi parıltısıyla. "Arka pencereden çıkıyoruz. Ben onları sol taraftaki kayalıklara doğru çekeceğim. Sen sağdaki yoğun çam ağaçlarının arasına sızıp arkalarından dolanacaksın. Onları iki ateş arasında bırakacağız."

"Tamam," dedi Ellie. Ancak kaderin o görünmez bağları, geçmişi ne kadar değiştirirse değiştirsin, bazı ana hatları birebir taklit etmekte kararlıydı.

Arka pencereden sessizce karların üzerine süzüldükleri an, kulübenin köşesindeki gözcü onları fark etti. "Buradalar!" diye bağırdı adam, elindeki pompalı tüfekle ateş açarak. Kurşunlar ahşap duvarda patlarken, Joel anında adamı tabancasıyla alnından vurdu.

Ancak bu sesle birlikte tüm haydutlar o yöne doğru mermi yağdırmaya başladı. Kar fırtınasının ortasında ortalık bir anda cehenneme döndü. Joel, Ellie’yi korumak için öne atılıp ateş açarken, yukarıdaki yamaçtan kopan büyük bir kar ve kaya kütlesi çatışmanın gürültüsüyle harekete geçti.

Küçük çaplı bir çığ, tam ikisinin ortasına, patika yolun üzerine büyük bir hızla çöktü.

Kaya ve kar yığınları saniyeler içinde aralarında aşılmaz bir duvar oluşturduğunda, Ellie kendini sağ taraftaki dik yamacın aşağısında, yoğun ormanlık alanda buldu. Joel ise çığın diğer tarafında, kayalıkların tepesinde kalmıştı. Tıpkı ilk hayatındaki gibi... Bir sebep yüzünden yine Joel’dan ayrılmış, bu beyaz cehennemde tek başına kalmıştı. Tek bir büyük, muazzam fark vardı: Joel’ın karnında bir demir çubuk yoktu, sapasağlamdı ve silah sesleri çığın arkasından gürlemeye devam ediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.