Gözümü hafifçe aralamama rağmen ışık gözümü yaktı. Bu ışık sadece pencereden nasıl gelirdi ki? Gözümü biraz daha açtığımda buranın tavanının olmadığını fark ettim. Ayrıca.. NEDEN BİR SAMANDA YATIYORDUM? Nerede olduğumu bilmesemde burası epey güzel ormanlık ve çiftlik karışımı bir alandı. Açıkçası biraz gerilmiştim çünkü tanıdık hiçbir şey yoktu. Samandan kalkıp biraz yürüdüm. 5-10 dakika yürüyüşden sonra burnuma tanıdık bir koku geldi… Evet bu koku Ahmet'in gazıydı. Kokuyu bir köpek misali takip ettim. Şimdi hatırlamaya başlamıştım. Dün gece özel jette Ahmet bana Mükremingorgondan bahsederken korkudan baygınlık geçirdiğimi hatırlıyordum. Ahmet'in anlattığına göre Mükremingorgonlar, Labubu Land adına bizim dünyamıza paralel ancak tam tersine çok daha karanlık olan bir evrenden gelmişler. Belli başlı tipli insanları yiyerek besleniyorlarmış. Fakat maalesef ki Ahmet'te bunların özelliğini bilmiyormuş. Giderek gaz kokusu yoğunlaşıyordu demek ki yaklaşmıştım. Ayrıca yaklaştıkça Sıla'nın, "Abem daha büyük yaprek yok meydu bunu takmuşen?" sesleri geliyordu. Bunu Ahmet'e söylemiyordu değil mi? Ahmet niye yaprak taksın ki? Bir yandanda çok cılız bir kız sesi daha geliyordu. "Geçen sevgilim odunumu taşımadı hemen ayrıldım neymiş efendim prensesmişim zart zort. Ne boş yapıyosun sen ya?!" Ne garip bir muhabbetti bu Tanrı aşkına? Biraz daha ilerledikten sonra kaslı Ahmet'im görüş açıma girdi. Koşup boynuna atladım. 2-3 saniye ona sarıldıktan sonra- ONA 2-3 SANİYE BOYUNCA SARILMIŞTIM! Hemen geri çekildim; "Şey.. b-ben üzgünüm korktuğu-m için s- sarıldım k-kusura b-bakma lüt…" "Yorma kendini sorun değil. Bende seni biriyle tanıştırıcaktım işte bu Mert." Galiba diğer cılız sesli kız gitmişti çünkü Sıla ve Ben hariç bir kız yoktu. Mert denen çocuğa selam verdim; "Selam Mert ben Feride tanıştığımıza memnun oldum." "Selam güzellik bende memnun oldum." Mert'in sesini duyunca o cılız kız sesinin ona ait olduğunu anladım. Oldukça uzun boylu iri ve erkeksi olmasına rağmen ona bu ses sanki BİRAZ uyumsuzdu. Tam o sırada bana öpücük atınca güldüm ve bende ona karşılık verip hayali bir şekilde öpücüğünü cebime koymuş gibi yaptım. Tam bu sırada aklıma gelen harikulade fikirle olduğum yerde kalakaldım. Ahmet'i kıskandırmak.... "Yakışıklı senii." Bunu söyledikten sonra kafamı aşağıya indirip alev alev yanan ela gözlere baktım. Ona baktığımı gördüğü gibi konuşmaya daldı. "ÇIKAR O ÖPÜCÜĞÜ CEBİNDEN!" "Ahmet abartma sadece arkadaşım." "Kızım utanmasanız öpüşceksiniz!" Tam bu sırada osuruk sesi ve hemen arkasından gelen o koku ortamı daha da geriyordu. "Seni ne kadar alakadar eder Ahmet?" "Çok alakadar eder!" "Etmez." "EDER FERİDE" Aniden ortamda Sigma Boy şarkısı çalmaya başlayınca neye uğradığımı şaşırmıştım. Sıla müziği açıp Ahmet'e güneş gözlüğü ve deri ceket getirdi. Sıla araya girdi. "Abemin bena koydeğu kurallaren en önemlisi. Kevga varken enu güçlu hisseterecek şeyler yapmek." Kafamı yana çevirip Mert'e baktığımda iki elini birleştirip o tiz sesiyle çığlık atıyordu. Gözlerim dolmuştu sinir hastalığın yüzünden fazla sinirlenince böyle oluyordum. Ahmet bana ezikler gibi bakıyordu. Mert çığlık atmayı bırakıp dedikoduyu yetiştirmek için diğer arkadaşlarına gitti. Sıla ise acır gözlerle bakıyordu. İyice gerilmiştim o tanıdık koku bile beni sakinleştiremiyordu. Koşar adımlarla uzaklaştım. Ahmet arkamdan seslendi "İyi gitde Mükremingorgonlar seni yesin" onu bir gram bile takmıyarak koştum. Ormanın derinliklerine gitmeyi düşünüyordum. Fakat yürü yürü nereye kadar? 10 metre yürümek bile benim bacaklarıma ağrılar sokmuştu. Amazon kabilesi köyünden ormanın derinliklerine uzun bir yol vardı. Kenarda masum masum bisiklet süren 7-8 yaşlarında minnoş iki çocuk vardı. Bir erkek vardı birde kız. Aklıma bir fikir geldi bende bisiklet sürebilirdim. "Erkek çocuk gel sana şeker vereyim!" Diye bağırdım ve enayi çocuk, bisikleti bırakıp buraya doğru koşmaya başladı. Tam yanıma geldiğinde ona nah çekip bisiklete bindim. Çok şükür 4 tekerlekliydi 2 tekerlek bilmiyordum. Arkama dönüp baktığımda çocuk çığlık atarak ağlıyordu. Umursamadan sürmeye devam ettim. Yaklaşık yarım saattir bisiklet sürüyordum ve çok yorulmuştum. Ormandan sesler geldi ama şuan onu düşünebilecek halde değildim. Sesler gittikçe yakınlaştı çalı sesleri, ayak sesleri derken, karşımda o enayinin yanındaki küçük kız var fakat hemen arkasında...... DİŞİ BİR MÜKREMİNGORGON ! (Dişi mükremingorgon'un resmi aşağıdaki gibidir.) Bölüm bu kadardııııı bir sonraki bölümde görüşmek üzereeeee 💋


