İçeriğe geç

Her Aile Özel Değildir

Bölüm 13 · 2 dk okuma

Her Aile Özel Değildir

Bölüm 13

Bilinmeyen numara.

“Ayaklarım” dedim zor çıkan sesimle Mert ve teyzem bakışlarını hızlıca yatağın alt tarafına döndürdüğünde yatağın altında hareket eden kabartıyla karşılaştılar. Mert hızla üstümdeki yorganı açtı “Parmaklarımı hareket ettirebiliyorum.” dedim mutluluk göz yaşlarımın arasında. İkisi birden sarılmak için üstüne atladıklarında “Durun boğuluyorum.” diye bağırdım gülerek. Benden ayrıldıklarında ilk konuşan teyzem oldu “Hadi çabuk kalkın kahvaltı yapalım. Sonra da doktora gideriz." diyerek kapıya yöneldi. Teyzem odadan çıktığı anda Mert boynuma gömüldü. "Çok güzel kokuyorsun." diyince gülerek "Teşekkür ederim beyefendi." diye karşılık verdim. Beyefendi lafından sonra başını kaldırıp "Beyefendi mi?" dedi. Kafamı sallayarak karşılık verdiğimde "Görürsün beyefendiyi." diyerek beni gıdıklamaya başladı. Deli gibi kahkaha atıyordum ve bu onun hoşuna gidiyordu. Bir süre sonra beni bıraktı ama ben gülmeye devam ediyordum. Sustuğumda Mert'in beni izlediğini farkettim. "Neden öyle bakıyorsun?" dedim utanarak. "Dünyanın en güzel manzarası var karşımda nasıl bakmam." diye karşılık verdi sırıtarak. "Ayrıca utanınca çok tatlı oluyorsun." diye devam etti cümlesine. "Hadi kalk teyzem dövecek bizi." diyerek konuyu değiştirdiğimde üstümden atlayıp yataktan kalktı ve tekerlekli sandalyeye oturmama yardım etti. Birlikte teyzemin yanına gittiğimizde teyzem çoktan sofrayı hazırlamaya başlamıştı. Biz de ona yardım edip kısa sürede sofrayı hazırladık.

Yemeğimizi yedikten sonra hazırlanıp hastaneye gitmek üzere yola çıktık.

Doktor beni kontrol ettikten sonra bacaklarıma his geldiğini ancak bir rehabilitasyon merkezine gitmediğim sürece düzelemeyeceğimi söyledi. Kaslarımı çalıştırmama yardımcı olacak bir kaç ilaç yazdıktan sonra doktorun odasından çıkıp eve doğru yol aldık. Teyzem bizi eve bıraktıktan sonra iş aramak üzere şehir merkezine gitti. Mert dış kapıyı kapatırken ben de oturma odasına doğru tekerleklerimi çevirmeye başladım. Mert de üstünü çıkardıktan sonra bana yardımcı olarak daha kısa sürede oturma odasına varmamı sağladı. Beni koltuğun karşısında durdurduktan sonra tam karşıma oturdu ve saçımı dağıttı. Ona sinirli sinirli bakarken ufak bir kahkaha atıp "Sadece utanınca değil sinirlenince de çok tatlı oluyorsun" dediğinde vücudunun her yerini çimdiklemeye başladım. Mert hâlâ kahkahalarla gülüyordu. Sol baldırını çimdiklemeye başladığımda Mert'in kahkahası kesildi ve dudaklarının arasından hafif bir inilti çıktı. Hemen elimi çekip endişelerle Mert'e baktığımda bir sorun olmadığını sadece dokunduğum yerde ufak bir kesim olduğunu söyledi. Israrla yaranın nasıl olduğunu olduğunu sorsam da cevap alamayınca oflayarak arkama yaslandım.

Ertesi günlerde rehabilitasyon merkezine gitmeye başladım ve doktorların dediği her şeyi yapmaya özen gösteriyordum. Yaklaşık 1 ay sonra topallayarak da olsa yürümeye başlamıştım. Üçümüz birlikte teyzemin evinde yaşıyorduk ve şaşılacak şekilde her şey yolundaydı. O güne kadar..

Her sabah olduğu gibi yine hep birlikte kahvaltı hazırlarken teyzemin telefonu titremeye başladı. Kayıtlı olmayan bir numaranın aradığını gördüğümüzde teyzem "Allah Allah kim ki bu?" diyerek telefonu açmaya gitti. "Alo." diye telefonu açtıktan sonra telefonun ucundan tanıdık bir erkek sesi duyuldu. Fazlasıyla aşina olduğum sesin kimin olduğunu ve ne dediğini anlayamamıştım. Ancak teyzemin "Ne saçmalıyorsun sen? Asla olmayacak öyle bir şey." diye bağırmasıyla tüm hücrelerimin titrediğini hissettim. Telefon teyzemin elinden düştüğünde duyduğumuz cümleyle hepimiz kaskatı kesilmiştik..

Bölüm sonu

1 yorum