İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 8 · 4 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 8

7. Bölüm: Korku

Yıl 2017 -> Olaylar olmadan uzun zaman önce.

"Fırat!"diye telaşla merdivenden inerek uykulu bir halde yanına geldim. "Müge yok. Müge nerede?"dediğimde kaşlarını çatarak bana baktı. "Nasıl yok odasında oyun oynuyordu. Az önce baktım. El kadar çocuk nereye gidecek Dilan? Odasındadır. Baktın mı?"diye telaşla ayaklandı.

"Baktım. Odasında yok, senin odanda yok, mutfakta yok. Lavaboya bile baktım yok. Terastada yok. Gördüğüm üzere bahçede de yok Fırat."diye elim ayağıma dolaşmış şekilde tedirginlik bürüdü bedenimi. "Tamam bakarız şimdi etrafa. Siteden kenara çıkamaz. Görevli var. Merak etme."dediğinde benimle birlikte evden çıktı. Site çıkışına geldiğimizde Müge'nin site görevlisi ile kavga ettiğini gördük. Derin bir nefes verdim rahatlayarak.

"Müge!"diye bağırdığımda koşarak yanına gittim. Çömelip hızla kendime çekip sarıldım. "Ablam niye haber vermeden çıkıyorsun? Korkuttun bizi. Çok korktum senin için. Kayboldun sandım Müge'm. Bir daha böyle birşey yapmak yok. Söz mü?"

"Özüy diyeyim. Saydece pastaneden senin için pasta bakmak istedim."dediğinde şaşkınlıkla yüzüne baktım. "Benim için mi? Neden?"diye sorduğumda hemen cevapladı. "Yayın doğum günün ya hani. Onun için abimle konuşmuştuk. Bende eyken bakmak istedim. Koykuttuysam özüy diyeyim."dedi Müge. R harflerini söyleyemiyordu. Bu yüzden kelimeleri çok komik ve tatlı söylüyordu. İnsan kızamıyordu. "Birlikte alırız. Yeter ki sen evden haber vermeden bizsiz hiç bir yere gitme. Tamam mı? Anlaştık mı?"dediğimde cevapladı. "Tamam. Aynaştık."

Yıl 2020 -> Hastanede.

Üzerimi değişip Fırat ile birlikte odama çıkacağım zaman Efsun'un lavabodan odanın önüne geldiğini gördüm. "Sen niye Müge'nin yanında değilsin bakalım?"diye kolundan yakalayıp durdurdum. "Bir dakikalığına ayrıldım yanından. Lavaboya da birlikte mi girelim kuzen Allah aşkına?"diye isyan etti. "Kızı ben sana emanet ettim. Gerekirse gir."dediğimde üçümüz birlikte odaya girdiğimizde odada kimse yoktu! Odada Müge'ni görmeyi beklerken kimse yoktu!

"Ben ne demiştim?!"diye dönüp bir adım Efsun'un üzerine doğru adım attım. "Ya yemin ederim az önce buradaydı. Vallaha buradaydı ya!"diye korkuyla sırtı duvarla çarpışana kadar geri adımlar attı. "Ben sana o kızı emanet ettim. Ben sana o kızın kılına zarar gelirse hipokrat yeminimi ezer senide gebertirim dedim mi demedim mi?!"diye bir kez daha bağırdım. "Dedin kuzen ama vallaha suçum yok az önce yeminle buradaydı."dediğinde bir adım daha atacaktım ki kolumdan tutup kendine doğru çeken Fırat'a baktım kaşlarım çatık şaşkınlıkla.

"Kavganın sırası değil. Müge kayıp. Sinirli olması gereken benim. Ben öfkelendiğimde ne olduğunu en iyi sen biliyorsun. Asabımla oynamayın benim. Kardeşimi bulamazsam o zaman görürsün sen!"diye korkutucu, öldürücü bir bakış attı Fırat Efsun'a. Fırat odadan çıktığında ilk ben ardımdan ise Efsun gelmişti.

Bir kaç dakika sonra.

"Nerdesin be inci çiçeğim nerde?!" hastane çıkışına doğru geldiğimizde üçümüzdende bir haber yoktu. Bu gün 17 Ocaktı. Tekrar mı? Hayır ya. Of Müge'm ya yapma bunu!

Fırat'ın yüzüne baktım. Oda aynı eş zamanda bana baktı. "Yine mi gitti dersin?"diye sorduğunda, "Kesinlikle derim." dediğimde kafasını salladı. Efsun da bizle gelecekti ama azarladığım için sormaya cesaret edemedi ve hastanede kaldı. Fırat arabaya bindiğinde ön koltuğa ben bindim. Gaza yüklenip hastane yakınında olan pastaneye gelmiştik.

Arabadan inip pastaneye doğru hızla yürüdüğümüzde ikimizinde adımları pastaneden çıkan Müge'ni görünce duraksadı. Elinde tuttuğu pastanı görünce Fırat kaşlarını çattı. Onu nasıl aldın Müge ya?!

Yanına vardığımızda bizi gördüğünde şaşırmadı. Aksine en masum ifadesine büründü kızmamamız için. "Seni eve kitlememem için bir sebep düşünüyorum Müge."diye çıkıştı Fırat hemen. Koluna vurdum 'sus' der gibi. 'ama doğru bu' der gibi baktı bana sinirle Fırat. Kınar gibi baktım ona.

"Sen bunu nasıl aldın?"diye sorduğumda abisine baktı sırıtarak. "Abimin kartıyla."dediğinde kendimi tutamadım ve kahkaha attım. "Bu çocuk büyüdüğünde başına bela olacak haberin olsun."dediğimde elimi gülmekten ağrıyan karnıma koydum. Gülmem dindiğinde Fırat'ın bakışları bende takılı kalmıştı. Kendine gelmesi için öksürdüğümde bakışlarını anında benden çekti ve Müge'ye çevirdi sinirle. "Bu konu hakkında konuşacağız seninle yaramaz çiçek." Müge abisinin dediklerini takmadan elinde tuttuğu paketli olan pastanı gücü yettiği kadar yukarı kaldırdı ve bana uzattı. "En sevdiğin Dilan abla. Çilekli ve çikolatalı."diye açıklama yaptı. Derin bir gülümseme yayıldı yüzüme. Yıllar sonra mutlu olmuştum Müge sayesinde. Gözlerim dolu verdi hemen.

"Teşekkür ederim inci çiçeğim."dediğimde elimi kafasına koyup saçlarını okşadım. Arabaya doğru koştuğunda, "Koşma Müge! Düşeceksin."dedi ki Fırat Müge yere doğru yuvarlanıverdi. Ağlayarak sızlandı. "Müge!"dediğimde pastanı Fırat'ın eline tutuşturup koşarak yanına ulaştım Müge'nin. Nede olsa doktordum. Hangi taraf olursa olsun doktordum.

"İyi misin?"

"Kolum!"diye sızlanarak ağladı Müge. "Ama ağlama. Ne demiştik?"dediğimde, "İnci Çiçekleri ağlamaz."diye ikimizde aynı anda konuştuk. "Çiçekler ağlamaz Müge'm. Elini çek kolundan şimdi."dedim ve hafifçe kaldırmaya çalıştım kolunu. İnlemesiyle zorlamadım. "Çıkmış mı?"diye sordu Fırat. "Galiba ama ezilmişte ola bilir. Nede olsa üzerine düştü. Çıktıysa da takarız yerine. Ama burada yapmayalım. Hastaneye geçelim biz. Hadi kalk bakalım yavaşça."dediğimde sağlam kolundan tutup ayağa kaldırdım Müge'ni.

bir kaç dakika sonra.

"Geç otur bakalım sedyeye canım."dedim ve elime eldivenleri takıp yanına ulaştım. "Hafif hafif kolunu kaldıracağım. Acıyacak ama çıkıp çıkmadığını bilmeliyiz tamam mı?"dediğimde kafasını salladı. Yavaş yavaş kolunu yukarıya doğru kaldırdığımda sızlandı biraz ama çıkmadığını anladığımda kolunu geri indirdim. "Şanslısın. Çıkmamış. Ezilmiş sadece. Geçer bir kaç güne. Çok hareket edip yorma ve zorlama kolunu. Anlaştık mı Müge'm?"dediğimde, "Anlaştık."diye cevapladı. Kafamı salladım ve eldiveni çıkartıp çöpe attım. Titizlik önemliydi herkes için.

"Bir daha da habersiz çıkıp gitmek yok. Tamam mı?"

"Tamam."

"Akıllı ve yaramaz kız."diyen Fırat'a baktık ikimizde. Kıkırdadı Müge. Koşup abisine sarıldı. Kucağına aldı Fırat onu. Yanağına sulu bir öpücük kondurduğunda Müge yine mızmızlandı. Sevmiyordu çünkü. Benim gibi..

Müge, Fırat'ın kucağından inip benim yanıma ulaşdığında dizlerimin üzerine çöktüm ve bana sarılmasına izin verdim. Müge'nin kulağıma fısıldadığı kelimelerle kalbim normalden daha fazla atmaya başladı. Kalbim tekledi. Yüzüme gülümseme yayıldı.

"Abim seni hala seviyor. Resimlerini saklıyor. Hatta bazı geceler elinde uyuyup kaldığını da gördüm."

_______

İyi Okumalar. :)

❤️'e basmayı ve yorum yapmayı da unutmayın. :))

Bölüm sonu

6 yorum