Yıl 2020 -> Hastanede.
"İnci Çiçeğim.."dediğimde bana doğru koştu Müge. Eğildiğim zaman boynuma sarıldı. "Seni çok özledim!"diye sulu göz Müge başlamıştı yine. "Bende seni çok özledim İnci Çiçeğim. Çiçekler sahibine ulaştı mı?"diye sorduğumda kıkırdadı. "İnci çiçekleri çok güzeldi. Teşekkür ederim."diye konuştu. Gülümsedim. Ondan ayrılıp ayağa kalktığımda kapının pervazına yaslanıp hafif tebessümle bizi izleyen Fırat'a baktığımda ifadesi anında değişti ve dikleşip hareketlendi.
"Çalışıyor musun sen?"diye sordu Müge şaşkınlıkla. "Evet tatlım. Niye şaşırdın?"
"Bilmem. Eskiden ders okurdun kitapların yanında dolaşırdın ya. Yine okuduğunu sandım. Çalıştığını bilmiyordum ki."dediğinde gülen bu sefer bendim. "Yıllar geçti Müge'm. E doktor oldum okuyarak."diye gururla konuştum. "Doktor mu oldun sen?" diye sevinçle şakıdı Müge. Kafamı salladım gülümseyerek.
Sedyede oturan Fatma ablanı unutmuş Müge'ye odaklandığımı Fatma ablanın konuşmasıyla hatırladım. "Allah mutluluğunuzu daim etsin kızım."diyen Fatma ablaya baktım. Kafamı salladım. "Sağ ol abla."dediğimde Fatma abla suskunluğa bürünmeme sebep oldu.
"Senin kızın mı? Pardon, Sizin kızınız mı? İkinizin mi yani?"Burukça gülümsedim. Kafamı çevirip derin bakışlarıyla durgunlukla gözlerimin en içine bakan Fırat'a baktım. Gülümsediğini gördüğümde kafamı aşağı saldım ve Müge'ye baktım. Fırat'a benziyordu. Kafamı kaldırıp Fatma ablaya baktığımda oda bize bakıyordu.
"Ablasıyım."dediğimde kafasını salladı. "Beyefendiye çok benziyor. Ama sana benzemiyor kızım."diye dürüstçe açıkladı. "Abisi de ondan. Ben gerçek ablası değilim. Sözde ablayım."diyerek hafif güldüm. Bana bakan Müge'nin yanağından bir makas aldım. Başımı Müge'ye çevirdiğimde konuşmaya başladım.
"İnci çiçeğim. Sen abinle istersen kantine in, istersen de burada otur fark etmez benim için. Ben işimi bitireyim sonra hasret giderelim olur mu?"
"Olur."dediğinde Fırat'ın yanına geçip elinden tuttu. Çekiştirerek iki kişilik koltuğa geçip oturttu. Kafamı salladım ve Fatma ablanın karşısına geçip kalçamı masaya yasladım.
"Evet. Şimdi ablacım senin şikayetin neler onu söyle bakalım bana."dediğimde konuşmaya başladı. "Başım çok ağrıyor kızım. En çokta geceleri. Bulantı, kusma, bulanık görme, bazende çift görüyorum bir çok şeyi. Dengemi kaybedip bayıldığım da oldu. Kol ve bacakta bazen uyuşma oluyor. Unutkanlık da oluyor."dedi ve durdu. Bana baktı bal sarısı hareleriyle. "Bir şey rica edeceğim senden. Ayağa kalkar mısın? Ama yavaş haraketle. Aniden kalkmayın."dedim ve dediklerimi yapmasını bekledim.
Yavaş haraketlerle ayağa kalktığında gözlerini kırpıştırdı bir kaç kez. Bu hareketiyle yaslandığım yerde dikeldim ve biraz yaklaştım ona doğru. Korkarım ki düşündüğüm şey olacaktı.
Başı dönüyordu. Kafasını hafifçe yere doğru eğmesinden anlaşılıyordu. Tutunmak için bir yer aradığı an hızla elinde tutup dengede durmasını sağladım.
"Şimdi korkmak yok ve hafifçe yerine oturmaya dene tamam mı?"dediğimde benden destek alarak kalktığı yerine oturdu. Farah hızla odaya girdi. Endişeli ve telaşlıydı. "Ağır yaralı var doktor hanım."dediğinde kaşlarım çatıldı. "Fatma abla MR çekilmeni istiyorum. Umarım düşündüğüm şey değildir ama her ihtimale karşı çekilmen gerekli. Hemşire hanım sana yardımcı olacak."dedim ve devam ettim.
"Farah Fatma ablanı yalnız bırakma, yardım et ona. MR odasına al. Sonuçları masama bırakırsın."dediğimde aklıma Müge ve Fırat'ın odada olduğu geldi. Koltuklara doğru döndüğümde, bana bakan iki çift gözle karşılaştım. Şaşırmamıştım doğrusu. Onlara doğru yaklaşıp, "Büyük ihtimalle ameliyata gireceğim. Bir kaç saate anca çıkarım. Sıkılırsınız. İsterseniz çıkın dolaşın. Yakınlarda park var."diye telaşla hemen konuştum. 'Hayır' anlamında kafasını salladı Müge. Bu beni bekleyeceği anlamına geliyordu.
"Farah hastanın ismi ne?"
"Pars Ardıç. Kafes - "diyeceği an Fırat sözünü hemen kesti. "Pars mı?!"diye hızla ayağa kalkıp yanıma ulaştı. "Tanıyor musun?"dediğimde kafasını salladı hızla. "Pars benimle aynı yerde. Benim en yakın arkadaşım."diye cevapladı gözlerindeki alevi görebiliyordum.
"Kafes dövüşçüsü mü?"diye sessizce ona bakarak sadece onun duyabileceği şekilde fısıldadım."Evet."
"Hastanın durumu ne vaziyette Farah?"dedim ve hızla sorulara cevap vermesini bekledim.
"Geldiğinde bilinci kapalıydı. Ağır yaralı. Kafa, karın, kaburga kısımlarına ağır darbe alınmış. Sağ kolu çıkık, sol bacağı ezilmiş. Kaburgada kırık var. İç kanama geçirip geçirmediği bilmiyoruz."diye açıkladığında hızla odadan çıktım. Benim ardımdan Fırat da geliyordu. Hemen adımlarım durdu. Benim durmamla oda durdu. "Müge yalnız kalacak."dediğim an telefonumu çıkarıp Efsun'u aramaya başladım. "Kuzenime haber ederim."Telefonu açınca sert çıkıştım.
"Hastaneye gel hemen! Odama çık ve oradaki küçük kıza göz kulak ol. İsmi Müge. Kılına zarar gelirse hipokrat yeminimi ezer senide gebertirim Efsun!"dedim ve telefonu yüzüne kapattım.
Acile ulaştığımız zaman Fırat Pars'ın yanına geçmeye çalıştı ama hemşireler izin vermedi. "İzin verin geçsin."dediğimde hemşirelerden biri karşı çıkmaya çalıştı. "Ama doktor hanım - "
"Sana izin ver dedim!"diye bağırdığımda korkuyla geri çekildi ve Fırat'ın geçmesine izin verdi. Nabız atış hızını yokladı. İçeride yatan Pars'a baktım. Yüzü tanınmayacak haldeydi. Morarmış elmacık kemikleri, patlamış dudak ve kaş kenarı, kanamış burnu vardı.
"Ameliyathaneyi hazırlayın!"diye bağırdığımda Fırat mecburen kenara çekilmek zorunda kaldı. Hemşirelerden biri yanıma geldi. "Adnan beyi, anestezi uzmanını ve genel cerraha haber edin gelsinler. Ben ameliyata giriyorum. Haber verirsiniz."dediğimde hemşire hızla yanımdan ayrılıp haber vermeye gitti.
Bir kaç dakika sonra -> Ameliyathane.
"Hastanın kalbi durdu!"
"Hayır yapma bunu. Dayan biraz daha. Dayanmak zorundasın! Onun için dayanmak zorundasın!"diye kalp masajı yaptım ama geri dönmemişti. "Öldü artık Dilan hanım. Bırakın hemşire hanımlar ilgilensin."diyen Genel Cerrah Peder Atmaca'ydı. "Ölmedi!"diye konuştum kendi kendime. Kalp masajına devam ettim. İşe yaramıyordu. Geri dön Pars! Fırat için lütfen, hadi!
Bir kez daha kalp masajı yaptım ama nafile. Sinirlendim ve elimi yumruk yapıp tüm gücümle kalbinin üzerine yumruk geçirdim. "Geri dönsene!"diye bağırdım. "Kalbi atıyor doktor hanım! Başardınız!"diyen bir hemşirenin sesiyle sevinçle cihaza baktım. Kalp atışı normal haline dönüyordu. Başardın Pars, başardın.
Bir kaç saat sonra -> ameliyat çıkışı.
Ameliyathaneden çıktığımda derin nefes verdim rahatlamak için. Ben böyle zor ameliyat görmemiştim arkadaş!
Fırat, "İyi mi?"diye sorduğunda kafamı salladım. "Zorladı beni. Kalbi durdu. Ama zorda olsa geri dönmeyi başardı. Yoğun bakıma alınacak uyanana kadar. Yanına girmek yasak. Normal odaya geçince görürsün."dediğimde kafasını salladı bu sefer.
Ona bakmadan yanından ayrılıp gidecektim ki, seslenmesiyle adımlarım durdu.
"Dilan,"dediğinde üzerimin kanlı ve pis olmasına rağmen bir kaç adımda yanıma yaklaştı. Ne olup bittiğini anlamadım. Ne olduysa bir kaç saniyede oldu. Elini belime geçirip kendi bedenine çekti. Sımsıkı sarıldı bana. "Gerçekten Doktor olmuşsun."dediğinde sesinde gururlu bir tını vardı.
"Başardın Dilan Erdinç..."
_______
İyi okumalar. :)
❤️'e basmayı ve yorum yapmayı da unutmayın. :))
Bölüm fotoğraflarını paylaşayım sizin için.

Pars'ın ameliyatında.

Pars'ın kalp durması anı.

Geri geliş anı.

Başarı!

Dilan'ın zor anları.


Kendini tutamayıp üzerinin kanlı ve pis olmasına rağmen Dilan'a sımsıkı sarılan bir adet Fırat Erdem var karşınızda. :))



