İçeriğe geç

HEPSİ SENSİN

Bölüm 26 · 5 dk okuma

HEPSİ SENSİN

Bölüm 26

25.Bölüm: Ailem -> Final!

Yıl 2021 -> Doğumdan sonraki bir hafta. -> Dilan'dan Anlatım.

Ağlama sesi duyduğumda oflayarak yatakta oturdum. Yanımda uyuyan Fırat'a baktım. Bakma sırası bendeydi çünkü o her seferinde Savaş ağladığında kendisi uyanıyordu. Savaş'ı uyutup tekrar uyuyordu. Toplasam 3 saat anca uyumuştu.

"Oğlum ağlama bir ya. Baba uyuyor ağlama."dediğimde Fırat derin uykuya dalmış olmalıydı. Savaş kendini yırtarak ağlamıştı ama Fırat uyanmamıştı. Savaş'ı kucağıma alıp pışpışladığımda sakinleşmişti. Karnını doyurup yerine koyduğumda mışıl mışıl uykusuna devam etmişti.

Anne baba olmak gerçekten çok zordu. Savaş bir haftadır bize kan yutturuyordu. 3-4 saat uyuyabiliyorsak uyuyorduk yoksa Savaş hazretleri izin dahi vermiyordu.

Aklıma gelen şeyle gülümseme yayıldı yüzüme. "Şimdi dayında burada olaydı var ya seni ona verir uyumasına izin vermezdim, oğlum."dediğimde güldüm. Beşiğin kenarında duran pufa oturup Savaş'ı seyrettim. Bembeyaz teni, lacivertimsi göz rengi vardı. Bebeğimiz dayısının göz rengini kapmıştı. Hep kıskanırdım onu.

'Gözlerini oyup bana versene Savaş.'dediğim oluyordu. Gülüyorduk. 'Görürsün senin çocuğun benim göz rengimi kapacak.'diyordu hep. Doğru söylüyordu. Minik bebeğimiz dayısının gözünü kapmıştı.

"Yarın seni görmeye dedenler gelecek biliyor musun Savaş? Seni çok ama çok merak ediyorlar."dedim fısıltıyla. Gözleri kapalı uyuyan Savaş yüzünü buruşturup gözlerini ovdu. Şimdiden akrabaları sevmediğini belli etmişti.

Savaş daha bir haftalıktı. Erken doğmasına rağmen doktorlar küvezde iki gün tutmuşdular. Fazla tutmanın hiç bir anlamı yok diye taburcu olup çıkmıştık. Savaş 8 aylık doğmasına rağmen 9 aylık bebek gibiydi. Boyu bile insanın uzun olur mu oğlum? 55 santimetre nedir Savaş'ım ya? Babaya çekeceksin. Aslında bende kısa sayılmam yani. İdare eder işte.

Ben Savaş'ın yanında uyuyakalmıştım. Sabah uyandığımda her yanım tutulmuştu. Fırat yüz üstü yatmıştı. Savaş beşiğin içinde uyanmasına rağmen ağlamamış ve abidik gubidik sesler çıkarıyordu. Elleriyle, ayaklarıyla oynuyor, ellerine takılan eldivenleri çekiştiriyordu. Sevmiyordu evet ama buna mecburen biraz daha katlanacaktı.

Sessizce ayaklandığımda komodine uzanıp saate baktım.

09:59

Telefonu yerine bırakıp Savaş'ı kucağıma aldığımda Fırat'ın yanına geçip onuda aramıza bıraktım. Yan yatırmıştım. Yüzü Fırat'a dönüktü. Eldivenli eliyle Fırat'ın yüzüne geçirdi bir tane. Fırat tepki vermedi. İkinci kez geçirdi Savaş. Fırat tek gözünü açıp bize baktığında bir kez daha gözünü kapatıp yüzünü çevirdi.

"Oğlum rahat bırak uyuyayım. Zaten izin vermedin gece."diye şikayetlendiğinde Savaş ağlamaya başladı birden bire. Ne oldu ya?

Fırat hızla Savaş'a doğru dönüp, "Ne oldu şimdi?"diye bana baktı şaşkınlıkla. Savaş Fırat'ın sesini duyunca ağlamayı kesip çipil çipil baktı Fırat'a. "Oğlum,"diye yerinde hareketlenip yatakta oturdu Fırat. Savaş'ı kucağına aldığında değişik değişik memnun olduğunu belli eden sesler çıkardı Savaş.

"Ha derdin beni uyutmamak, uyandırmak ve seni kucağıma mı almamdı? Pes Savaş gerçekten."dediğinde güldüm. Trip atıyordu el kadar çocuğa şu an. Koluna vurduğunda, "El kadar çocuğa atar yapıyorsun şu an."dediğimde ikimizde güldük.

Varsın böyle uykusuz olalım, hatta hiç uyumayalım. Ama hep böyle mutlu olalım. En kötü derdimiz uyumaya izin vermemesi olsun buna bile razıyım.

Bir ay sonra.

"Benim oğluşum bir aylık mı olmuş? Ay yerim o ellerini."diye beni görünce hevesle ellerini yukarıya doğru kaldırdı. "Biliyor musun aşağıda sana pasta yaptılar. Benim oğluşum onu üfleyecek, büyük çocuk olacak değil mi?"dediğimde sanki anlıyormuş gibi beni sessizce dinliyordu.

Ellerinden eldivenler çıktığı için Savaş beyaz bayrak çekenler gibiydi resmen. Rahatlamış gibi. Ben ve kucağımda duran Savaşla birlikte merdivenden herkesin olduğu büyük odaya geçtiğimde Fırat Savaş'ı benden alıp pastanın yanına getirdiğinde herkes masanın etrafına toplandı. Fırat yanıma gelip kucağında duran Savaş'ı pastaya doğru yakınlaşdırdığında ben ve kendisi de yaklaştı.

"İlk ayın kutlu olsun!"diye herkes bir ağızdan söylediğinde mumları üfledik. Savaş tam elini pastaya sokacaktı ki Fırat son anda geri çekmişti. Yaramaz çocuk. Yaramaz.

"Yaramaz bebek seni, yaramaz. Dayısının kopyası."diye konuştuğumda arkadan bir ses duydum. Ruhunu mu görüyordum yoksa gerçek miydi? Arkama döndüğümde herkes benim gibi baktığım yere baktı. Gerçekti...

"Gözlerimi oyup sana vereyim mi abla?"diyen sesini duydum. Oydu. Ama bu nasıl... Nasıl olurda yaşıyordu? Nefesinin kesilme sahnelerini izledim. Nasıl olurdu bu?!

"S-Savaş..." Kekelediğimde, "Ben geldim abla."diye bana bir adım atmıştı ki geri adım atmaya yer aradım. Yanımda duran Fırat'a dönüp, "Yalnış görüyorsun de, hayal de!"diye korktum. "O zaman ikimizde delirdik diyeyim anla sen."diye şaşkınlıkla baktı Savaş'a.

Hassiktir!

Yaşıyordu!

8 yıl önce öldüğünü sandığın kardeşim şu an karşımdaydı! Yaşıyordu!

Kollarını iki yana açıp bir kaç adım atıp tam karşımda durdu. İki adımlık mesafa bırakmıştı aramızda. "Özlemedin mi beni abla?"dediğinde gözlerim dolmuştu. Hiç kimseni umursamadan kollarımı boynuna sardım. Kafasına vurdum. "Özlemez olur muyum Köpek!"dediğimde ellerini belime doladı ve sımsıkı sarıldı bana.

Ondan ayrıldığımda yüzüne okkalı bir tokat geçirdim. İnleyerek elini yanağına koydu. "Manyak mısın kızım? Ne vuruyorsun?"dediğinde sinirlendim. "Asıl sen manyak mısın? 7-8 yıl yas tuttum ben senin arkandan be! Şimdi gelmiş hiç bir şey olmamış gibi karşımda maytap geçer gibi duruyorsun!"diye öfke patlaması yaşadım.

Savaş ağladığında sesimi alçaltıp Fırat'ın kucağında duran oğluma baktım. İçli içli ağlıyordu. Korkmuştu galiba.

Aklıma gelen şeyle arkama döndüm ve masanın bir diğer tarafında ayakta bizi izleyen babama baktım. Gerildi. "Haberin vardı değil mi? Yaşadığından haberin vardı."diye bağırdım. Cevap vermedi, öylece yüzüme baktı. "Sana inanamıyorum baba! Benim halimi göre göre yaşadığını söylemedin!"diye bir kez daha bağırdım. "Size inanamıyorum ben! Arkamdan iş çevirmekte üstünüze yok! Başka var mı?!"dediğimde cevap gelmedi.

"Arkamdan başka iş çeviren varsa söylesin, damarlarını sökeceğim yerinden!"dediğimde Savaş sertçe yutkundu. Beni çok iyi tanıyordu. Yaparım dedimse yapardım. Birden bire başım döndüğünde bir kolumdan tutan Fırat, diğer kolumdan tutan Savaş'dı. "Dilan?"diyen Fırat'tı.

"İyi misin?"diyen Savaş'dı. Elimi ondan çektiğimde, "Bırak dokunma. Kızgınım ben sana. 8 yıl yaşıyor Savaş bey, ama bizim haberimiz yok. Oh ne güzel."dediğimde güldü. "Ne gülüyorsun?! Komik mi?"dediğimde, "Hiç değişmemişsin."dediğinde hala gülüyordu.

Elimi kaldırıp kafasına geçirdiğimde küfür savurdu. Ve bunun içinde bu sefer ağzına vurdum. "Benim evimde küfür yasak! Oğlumun yanında küfür hepten yasak!"diye çıkıştım. Şaşırdı. "Oğlum mu dedin?"dediğinde kafamı salladım sakinleşerek. "Adaşın."dedim. Gözleri ışıl ışıl parladı.

"Cünyur Savaş diyorsun yani."diye hevesle güldüğünde, Fırat'ın kucağında Savaş'ı kucakladı.

Ben bu aileni çok seviyordum ya! Pislik kardeşim yıllar sonra 'ölmedim ben' der gibi çıkıp geliyordu. Ve benimde sinirimi ailecek hepsi bozmaya yemin etmişti.

Ben babama ayrı kızgın ve kırgındım. İlk olarak Savaş'ın yalandan ringde öldüğünü söylemiş, ikinci olarak ise Savaş'ın yaşadığını benden saklamıştı. E ben daha bu adama kırgın, kızgın olmayayım da ne yapayım yani?

Ama her şeye rağmen ben hepsini onlar bilmeden içimde, kalbimde affetmiştim. Ben ailemi hep böyle hatırlamak istiyordum. İnişli çıkışlı hayatımızın en güzel anı oğlumuzla geçirdiğimiz anlardı.

Savaş 2 yaşına geldiğinde çirkef bir hale dönüşmüştü. Bazen benim, bazen Fırat'ın kafasını bağırarak şişiren bir çocuğumuz vardı. "Baba!"diye bağıran, o küçük bacaklarıyla yatağın ortasına çıkıp, aramıza girip zıplaması yok muydu?

Yaramaz, hiperaktiv bir çocuk olmuştu Savaş. Dayısının yeğeni işte. Savaş da küçükken böyleydi.

Kırgınlıkla, kızgınlıkla, herşeyiyle ben kabul etmiştim. Bundan sonraki hayatımızda da Ailemi hep böyle bir arada, mutlu görmek istiyordum...

____________

İyi okumalar dilerim hepinize. :)

Umarım beğenirsiniz bölümü. :))

❤️'e basmayı ve yorum da yapmayı unutmayın. :)))

Bu arada Farah ve Pars evlendi. Farah bir kız çocuğuna hamile.

Başka hikayelerde görüşmek üzere.

🖤 🖤 🖤 🖤 🖤

Bölüm sonu

1 yorum