Yıl 2020 -> Dilan'dan Anlatım.
Almayacağım alkolü aldıktan sonra pişmanlık böyle olurdu işte. Kusmaktan midem dışıma çıkmıştı resmen. "Senin neyine Absent içmek salak Dilan!"diye kendi kendime söylenerek odaya girip kiyafetimi değiştim. Hastaneye gitmeliydim. Mesai vardı bu gün.
Telefonuma gelen mesajlar ile komodine doğru yaklaşıp ekrandan mesaja baktım. Yazan Fırat'tı.
F: Günaydın, iyi misin?
F: Malum dün aldığın alkol midende duruyor mu şüphesi var bende.
D: Günaydın ve iyi değilim evet.
F: Kustun mu?
D: hı hmm.
F: Absent normal içki değil Dilan. Likör içsen tamam derdim ama Absent likörden iki üç kat ağır.
F: onu içmen intihar gibi bir şey.
D: doktorum biliyorum her halde.
F: Tamam doktorsun ama aklın çalışmıyor.
D: Ne alakası var şimdi? Hem senin işin gücün yok mu?
F: sana iyilik yapanda kabahat zaten. Ne halin varsa gör.
D: iyi rahat bırak beni.
Hastane -> Pars'ın odası.
"Kendini nasıl hissediyorsun?"diye dosyadan başımı kaldırıp yatakta oturan Pars'a baktım. "Turp gibiyim. Bir haftam doldu. Gidebilir miyim artık?"dediğinde bıktığını anlamıştım. "Çıkış işlemlerini yapabilirsiniz evet."dediğimde ayaklandı. Ters ters baktım ona. Sırıtarak bana baktı. "Hemşire hanımın numarasını alayım."dediğinde şaşkınlıkla baktım ona. "Kimden bahsediyorsun?"diye sordum çatık kaşla.
"Ya yengecim, canım benim hani senin yanında duran aynı zamanda yakın arkadaşım diye dolaşan kız varya, Farah ismi de."diye konuştu. Farah ve Pars mı? Yok artık. "Kendisinden iste. Arkadaşımın numarasını vermem. Ayrıca yengen değilim ben senin."diye çıkıştım. Heyheylerim üzerimdeydi.
"Oda olur yakında canım yengem."dediğinde göz kırparak sırıttı. "Yemin ederim hepinizi topluca tımarhaneye kapatmak gerek."dediğimde güldü. Gülmesiyle bende güldüm. Kafamı iki yana salladığımda kapı hızla açıldı ve içeri Fırat girdi.
Çatık kaslarıyla ikimiz arasında gidip geldi bakışları. "Hadi lan yürü. İşimiz var."diye konuştu Pars bir adım attığında, "Ne işi?"diye sordum.
"Ringi diyor."diye cevapladı Fırat. Konuşmaya atıldım. "Katiyen olmaz. En az iki ay ringe çıkamazsın. Çıkarsan bedenin kaldırmaz birini. Kolun ve bacağın daha düzelmedi. Bir haftaya alçı çıkmıyor Pars."diye uyardım. Omuzlarını kaldırıp indirdi.
Arkasına dönüp gidecekti ki, Fırat durdurdu. "Doktoru dinle derim. Neşteri bir yerine sokar mazallah dinle bence."dediğinde bir bana bir Fırat'a baktı. "Kaçış hiç mi yok?"diye sordu bıkkınlıkla. "Maalesef hiç yok."diye ikimizde aynı anda konuştuk Fırat'la.
Ofladı, "Tamam be izleriz bizde amma abarttınız."dediğinde dışarı çıktı. Fırat da çıkacaktı ki kolundan tutup durdurdum. "Ringe mi çıkacaksın?"diye sorduğumda kafasını salladı. "Ve sen işini yaparak burada kalacaksın. Arkamdan gelmeyeceksin."dediğinde takmadım.
"Ne zaman çıkacaksın?"
"Yarın akşam."
"Bende-"diyecektim ki konuşmama izin vermedi. "Oraya gelemezsin. Uyardım, söyledim, açıkladım her şeyi sana Dilan. Uzatma."dediğinde kafamı salladım. Canım cehenneme. Binlerce kez olursa olsun onun için oraya giderdim. Umurumda değildi hiç bir şey. Bana bir şey yapmaz, yapamazlardı.
Ring Meydanı -> Yazardan Anlatım.
Dilan burnunun dikine giderek Ring meydanına gelmişti. Tabi bundan Fırat'ın haberi bile yoktu. Olsaydı göndermenin bir yolunu bulurdu.
Dilan yine, yeni ve yeniden meydanda yerini alarak Fırat'ın maçını izliyordu. Fırat'ın karşısında bir adam vardı ama bu adam Dilan'a tanıdık geliyordu. Sanki bir kez görmüştü bu adamı. Tanıdık geliyordu ama hatırlamıyordu kim olduğunu. "Yenge hanımın beşinci gelişi galiba Erdem. Kurallardan haberin var değil mi?"diye sadece Fırat'ın duyabileceği sesle konuştu ve yalancı üzüntüyle, bakışlarıyla Dilan'ı işaret etti. Fırat kaşlarını çattı. 'ne geveliyorsun gevşek?' diye geçirdi içinden.
Adamın baktığı yere doğru baktı Fırat hemen. Her zamanki yerinde duran Dilan'a baktı öfkeyle. Başını yana yatırıp, 'ne işin var senin burada?'der gibi baktı öfke saçan gözleriyle Dilan'a. 'senin için geldim.'der gibi baktığında sanki bir birilerini gözlerinden anlıyorlardı. "Kural çiyneyen var!"diye bağırdı Fırat'ın değil de diğer adamın tarafında olan kalabalıktan biri. "Siktir!"diye bağırdı Fırat.
"Maç iptal!"diye hakem bağırdı. "Amına koyduğumun piçi!"diye küfür etti ispikleyen adama. Kafesin kapısı açıldığında Fırat, ismi Sinan olan diğer adam kafesten dışarı çıktı. Taraflar kenara çekildiğinde çember gibi ortada yer açtılar. Fırat, yanında Pars, Fırat ve Sinan'ın ortasına Dilan'ı çöp poşeti gibi ortaya itmiştiler. Dilan'ın ayağı bir birine takıldığı için Fırat'a doğru tökezleyerek atıldı. Fırat son anda Dilan'ı kollarından yakalayıp düşmesini engelledi. "Yavaş!"diye son harfi uzatarak daha da sinirlendi.
"İyi misin?"diye sordu Fırat. "Özür dilerim."diye cevap verdi Dilan. Aralarında konuşma geçmedi. Dilan yerine dönmedi. Fırat'ın solunda Pars, sağında Dilan durdu. "Kuralı çiğnedin Erdem. Kızı ya Kartal'a verirsin, ya biz zorla alırız, yada-"diyecekti ki yetkilinin sözünü bıçak gibi kesen bir ses daha oldu. O ses ki Dilan'ı koruyacak, Fırat'ı düştüğü çukurdan tutup çıkaracaktı.
"Selim, Selim, Selim. Benim kızım satılık değil! Hele ki mal hiç değil! O pis elleriniz kızıma, Fırat'a ve Pars'a bir daha dokunursa hepinizi gebertirim. Anladın mı beni Selim?!"diye konuştu Dilan'ın babası Fehmi Erdinç sinirle. Dilan'ın yüzünden gurur duyan gülümseme oluştu babasını görünce. Fırat yıllar sonra Fehmi amcasını gördüğü için şaşırmış olsa da sevinmişti.
"F-Fehmi bey."diye sesi kekeleyerek çıktı Selim beyin. "Benim kızım istediği gibi girip çıkabilir. Fırat'ın yanında mı duracak, istediği kadar durar ve istediği zamanda çekip gider. Benim eğittiğim çocuklara tek kelime edemezsiniz. Ben olduğum sürece onlara tek bir laf edilirse hepiniz tutuklanırsınız. Anladın mı beni?!"diye bağırdı Fehmi bey. "Nasıl emrederseniz."diye hiç düşünmeden cevapladı Selim bey. "Dilan, Fırat ve Pars. Düşün önüme. Konuşmamız gereken önemli bir konumuz var. Ha bu arada,"dedi ve yüzünü Sinan'a çevirdi Fehmi bey. İşaret parmağını kaldırıp Sinan'a doğru tutarak salladı. "Benim kızım hakkında ağzından tek bir laf duyarsam dilini koparır, senide köpeklere yem ederim Sinan Akçın!"diye uyardı. Sinan sertçe yutkundu. Dilan bir kez baktı yüzüne Sinan'ın. İsmi Sinan'dı ama kimdi?
Fehmi bey beklenmeyen kişiydi. Kimse geleceğini bilmiyordu ve haberleri de yoktu. Sürpriz gibi düşmüştü meydana sanki. 50 yaşını yeni doldurmuş Fehmi bey genç görünüyordu. Gençlere taş çıkarırdı resmen. Saçlarına beyazlar düşmüş adam yakışıklıydı. Üzerindeki kiyafet onu daha da çekici kılıyordu.
Dilan, Fırat ve Pars korkuyla Fehmi beyin ardından dışarıya doğru ilerledi. Ne olacağını bilmedikleri halde. Fehmi bey gerçekten mühüm konu hakkında konuşacaktı. Bu konu ki, Fırat ve Dilan'ın hayatını tamamen değiştirecekti...
_______
İyi Okumalar Dilerim :)
Sizce Fehmi Erdinç onlar ile ne konuçacak?
❤️'e basmayı ve yorum yapmayı da unutmayın. :))

