Yıl 2020!
Fırat Erdem
• 14 Kasım 1992 doğumlu.
• Yasak Kafes Dövüşçüsü.
• Zengin.
• Bir kız kardeşi var.
• Eski sevgilisi Dilan.
Dilan Erdinç
• 18 Ocak 1995 doğumlu.
• Beyin Cerrahı.
• Orta büdceli.(Fakir değil)
• Kardeşi yok. Tek çocuk.
• Eski sevgilisi Fırat.
Müge Erdem
• 8 Haziran 2012 doğumlu.
• Fırat'ın kız kardeşi.
• neşe dolu, mutlu kız.
Farah Adal
• 10 nisan 1995 doğumlu.
• hemşire(staj)
• Dilan'ın en yakın arkadaşı.
• Sevgilisi yok.
Pars Ardıç
• 29 Aralık 1992 doğumlu.
• Yasak Kafes Dövüşçüsü.
• Fırat'ın en yakın arkadaşı.
• Sevgilisi yok.
• bir erkek kardeşi vardı. 4 yıl önce ortadan kayboldu.(Daha bulunamadı. 2016 yılında kayboldu.)
Serpil Erdinç -> Dilan'ın annesi.
Fehmi Erdinç -> Dilan'ın babası.
Neslihan Erdem -> Fırat'ın annesi.
Yıl 2020.
Ben yanlış anlaşılma yüzünden beni terk eden adam yüzünden çok ağladım. 2017 yılında beni terk edip giden o adam üç yıl sonra tekrar karşıma çıkmıştı ve ben ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilmiyordum. Bazıları gibi koşup boynuna mı atlasam, yüzüne tokat mı geçirsem yoksa yüzüne bile bakmadan yoluma mı gitsem? İşte onu bende bilmiyordum. Neler yapmalıydım? Bilmiyordum. Tek bir şey biliyordum. Ben Dilan Erdinç. Fırat Erdem'i ne pahasına olursa olsun hep sevdim hepte seveceğim. Kafama koyduğumu yaparım. Bazıları belki gideceğimi sanır ama ben ona nisbet ondan vazgeçmeyi düşünmeyeceğim. İdeal bir akrep burcuydu kendisi. Karşısına dikildiğimde de o kafeste ölürdüğü insanlar gibi beni de çürütecek mi bilmek çok istiyordum.
Fırat bu. Öfke kontrolü yoktu. Esip gürler sakinleşince arkasında bıraktığı enkazı ya yoka sayardı, yada pişman olmasına rağmen başını eğmezdi.
Fırat Erdem 3 yıl önce sırf hakkımda yalan yalnış haberler çıktı diye beni terk etmişti. Onu aldattığım konusunda binlerce haber ulaşmıştı Fırat'a. Ama öyle bir şey dahi yoktu. Ben kendime ihanet ederdim ama ona etmezdim. Ben öyle bir pislik, sürtük değildim.
Belki bunu Fırat bilmiyordu ama öğrenince pişman olacağına adım gibi emindim. Fırat ile Yasak Kafes Dövüşçüsü olması üzerine kavga etmiştik. Olmasını istemiyordum. Sevmiyordum. Birisini öldürmesine, öldüresiye dövüp ebedi yara ve hasar bırakmasını hiç sevmiyordum.
Ben ki elinde neşter tutan hipokrat yemini etmiş canım pahasına her canlını koruyacağıma yemin etmişken o öldürmeye yemin etmiş gibiydi. İşte bana ters olanda buydu. Binlerce kez kavga etmemize rağmen dinlemeyen o, suçlu konumuna düşen ise bendim...
Ne desem boş, ne anlatsam hiçti onun için.
Geçen zamanda aylarca hakkında bir çok şey duydum. Ama anlam kazandırmadım. Geçen gün magazin haberlerinde sarışın bir afetle görüntülendiği haberini duydum. Bir yıkıma ayak bastım resmen. Ben zaten bir yıkımdan ibarettim.
Bir yıkım...
Bir yıkılış...
Bir enkaz....
Ve altında kalan ben...
Oradan kurtulacağımı bile bilmezken neden adım attığımı ve hatta bu yolda hafızamı bile kaybedip sonunda ne olduğunu, herkesi en önemlisi tüm bu sorunları unutup eski bene döneceğimi bilmeyerek ayak basmıştım ona doğru giden yola.
Büyük bir halt yemiş olsam bile, ona giderken her şeyi unutur öyle giderdim. Ona giderken, tüm dertlerim, sıkıntılarım çözülürdü. Doktor olan bendim ama dermanım sanki ondaymıç gibi adım atardım ona.
Hiç birşeyi bilmezken, bir çok şey bildiğini zannediyordu. Ama yanılıyordu.
Arkasında bıraktığı enkazdan haberi bile yokken bir çok şey bildiğini sanıyordu ya ne diyebilirim ki daha. Diyecek bir şeyim de yoktu zaten.
Ondan bana kalan ve gitmeden yani üç yıl önceki bir kelime sadece yıllarca aklımda dolandı. Bir şarkı sözü. Tuğkan'ın Geber şarkısı 3 yıl önce kalbime öyle oturdu ki kalkmak dahi bilmedi. Halada kalkmış değil.
Nefret dolu bakışlarla mutluluğunu izledim,
Kıskandım deli gibi
Çoğu zaman ölmeni istedim.
Nasıl böyle umursamaz bir şeytana dönüştün,
Öylece sevdiğim kadının gidişini izledim.
Aslında onun gidişini izleyen bendim. Beni kıskanan oydu. Nefret dolu bakışlar ise ondaydı. Ölüme bedel bakışlardı. Ölmek istesem yeterdi. Ölmemi istedi evet. Öfke kontrolü olmadığı için üzerime gelmeye çalıştı ama başaramadı. Ölmeme sebep kendisi olacaktı ama yapamadı, yapmadı.
Fırat'ın öfkesi hafife alınacak bir öfke değil. Hiç bir zaman da zaten olmamıştı. Esip gürledi ve çekip gitti. Arkasına bile bakmadan hemde. Belki bakar dedim ama öfkesi kalbinden baskın çıkıverdi.
Bir yıkım...
Bir enkaz...
Altında kalan bu sefer oydu...
Öfkesinin altında kalmıştı. Buda onun en büyük enkazıydı...
________
İyi okumalar dilerim...
❤️ Basmayı unurçayın.











