İçeriğe geç

HEP SENİ BEKLEDİM

Bölüm 16 · 3 dk okuma

HEP SENİ BEKLEDİM

Bölüm 16

​BÖLÜM: Maskelerin Düştüğü Akşam ve Karanlık Teklif

​Restoranın kapısından girdiğimizde, içerideki loş ışık ve fondan gelen hafif piyano sesi, plazanın o keskin kurumsallığını anında silip süpürmüştü. Murat, kapı görevlisine ismini vermeden, sanki buranın sahibiymiş gibi en kuytu, Ankara’nın ışıklarını panoramik olarak gören o masaya doğru yürüdü.

​Oturduğumuzda, üzerindeki o ağır, "yönetici" maskesini yavaşça çıkardığını hissettim. Ceketini çıkarıp arkasına astığında, kravatını da gevşetti. Artık karşımda holdingi yöneten o ulaşılmaz adam değil, sadece meraklı ve biraz da yorgun bir erkek vardı.

​"Bugün," dedi Murat, garsona sadece bir selam verip menüleri bile açmadan, "kerem'in o boşboğazlığıyla başlayan, senin o şaşkın bakışlarınla devam eden uzun bir gündü. Artık işten, kuzenimden, o bitmek bilmeyen raporlardan konuşmayalım mı?"

​"Memnuniyetle," dedim, kadehimi ona doğru uzatırken. "Ama yine de sormadan edemeyeceğim... Kerem gibi birine nasıl tahammül ediyorsun? Aramızdaki o flörtöz havayı fark etmemiş olamazsın."

​Murat hafifçe güldü; bu, içten ve biraz da alaycı bir gülüştü. "Kerem, insanların sınırlarını test etmeyi sever. Sen ise," dedi, gözlerini doğrudan benimkilerine kilitleyerek, "o sınırları nereye çizeceğini çok iyi biliyorsun."

​Yemekler geldiğinde, aramızdaki o resmiyet tamamen yok olmuştu. Ancak Murat’ın yüzündeki o rahat ifade, restoranın ortasına gelen bir telefonla aniden değişti. Telefona kısa bir bakış atıp ekranı ters çevirdi, ama o an, o buz gri gözlerdeki ifade bir anda sertleşti. Saniyeler önce benimle flört eden adam gitmiş, yerine bir savaş stratejisti gelmişti.

​"Derya," dedi, sesi o kadar alçaldı ki neredeyse duyamıyordum. "Restorana neden geldiğimizi, neden özellikle bu masayı seçtiğimizi biliyorsun değil mi?"

​Donup kaldım. "Sadece bir akşam yemeği sanıyordum."

​"Hiçbir şey sadece yemek değildir," dedi, masanın üzerinden bana doğru eğilerek. Sesi artık bir buz kütlesi kadar soğuktu. "Şirketin ana merkez sunucularına giren ve finansal akışı izleyen bir denetim yazılımı var. Senin o parlak zekanla bulduğun o açıkları, aslında ben aylar önce fark ettim. Hesaplarda devasa bir açık, daha doğrusu bir hortumlanma var."

​Nefesim kesildi. "Sencer Bey'in departmanı mı?"

​Murat başıyla onayladı, gözlerini bir an bile benden ayırmıyordu. "Bunu yapanları biliyorum ama onları tasfiye etmem için elimde yasal ve kesin bir kanıta, daha önemlisi bir 'içeriden' gelen imzaya ihtiyacım var. Sencer, senin o geçmişteki ailenin durumunu kullanarak seni bu işin günah keçisi yapmaya hazırlanıyor. Eğer hiçbir şey yapmazsan, o açıklar patladığında ilk senin kapına gelecekler."

​Kadehimdeki şarabı yavaşça masaya bıraktım. "Benden ne istiyorsun?"

​Murat, ceketinin iç cebinden küçük, simsiyah bir cihaz çıkardı ve yavaşça masanın üzerine, önüme sürdü.

​"Benimle bir anlaşma yapmanı istiyorum, Derya. Sen o sistemin içine gireceksin, Sencer’in o gizli departmanının tüm verilerini bu cihazın içine çekeceksin. Karşılığında, ailenin üzerindeki o tefeci baskısını ben bitireceğim. Senin o 'bataklık' dediğin hayattan seni tamamen, bir daha geri dönmemek üzere kurtaracağım."

​Gözlerine baktım. O an, bu yemeğin bir flört değil, bir tuzak mı yoksa tek kurtuluş yolum mu olduğunu anlamaya çalışıyordum.

​"Sadece bir çalışan olarak değil," dedi, sesi bir davet gibi ama aynı zamanda bir hüküm gibiydi. "Benim yanımda, bu imparatorluğun ortağı olarak. Sencer’i bitireceğiz, Derya. Ama bunu yaparken ellerin kirlenecek. Kabul ediyor musun?"

​Cevabım, Ankara’nın o soğuk gecesine, restorandaki o piyano sesinin arasına karıştı. O an, hayatımın en büyük riskini alırken, aynı zamanda Murat’ın dünyasının bir parçası olduğumu artık geri dönülemez bir şekilde anlamıştım.

​"Kabul ediyorum," dedim.

​Murat gülümsedi. Bu kez o çarpık, tehlikeli gülüşüyle. "Güzel," dedi. "O zaman oyun, yarın sabah resmen başlıyor."

Bölüm sonu

4 yorum