Bööö 🧟♂️🧟♀️!
Konumuz Zombilerr, iki yıldır bu konuda bir kitap yazmak istiyordum. Bugüne denk geldi. Bakalım nasıl bir başlangıç? Nasıl bir son olacak?
Size soru birgün zombi virüsü çıksa ne yapardınız? ;
Savaşırdım diyenler -1
Ne savaşması? Zombi olurdum diyenler -2
Beni mi bulucaklar aq, oturun oturduğunuz yerde diyenler -3
Net 3. Ben oturup müzik dinlerim. Onlarla mı uğraşıcam işim gücüm var.
Pistten şöyle bir ayrılıyorum, iyi okumalar.
꒷꒦︶꒷꒦︶ ๋ ࣭ ⭑꒷꒦ ꒷꒦︶꒷꒦︶ ๋ ࣭ ⭑꒷꒦ ꒷꒦︶꒷꒦︶ ๋ ࣭ ⭑꒷꒦
Şehrin sokakları bir zamanlar neşeyle dolup taşarken, şimdi sessizliğe gömülmüştü. Rüzgar, yıkık dökük binaların arasında uğursuz bir fısıltı gibi esiyor; kırık camlardan süzülen hafif ışık, karanlık sokakları daha da soğuk ve korkutucu hale getiriyordu. Beton duvarlara yapışmış eski afişler, kopmuş teller ve boş araba kabinleri, dünyanın artık eskisi gibi olmadığını fısıldıyordu.
Jungkook, titreyen elleriyle yanında taşıdığı küçük bıçağı sımsıkı kavramıştı. Her an bir zombi çıkabilir, ölüm onları bekleyebilirdi. Ama o, pes etmeyecekti. Her adımda dikkatle ilerlerken, gözleri karanlıkta bir hareket arıyordu.
“Sakin ol, Tae... sakin olmalıyız.” diye mırıldandı kendi kendine. “Birlikteyiz, birbirimize güvenmeliyiz.”
Adımlarının yankısı dışında, dünya neredeyse ölüydü. Taehyung, Jungkook’un hemen arkasında sessizce yürüyordu. Gözleri etrafı tarıyor, her köşeyi kontrol ediyordu. Üzerindeki tozlu mont ve kirli tişört, uzun süredir temizlenmemişti. Saçları dağınık, yüzünde ise yorgun ama kararlı bir ifade vardı.
“Jungkook... bıçağı bana ver. Sen önden git, ben arkanı kollayacağım.” dedi sessizce.
Jungkook başını salladı ve bıçağı ona uzattı. İkisi arasında derin bir güven vardı; artık sadece arkadaş değillerdi, birbirlerinin hayatlarındaki en önemli kişiydiler.
Yolun sonunda, eski bir marketin camları kırılmış, içerisi karanlıktı. Ama içinde hayatta kalmaları için ihtiyaç duyacakları yiyecekler vardı. İkisi de sessizce içeri girdiler. İçeride, zamana yenik düşmüş raflar, yere dağılmış konserve kutuları ve kırık şişeler vardı. Her an bir zombi çıkabilir, bu sessizlik tehlikeli bir sessizlikti.
“Dikkatli ol, Tae. Burada yalnız değiliz.” diye fısıldadı Jungkook.
Birden, içeriden garip bir ses yükseldi. Tıkırtı, ardından boğuk bir hırıltı… Zombiler!
Taehyung anında bıçağı kaldırdı ve Jungkook’a fısıldadı: “Hemen buradan çıkmalıyız. Koş!”
İkili, ellerinden geldiğince sessizce ve hızlıca marketten çıkmaya çalışırken, kapıdan içeriye birkaç zombi girdi. Kalpleri hızlı atıyordu, nefesleri kesiliyordu ama pes etmediler.
Dışarı çıktıklarında Jungkook nefesini toparlamaya çalıştı ve Taehyung’a baktı. “Bize zarar veren sadece zombiler değil, korku da... Ama birlikteyiz, Tae. Bu karanlıkta bile birbirimizi bulduk.”
Taehyung, hafifçe gülümseyerek, “Seni gördüğümde, hala umut varmış gibi geliyor bana.” dedi.
O an aralarındaki bağın sadece hayatta kalmak için değil, daha derin bir şey için olduğunu ikisi de hissetti.
Jungkook, Taehyung’un sözleri karşısında birkaç saniyeliğine sessiz kaldı. Gözlerini onun gözlerinde kilitledi. O kıyametin ortasında, karanlık, sessizlik ve ölümün hemen yanı başında… Taehyung’un gözlerinde başka bir şey vardı. Umut gibi, sıcaklık gibi... belki de aşkın ilk kırıntısıydı bu.
“Beni... hayatta tutan şey sensin,” dedi Jungkook kısık bir sesle. “Yalnız olsaydım çoktan vazgeçmiştim.”
Taehyung başını hafifçe eğdi, utangaç bir şekilde gülümsedi. Gözlerinde titreyen bir parıltı vardı.
“Sen olmasaydın, korkudan yürüyemezdim bile. O gün seni ilk gördüğümde… Yalnızdım. Hep yalnızdım, ama artık değilim,” dedi.
O an bir sessizlik çöktü aralarına. Rüzgar yine uğuldamaya başladı. Uzakta bir yerde bir araba alarmı çaldı — muhtemelen bir zombi çarpmıştı. Ama o anda dünya sadece ikisinden ibaretti. Ne dışarıdaki tehlikeler, ne ölüm... sadece o bakışlar ve söylenmemiş duygular vardı.
Jungkook, montunun cebinden buruşturulmuş bir parça çikolata çıkardı. Gülümseyerek Taehyung’a uzattı.
“Yine buldum,” dedi. “Kardeşim için saklıyordum ama... artık bu senin.”
Taehyung çikolatayı aldı, yavaşça açtı ve küçük bir ısırık aldı. Sonra Jungkook’a döndü. “Bu karanlıkta bile tatlı bir şeyin kalması... garip değil mi?”
Jungkook, onun yanında yere oturdu. “Belki de bu dünya tamamen bitmedi,” dedi. “Belki... yeniden başlayabiliriz.”
Taehyung başını onun omzuna yasladı. Dışarıda zombiler dolanıyordu, gece yaklaşıyordu, barınakları yoktu. Ama o an ikisi de bir şeyin farkındaydı:
Hayatta kalmak için birbirlerine ihtiyaçları vardı.
Ama artık... sadece hayatta kalmak için değil.
꒷꒦︶꒷꒦︶ ๋ ࣭ ⭑꒷꒦ ꒷꒦︶꒷꒦︶ ๋ ࣭ ⭑꒷꒦
Bir sonraki bölüm spoi;
Uzaktan bir çığlık duyuldu. Karanlığın içinden gelen ve insan sesi olduğu açıkça belli olan bir çığlık... Yardım mı? Tuzak mı?
Jungkook ve Taehyung göz göze geldiler. Bu gece,karar vermeleri gerekiyordu...