İçeriğe geç

Hayvan Sihirbazı

Bölüm 15 · 6 dk okuma

Hayvan Sihirbazı

Bölüm 15

MELEK

6 Yıl Önce:

İnsanlar; gecenin dünya üzerine sessizliğiyle çöktüğüne dair türlü türlü edebiyatlar yapsa da İstanbul’a gece asıl, hareketliliği ile çöker. Akın akın gelen kalabalıkla ilgilenen çalışanları seyretmekten başka bir aktivitesi olmayan genç kız bir köşede oturmuş, sıkıntıdan patlamak üzereydi. Burada barmenlik yapan ablasının eline tutuşturduğu kokteyli yudumlarken etrafından gelip geçen saçma sapan tiplerle ilgili teoriler üretiyordu. Mesela önünden geçen birbirine japon yapıştırıcısıyla yapışmış gibi duran orta yaşlı bir çift, kesin sadece birkaç dakika önce tanışmış, bu geceyi birlikte geçirdikten sonra bir daha birbirlerinin yüzünü dahi görmeyeceklerdi. Bir köşede oturmuş kendi kedine içkisini yudumlayan ve oldukça sert bir yüze sahip adam; kim bilir kafasında nasıl bir senaryo kuruyordu? Belki de kafayı bulduktan sonra eve gidip sızana dek karısını dövecekti. Öte yandan müziğin son ses olduğu bu ortamda bile birbirlerini anlayıp kahkahalar eşliğinde eğlenen bir grup serseri, buradan çıktıktan sonra kavgaya karışacak ve birçoğunun yakışıklı olduğunu düşündüğü yüzü yaralarla süslenecekti. Kafasında kurduğu bu senaryo onlar için üzülmesine neden olmuştu. Oysaki aralarındaki sarışın çocuk hiç de fena değildi.

Son düşündüğü şeye güldüğünde daha fazla yerinde oturamayacağını hissedip ablasına dışarı çıktığını anlatan bir el hareketi yaptıktan sonra mekânın girişine ilerledi. Deri ceketinin cebinden sigara paketini çıkardığı esnada iki tane gencin mekânın korumalarıyla kavga ettiğini gördü.

Köşede sigarasını içerken olan bitene şahit olan kız pes edip mekândan ayrılan gençlerin peşine takıldı. Madem bu gençler içeri girmek istiyordu, o zaman onları içeri sokardı. Eğlence nasıl da kendi ayağıyla yürüyüp gelmişti.

Avcu gibi bildiği sokak aralarından geçip gençlerin yanına yaklaştığında onlara seslendi ve ikisinin de dikkatini çekmeyi başardı.

“İçeri girmek istiyordunuz değil mi?” Gençlere doğru adımladığında ikisinin de bakışları birbirine döndü. Aşağı yukarı aynı boylarda olan geçlerden birinin saçları dağınık, ötekininki düzenliydi. Genç kız dağınık saçlı olanı uzun uzun süzerken diğeri “Evet, bizi sokabilir misin?” dedi.

Kız biraz daha onlara yaklaştığında sağ eliyle gözlüklerini düzeltti. “Belki sokabilirim ama neden sokayım?”

“Madem sokmayacaksın ne diye yolumuzu kesiyorsun?” diye atar yapan dağınık saça baktı.

“Sokmayacağım demedim, neden sokayım dedim. Sanırım algılamakta güçlük çekiyorsun.”

“Senin ben...”

Hızla arkadaşının kolunu kavrayıp onu durduran genç “Hazar, sakin ol.” diye soludu.

Genç kız asabi çocuğun adını öğrenir öğrenmez yüzüne daha geniş bir gülümseme yerleştirdi.

“Evet, sakin ol Hazar. Neden girmek istiyorsunuz içeriye? Eğlenmek için mi?”

“Evet, eğlenmek için.” dedi başından beri sakin tavırlar sergileyen çocuk. Bu cevaptan memnun olmayan genç kızın yüzündeki ifade soldu. Eğlence anlayışlarının içerideki müzikle ve kızlarla dans etmek olduğu o kadar açıktı ki. Bir an hayal kırıklığına uğradığını hissetti. Tam onları bırakıp gidecekti ki Hazar, “İçeride eğlendirmemiz gereken birileri var.” dedi.

“Nasıl bir eğlence bu?”

Hazar, kıza yaklaşıp kulağına “Kanlı bir eğlenceye ne dersin küçük kız?” diye fısıldadı. Tüylerinin diken diken olduğunu ve nabzının hızlandığını hisseden kızın yüzünde çarpık bir gülümseme oluştu.

“Bayılırım.”

Genç kız, barın yalnızca personellerin kullandığı ve bazen de ünlü insanların gizli gizli çıkarıldığı kapısından onları içeri soktuğunda ikiliden teşekkür beklemese de güzel bir şov bekliyordu. Kanlı eğlencelerinin ne olduğunu merak ediyordu. Bu yüzden onları net bir şekilde görebileceği bir yere geçti ve seyretmeye başladı.

İkili, az önce haklarında bir şeyler tahmin ettiği grubun yanına ilerlerken genç kız henüz akmamış kanın kokusunu alabiliyordu.

Dağınık saçlı çocuk, grubun yanında emanet gibi oturan sarışın kızı koltuktan sökercesine çekip arkasına gizlediğinde bütün grup ayaklanmış ikilinin karşısına dikilmişti.

“Neden kalıbına göre insanlarla muhatap olmuyorsun Turgay?”

Müzik sesinden olanı biteni zor duyan genç kız biraz daha yaklaşmaya karar verdiğinde artık neredeyse yanlarındaydı.

Turgay, oturduğu yerden kalktığı sırada yüzüne yerleştirdiği alaycı gülüş birazdan olacakların fragmanı gibi görünmüştü genç kıza. Heyecanı iyice artarken Turgay konuştu.

“Sen misin benim kalıbımın dengi?”

“Hayır, tabii ki senle ben denk olamayız. Senin gibi aciz bir adam benim nasıl dengim olabilir?”

Turgay, hâlâ alaycı tavrını sürdürüyordu. Yana doru eğilip Hazar’ın arkasındaki kıza seslendi.

“Melek’ciğim, görüyor musun ne kadar cesur bir sevgilin var? Buraya dayak yemeye gelmiş. Eğer arkasından çıkıp yanıma gelmezsen onun için hiç de iyi olmayacak.”

Melek, dehşete düşmüş bir yüz ifadesiyle Hazar’a baktığı esnada bir adım öne çıkmak için harekete geçmişti ki Hazar; parmaklarını koluna geçirdi. Bakışları aslan gibi yırtıcı bir hâl aldığında gözlerinden ateş çıkacağını düşündü genç kız. Melek yeniden Hazar’ın arkasındaki yerine geçti. Turgay genç kızın kararından rahatsız olmuşa benziyordu. Anlaşılan aynı kıza aşık iki gencin mücadelesini kazanan kişi Hazar’dı. Turgay, bunu kendine yedirememiş olacak ki güzellikle alamadığını vahşilikle almak niyetiyle arkadaşlarından birine işaret verdi. Bu ima genç çocuğu harekete geçirirken araya Hazar’ın arkadaşı girdi ve müzik eşliğindeki bar kavgası başlamış oldu.

Melek korkudan bir köşeye sinerken Hazar ve arkadaşı, dört kişi ile mücadeleye girişmişti. Barda çalan yüksek müzik böylesine şiddetli bir kavgayı bastırmakta güçlük çekiyordu. Dakikalar sonra kavganın şiddeti ile kapanan müzik bütün gürültünün en çıplak haliyle duyulmasını sağladı. Kavgaya başka kişiler de dahil olmuş, bar iyice karışmıştı. Yumruklar, bardaklar havada uçuşuyor; birçok kişi alkolün de etkisi ile hiç tanımadığı insanları tekmeliyordu. En şiddetli kavga Hazar ve Turgay arasındaydı. İkilinin birbirlerine savurduğu yumruklar öldürücü derecede sert ve bir o kadar da fazlaydı. Kavganın bu kadar büyüyeceğini tahmin edemeyen genç kız ona seslenen bir kişinin varlığı ile tüm odağını başka yöne çevirdi. Ablasının sinirli adımları ona doğru yaklaşıyordu ve kaçıp kaçmamak konusunda kararsız kalmıştı. Onun bu kararsızlığı hareketsiz kalmasına neden olurken ablası çoktan yanına ulaşmıştı. “Gel benimle!” diye kız kardeşini oradan uzaklaştıran barmen arka odalardan birine götürdü. İçeri girdiklerinde kapıyı arkasından kapatıp kıza döndü.

“Ne oluyor Demet?”

“Ne oluyor abla?”

Ablası, Demet’in etini sıkıştırdığında genç kız çığlık attı.

“Aptal mı var kız karşında? Kavgayı çıkaran herifleri sen soktun içeri. Gördüm!”

“Ben nereden bileyim kavga için geldiklerini?”

“Tanımadığın adamları neden alıyorsun içeriye?”

“Of tamam abla ya? Bak sesler kesildi. Kovuldular herhalde.”

“Sayende ben de kovulacağım.”

“Abartma ya.”

Demet, ablasının onu soktuğu odadan çıkarken sırıtıyordu. Böylesine bir kavgayı kendisi de beklemiyordu. Beklentilerini karşılayan bu iki gence teşekkür etmeliydi ama onları o günden sonra bir daha hiç görememişti.

…

“Benim için bunu yapmanıza gerek yoktu. Baksanıza şu halinize.”

“Ne varmış halimizde?”

“Sen herhalde karşı tarafın halini görmedin. O şerefsizler üç gün kalkamaz yataktan. Ama bak bize turp gibiyiz.” Hazar ayağa kalkıp zıpladığında ayak bileğindeki korkunç acı ile inleyerek yeniden düştü. Genç kız sevdiği çocuğun bu haline üzüntüyle baktı. O ve onun en yakın arkadaşı az önce dört kişilik bir serseri çetesine kafa tutmuş fena hırpalanmışlardı. Bu nedenden dolayı kendini suçlu ve mahcup hissediyordu.

Hazar’ın yanına eğilip az önce marketten aldığı donmuş bezelye paketini bileğine bastırdı. “Beni kurtarmanıza gerek yoktu. Başımın çaresine bakıyordum.”

“Seni onlarla bırakamazdım.”

“Bırakmış olsaydın bu kadar acı çekmezdin.”

“Acı çektiğimi kim söylemiş? Asıl sen o züppenin yanındayken kalbim ne kadar acıyor biliyor musun?” Kızı yanına çekip sarıldı ve kokusunu içine çekti. “Sen yanımda olduğun sürece bütün acılara dayanabilirim. Ama yokluğuna asla dayanmam. Bu yüzden senin için değil kendim için bu hale geldim.”

“Sana zarar gelmesinden korkuyorum.”

Hazar, geri çekilip genç kızın gözlerinin içine baktı.

“Bana zarar gelmeyecek. Unuttun mu? Sen benim meleğimsin ve beni korursun.”

“Hayır unutmadım. Yaşadığım son güne kadar da bu görevimi sürdüreceğim.”

Samimi bir gülümseme üç gencin de yüzünde misafir olurken yıldızlar en parlak zamanlarını yaşıyordu. Hazar ve kız arkadaşı sohbete daldığı sıra öteki genç başını göğe dikmiş, en yakın arkadaşınınki gibi bir ilişkinin hayalini kurmuştu. O an edilen dua yıllar sonra kabul olur muydu? Bu genç adamı da koruyacak bir melek, karşısına çıkar mıydı?

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

16. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum