İçeriğe geç

Hayatla Barış

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Hayatla Barış

Bölüm 3

Gözler ve Sayfalar

Bir haftanın daha son günüydü. Dün geceki yorgunluğu üzerinden atamayan Hayat, kapının sesine uyandı. İstemeye istemeye de olsa kapıyı açmak için yataktan kalktı. O kadar bitkin hissediyordu ki pijamalarını değiştirmeye bile tenezzül etmedi. Kapıyı açtığında, karşısında kapının kenarında duran kişiyi görünce kendini toparlamaya çalıştı. Pijamalarla çıktığı için bir an pişman olmuştu. “Merhaba Hayat! Nasılsın?” dedi Barış, her zamanki rahat tavrıyla. “İyiyim Barış, sen nasılsın?” “Ben de iyiyim. Bak, sana çok seveceğini düşündüğüm bir kitap getirdim.” Hayat, Barış’ın elindeki kitaba baktı. En sevdiği yazarlardan birinin, Miraç Çağrı Aktaş’ın Hayat Kaybettiğin Yerden Başlar adlı kitabıydı bu. “Aaa, ben bu kitabı alacaktım ama fırsatım olmamıştı. Teşekkür ederim.” “Rica ederim, seni mutlu edebildiysem ne mutlu bana.” “Hadi içeriye gel, bir şeyler içeriz.” Barış içeriye girdiğinde evdeki mobilyalara takıldı gözü. Mobilyalar eve fazlasıyla ciddi bir hava katıyordu ve Barış, Hayat’ın bu ciddi ortamdan sıkıldığını tahmin edebiliyordu. Merak edip onunla birlikte odasına geçti. Hayat’ın odasıysa bambaşkaydı; ilkbahar havası veriyordu. Mor duvarların üzerinde papatya baskıları vardı, tavanda gün doğumunu andıran bir resim… Pencerenin önünde ise sallanan sandalye duruyordu; tıpkı Barış’ın odasında olduğu gibi. Bu tesadüf Barış’ı gülümsetti. “Ee, ne düşünüyorsun? Odamı beğendin mi?” dedi Hayat. “Odan muhteşem, çok iç açıcı. İnsana huzur veriyor.” “Teşekkür ederim. Sen şöyle otur, ben bize bir şeyler getireyim.” Hayat odadan çıkınca Barış, odayı incelemeye devam etti. Bir ara gözleri yatağın üzerine kaydı; yastığın altında duran defteri fark etti. Bunun bir günlük olduğunu anlamak zor değildi. Bir an, elini uzatmayı düşündü ama sonra durdu. İçinde merakla beraber çekingen bir tereddüt vardı. Hayat elinde tepsiyle geri döndüğünde Barış toparlandı. Çay bardaklarını masaya bırakırken Hayat, kucağındaki kitabı yeniden aldı. “Biliyor musun, Miraç’ın kitapları bana hep iyi gelmiştir,” dedi heyecanla. “Ne zaman düşsem sanki beni kaldırıyor. Ama bu kitabını hiç okuyamamıştım.” Barış hafifçe başını salladı. “Ben okudum. Zor zamanlarımda elimden tutmuştu. Belki sana da iyi gelir diye düşündüm.” Hayat gözlerini kısacık Barış’a çevirdi, sonra kapağa baktı. “Galiba bana da lazım böyle şeyler,” diye fısıldadı. “Kaybolmak bazen kötü bir şey değildir,” dedi Barış, sandalyesinde sallanırken. “Belki de yolunu bulmak için önce kaybolman gerekiyordur.” “Ya kaybolduğumuzda yolu bulamazsak?” dedi kısık sesle Hayat. Barış, Hayat’ın gözlerine baktı. Orada bir kargaşa, bir korku vardı; fakat daha derinlerde gizli bir umut olduğunu da biliyordu. “Yolu bulmak için adım atmak lazım. Çıkmaz sokağa girmekten korkma. Gerekirse geri dönersin… ama illa yolu bulursun.” Hayat derin düşüncelere daldı, kendi içinden mırıldandı: “Ya o yolu hiç bulamazsam, ya daha çok kaybolursam…”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.