İçeriğe geç

Hayatın İçindeki Yaşam

Bölüm 3 · 1 dk okuma

Hayatın İçindeki Yaşam

Bölüm 3

Ölüm arzusu

Hem ölmek isteyip hem de yaşamayı istemek, en büyük ikilemlerden biridir. Belki yaşamak güzeldir ama ya ölmek daha güzelse?

Bu sorunun kesin bir cevabı var mıdır?

"Kendimi yüzlerce kez öldürmek istedim ve denedim de, bana sunulan hayatı yaşamak istemedim. Çünkü bana kuradan çıkan ev soğuktu ve beni zaten er ya da geç öldürecekken ve ben bunu biliyorken neden kendi irademle ölmeyeydim ki. İstediğim sıcak bir ev değildi, bir battaniye ya da sıcak tutacak bir şeyler de değildi: tek istediğim o soğuk evde tek olmaktı. Çünkü beni içten içe öldüren soğuk değil, etrafımdaki insanlar olacaktı. Soğukta bunlara katılacak ve bunların hepsi beni öldürecekti.

Sonra o iğrenç evin kapısında bir gölge belirdi, o bana ben ona baktım. Ay ışığı yüzüne vurunca bana tebessüm ettiğini gördüm ve o gölge bana aslında o evdeki soğukluğun, etrafımdakilerin yaptığı şeylerin bende bıraktığı izlerin tek bir tebessümle gidebileceğini öğretti. Hayatı sevdim. Hayatın içindeki yaşamı sevdim. Bana sunulan evdeki soğukluğu sevdim. Kendimi sevdim ve kendimden önce de onu sevdim. Ben onu çok sevdim.

Hayat yüktü benim için ama onu da sevmeyi öğretti.

Bu gülünç zayıflık belki de en melankolik eğilimlerimden biri, bir yükü taşımaya hevesli hale gelmekten daha aptalca bir şey olabilir mi?"

Bölüm sonu

1 yorum