Ne yaparsan yap o soğukluğu yok edemezsin, alışırsın.
Alışmak: ne kadar da acınası bir kelime. Düşünsene acıya alışıyorsun, canının yanmasına, soğuğa, soğuktan göğsüne batan iğnelere, nefesinin ciğerlerini acıtmasına alışıyorsun.
En kötüsü de: soğuk seni öldürür, içten içe dondurarak. Sen bunu hissetmezsin bile. Çünkü ölüyorsundur ve sen ölmeye de alışmışsındır.
İnsan öleceği günü hissedermiş, ne gariptir ki öleceği günü hissedebilen insan, öldüğünü hissedemiyor.
Kendi isteğimizle gelmediğimiz bu dünyadan gitmek istediğimizde günah sayılıyor. Neden kendi isteğimizi ve rızamız olmadan hele ki dünyaya geldiğimiz anda bize verilen ev yıkık ve soğuksa, bunları reddedip bu sefer kendi hür irademizle ölmek istediğimizde bu günah sayılıyor?
Bunu kime sorarsanız muhtemelen:
-"Tanrı böyle uygun görmüş, onun kurallarına karşı çıkamazsın."
-"Tanrı günah demişse günahtır."
-"kutsal kitapta böyle yazıyor O yüzden bunlara uymak zorundayız."
Cümlelerini ve bunların türevlerini duyarsınız.

